Ertesi gün okul, her zamankinden daha gürültülüydü ama Güneş bunu garip bir şekilde “duymuyordu”.
Sanki sesler kulağına geliyor ama beynine ulaşmıyordu.
Yaman sınıfa her zamanki gibi sessiz girdi.
Kimseyle konuşmadı. Kimseye bakmadı.
Sadece yerine geçti.
Ama Güneş onu izliyordu.
Bir insanın sessizliği bu kadar ağır olabilir miydi?
Yaman, defterini açmadan önce bir an durdu. Kalemi elinde çevirirken gözleri sınıfta gezindi. Sanki bir şey arıyordu.
Ya da birini.
Ders boyunca tek kelime etmedi.
Ama Güneş, onun sessiz olmadığını fark etti.
Yaman dinlemiyordu.
İzliyordu.
Ders çıkışında herkes dağıldı. Yaman kapıya yöneldi ama tam çıkarken durdu.
Başını hafifçe çevirdi.
Güneş’e baktı.
O an etraf sanki bir saniyeliğine sustu.
“Dikkat et,” dedi Yaman.
Güneş kaşlarını çattı.
“Ne?”
Ama Yaman cevap vermedi.
Sadece çıktı.
Ve Güneş, ilk kez bir cümlenin içinde tehdit mi, uyarı mı olduğunu anlayamadı.