5. Bölüm
Güneş ve Deniz sırada otururken, ve ilk ders bu şekilde boş geçerken, sohbetlerine dalıp teneffüsün çaldığını duymamışlardı bile. Onlar hala gülüşerek sohbet ederlerken, bir anda masaya vurulan bir el hissettiler. Güneş aniden irkildi ve arkasını döndü.
+Nazlı?
Deniz, Güneş'in bu kızın adını nerden bildiğini merak etmişti.
-Güneşcim. Canım okulun ilk günü biricik arkadaşlarının yanına niye gelmiyosun? Üzdün bizi bak.
Nazlı ve arkasındaki 2 kız da gülmeye başlamıştı. Deniz meraklı gözlerle olanları izlese de, Güneş'in gözlerinde yalnızca boşvermişlik vardı.
+Yine ne istiyorsunuz benden? Ben bir kere düştüm o çukura, bir daha yalvarsanız da bulaşmam size. Sizden de aynı performansı bekliyorum.
- Sahte bir kahkaha atarak Ya nolur gel yanımıza Güneş sensız yapayalnız kaldı grubumuuuzz. Kızım okulun başından beri yapıştın peşimize düşmedin yakamızdan. Şimdi biz seni niye bırakalım. Ya yine gelirsin pis işlerimizi yaparsın, ya da bu son geçirdiğini yılı da zehir ederiz sana.
Deniz'in kaşları bir anda çatıldı. Yavasça ayağa kalktı ve Güneş'i de ayağa kaldırdı. Kızlara istemsiz kuruldu, gözlerini hiç ayrımadı. Nazlı'yı kolundan hafifçe ittirip, Güneş'i de alıp sınıftan çıktı. Güneş ve Deniz bahçeye çıkana kadar hiç konuşmadan öylece yürüdüler. Okul binasından adımlarını dışarıya attıkları anda Deniz konuşmaya başladı.
-Ne yapacaksın?
+Anlamadım?
-Şimdiye kadar ne yaptıysan onu yapıp onlara boyun mu eğeceksin, yoksa yapmaya yeltenemediğin şeyi mi, onlara karşı mı geleceksin?
Güneş sustu. Sadece sustu ve hiç konuşmadı. Zaten hüznünden gözünün önünü göremiyordu, Deniz de hala üzerine geliyordu.
-Konuşsana Güneş.
+Anlamıyorsun Deniz. Dediklerini yapar onlar. Dar ederler bu okulu bana. Bilmiyorum ne yapacağımı.
Güneş ne kadar sakin konuşmaya çalışsa da, Deniz bir kelime daha ederse oturup ağlayacak durumdaydı.
-Anlamaya çalışıyorum, sana ne yaptırmış olabilirler de bu kadar üzgün ve çaresizsin? Seni böyle görmeye dayanamıyorum ben.
Güneş dolu gözlerle Deniz'e baktı. Elini alnına götürüp yüzünü saklamaya çalıştı. Deniz sakince Güneş'in elini alıp aşağı indirdi. Sonra kollarını yavaşça Güneş'e sardı. Güneş şaşırdı, çünkü ilk defa ağladığında biri ona içten sarılmıştı. Bu duruma alışık değildi, mutlu olduğundan gülmeye başladı. Gözlerinden yaşlar süzülse de, dudakları gülüyordu. O da kollarıyla Deniz'e sarıldı.
Deniz de Güneş'i rahatlatabildiği için mutluydu. Sadece gülümsüyordu. Biraz sonra geri çekildi ve ellerini Güneş'in yanaklarına koydu. Boyuna erişmek için biraz eğildi.
-Daha iyi misin?
Deniz Güneş'e öyle bakınca, Güneş de hiçbir şey söyleyemedi. Öylece baktı sadece. Deniz en azından onu biraz rahatlamış gördüğü için harekete geçti. Sınıfa doğru yürümeye başladılar. Sınıfa geldiklerinde herkes onlara bakıyordu. Anlamsız gözlerle etrafa bakarak yerlerine oturdular. Sınıftan bir kız Güneş'in yanına geldi ve kulağına bir şey söyledi. Güneş'in gözleri faltaşı gibi açıldı. Duyduklarına inanamamişcasına Deniz'e baktı. Deniz merakla sordu.
-Noldu?
+Sınıftakiler bizi pencereden görmüş. Bizi sevgili sanmışlar.
Deniz şaşırdı, ama bu durum hoşuna gitti. Kıkırdarken yüzünü saklamaya çalışsa da Güneş onu fark etti. O da ciddi kalamayarak;
-Ya ne gülüyosun?
+Bilmem öyle, sinirlerim bozuldu.
Deniz artık gerçekten gülmeye başladı. Güneş de ona katıldı ve birlikte gülmeye başladılar. Biraz sonra durdular.
-Ama bir de şöyle bir durum olmuş. Nazlının yanındaki kızlardan biri, ismi Âhu. Bizi görünce ağlayarak çıkmış sınıftan. Tabii bizim kızlar da peşinden-
Bu sözleri söylerken Güneş'in kafasına bir şeyler dank etti. Başından aşağı kaynar sular dökülmüş gibi oldu. Hem mayıştı, hem de bedeni taş gibi sertleşmişti. Bu duruma anlam vermeye bile tenezzül edemeden kaşlarının çatıldiğını fark edemedi. Deniz'in konuşması onu kendine getirdi. İrkilerek ona baktı.
+Güneş sen iyi misin?
-Evet evet. Niye ki?
+Yani bi sinirli gibi geldin de gözüme. Ondan sordum canım.
Canım. Güneş'in kulakları ilk defa bunu duyduğu için şükrediyordu. Daha önce bu lafı çok kişiden duymuştu ama Deniz soyleyince bı hoşuna gitmişti.
-Yok ya bir şeyim yok merak etme. Sadece şey var da, aklımı kurcalayan bir düşünce.
Deniz sorgulayan gözlerle Güneş'e baktı. Ne olduğunu sorarcasına.
-Acaba bu kız sana aşık da, bizi kıskanıp o yüzden mi ağl-
Güneş daha sözünü bitiremeden Deniz kahkahayı patlatmıştı. Bütün sınıf onlarin sırasına baktı. Güneş bir anda eliyle Deniz'in ağzını kapattı. Deniz hala boğuk boğuk gülmeye devam ediyordu. Sonunda sustuğunda Güneş konuştu.
-Ya ne gülüyorsun, tüm sınıfı inlettin resmen Deniz.
+Ama napayım çok komikti. Şu düşündüğün şeylere bak ya. Kız beni görecek dee aşık olacak daa ohooo. Yani abartma canım sen de.
-Ay tamam iyi be. Sana da bir şey söylemeye gelmiyor yani.
Deniz hafifçe Güneşin yanaklarını mıncırdı gülerek.
+Tamam tamam kızma çillimm bennim.
Güneş de dayanamadı o da güldü. Tatlı tatlı gülüşmeye devam ettiler.
Güneş ve Deniz, dersleri bu şekilde bitirdikten sonra çıkış zili çaldı. İnsanlar çantalarını toplayıp sınıftan birer birer çıktılar. Güneş de tam çıkmaya yeltenirken, Deniz onu kolundan tuttu. Sakince "Gitme" dedi. Güneş durdu.
-Noldu Deniz. Çıkmayacak mıyız?
+Seninle bir şey konuşmam gerekiyor.
-Yani sınıfta mı? Burdan parka falan gitsek olmaz mı?
+Ben daha fazla içimde tutamıyorum, bence tam sırası şuan.
-Peki dinliyorum.
Deniz, Güneş'e bir adım daha yaklaştı. Artık aralarındaki mesafe sıfırdı. Gözlerinin içine baktı. Tam konuşacakken, bir fotoğraf çekme sesi duydu. İrkildi ve etrafa bakmaya başladı. Kapının orda birinin hızlıca çekildiğini gördü, ve ayak sesleri duydu.
+Sen burada bekle ben hemen geliyorum.
Sınıftan çıktı ve yavaş adımlarla okul koridorlarında dolaşmaya başladı.