Kaan ve Melis'in tuzağı ellerinde patladıktan sonra sahne arkasına yeni yüzler dahil olmuştu. Şov dünyasının pırıltısına güvenen hırslı prodüktör Efe, Gündüz'ün mütevazı ve sakin duruşunu zayıflık sanarak gözünü ona dikmişti. Gündüz’ün kuliste tek başına olduğu bir anı kollayıp yanına sokuldu.
"Bak Gündüz," dedi Efe, mesafesiz ve kibirli bir tavırla yaklaşarak. "Sen yeteneklisin ama Gece’nin gölgesinde kalıyorsun. O ketum çocuk seni aşağı çekiyor. Benimle çalışırsan seni tek başına bir yıldız yaparım. Bir düşün derim..." diyerek elini küstahça Gündüz'ün omzuna koymaya çalıştı.
Gündüz, Efe'nin bu samimiyetsiz ve niyetini belli eden tavrı karşısında bir an bile tereddüt etmedi. Kıvırcık kahkülünün altındaki o baba yarasını, yaşadığı acıları ve Gece ile kurduğu o kutsal kardeşlik bağını hatırladı. Kimse onun hayatını ve kardeşini küçümseyemezdi.
ŞRAK!
Gündüz, var gücüyle Efe'nin suratına okkalı bir tokat patlattı. Tokatın sesi boş kulis koridorunda yankılandı. Efe neye uğradığını şaşırıp yüzünü tutarken, Gündüz gözlüğünü sakince burnunun üstüne itti. Gözlerinde en ufak bir korku ya da tereddüt yoktu.
"Benim cevabım bu!" dedi Gündüz, sesi çelik gibi sert ve net bir tonla. "Bir daha sakın benimle de, kardeş gibi sığındığım Gece ile de böyle seviyesizce konuşmaya kalkma. Biz bu yola makam, şöhret için çıkmadık. Kendi kirli tekliflerini de alıp buradan defol!"
O sırada koridorun ucundan hışımla gelen Gece, sahneye yetiştiğinde Efe'nin yüzünü tutarak geri adım attığını gördü. Gündüz’ün dimdik duruşunu görünce içindeki öfke yerini gurura bıraktı. Sağ yanağındaki şimşek izi hafifçe seğirdi, Gündüz’ün yanına geçip kolunu arkasına aldı.
Efe, aldığı dersin utancıyla tek bir kelime bile edemeden hızlı adımlarla oradan uzaklaşmak zorunda kaldı.
Gece, Gündüz’e bakıp hafifçe gülümsedi: "Sanırım senin korunmaya ihtiyacın yokmuş."
Gündüz, kahkülünü düzelterek gülümsedi: "Biz kendi kendimizi korumayı o soğuk sokaklarda öğrendik Gece. Kimse bizim aramızdaki bağı da, duruşumuzu da bozamaz."
O akşam kulisteki sığınaklarında seccadelerini serip yan yana namaza durduklarında, kalpleri her zamankinden daha huzurlu ve kenetlenmişti. Dışarıdan gelen hiçbir fırtına, kendi ayakları üzerinde durmayı bilen bu iki kardeşi sarsamayacaktı.