İçeriğe geç

GÜNAHKÂR

Bölüm 30 · 16 dk okuma

GÜNAHKÂR

Bölüm 30

G-30

Kadın yüzüne vuran güneş ışınlarından rahatsız olarak başını kımıldattığında, yanağına değen sıcak göğsü fark edip gözlerini hızla açıverdi. Ölü mavileri bulunduğu odanın içini turlarken çıplak bir şekilde, yine çıplak olan bir adamın göğsünde incecik bir çarşaf altında uyuduğunu idrak etmesi birkaç saniyesini almıştı. Sertçe yutkunurken başını kaldırıp adama bakmak istedi fakat beline dolanan kol çok sıkıydı ve adam iri eliyle kadının kalçasını kavramıştı. Sertçe yutkundu. Dün gece yaşadıkları aklına geldiğinde fazlasıyla ateş basmıştı genç kadını. Alt dudağını dişlerinin arasına yuvarlayıp ısırırken adamın karnının üzerinde duran elini hafifçe kımıldatarak yukarıya taşıdı. Bu tamamen dürtüsel bir hareketti ve Evren'i uyandırmaya da yetmişti. Her iki anlamda da...

Adam gözlerini aralarken başını hafifçe eğmiş ve göğsünde yatan kadını görünce nefesini tutuvermişti. Dünkü sıcak geceden sonra onun gözlerine rahatça bakabilmek için büyük bir cesaret örneği göstermesi gerekiyordu. Üstelik sabah ereksiyonu da buna hiç yardımcı olmuyordu. Hafifçe öksürerek boğazını temizlediğinde Cansu da başını kaldırmış ve adamla burun buruna gelmişti. İkisi de bir an için afalladı. Kadının gözleri adamın sakallarıyla sarmalanmış çenesine kayarken; adam da kahvelerini kadının dolgun dudaklarına indirmişti. Dün gece dudaklarına pek nazik davranmamıştı anlaşılan. Zira halihazırda dolgun haldeki dudakları epey şişmiş ve iyice kızarmıştı. Yavaşça yutkundu. İkisi de biraz utanıyordu açıkçası ve ikisi de dün geceki yoğunluğun etkisinden kurtulabilmiş değildi. Normalde olsa Cansu hızlı bir sabah seksi için hamle yapardı ve Evren'in arzuladığı şey de kesinlikle buydu. Fakat ikisi de adım atamıyordu çünkü birbirleri için barda tanıştıkları herhangi biri değillerdi. Aralarında yaşanan şeyler üzerine bir konuşma yapılmalıydı belki de. İkisinin de kafası oldukça karışıktı.

Aradan geçen uzun saniyelerin sonunda Cansu doğrulmak için hamle yapmayı başardı ve bir kez daha alt dudağını dişlerken bakışlarını adamdan kaçırdı. Dün gece işleri bu kadar ilerletirken bu işin bir de sabahı olacağını hesaba katmaları gerekirdi. Evren ise kadının ne yapacağını bilemediğinden beline sarılı kolunu gevşetmiş ve öylece durmuştu. Cansu hafifçe öksürerek boğazındaki gıcığı gidermeye çalışırken, sol eliyle göğüslerini kapatıp yatakta oturur pozisyona geçtiğinde adam biraz şaşkındı. Onun da kendisinden utanacağına ihtimal vermemişti. Bir şeyler söyleyip bu gerginliğe bir son vermek istedi fakat cesaret edemedi. Ne hissediyordu? Pişman mıydı? Bir an bu düşünce ruhunu daralttı.

Cansu etrafına bakınırken yerdeki gömleği görmüş ve uzanıp onu almıştı. Hızlıca üstüne geçirirken Evren, kadının kendi gömleğini giymesini mutsuzlukla izledi. Normalde olsa bu görüntü çok fazla hoşuna giderdi fakat şu an değil. Cansu gömleğin önünü kapayıp hızla odadan çıkarken adama da bir iki şey gevelemişti.

" Duşa gireyim. "

Evren ise yatakta öylece kalakaldı. Kafasında bir sürü soru işaretiyle yan dönüp, kadının boş bıraktığı yere bakarken çarşafına kadının kokusunun sindiğini fark etmiş ve ister istemez gülümsemişti. Kendi vücudunun da onun gibi koktuğuna emindi. Parmaklarını burnuna yaklaştırdığında yanılmadığını anladı. Kadına temas eden her bir zerresinin onun kokusuna bulanmış olması yüreğini sıcacık yaparken iç çekerek üstündeki çarşafı aşağıya attı ve yataktan kalktı. He rne kadar bu kokunun sonsuza kadar üstünde kalmasını istese de kendisi de duş almalı ve kahvaltı hazırlamalıydı. Belki bu esnada konuşma cesaretini toplayabilirdi.

Cansu odasına girip kapısını kapatır kapatmaz üstündeki gömlekle yatağına oturmuş ve tırnaklarını yemeye başlamıştı. Dün gece çakırkeyifti evet fakat her bir saniyesini anımsıyordu. Yüzüne kocaman, heyecan dolu bir sırıtış yayılırken ellerini hızla suratına kapattı. İçinden çığlıklar ata ata gülmek gelse de utancından kendini tutuyordu. Tıpkı lise zamanlarındaki gibi heyecanlı ve yüksek hissettiğini fark ettiğinde kendini tokatlamak istedi. Nesi vardı böyle? Daha önce hiçbir erkek kendisine bunları hissettirmemişti. Derin bir nefesle göğsünü şişirirken ellerini yüzünden çekmiş ve çıplak bacaklarının üstünde sabitlemişti. Fakat bu çok kısa sürdü. Hızla geri kaldırıp, ısınan yanaklarına bastırdı bu kez. Dün gece, belki de hayatında yaşadığı en güzel geceydi. Kesinlikle Evren'in ilk seferi olmasının dezavantajları yaşanmıştı fakat ona rağmen en güzel geceydi. İşte bu kadını çok korkutuyordu.

Ne yapacağını bilemeyerek yataktan kalktı ve telefonuna bakındı. Bir an evvel Yağız'la konuşsa rahatlardı belki. Kendisini, ilk kez öpüşen ve bunu en yakın arkadaşına anlatmak için sabırsızlanan ergenler gibi hissetmesini göz ardı etme kararı aldı. Yaşadığı ve hissettiği her şey çok yeniydi. Hiçbirini sorgulamanın da bir faydasını görmüyordu. Evet, Cansu bugün o ergen kızdı ve evet Yağız da en yakın arkadaşı olarak kendisini dinleyecekti. Telefonunun salonda olduğunu anımsayınca acele adımlarla banyoya girdi.

Yarım saat kadar sonra adam duştan çıkıp üstüne siyah bir tişört ve gri şort geçirmiş, mutfakta kahvaltı hazırlarken; kadın da üstüne geçirdiği mavi elbisesiyle saçlarını ıslak ve salık halde bırakıp odasından çıkmıştı. Acele adımlarla telefonunu bulmak için salona ilerlerken Evren onun sesini duyup mutfaktan çıktı. Koridorda karşı karşıya kaldıklarında ikisi de ilk olarak birbirini yavaşça süzdü. Gözlerini ilk kaçıran da Cansu olmuştu.

" Kahvaltı hazır. " dedi Evren dümdüz bir sesle.

Kadına nasıl yaklaşması gerektiğini kestiremiyordu. Sanki ilk zamanlara dönmüş gibiydiler. Cansu her ne kadar kalıp onunla karşılıklı kahvaltı yapmak istese de önce şu içinde çığlıklar atan ergeni susturmalıydı. Kesik bir nefes alırken sol eliyle saçlarını kulağının arkasına itti.

" Ben çıkıyorum. "

Evren hiç beklemediği bu yanıtla gerilirken tek kaşı da havalanmıştı.

" Nereye? "

Cansu mavilerini adama kaldırdı bir kez daha ve onun memnuniyetsiz yüzüne baktı.

" Yağız'a. "

Evren kadınla konuşmak için can atması bir yana, onun Yağız'a gideceğini duyduğunda bozguna uğramıştı. Kaşlarının arasında derince bir çukur oluşmak için savaşırken sertçe yutkundu. Aklına gelen ilk tepkiyi vermemek, ağzına gelen ilk sözleri sarf etmemek için kendine birkaç saniye zaman tanıdı. Sonra sakin kalmaya çabalayarak sordu fakat sesinin titremesine engel olamamıştı.

" Neden? "

Dudaklarından çıkan bu tek kelime o kadar çok soru barındırıyordu ki... Fakat kadının anlayabileceğini sanmıyordu. İç çekmemek için direndi. Nabzı hızla yükselmiş, kulakları uğuldamaya başlamışken yumruklarını sıktı. Seviştikleri gecenin sabahında fuckbuddysine gitmek istemesinin nasıl bir nedeni olabilirdi? Berbat bir performans sergileyip onu tatmin edememiş olmasından başka. Sabah kaçar gibi gitmesinden anlamıştı zaten bir şeylerin yanlış olduğunu... Dişlerini sıkarken farkında olmadan gıcırdatmıştı. Cansu ise adamın içinde yaşadığı her şeyden habersiz şaşırarak sordu.

" Nasıl yani? Tehlike kalktı dememiş miydin? "

Evren kısa bir an gözlerini yumup sakinleşmeye çalışsa da başarılı olamadı. İçinde çağlayan kıskançlık şu an bu şehirdeki herkesi yutup boğabilecek kadar kudretliydi. Tükenmiş bakışlarını kadının mavilerine dikerken onayladı onu.

" Dedim. "

Cansu'nun kaşları hafifçe çatıldı bunun üzerine. Zeki bir kadındı, normalde olsa adamın içinde kopan kasırganın farkına varır, nedenini de kavrardı fakat şu an o da o kadar kendinde değildi ki...

" Arkadaşımı özledim. " dedi bu kez, açıklayıcı olmasını umarak.

Evren sıktığı yumruklarını gevşetip daha kuvvetli sıkarken burnundan sesli bir nefes bıraktı. Kendisi için muhteşem geçmişti dün gece. Tabi ki onun için o kadar güzel geçmeyeceğini biliyordu. Fakat bu... Derin bir nefes doldurdu ciğerlerine fakat geri veremedi. Canı yanıyordu. Ciğerleri paralanıyordu sanki. Yağız ile kaç yıldır birlikte oluyorlardı acaba? Adam tabi ki de kendisinden çok daha iyi tanıyordu Cansu'yu. Ne istediğini, neyi sevmediğini... Yanlış bir şey mi yapmıştı acaba dün gece? Hoşuna gitmeyecek bir şey... Beyni patlamak üzereydi. Berbat bir seks yaşatmıştı kadına. Bunun utancını sindirmek için zamana ihtiyacı olsa da, istemiyordu işte gitmesini. Tamam belki zevk almamıştı kendisiyle birlikte olmaktan. Ama ona da gitmesindi be. Çıldırmak üzereydi. İlk defa bu kadar kontrolden çıkmıştı hisleri. Kesinlikle çıldırmak üzereydi. Ağız dolusu küfürler ederek yakıp yıkmak, bağırmak çağırmak hatta kızmak istiyordu. Fakat elinden tek bir şey geliyordu. Omuzları önüne çökerken yumruklarını gevşetmişti. Kaşları inerken fısıltıya dönük bir sesle adeta yalvardı.

" Gitme. "

Bunu kaldıramazdı, bununla baş edemezdi. Tamam, biliyordu kadını sahiplenemeyeceğini. Ama... aması vardı işte. Yüreği göğüs kafesini paralarken gözleri kısılmıştı. Ne olur gitme diye dizlerine kapanmak geldi içinden fakat tuttu kendini. Kadın ona aşık olma bana demişti.

Haklıydı.

Olmamalıydı.

Cansu hem afallamış hem de biraz sinirlenmişti. Ne olup bittiğini anlayamıyordu ve canının sıkılmaya başladığını hissediyordu. Tehlike altında değillerdi işte, ona hala karışmaya devam mı edecekti babası?

" Neden? " diye sordu doğrudan.

Evren bir an ne diyeceğini bilemedi. Dudakları aralandı fakat hava dışında bir şey çıkmadı. Dilinin damağının kuruduğunu hissettiğinde sertçe yutkundu. Keşke canının ne kadar yandığını gösterebilseydi ona. Merhem olur muydu o zaman yarasına? Gözlerini kadının mavilerinden ayırmadan ona doğru minicik bir adım attı ve ellerini havaya kaldırdı hafifçe. Ne yapacağını bilemeyerek sordu.

" O kadar mı kötüydü? "

Cansu'nun kaşları daha da çatılırken, karşısında dikilen adamın söylediklerinden tek bir şey anlamadığına çok emindi. Ney o kadar mı kötüydü? Ne oluyordu burada şu an? Tam konuşmak için dudaklarını araladığında Evren devam etti konuşmaya.

" Tamam. " dedi gözlerini kaçırarak.

" Tamam kötüydü. Biliyorum. Ama... " deyip duraksadığında tüm gücünün bedeninden çekildiğini hissediyordu sanki.

Bu kadın karşısında, çok güçsüzdü. Çok savunmasız. Güçlükle nefes aldı ve yeniden ona baktı.

" Gitme. " dedi bir kez daha.

Bu kez daha kırık bir sesle. Gitmesini istemiyordu. Nefret ediyordu o heriften. Daha ilk gördüğü an sevmemişti hiç. Tahammül edemiyordu varlığına. Onun, sevdiği kadına dokunması düşüncesine dahi tahammül edemiyordu. Nasıl gönderirdi şimdi? Hem belki şans verse, o da öğrenirdi kadının nelerden hoşlandığını... İçinde büyüyen acı, utancını körüklerken kulaklarına kadar kızarmıştı. Boğazında bir yumru vardı, gitmiyordu. Cansu 'nun sessizce kendisine baktığını fark etti. Ne düşünüyordu kim bilir? Kesin kızıyordu ona. Öyle ya, ne hakkı vardı ondan böyle bir şey istemeye? Cansu ise onun ısrarla gitmemesini söylemesinin, babası ya da onun düşmanları ile alakalı bir şey olmadığını nihayet idrak edebilmişti. Fakat hala tam olarak adamın ne hissettiğini anlayabilmiş değildi.

" Neden? " diye sordu bu kez daha çekingen bir sesle.

Cevabı duymaktan hoşlanacağını sanmıyordu fakat o cevaba ihtiyacı vardı. Evren inler gibi bir ses çıkarttığında başını önüne eğmişti. Ellerini saçlarının arasına daldırıp hırsını çıkartmak istercesine çekiştirdiğinde adeta tısladı.

" Kıskanıyorum! Deli gibi kıskanıyorum seni! "

Cansu yüzüne çarpılan gerçekle olduğu yere çakılırken nefesini tutmuştu. Ne diyeceğini ya da ne yapacağını bilemeyerek öylece durdu. Adamın bitkin ve iki büklüm haldeki bedeninden ayıramadı gözlerini. Yutkunmak istedi başaramadı. Ne demekti bu şimdi? Fazlasıyla afallamıştı. Bu kadar, bu kadar çok mu sahiplenmişti kendisini? Bu kadar kısa sürede hem de? Bir anda yüreğinin orta yerini kaplayan panikle arkasını döndü ve adeta koşar adımlarla kapıya varıp evden çıktı. Her zaman yaptığı gibi bu kez de çareyi kaçmakta bulmuştu... Evren çarpılan kapının sesini işittiğinde dizlerinin üstüne çöküverdi. İçinde, o adamı bulup öldürmek hatta önce ona işkence etmek isteyen bir taraf vardı fakat şu an çaresizlik ve kalp kırıklığı daha ağır basıyordu.

Kadın bahçeye çıkıp yalnız kalabilmek umuduyla garaja doğru ilerlerken ne düşüneceğini bilemez haldeydi. Adamın sesi kulaklarından gitmiyordu. Tüm bedeni zangır zangır titriyordu. Kollarını bedenine dolarken dişlerini sıkıca kenetledi. Bugüne kadar pek çok erkek olmuştu hayatında. Ve onların da pek çoğu, seviştikten sonra kadını kendinin addetmişti. Cansu ise hepsinden nefret etmişti. Kendisine bir eşyaymış gibi davranan, yalnızca güç ve gövde gösterisi için elini tutmak isteyen adamlardı hepsi. Her birinin erkeklik gururunu ve o şişkin egolarını incitmek için hepsine sırtını dönmüş ve bulduğu ilk adamla yatmıştı. O kimseye ait değildi. Olmayacaktı. Fakat şimdi... bir an nefes alamadığını hissedip başını havaya kaldırdı. Evren'in onlar gibi olmadığını biliyordu, hissettiği her şeyin samimi olduğunu görebiliyordu. İşte bu çok daha korkunç geliyordu gözüne. Çünkü sevilmemek kolaydı. Bugüne kadar en iyi yaptığı şey olmuştu bu ama şimdi sevilmek... Ya bir gün gelip de, vaz geçerse sevmekten? Ya buna değmeyecek biri olduğunu fark ederse? Annesinin bile sevmediği bir kızı kim niye sevsindi ki?İşte bu düşünceler nefes aldırtmıyordu ona. O yüzden demişti adama. Aşık olma diye.

***

Kadın anahtarıyla açtığı kapıdan içeriye yavaşça girdiğinde ilk fark ettiği şey, evin sessizliği olmuştu. Kapıyı hafifçe ittirerek kapattı ve holde ilerlemeye başladı. Evren'in kapısı açıktı. Odası boştu. Salonda olmalı diye düşündü ve yürümeye devam etti. Fakat banyo kapısının önünden dönmesiyle gördü onu. Bıraktığı yerde yere çökmüş, sırtını da duvara vermişti. Kadını gördüğünde şaşkınlıkla kaldırdı başını ve mavilerine baktı. Geri gelmesini beklemiyordu hiç. Evden çıkalı ne kadar olmuştu ki? Yarım saat mi? O an içine dolan umutla araladı dudaklarını.

" Gitmedin mi? "

Cansu onun hevesle kendine bakan gözlerinden ayıramadı gözlerini. Fakat konuşamadı da. Başını iki yana salladı yalnızca. Gitmemişti. Gidememişti. Adam şaşkınlık içerisinde kadına bakmaya devam ederken Cansu elindeki çantayı ayağının dibine bıraktı ve adamın yanına oturuverdi. Kadın da sırtını duvara yaslarken adam başını çevirmiş, onun gözlerine bakmaya devam ediyordu. Bir şeyler duymaya ihtiyacı vardı. Neden gitmemişti? Cansu derin bir iç çekti önce. Sonra yorgun bakışlarını adamınkilere çevirdi. Bir süre ikisi de sadece baktı. Bakışlarının ardındaki anlamları görmek ister gibi. Sonra kadın bozdu sessizliği. Bitkin sesiyle...

" Aşık olma demiştim. "

Evren kesik bir nefes çekti içine, çaresizlik içerisinde kavrulurken.

" Ben de sana olacağım demiştim. " dedi sonra güçsüz bir sesle, tıpkı küçük suçlu bir çocuk gibi...

Kadının dudağı belli belirsiz kıvrıldı yukarıya doğru. Fakat bu pür neşe içeren bir tebessümden çok acı dolu bir ağıtı andırıyordu. İç çekti sonra bir kez daha seslice ve başını önüne çevirdi.

" Ben... ilişki konusunda iyi değilim. " diye itiraf etti.

Bunu söylemekten gurur duymuyordu fakat gerçek buydu. Bundan yıllar önce denediği birkaç ilişkisini olabilecek en kötü şekillerde yönetmiş ve sıçıp batırmıştı. Omuz silkti ellerine bakarken.

" İyi bir sevgili olamadım hiçbir zaman. "

Evren sessizce kadını dinlerken, kahvelerini onun ifadesiz çehresinde dolaştırıyor ve ne hissettiğini anlamaya çabalıyordu. Kadın adamın sessiz kalacağını fark ettiğinde başını kaldırdı ve bir kez daha ona baktı.

" Batırırım yani her şeyi. Hep batırdım. " diye fısıldadı.

Adam yavaşça yutkunduğunda kadının mavileri, onun boğazında reverans yapan adem elmasına kaymıştı. O da yutkundu sonra. İkisi de derin bir sükutu taşıdı dudaklarında. Sonra ansızın adamın sesi duyuldu, biraz umut daha çok muhtaçlık barındıran sesi.

" Deneyemez misin?"

Cansu bakışlarını onun kahvelerine kaldırırken alt dudağını dişledi bir kez daha. Bu ikisinin de daha önce deneyimlemediği bir başka konuydu. İyi bir sevgili olmak. Dolayısıyla birinin diğerine öğretebileceği bir mevzu da değildi. Kendi başlarının çaresine bakmaları gerekiyordu. Ve Cansu, her ne kadar tek başınalığını sevse de; fıtratını aşan şeyleri yaparken yalnız bırakılmaktan nefret ederdi. Yutkundu yavaşça ve adamın ihtiyaçla kısılan kahvelerine baktı son kez. Yine de bu adam için denemek istediğini biliyordu. Garajda geçirdiği yarım saat boyunca, bu adam için iyi bir sevgili olmaya çalışmak istediğini biliyordu. Tüm kurallarını çiğneyebileceğini ve gerekirse kendinden bile vaz geçebileceğini... İlk kez böyle hissediyordu. Çok korkuyordu. Fakat istiyordu. Başını önüne düşürürken hafifçe salladı ve özgüven dolu olmayan sesiyle yanıtladı.

" Denerim. "

Evren, almayı hiç ummadığı bu yanıtla sesli bir soluk bıraktığında tüm gerginliği uçup gitmiş ve yüzüne aptal bir gülümseme yerleşivermişti. Fakat hala tam olarak emin olamıyordu duyduğu şeyi gerçekten söylediğinden. Kaşları havalanırken kadına doğru meyletti iri bedeni.

" G-gerçekten mi? " diye sordu anlamsızca.

Cansu bu soruyla bakışlarını adamınkilere kaldırmıştı tekrar. Yüzündeki çocuksu heyecanı ve hevesi görünce gülümsedi o da burukça. Sonra derin bir iç çekti ve korksa da bunu yapacağını kabullendi.

" Gerçekten. " diye fısıldadı.

Evren heyecandan titreyen elini kadının yüzüne yerleştirirken onu kendine çekip öpmek istedi fakat durdu. Aklına dün geceki sevişmeleri geldiğinde tüm hevesi kursağına takılmış, suratındaki gülümseme aniden silinmişti. Cansu ondaki bu ani değişimi fark ettiğinde kaşlarını çattı. Adam elini yavaşça geriye çekerken bakışlarını kaçırdı ve sertçe yutkundu. Kadın deneyeceğim dese de cinsel olarak ne kadar aktif olduğunu çok iyi biliyordu ve kendisini tatmin edemeyen bir adama ne kadar süre katlanabilirdi ki? Eli çenesine gidip sakalını kaşımaya başladığında dişlerini sıkıyordu. Kadın başını hafifçe eğip adamla göz teması kurmaya çalışırken sordu.

" Noldu? "

Evren sesini çıkartmadan oturmaya devam ettiğinde kaşları daha da çatıldı kadının.

" Noldu Evren? "

Pişman mı olmuştu böyle bir teklifte bulunduğuna? Bu kadar çabuk mu? Göğsünün daraldığını hissederken hırçınlaşmaya başladığını hissetti Cansu. Adamın kolunu sertçe kavradı ve sarstı.

" Ne oldu diyorum sana! "

Evren kadının bu çıkışıyla elini yüzünden çekip başını yeniden ona çevirmişti. Bunu ona nasıl diyeceğini dahi bilmiyordu ki. Dudaklarını ıslattığında kadının mavileri onlara düştü. Fakat hemen sonra tekrar gözlerine çıktı. Kadın, yüzünde devasa bir huzursuzlukla adama bakarken Evren derin bir iç çekmişti.

" Ne yapacağımı bilmiyorum. " dedi sonra, bitkin bir şekilde.

Cansu anlamayarak kaşlarını daha da çattı.

" Ne konuda? "

Şu an ortamda olan her ne ise kadın bundan zerre kadar hoşlanmamıştı. Bir şeyler kontrolü dışında oluyordu ve bu Cansu'nun asla tahammül edemeyeceği bir şeydi. Adam sağ elini kaldırıp kadının, kolunu kavrayan parmaklarının üstüne koydu ve okşayarak onu kolundan ayırdı. Cansu onun ne yapmaya çalıştığını anlamak isterken adam kadının elini nazikçe bırakmıştı. Sonra şakaklarını ovdu sertçe ve burnundan sert bir soluk çekti. Erkeklik egosu falan zaten kalmamıştı. Artık açık konuşması gerekiyordu yoksa kadını kaybedecekti.

" Onun kadar iyi olmak konusunda. " dedi ve sertçe yutkundu.

" Kimin? " diye sordu Cansu bu kez.

Bugün kesinlikle bu adamı anlayamıyordu. Evren, bu soruyu alınca sinirle soludu. Tamam açık konuşacaktı da bu kadarı fazla geliyordu işte. İki elini birden yüzüne kapatıp sertçe sıvazladıktan sonra ellerini indirdi ve başını kaldırıp kadının mavilerine baktı. Sonra sıktığı dişlerinin arasından tek nefeste döktü içindekileri.

" Yağız kadar iyi sevişmek için ne yapmam gerektiğini, seni onun kadar tatmin edebilmek için... " diye başladığı cümleyi sinirinden bitiremeyince hırsla inlemiş ve tek elinin üstüne abanarak yerden kalkmıştı.

Bedeni kendisine dar geliyordu şu an. Ellerini sıkıca yumruk yapıp açarken kadının önünde bir ileri bir geri dönüyordu. Kurduğu cümlenin ağırlığı bir yana, bunun gerçek oluşunu hazmedemiyordu. Öldürmek istiyordu o herifi. Parçalamak istiyordu. Canını bu kadar yaktığı için onu yakıp kül etmek istiyordu. Cansu'yu bu kadar etkilediği için... Cansu ise duyduklarının şokunu atamamıştı üzerinden. Şimdi anlamlı hale gelmeye başlamıştı adamın cümleleri. O kadar mı kötüydü derken sorduğu şeyin dün geceki birliktelikleri olduğunu ve Yağız'a gitmek isteme sebebini bu sandığını... Birden panikle fırladı ayağa ve adamın kollarını kavrayıp onu durdurmaya çalıştı. Kendi kendini yiyip bitirecekti yoksa.

" Hayır, yanlış anladın. " dedi telaşla.

Evren kadını duyduğunda olduğu yerde durmuştu fakat bedeni hala kaskatı ve kaşları hala çatıktı. Cansu'nun mavileri yüzünde dolanırken gevşemek namına tek bir şey yapmıyordu ve kadın bunu adamın kaskatı kesilen çenesinin seğirişinden görebiliyordu. Kim bilir neler kuruyordu kafasında? Kadın hepsine engel olmak ve onun içindeki bu öfkeyi almak için konuştu yeniden.

" Kötü değildi. Hiç değildi hem de. Hatta... " deyip duraksadı.

Bunu itiraf etmek için pek hevesli değildi fakat şu an bencillik edemezdi. Adamın içi içini yerken ondan gerçeği saklamak istemiyordu.

" Yaptığım en iyi seksti. "

Evren duyduğu şeyle şoka girdiğinde kaşları saç diplerine kadar yükselmişti. Kaskatı kesilen bedeni gevşemiş, dişlerini sıkmayı bırakmıştı. Bir şeyler demek istese de diyemiyordu. Gerçek olduğuna inanası gelmiyordu. Nasıl olurdu ki böyle bir şey? Cansu onun kararsızlığını fark ettiğinde iç çekti ve adamın kolunu bırakıp daha açık konuşmaya başladı.

" Yani... evet ilk seferin olduğu için bazı şeyler tam olmasa da... demek istediğim... " doğru kelimeleri bulmakta zorlanarak baktı adamın yüzüne.

Şaşkın olan yüzü yeniden asılmaya başladığında hızla devam etti konuşmaya. Yanlış anlamasını istemiyordu. Onu gücendirmek istemiyordu.

" Yani ben hiç böyle hissetmemiştim. Ben... ben ilk kez taklit yapmadım Evren. " deyip sertçe soludu.

" İşte. Söyledim. " derken de utanarak başını eğmişti.

Evren duyduklarının fazlaca hoşuna gitmesinden mi yoksa kadının bu ne yapacağını bilemez halinin tatlılığından mıdır bilinmez, derince gülümserken erkeksi bir gülüş sundu kadına. Göğsünün orta yerinden büyük bir ağırlığın kalktığını hissederken gülüşü büyüdü. Bir cümlesiyle tüm ruh halini tersine çevirebilen kadına uzanıp onu kollarının arasına alırken birbirlerine karşı bu kadar dürüst olabildikleri için minnettardı. Aksi takdirde kafayı yiyeceği muhakkaktı çünkü. Rahatça bir nefes çekti ciğerlerine ve yüzünü kadının saçlarına yasladı, sonra sadece kadının duyabileceği kadar kısık bir sesle mırıldandı.

" Demek bamya işe yaramış. "

Cansu onun bu kadar üstü kapalı fakat aynı zamanda bu kadar açık bir şekilde yaptığı şakayla kıpkırmızı kesilirken Evren onu göğsüne daha çok bastırmıştı.

Beni Instagram’dan takip edin duyuruları oradan yapıyorum.

Hesabım: @ailkesandikli

Bölüm sonu

1 yorum