İçeriğe geç

GÜNDÜZÜN GECESİ

Bölüm 22 · 3 dk okuma

GÜNDÜZÜN GECESİ

Bölüm 22

22. BÖLÜM: GÖNÜL TELİ, İLÂHÎ BİR SES VE SÜKSE

Akademi, kimsesiz çocukların neşeli sesleri ve enstrüman tınılarıyla dolup taşıyordu. Gündüz, kaba ön yargıların, vefasızlıkların ve acı hatıraların yükünü hayatından büsbütün atmıştı. Artık ne birinin onayına ihtiyacı vardı ne de aşka dair kırık hayallere... Kendi kurdukları bu sığınakta, kalbini sadece müziğe ve Hak rızasına adamıştı.

​Bir öğleden sonra, akademinin bahçesindeki ulu çınarın altına oturdu. Kucağına en sadık dostu olan bağlamasını aldı. Parmakları mızraba dokunurken, içindeki o derin, yaşanmış hüzün ve sükûnet melodiye dökülmeye başladı. Gündüz çalıyor, bağlamanın ahşap gövdesinden dökülen her nota rüzgârla birlikte bahçeye yayılıyordu.

​Tam o sırada, akademiyi ziyarete gelen ve gönül ehli kimliğiyle tanınan genç bir ilahi icracısı olan Yunus bahçeye adım attı. Yunus; gösterişten uzak, maneviyatı derin, tasavvuf müziğine gönül vermiş son derece vakur bir gençti. Türkiye onu duru sesi, edepli duruşu ve samimiyetiyle tanıyordu. Yunus, Gündüz’ün çınarın altında kendi dünyasına çekilerek mızrap vurduğunu görünce adımlarını yavaşlattı. Gündüz’ün bağlama çalarkenki o samimi, iffetli ve hüzünlü hali, Yunus’un yüreğinde daha önce hiç hissetmediği bir teli titretti.

​Yunus, Gündüz’ü rahatsız etmekten çekinerek birkaç adım uzakta durdu. Gündüz’ün çaldığı hüzünlü ve derin makamı duyunca, gözlerini kapatıp o duru ve yakıcı sesiyle kendiliğinden bir ilahinin beytine girdi:

​"Gel gör beni aşk neyledi... Gâh eserim yeller gibi, Gâh tozarım yollar gibi... Gel gör beni aşk neyledi..."

​Gündüz, aniden yükselen bu derin ve manevi sesle irkildi ama bağlamasını kesmedi. Başını kaldırdığında Yunus’un samimi ve hürmet dolu gözleriyle karşılaştı. Yunus’un sesindeki o manevi derinlik, Gündüz’ün bağlamadaki mızrabına bambaşka bir ruh kattı. İkili, aralarında tek bir laf dahi etmeden, sadece müziğin ve gönlün diliyle muazzam bir meşke tutuştu. Gündüz çaldı, Yunus söyledi...

​O an bahçede bulunan akademideki öğrencilerden biri, bu eşsiz ve büyüleyici anı hissettirmeden cep telefonuyla kayda aldı.

​Aralarındaki o manevi icra bittiğinde Yunus, hürmetle başını eğerek Gündüz’e baktı: "Bağlamanızdaki o sızı... Sıradan bir teknik değil Gündüz Hanım. Yüreği yanmayan insan o teli öyle titretmez. Ağzınıza, yüreğinize sağlık."

​Gündüz, gözlüklerini düzelterek mahcup ama huzurlu bir tebessümle yanıt verdi: "Sizin de sesinizdeki o ihlas... Hakiki bir dert arkadaşı gibi geldi sazıma. Çok teşekkür ederim Yunus Bey."

​Aynı akşam, akademideki öğrencinin kaydettiği o doğaçlama video sosyal medyaya yüklendi. Video yüklendiği andan itibaren adeta dijital bir kasırga koptu! "Gündüz’ün Bağlaması ile Yunus’un İlahî Sesi Buluştu: Gönülleri Titreten Meşk!" başlığıyla paylaşılan video, birkaç saat içinde milyonlarca izlenmeye ulaştı. Bütün Türkiye bu ikilinin katıksız samimiyetini, icrasındaki o derin ruhu ve aralarındaki edep dolu uyumu konuşuyordu.

​Yunus, bu ikonik performansın ardından televizyon kanallarından ve müzik otoritelerinden gelen sorulara tek bir cümleyle cevap verdi: "Ben Gündüz Hanım’ın sanatında da, duruşunda da hakiki bir iffet ve derinlik gördüm. O, bu zamana kadar anlaşılmamış bir gönül insanı."

​Bu açıklamalar ve videodaki o muazzam uyum, Ömer’in ekranına da düştü. Ömer, evinde tek başına otururken haberlerde bu videoyu ve Yunus’un Gündüz hakkındaki o hürmet dolu sözlerini gördü. Gündüz’ün yüzündeki o huzurlu ifadeye bakarken, "şarkıcılara güvenilmez, ayrı dünyaların insanıyız" diyerek kibre kapıldığı günü hatırladı. Kendisinin sığ ön yargılarla ittiği o devasa pırlantaya, maneviyatlı bir adamın nasıl bir saygı ve edeple yaklaştığını gördükçe kendi küçüklüğünün ve kaybettiklerinin altında ezildi. Yanağındaki o eski tokatın acısı unutulmuştu ama kalbindeki pişmanlık bir ömür sürecek bir azaba dönüşmüştü.

​Gündüz ise akademinin bahçesinde Gece, Hilal ve Yunus ile çay içerken ilk kez içindeki tüm yaraların kapandığını hissediyordu. Yunus’un ona karşı duyduğu o gürültüsüz, edepli ve aşka dönüşmeye başlayan derin saygısı; Gündüz’ün hayatındaki en güzel ve en doğru manzara olmuştu.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.