İçeriğe geç

Günahkar Gülüş

Bölüm 7 · 2 dk okuma

Günahkar Gülüş

Bölüm 7

Bölüm 7 - YANAN EV

Arabanın içinde tek bir kelime bile konuşmadık.

Yağmur camlara vuruyor, sileceklerin sesi aramızdaki sessizliği bölüyordu.

Ateş direksiyona bakıyordu.

Ben ise elimdeki eski anahtarı çevirip duruyordum.

“Bunu daha önce gördün mü?” diye sordum.

“Hayır.”

“Yalan.”

Ateş kısa bir nefes verdi.

“Seninle ilgili hiçbir konuda sana yalan söylemek istemiyorum.”

“İstemiyor musun, yoksa söylemekten korkuyor musun?”

Bu kez bana baktı.

“İkisi de.”

Kalbim hızlandı.

Bir süre sonra araba durdu.

Başımı kaldırdım.

Karşımızda yıllardır görmediğim ev duruyordu.

Daha doğrusu…

Evden geriye kalanlar.

Yıkılmış duvarlar, siyaha dönmüş pencereler ve sarmaşıkların kapladığı eski taşlar.

İçimde garip bir his oluştu.

Sanki burası beni hatırlıyordu.

Arabadan indik.

Ateş yanıma geldi.

“Emin misin?”

“Hayır.”

“Güzel.”

“Güzel mi?”

“Çünkü emin olsaydın daha çok endişelenirdim.”

İstemeden güldüm.

“Sen gerçekten hastasın.”

“Bunu daha önce söylemiştin.”

“Ve hâlâ geçerli.”

Ateş gülümsedi.

Bu kez o meşhur gülüşü biraz daha farklıydı.

Daha sıcak.

Sonra evin kapısına baktı.

“Hazır mısın?”

Başımı salladım.

Anahtarı kilide soktum.

Çıt.

Kapı açıldı.

İçerisi karanlıktı.

Telefonumun fenerini açtım.

Tozlu koridorun duvarlarında eski fotoğraflar asılıydı.

Bir tanesine yaklaştım.

Fotoğrafta küçük bir kız ve küçük bir erkek çocuk vardı.

Kız bendim.

Çocuk Ateş’ti.

Ama fotoğrafın altında başka bir şey yazıyordu.

“Arel ve Ateş — 17 Ağustos.”

“Bu tarih…”

Ateş yanıma geldi.

“Senin doğum günün.”

“Evet.”

“Ve benim hayatımın en kötü günü.”

Ona baktım.

“Neden?”

Cevap vermedi.

Koridorun sonunda eski bir kapı vardı.

Kapının üzerinde küçük bir çizik fark ettim.

Elimi üzerine koyduğum anda zihnimde kısa bir görüntü belirdi.

Alevler.

Çığlıklar.

Birinin beni kolumdan çekiştirmesi.

Ve küçük bir çocuğun sesi:

“Arel, sakın arkana bakma!”

Geri çekildim.

Ateş hemen kolumu tuttu.

“Ne oldu?”

“Hatırladım.”

“Ne hatırladın?”

Gözlerimi ona diktim.

“Beni o gece sen kurtardın.”

Ateş’in yüzü bembeyaz oldu.

“Hayır.”

“Hatırlıyorum.”

“Hayır, Arel.”

“Beni sen çıkardın.”

Ateş başını iki yana salladı.

“Ben seni kurtarmadım.”

“Kim kurtardı?”

Ateş cevap vermedi.

Tam o sırada evin içinden bir ses geldi.

Bir çocuk ağlıyordu.

İkimiz de donduk.

Ateş elimi bıraktı.

“Burada çocuk olmaması gerekiyor.”

Ses tekrar geldi.

Bu kez daha yakından.

Ağlama sesiyle birlikte bir fısıltı duyuldu:

“Ateş…”

Ateş’in yüzündeki ifade tamamen değişti.

“Bu sesi tanıyorum.”

“Kim?”

Bana baktı.

“Ben.”

Bir anda bütün ışıklar söndü.

Ve karanlığın içinden bir çocuk sesi daha duyuldu:

“Arel… beni neden bıraktın?”

Bölüm sonu

1 yorum