İçeriğe geç

GÜNAHKÂR

Bölüm 32 · 15 dk okuma

GÜNAHKÂR

Bölüm 32

G-32

Genç kadın arka fonda çalan müziğin ritmiyle kalçasını sallarken Evren de oturduğu masadan onu seyrediyordu. Hayatı boyunca pek fazla kadınla temasta bulunmuş sayılmazdı fakat Cansu açık ara gördüğü en cilveli kadındı. Normal koşullarda böyle bir kadınla baş edemeyeceğinden asla bulaşmazdı fakat bu defa hayat bildiği yerden sormamıştı. Onunla aynı çatının altındayken ondan etkilenmemek ve ona kapılmamak imkansızdan da imkansızdı. Kadın kapının önündeki korumaları bile hizaya getirmeyi başaracak bir güzelliğe sahipken sürekli dip dibe olan adamın pek de şansı olmamıştı tabii. Şarkı bittiğinde Cansu da elindeki fincanlarla birlikte önünü dönmüş ve eli çenesinin altında, kendisini seyreden bir adam bulmuştu. Kaşlarının arası hafifçe çukurlaşırken yalandan homurdandı.

" Çalışıyorsun sanıyordum. "

Evren onun bu tavrına bıyık altından gülerken elini çenesinden çekip sandalyede doğruldu.

" Ben de çalışacağımı sanıyordum. " dedi dürüstçe.

Cansu elindeki fincanlardan birini onun önüne bırakırken tek gözünü kırpıp başını salladı.

" Ee? "

Evren de alt dudağını hafifçe yalayarak kendisine meydan okuyan kadının nadiren parıldayan mavilerine baktı.

" Eesi.. sonra sen dans etmeye başladın. " deyip tek eliyle ensesini kaşıdı.

Genç kadın duyduğu şeyden hoşnut olsa da birazcık utandığını hissetmiş ve gülerek bunu gizlemeye çalışmıştı. Tam o esnada tezgahın üzerinde duran telefon çalmaya başlayınca ikisinin de dikkati o tarafa kaydı. Evren çalan telefonunu almak üzere sandalyeden kalkıp kadının yanından geçerken Cansu kendini tutamamış ve adamın, pantolonunun sarmaladığı sıkı kalçalarına bir şaplak atıvermişti. Adam hiç beklemediği bu hamleyle olduğu yere çakılırken kadın kahkahasını bastırmak için dudaklarını ısırıyordu. Evren ise birkaç saniye kaskatı kesilmiş vaziyette mutfağın ortasında dikildikten sonra boğazını temizledi ve hiçbir şey olmamış gibi tezgaha ilerlemeye devam etti. Adam kapanmak üzere olan aramayı son anda yanıtlamayı başardığında Cansu fincanını dudaklarına yaslamış onu seyrediyordu. Bu adamla uğraşmayı ilk günden beri seviyordu. Onu utandırmak ve şaşırtmak, genç kadının hobisi gibiydi.

Evren kulağına yasladığı telefonda karşı tarafı dinlerken Cansu da onun üçte birini görebildiği çehresini inceliyordu. Gerçekten hoş adamdı. Daha önceleri de çok fazla seksi, yakışıklı, kalıplı adamla takılmıştı. O yüzden Evren için gördüğü en yakışıklı adam demek doğru olmayabilirdi fakat içini sıcacık yapan ve ilgisini bu denli diri tutan tek adamdı. Üstelik bir sıralama yapacak olsa ilk üçü de zorlardı. Adamın karşı taraf konuştukça kavislenen kaşlarına ilgiyle bakarken Evren telefonu kapatmış ve kendisine dönmüştü. Göz göze geldiklerinde bir rüyadan uyanır gibi şaşkınlıkla kirpiklerini kırpıştırdı.

" Hale Hanım gelmiş. "

Cansu, kadının ismini duyduğunda kaşlarının havalanmasına mani olamadı ve elindeki fincanı masaya bırakıp mutfak kapısına yöneldi.

" Aa ayarladı demek ki. "

Cansu önden Evren arkadan holde ilerleyip bahçeye çıktıklarında, orta yaşlı kadın da korumaların yanında dikilmekteydi. Cansu uzun adımlarını hızlandırırken Hale ona hiç de samimi bulmadığı bir tebessüm gönderdi.

" Selam tatlım. "

Üstünde yine bir döpiyes vardı ve elinde kim bilir kaç maaşıyla ancak alabileceği bir Dior çanta. Cansu iç çekmeden edemedi. Bu kadının bu kadar kaliteli şeyler giyebilmesinin makul bir nedeni olmalıydı fakat henüz bulabilmiş değildi. O da yüzüne sahte bir tebessüm yerleştirirken mavileriyle kadının elinde duran bebek mavisi çantayı işaret etti.

" Çok zarif, yeni sezon mu o? "

Hale hafifçe başını salladı.

" Teşekkür ederim. "

Kendisi markaların çıkarttığı yeni sezon ürünlerini alamamışken Hale'nin hiç vakit kaybetmemesi sinirine dokunmuştu. Şu kartları bir açılsındı da bir hafta aralıksız alışveriş yapacaktı.

" Zengin bir sevgili falan mı yaptın Hale? " diye sordu bu kez, yüzünde aynı sahte merak ve tebessümle.

Hale Hanım böyle bir soru almaktan hoşlanmadığını haykıran bir yüz ifadesiyle kaşlarını hafifçe çatarken Cansu gelecek olana kendisini hazırladı. Çünkü bu kadın, diğer çalışanlarına benzemezdi. Yıllardır babasıyla birlikte çalışmasının getirdiği güven bir yana dişliydi.

" Nihat Bey aldı, doğum günüm için. Baban çok düşünceli bir adam. Ne şanslıyız. "

Cansu gözlerini kısarken başını hafifçe salladı.

" Öyleyiz gerçekten. "

Nihat Bey kendi kızının doğum gününü anımsıyor muydu acaba, diye düşündü. Hale skoru 1-1 yapmış olmanın keyfiyle elindeki evrak çantasını kaldırıp konuştu.

" Bugün dörde röportaj ayarladım. Textler burada. Eve geçip konuşalım. "

Cansu bu kadar ani bir program beklemediğinden şaşırmıştı. Kaşları gayriihtiyari çatılırken bahçeye girmek için hamle yapan kadını elini kaldırarak durdurdu.

" Maalesef eve yabancı almıyoruz. Evren'in kuralları. " deyip başıyla arkasında dikilen adamı işaret etti.

Evren ise kadının bunu tamamen işine geldiği için ileri sürdüğünün farkındaydı. İstese olay çıkartır yine sokardı o kadını eve. Hale bu karşılıkla şaşırırken Cansu minik bir tebessümle konuşmaya devam etti.

" Biraz erken olmamış mı bu randevu? "

Hale Hanım bozulduğunu belli etmemeye özen göstererek tak kaşını kaldırdı ve gözlerini genç kadınınkilere dikip onu taklit etti.

" Babanın kuralları. "

Sonra elindeki evrak çantasını açıp içinden iki sayfa A4 çıkarttı.

" Sorular ve yanıtları burada. Nihat Bey özellikle belirtmemi istedi. Burada yazılanların dışına çıkılmayacak. Ayrıca... " deyip genç kadının eline kağıtları tutuşturduktan sonra arkasını dönüp arabasına doğru birkaç adım attı.

Cansu elinde tuttuğu kağıtlara hoşnutsuz bir ifadeyle göz atarken Hale arabasının arka kapısını açıp içinden bir adet askı ve ona geçirilmiş koruma kılıfında kıyafeti çıkarttı. Cansu kadının elindeki kılıfa kaşlarını çatarak bakarken Hale de geri gelmiş ve kılıfı ona uzatmıştı.

" Bunu giyeceksin. "

Cansu bu emrivakiyle kaşlarının havalanmasına engel olamazken hıhladı.

" Sevgili patronun artık ne giyeceğime de mi karar veriyor? "

Hale elindeki askıyı genç kadının almayacağını fark ettiğinde yanındaki korumaya uzattı.

" Düzgün bir intiba bırakmanızı istiyor sadece. "

Cansu'nun tek kaşı havaya kalkarken yüzüne her zamanki gibi alaylı bir ifade oturmuştu.

" Düzgün? " diye sordu.

Sonra kadına fırsat vermeden korumanın elindeki kılıfı alıp fermuarını indirdi. İçindeki kumaş pantolon ve cekete bakarken ekledi.

" Sen mi seçtin bunları? "

" Tarzın olmadığının farkındayım bu yüzden içine biraz daha spor bir bluz seçtim. "

Cansu kılıfın içinde minik bir yer kaplayan askılı fakat tek bir dekoltesi dahi bulunmayan fildişi bluza bakarken sinirden gülmüştü.

" Nasılmış benim tarzım?" diye sordu kadına bakarak.

Bu sorunun kavga çıkartmak için olduğu barizdi. Evren de bunu fark ettiğinde müdahale etme gereği hissetmiş ve iki uzun adımla karısının yanına gelip elindeki askıyı almıştı.

" Teşekkürler Hale Hanım. Biz geç olmadan hazırlanalım. "

Cansu onun araya girmesine sinirlenecekken belini sıkıca kavrayan parmaklarla sustu. Hale minik bir baş selamı ile arkasını dönüp arabasına ilerlerken Evren de parmakları arasındaki kadını eve yönlendirmişti. Cansu içeriye girer girmez tırnaklarını çıkartmıştı elbette.

" Şuna bak ya! Kendini bir bok sanmaya başladı iyice! " derken adamın elindeki kılıfı alıp odasına girdi.

Yatağın üzerine bıraktığı kılıfın içinden kıyafetleri çıkartırken sinirle söylenmeye devam ediyordu. Bu defa hedefi babasıydı.

" Beni avcunun içine almaya çalışıyor. Ne giyeceğime karar vermek ne demek?! "

Elinde tuttuğu ceketi havaya kaldırırken kapıda dikilen adama dönüp hırsla konuştu.

" Bu ne ya? Beni bunun içinde hayal edebiliyor musun? "

Evren tek omzunu yasladığı kapıdan destek alırken kollarını göğsünde kavuşturmuş karısının sinirinin yatışmasını bekliyordu. Sol elinin baş parmağını alt dudağına yavaşça sürterken kadını baştan aşağıya süzdü ve erkeksi fakat kısık bir sesle yanıtladı onu.

" Seni genelde çıplak hayal ediyorum. "

Cansu hiç beklemediği bu karşılıkla tüm dikkatinin dağıldığını fark ederken sertçe yutkunmuş ve elindeki kıyafeti yatağına bırakıp adama doğru ilerlemişti. Tam karşısında durduğunda ellerini göğaüne yerleştirip ona aşağıdan cilveli bir bakış attı.

" Hm... nasıl? "

Adam kadının temasıyla kollarını anında çözmüş ve incecik belini tıpkı bir yılan gibi sarmalayarak onu kendine doğru çekmişti. Dudaklarını kadının çenesine hafifçe dokundurduğunda Cansu da başını geriye atarak ona boynunu açtı. Evren tek elini kadının belinden ayırıp parmak uçlarını hafifçe kadının gerdanında gezdirmeye başladığında, Cansu yavaşça yutkunmuştu. Daha on saniye önce sinirden kuduruyorken şimdi tüm siniri uçup gitmişti sanki. Onun yerine tatlı bir sızı yerleşmişti bedenine. Evren dudaklarını kadını boynuna sürterken fısıldadı.

" Vaktimiz yok. "

Cansu adamın kolları arasında sızlandı.

" Hızlı bir tane? "

Adam burnundan güler gibi bir ses çıkartırken başını geri çekip kadına baktı.

" Dönünce. " diye yanıtladı onu.

Cansu ise onun kararlılığına karşılık sinirle soludu. Azgınken istediğini alamadığında ekstra hırçınlaşıyordu. Bu kez de öyle oldu. Adamın kolları arasından hiddetle çıkarken tısladı.

" İyi. "

Gerçekten de zamanlarının olmadığının farkında olmasa istediğini zorla da olsa almayı başaracağını ikisi de biliyordu. Zavallı Evren'in Cansu karşısında en ufak bir şansı dahi yoktu. Zaten kadın da pes etmiş değildi, aklında daha eğlenceli bir fikir vardı.

***

Evren üstündeki koyu gri ceketin eteklerini düzeltirken Cansu da asansörün aynasından aksine bakıyor ve üstündekileri süzüyordu. Hale ve babasının dediğini yapıp o takımı giymişti fakat ufak bir oynama yapmıştı. İçine giymesi için getirilen bluzu es geçip, kırmızı bir bralet giymişti. Braletin incecik ipleri fazlasıyla taşmış durumdaki iki göğsünün üstünden çapraz şekilde boynuna dolanıyordu. Evren onu ilk gördüğünde nefesinin kesildiğini hissedip birkaç kez öksürmüştü. Cansu o anı anımsadığında hafifçe kıkırdadı ve bu kıkırdayışla Evren'in kahvelerinin yeniden göğüslerini bulmasına neden oldu. Adamın alnı hafifçe kırışırken eli de havaya kalkmış ve parmaklarını kadının göğüslerinin üzerindeki iplere uzatmıştı. Onları, kapatmak ister gibi hafifçe yukarıya çekmeye çalıştığında kadın çatık kaşlarıyla adamın eline vurdu.

" Kazanamayacağın savaşlara girme benimle. " diye uyardı onu.

Evren dudakları arasından derin bir soluk bırakırken parmaklarını geri çekti ve kadının ateş püskürten mavilerine bakıp konuştu.

" Seninle girip de kazanabileceğim bir savaş var mı ki? " diye sordu pes edercesine.

Cansu ise bu soruyla derince gülümsemişti. Omuz silktiğinde istedikleri kata da vardılar ve kapı açıldı. Evren iri elini kadının beline yerleştirirken peş peşe çıktılar asansörden. Cansu buraya daha önce de birkaç kez gelmişti bu yüzden nereye gideceğini biliyordu fakat yine de onları bir stajyer karşılamış ve çekimin yapılacağı odaya doğru yönlendirmişti. Dergideki herkesin ilgili bakışları arasında odaya doğru ilerlerken kadının aksine Evren böyle yoğun bir ilgiye alışık olmadığından gergindi. Stajyer kapıyı açıp onları içeriye buyur ettiğinde Cansu adeta ışıldayan bir gülümsemeyle masasında oturan kadına doğru ilerledi.

" Merhaba! "

Bu onun yıllardır çalıştığı jest ve mimikleriydi. Küçük yaştan beri paparazzilerin gözdesi olmanın getirdiği bazı öğrenilmiş davranışları vardı. Fakat onlara yalnızca işine geldiğinde başvuruyordu. Minyon kadın sandalyesinden kalktığında aynı sahte gülümseme onun yüzünde de vardı. Cansu'yu pek sevmezdi. Onunla röportaj yapanın kendisi olmaması için de yönetime bayağı dil dökmüştü. Fakat işe yaramamıştı. Cansu'nun uzattığı eli sıktıktan sonra bakışlarını hemen arkasındaki adama çevirdi ve adeta göz bebekleri büyüdü. Evren Ertem ismini elbette duymuştu, uzaktan bir fotoğrafını da görmüştü fakat bu kadar yakından ilk kez görüyordu ve adam tek kelimeyle muhteşemdi. Birden yüzü aydınlandı ve elini bu kez de ona uzattı. Cansu kadının karşısında böyle şekilden şekle girişini elbette ki fark etmişti fakat buraya gelirken kendi kendine sorun çıkartmayacağına dair söz vermişti. Evren de uzatılan eli kavradığında kadın sıkıca tutup konuştu.

" Merhaba Evren Bey. Nihayet sizinle tanışmak ne güzel. "

Evren yabancısı olduğu ortamda, sahte samimiyetlerin arasındayken kadının kendisine olan ilgisini fark edemeyecek kadar gergin hissediyordu. Yine de gülümsedi.

" Benim için de. "

Cansu hala ayrılmamış olan ellerinin üzerine elini kaparken gülümsedi.

" Hadi başlayalım. "

Ellerini zorla ayırmış ve Evren'in elini sıkıca kavrayıp onu kadından uzağa doğru çekiştirmişti. Kadın bu hamlenin kendisine karşı yapıldığını fark ettiğinde boğazını temizleyerek sandalyesine geri oturdu. Sonra kapıda dikilen stajyere eliyle işaret edip kameramanları çağırmasını söyledi. O esnada Cansu ve Evren de kendileri için ayarlanan sandalyelere oturmuş kaydın başlamasını bekliyorlardı. Kadın elindeki dosyayı masaya koyarken sahte bir gülümsemeyle konuştu.

" Röportaj esnasında birkaç fotoğrafımızı çekecekler. Onun dışında ses kaydı alıyoruz, biliyorsun ki. " derken masanın üstündeki cihazı gözleriyle işaret etti.

Cansu tüm bunlara aşinaydı zaten bu açıklamalar da Evren içindi. Adam gergin bir şekilde oturuşunu dikleştirirken kafasından soruları ve cevaplarını tekrarlıyordu. Kameramanlar da çoktan odaya girip yerlerini almıştı. Minyon kadın, misafirlerinden icazet alır almaz kaydı başlatmış ve ilk soruyu yöneltmişti.

" Evet, nasıl başladı aşk? Çünkü bizim tanıdığımız Cansu Şahinşah hızlı yaşayan, stabil ilişkileri pek sevmeyen bir kadın. " dediğinde Cansu kadının sesindeki şüpheyi görmezden gelmeyi tercih edip kendilerine verilen kağıttaki cevabı söyledi.

" İlk görüşte aşk bizimkisi. "

Bu yanıtı kağıtta ilk okuduğunda ne kadar banal olduğunu düşünmeden edememişti. Fakat oyunu babasının kurallarına göre oynayacaktı çünkü kartlarına ihtiyacı vardı.

Kadın, Cansu'dan daha fazla yanıt alamayacağını fark ettiğinde bakışlarını Evren'e çevirmişti. Bu defa Evren girdi söze.

" Yani benim için anlaşılması pek de zor olmayan bir durum, takdir edersiniz ki. " deyip hafifçe gülerek yanında oturan karısına baktı.

" Böyle bir güzellik karşısında başka seçeneğim yoktu. "

Cansu, onun kendinden ekleyerek yaptığı açıklamaya karşılık gayriihtiyari gülümsedi. Ve bir başka soruya geçildi.

" Evren Beyi bize anlatın desek neler söylerdiniz? "

Cansu kendisine yöneltilen soruyla bakışlarını kısa bir an için adamdan ayırıp karşısındaki kadına çevirmiş ve sonra yeniden kocasına dikmişti. Kağıttaki belli başlı cevaplar aklındaydı fakat o da içinden geldiği gibi yanıtlamak istemişti bu soruyu. Derin bir nefes çekti ciğerlerine ve sonra kocaman gülümsedi.

" Güven. Evren'in hayatıma girişi benim için yuvamı bulmak gibi oldu. " dedi samimiyetle.

Adam, kadının içtenlikle söylediği şeylerle kaşlarının havalandığını hissederken bir sonraki soru kendisineydi.

" Cansu Şahinşah evde nasıl biridir?"

Evren bakışlarını kadının güzel yüzünden güçlükle çekerek kadına dikti ve oturduğu yerde kımıldandı. Biraz yalan söylemesi gerekiyordu bu noktada. Bu yanıtları kağıtta gördüklerinde ikisi de epey gülmüştü.

" Uyumlu. Hayatımı çok kolaylaştırıyor. Tabii ben de onun için elimden geleni yapıyorum. Enerjik ve neşeli bir kadın. Onunla geçirdiğim her gün için minnettarım. " derken elini yanında oturan kadının dizine yerleştirip hafifçe okşadı.

" Hiç kavga etmez misiniz?"

" Hiç. " dedi Cansu birden.

Böyle bir soru yoktu listede. Belli ki hanımefendiyi ikna edememişlerdi. Fakat yine de bozuntuya vermedi. Röportaj bir süre daha normal bir seyirde ilerledikten sonra nihayet bittiğinde birkaç poz çektirdiler ve kadınla tokalaşıp odasından çıktılar. Evren sıkıntısız geçen röportaj ile gevşerken Cansu'nun planlarından bihaberdi. Bilse bu kadar rahatlamış hissetmezdi elbette. Kadın asansöre biner binmez -3. katın düğmesine bastığında adamın kaşları çatıldı.

" Zemine basacaksın. "

Cansu ona muzip bir bakış atarken Evren'in yüzündeki ifade birden şaşkınlığa bürünmüştü.

" Ne oluyor Cansu? " diye sordu korkarak.

Cansu onu yanıtlamak yerine uzanıp kravatını kavradı ve çekiştirerek gevşetti. Evren, kadının hareketlerine anlam vermek bir yana dursun, sağlıklı tepkiler dahi veremezken asansör -3te durmuştu. Cansu, adamı kravatından çekerek dışarıya çıkarttığında kendilerini loş bir koridor karşıladı.

" Burası neresi? " diye sordu Evren, kadının peşinden ilerlerken.

" Arşiv. " diye yanıtladı Cansu onu.

Evren'in kaşları arasında bir çukur oluşuverdi.

" Burada ne işimiz var? "

(+18 sahne)

Cansu onu bir kez daha yanıtsız bırakırken koridorun solundaki kapıyı açıp içeriye girmiş, onu da peşinden sürüklemişti. Sonra kapıyı kapattı ve ışıkları yaktı. Evren gözlerini kamaştıran ışıkla etrafa bakınırken Cansu adamın kemerini kavramıştı. Evren aniden kasılan bedeniyle bir kez daha bakışlarını kadına indirdiğinde kemerini çözmeye çalıştığını görüp kekeledi.

" C-cansu? "

Kadın kemeri çözüp düğmesini açtığında ise inledi.

" Cansu napıyorsun? "

Kadın elini adamın fermuarına götürürken ölü mavilerini kaldırıp gözlerine dikmişti.

" Beni geri çevirmemen gerektiğini öğretiyorum. " dedi etkileyici bir sesle.

Adam sertçe yutkunduğunda ise fermuarını hızla aşağıya indirdi. Sonra kendi üzerindeki ceketi çıkartıp yere attı ve bir kez daha adamı kravatından kavrayıp ilerideki masaya doğru çekiştirmeye başladı. Evren artık kontrolünü tamamen kaybettiğini hissederken bir yanı hala tedirgin hissetmeye devam ediyordu.

" Cansu... eve dönelim. " diye son gücüyle itiraz ederken gözleri odanın içinde dolanıyor kamera var mı diye bakınıyordu.

Cansu elini uzatıp çenesini sıkıca kavradığında bir kez daha kendisine bakmasını sağlamıştı.

" Kamera falan yok. Rahatla. " diye fısıldadı yüzüne doğru.

" Biri gelebilir. " dedi bu kez adam.

Kadın onun mızmızlanmalarına tahammül edemeyerek kendi pantolonunun fermuarını indirdiğinde pantolon kayarak yere düştü. Evren'in kahveleri ise adeta alev almış gibi harlanarak kadının bembeyaz bacaklarını saran kırmızı jartiyere düşmüştü. Güç bela yutkunmayı başardığında Cansu iki elini masaya dayayıp zıplayarak üstüne oturdu.

" Acele et o zaman. "

Evren kadının üstüne meyleden gövdesini, ellerini kadının iki yanından masaya dayayarak durdurduğunda güçlükle soludu.

" Cansu... " derken bakışları kadının kırmızı braletiyle aynı renkteki dantelli külotundaydı.

Kadın onu bir kez daha kravatından tutup bacaklarının arasına çektiğinde adam en ufak bir direnç dahi göstermemişti.

" Madem artık sevgiliyiz. " diye fısıldadı adamın bembeyaz kesilen yüzüne doğru.

Evren'in aklı öyle bulanmıştı ki, kadının sevgili olduklarını söylemesine bile dikkatini veremedi. Cansu kravatı eline dolarken adamın yüzünü biraz daha çekti kendine.

" O zaman bilmen gereken bir şey var. "

Evren kahvelerini kadının dolgun dudaklarından ayırıp mavilerine kaldırdığında yutkundu. Duyacağı şeyden korkuyordu fakat kadının dudakları öyle güzeldi ki hiç susmasın istiyordu.

" Açık alanda seks yapmaya bayılırım. "

Evren kadının yüzüne doğru titrek bir nefes bıraktığında Cansu çoktan elini baksırına sokmuş ve uyanık haldeki erkekliğini okşamaya başlamıştı. Gözleri gayriihtiyari kısılırken dudaklarından erkeksi bir inilti döküldü. Artık tüm iradesi yerle bir olmuştu. Burada bu kadınla sevişecekti. Alt dudağını sertçe dişlerken kadının parmakları arasındaki erkekliğini kavrayıp onu göğsünden hafifçe geriye itti ve avcunun içindeki penisi çekerek kadının külotunun arasından içine doğru ittirdi. Cansu gürültüyle inlediğinde sol elini kadının ağzına kapatmış ve onu masada yatırır pozisyona sokarak üstüne abanmıştı. İkisi masanın üzerinde git gel yaparken tozlu odada yayılan nefes seslerine bir de masanın gıcırtısı eklenmişti. Evren tek eliyle kadının belini kavrarken diğerini bacağına indirmiş, okşayarak dizinden kavramış ve havaya dikip omzuna almıştı. Gövdesini doğrulturken kadının içindeki hareketleri de sertleşmişti. Parmaklarını omzunda duran bacağın üzerinde gezdirirken jartiyerini tutup sertçe çekti ve lastiğin kadının bembeyaz bacağının üzerinde çıkarttığı sesi zevkle dinledi. O esnada Cansu da irkilmiş ve bedenini arkaya doğru yay gibi germişti.

Evren tek eliyle alnındaki ter damlalarını silerken kadının yüzündeki tatminkar ve kendinden geçmiş ifadeyi izliyordu. Konfor alanının dışına bir kez dahi çıkmayan bir adam olarak şu anda bu yaptığı şey fazla uçuktu fakat ona garip bir haz veriyordu. Kadının içine bir kez daha sertçe girdikten hemen sonra çıktı ve onun şaşkın bakışlarına aldırış etmeden omzundaki bacağını indirdi. Ellerini baldırlarına götürüp sıkıca kavradıktan sonra tek hamlede kadını ters çevirmiş ve gürültüyle inlemesine neden olmuştu. Gözlerinin önündeki bembeyaz kalçalara şehvetle bakarken parmaklarını külotun iplerine geçirip onu aşağıya indirdi. O esnada Cansu da belini bükmüş ve kalçasını havaya dikmişti.

" Of... " diye inledi adam kadının bu hareketiyle.

" Şu kalçaların beni bitiriyor. "

Cansu duymaktan son derece memnun olduğu cümle üzerine kalçalarını sallarken cilveyle sordu.

" Bunlar mı? "

Ve bu Evren'i gerçekten de çıldırtmaya yetmişti. Sağ elinin içiyle kadının bembeyaz kalçasına sert bir tokat atarken alt dudağını sertçe dişlemiş ve kulağına dolan acılı iniltiyle başını sallamıştı.

" Hıhım. Rövanşını aldım. " dedi genizden gelen bir sesle.

Sonra hiç durmadan iki elini de kadının kalçalarına yerleştirip hafifçe araladı ve erkekliğini içine doğru sürdü. Hemen ardından başladığı ritmik hareketlerle kadın da kendinden geçmişti. Evren zevkten kısılan bakışlarını kadının incecik belinde, sırtına dökülen siyah uzun saçlarında ve dolgun kalçalarında gezdirirken kısık sesle inleyerek içine girip çıkmayı sürdürüyordu. Cansu ise içini dolduran adamın verdiği zevkle birlikte sağ kalçasının yandığını hissediyordu. Adamın iri elinin izi kırmızı bir şekilde, kadının kalçasında belirmişti ve bu görüntü Evren'i daha da yükseltiyordu. Artık sona yaklaştığını hissettiğinde kadının üstüne çöktü ve dudaklarını kulağına dayadı.

" İçine boşalmak istiyorum. "

Cansu bu istekle tüm bedeninin arzudan titrediğini hissederken; Evren bir yandan kadının içinde git gel yapmaya devam ediyor bir yandan da ondan onay bekliyordu. Cansu aldığı zevke daha fazla direnemeyerek başını salladı ve arzuyla kavrularak fısıldadı.

" İçime boşal. "

Ve bu Evren için de gücünün yettiği son nokta olmuş; kadının içine titreyerek boşalırken kocaman bedeniyle üstüne yığılmıştı.

▫️Merhaba nasılsınız? Bölüm nasıldı?

▪️Bizimkilerin cinsel hayatları rengarenk maşallah.

▫️Evet alalım yorumlarınızı.

⬛️Bu arada Instagram hesabımı takip eder misiniz?

Orada duyuruları paylaşıyorum.

: @ailkesandikli

Bölüm sonu

1 yorum