İçeriğe geç

Güneş Tepede

Bölüm 6 · 4 dk okuma

Güneş Tepede

Bölüm 6

Sıradan Bir Okul Günü-2

6. Bölüm

Güneş olduğu yerde beklerken iç geçirdi ve öğretmen masasına oturup beklemeye başladı. Çok geçmeden içeriye Nazlı ve Helin girdi. Güneş kafasını kaldırdığında bıkkınlıkla "Of!" Dedi.

+Ya tüm okul çıkmış siz burda ne arıyorsunuz hâlâ?

-Ee bi cevap verecek misin bize?

+Ne cevabı? Ben cevabınızı almışsınızdır diye düşünmüştüm. Belli ki almamışsınız.

Nazlı elini masaya koydu ve alaycı bir tavırla sordu.

-Almadık bitanem, e noolucak peki şimdi?

İkisi de gülmeye başladı.

+O saçma grubunuza tekrar katılmicam. Ya hem benim ne işim olur ya sizinle. Siz gidip kendinize başka kuklalar bulsanıza?

Güneş gitmeye yeltendiği anda, Helin onu geri oturttu.

-Hoop nereye böyle?

İkisi de Güneş'in üzerine yürürken Güneş sadece yutkundu.

Bu sırada Deniz, tüm okulu dolaşmış ama yine de o kişiyi bulamamıştı. Güneş'i orada tek bıraktığını hatırladı, iç çekti ve hızlıca sınıfa yeniden çıktı. Sınıfa adımını attığında ise gördüğü manzara karşısında şok oldu.

Bu sabah gördüğü kızlar, Güneş'in üzerine yürüyordu. Hemen hareket geçti.

-Hiştt hop hoop, çabuk rahat bırakın onu.

+Bırakmazsak naparsın, artist? Döver misin bizi? Alaycı bir ses tonuyla

Deniz Nazlı'nın kolundan tuttu ve hafifçe sarstı. Kolunu sıkmaya başlayınca Nazlı pes etti ve oflayarak sınıftan çıktı. Helin de önce Denize baktı, sonra Nazlının peşinden gitti.

-Güneş iyi misin, bir yerine bir şey yaptılar mı?

Deniz, Güneş' kollarını, yüzünü kontrol etti. Çevirdi çevirdi, bı kızarıklık morarık var mı diye baktı. Neyse ki bir şeyi yoktu.

+Yok yok, hayır. Gruplarına katılıp katılmayacağımı sormaya gelmişler.

-Sen ne dedin peki?

+Tabii ki hayır dedim.

Deniz kocaman gülümsedi ve Güneş'e sarıldı. Güneş anlam veremedi bu olanlara, ama sesini çıkarmadı. Denizle her yan yana geldiklerinde Güneş, karnında garip şeyler hissediyordu. Onun yanında gerçekten huzurlu ve mutlu olduğunu hissediyordu. Biraz sonra şaşkınlıkla sordu.

+Ee şey, bunu neye borçluyuz? Sarılmayı yani. Gülümsedi

Deniz yavaşça geri çekilerek tebessümle konuştu.

-Cesaretine... Cesaret edip onlara karşı geldiğin icin seninle gurur duyuyorum Güneş.

Güneş de, Deniz'in gözlerine bakarak tebessüm etti. Güneş de öyle boş boş baktı onun gözlerine. Masmavi gözlerine... Dalıp gitti böyle biraz. Çok geçmeden Güneş kendine geldi ve biraz silkelendi. Öğretmen masasından indi. Boy farkları az da olsa azalmışken, şimdi açık ara Deniz kazanmıştı.

Fazla oyalanmadan eve yürümeye başladılar. Eyüp beyin toplantısı vardı, malum ilk gün. Bu yüzden birkaç saat geç gelecekti eve. Güneş de bunu bildiğinden Denizle yürümeyi tercih etti.

Aslında, zaten Denizle gitmeyi yeğlerdi. Gülüşerek eve doğru yürürken zamanın nasıl geçtiğini fark etmediler. Güneş'in evine geldiklerinde vedalaşma vakti gelmişti. Güneş Deniz'e aniden sarıldı. Ellerini boynuna sarmıştı. Deniz de bu ani sarılmayı beklemiyordu ama hoşnut olmadığı söylenemezdi. O da yavaşça ellerini Güneş'in beline sardı. Kafasını Güneş'in saçlarına gömdü. Çok güzel korkuyordu, her bir teli. Sanki o saçlar derin bir okyanustu da, Deniz orada kaybolmak istiyordu. Güneşse boyuna ulaşmakta biraz zorluk çekse de biraz böyle durdular.

Sonunda geri çekildiklerinde Güneş konuştu.

-Deniz teşekkür ederim.

+Iıı, neden ki?

-Ee beni korudun.

+Arkadaşlar böyle yapar.

-Hep yanımdasın, yanımda kal, olur mu?

Deniz'in adeta dili tutuldu. Konuşamadı, gözleri parladı. En sevdiği insandan böyle bir cümle duymak. Dünyalara bedeldi onun için. Kelimeleri toparlamaya çalıştı. Ama ağzından sadece şu kelimeler döküldü.

+Elbette Güneş..

Birbirlerine iyi akşamlar dedikten sonra Güneş eve, Deniz kendi yoluna gitti.

Güneş eve girdiğinde babası ve annesi onu kapıda bekliyordu. Güneş "Noldu?" dercesine bir bakış attı. Büyük ihtimalle eve okul çıkış saatinden 2 saat sonra geldiği için böyle dizilmişlerdi. Güneş karşısında babasını görünce toplantının erken bittiğini anladı. Babası ona "Gel" gibi bir el işareti yaptı. Ardından Eyüp bey önde, Nergis hanım onun bir arkasında, Güneş de en arkada onları takip ediyordu. Sonunda salona geldiler ve ikisi de Güneş'in karşısına oturup soru yağmuruna tutmak için birkaç dakika beklediler. Nergis hanım bu sessizliğe dayanamamış olacak ki konuştu.

-Kızım sen bu saate kadar nerdeydin? Yine o Deniz denen çocukla mıydın yoksa?

+Anne ne alakası var? Böyle imalı imalı konuşmalar falan. Sizin Denizle ne alıp veremediğiniz var ya?

-Daha ilk günden böyle de geç kalınmaz ama canım. Arıyoruz açmıyorsun.

+Şarjım bitti anne.

-Hep de bir bahanen var küçük hanım.

Eyüp bey konuşmaya başladı.

-Annen haklı kızım. En azından bizi haberdar edebilirdin. Merakta kaldık çocuğum biz seni düşündüğümüzden böyle yapıyoruz. Yani kötülüğünü istemiyoruz ki biz senin. Beni bi' dinler misin kızım?

Bu konuşmanın içine Eyüp bey girdiyse, Güneş oradan hemen uzaklaşmaya başlardı. Bu yazısız bir kuraldı onların evinde. Böyle durumlarda önce Nergis hanım konuşur, Güneş bahanesini sunar. Sonra Eyüp bey konuşmaya başlar ama Güneş bu konunun daha fazla uzamasını istemediğinden kaçmaya çalışırdı. Çünkü babasının hiç susmayacağını bilirdi.

Yine öyle oldu. Güneş çaktırmadan babasını geçiştirerek yukarı kata hızla çıktı. Hemen derin bir "Oh" çekti ve çantasını yere bıraktı. Hızla üzerini değiştirip kendini yatağa attı. Bugün hem çok yürümüş hem de çok yorulmuştu. Kafasını yastığa koyar koymaz uyudu. Gece 3 civarı telefonunun titreşmesiyle uyandı. Biri mesaj atıyordu ama ne mesaj. Durdurak bilmeden her saniye. En sonunda Güneş ayıldı ve telefonuna baktı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.