Nihalin evinin önündeydik.
Güneş tam evin arkasındaydı.
Gözlerimi açabiliyordum
Çünkü bu gittikçe etkisini kaybeden bir ışıktı.
Akşam karanlığı bu şehri kaplamadan önce atılması gereken o adımı atmak için zile bastım
Din don!
Din don!
Kapı açıldı
Nihal
“ne zaman gelecektiniz allahım ya”
Boynuma sarıldı.
Sonra çekildi
Serkana sarıldı.
Sonra şuleye.
Elimi beline götürdüm
Ve içeri doğru yürüdük.
Evin içinden arka bahçeye girdik.
Şule ve ben hiç düşünmeden kıyafetlerimizi çıkartıp havuza atladık.
Ufak bir klor kokusu
Havuzdaymışız gibi
Biraz titretecek türden.
Nihal takıldı
“su canavarı bu ikisi ya”
Serkan bir koltuğa yayılırken güldü.
Nihal ortaya soruyu bıraktı.
“ne zaman gelmeyi düşünüyordunuz.”
Ayaklarım çırpınmayı bıraktı.
Söze şule girdi.
“nihal cidden özür dileriz.”
Uzaklara baktı.
“eskiden bahaneniz olurdu artık keyfi gelmediğinizi belli ediyorsunuz.
“hayır ama nihal seni ne kadar sevdiğimizi ve arkadaş olduğumuzu biliyorsun. Söz konusu bile değil”
Kafasını çevirdi.
“neyse şuan trip atacak zaman yok”
Ellerini birleştirip bana döndü.
“ne bilmem gerekiyor.”
Serkan kafasını salladı.
“son olaylardan sonra hiçbir şey olmadı.”
Şule araya girdi.
“o yüzden bugün konuşulacak çok güzel bir konumuz var.”
Devam etti.
“altun bey birinden hoşlanıyor.”
Serkan ve nihal bana döndü
Bir nefes aldım.
Ve anlattım.
“galadaki kız varya melek ondan hoşlanıyorum.”