Genç kadın daha ilk günden bronzlaşmaya başlayan tenine fazlasıyla yakışan beyaz uzun bir elbise giymişti. Elbise dümdüz ve gösterişsiz yanılgısı taşısa da kadın yürüdükçe açılan bacak dekoltesi ve belli belirsiz sezilen göğüs dekoltesi ile oldukça iyi duruyordu. Cansu ayaklarına bu elbiseye uygun bir YSL topuklu terlik geçirmiş adeta kuğu gibi süzülerek otelin restoranına giriş yaptığında, saçları duştan sonra taramaya üşendiği için hafif dalgalanmıştı. Hemen arkasında ise kadını memnuniyetsiz bir surat ifadesiyle takip eden koruması vardı. Üzerine geçirdiği beyaz keten gömlek ve bej rengi kumaş pantolon ile o da eşiyle uyumlu bir profil çiziyordu. Gömleğin kollarını dirseklerinin biraz altına kadar kıvırmış, üstten üç düğmesini açık bırakmıştı. Tuzlu su ile daha da dağılan saçları ile tam bir yaz stili çiziyordu yakışıklı adam.
Kadın mavi gözlerini etrafta gezdirip kendilerine layık bir masa ararken adamın kısık bakışları da içeridekilerdeydi. Hemen hepsi dönüp iki kez bakmıştı genç kadına. Ağzının içinde homurdanmadan edemedi ve kadına biraz daha yaklaştı. O esnada kadın tam olarak restoranın ortasında durmuş masa seçmekle meşguldü. Evren otel sakinlerinin ilgisini daha fazla çekmek istemediğinden kadının bel oyuntusuna iri elini yerleştirirken kulağına doğru homurdandı.
" Of Cansu yürü. Ben dikkat çekmeyelim dedikçe... "
Kadın işittiği serzenişle tek kaşını kaldırırken ilerideki masaya doğru yürümeye başlamıştı. Bunda belinin üzerinde sıkıca duran sıcacık elin payı da yok değildi...
" Yanında ben varken dikkat çekmeyeceğini düşünmen absürt. " dedi adamın duyabileceği bir şekilde.
Evren onun bu cümlesine gözlerini devirirken nihayet bir masaya yerleşebilmişlerdi. Adam kadının koltuğunu centilmence bir tavırla çektiğinde Cansu onun bu şovuna şaşırmadan edemedi. Dirseklerini masaya yerleştirirken hemen karşısındaki sandalyeye oturan adama şüpheyle baktı.
" Bana baksana sen. " dedi adamın gergin yüzünü incelerken.
Evren de bunun üzerine kaşlarını hafifçe kaldırmış ve kahvelerini kadının mavileriyle buluşturmuştu.
" Tehlikede falan mıyız? " diye fısıldadı kadın.
Adamın sabahtan beri takındığı gergin tavrı onu fazlasıyla şüphelendirmişti. Üstelik bugüne kadar kendisine karışma cesareti dahi göstermemiş olan bu adamın bugün her şeyini eleştirmesi de canını sıkmaya başlamıştı. Evren oturduğu koltukta geriye yaslanırken kadına güven vermek istercesine omuz silkti. Onu endişelendirmek değildi niyeti fakat biraz diken üstünde hissettiği de doğruydu. En sonki saldırıdan sonra yanlarında tek bir koruma dahi olmadan insan içine karışmanın doğru bir fikir olup olmadığını tartmakla meşguldü beyni.
" Temkinli davranıyorum sadece. " dedi düz bir sesle.
Cansu bu yanıtla havalanan kaşını indirirken dirseklerini masadan çekti ve o da arkaya yaslandı.
" Çok kasıyorsun. " diye mırıldandı.
Daha sonra yanlarına gelen garsona siparişlerini verip yemeklerini beklerken de elbette kadının emrivakisi üzerine birer kadeh beyaz şarap içmişlerdi. Aslında Evren'in alkole karşı olduğu falan yoktu, yalnızca kontrolü elden bırakmayı sevmiyordu. Ve bu genç kadın fazlasıyla kontrolsüzdü.
Cansu önündeki karidesi çatalının ucuyla dürterken doyduğunu hissediyordu. Fakat deniz mahsulü o kadar tazeydi ki bir türlü bırakası gelmiyordu. O esnada Evren de balığını bitirmiş ve masadaki mendille ağzını nazikçe silmişti. Kadın, balığın yanında karşılıklı bir duble rakı içmeyi önerdiğinde reddetse de gördüğü ısrarla pes etmişti. Kadehin dibindeki son yudumu da yuvarlarken keyfi yerindeydi. Alkol onu biraz olsun gevşetmeyi başarmış gibiydi ve asıl korktuğu şey de tam olarak buydu işte.
Cansu ise elindeki çatalı bırakmış ve hafif çıkan göbeğine huzursuz bir bakış atarken oturduğu koltukta iyice yayılmıştı. Uykusunu almıştı, karnı da doymuştu. Şu an tek istediği biraz eğlenmekti. Soluk mavilerini etrafında gezdirirken hemen çapraz masalarında oturan otuzlu yaşlardaki adamı fark edip duraksadı. Adam çekik gözlerini kadının üzerine dikmiş apaçık onu süzüyordu. Cansu onun bu cüretine karşılık tek kaşını kaldırdığında adamın çarpık bir şekilde gülümsediğini gördü. Hemen sonra ise başını önündeki viski bardağına indirmişti. Genç kadın oldukça karizmatik görünen adamı meraklı gözlerle incelerken Evren'in kendisine seslendiğini işitip oturduğu yerde doğruldu.
" Biraz sahilde yürüyelim mi diyorum? "
Genç kadın o an kafasını kurcalayan yabancı yüzünden Evren'in isteğini tam anlayamadan başını sallayıvermişti. Daha sonra adamın koltuğundan kalktığını görünce çark etti. Fakat itiraz edemeden o da kalktı. Zaten biraz yürüyüş yapmak şişen midesine de iyi gelebilirdi. Hem sahilin devamındaki müzikli mekana da bir uğramak istiyordu. Evren durup kadını önüne aldığında peş peşe çıktılar restorandan. Birlikte otelin arka çıkışından sahile indiklerinde kadın ayağındaki terlikleri çıkartıp eline almış ve çıplak ayaklarla serin kumlarda yürümeye başlamıştı. Hava rüzgarlıydı fakat soğuk sayılmazdı. Güzel bir yaz akşamıydı. Denizin kıyıya vurdukça çıkarttığı dalga sesleri insanı huzurla dolduruyordu. Saatlerce burada durabilirdi.
Sahile biraz daha yaklaştıklarında Cansu kıyı tarafına geçmiş ve ayaklarını suyun kumla kavuştuğu noktada ilerlemeye başlamıştı. Dalgalar ayaklarına gelene kadar şiddetini azaltıyor ve genç kadının bileklerini okşayarak geri çekiliyordu. Bir süre sessizce ilerlediler. Cansu karanlığın etkisiyle daha da solan mavilerini metrelerce ilerideki ışıklı yere diktiğinde denizden esen rüzgarla ürperdiğini hissetti ve olduğu yerde titredi. Bunu fark eden Evren kadını omzundan hafifçe tutarak soluna almıştı. Cansu onun bu nazik ve düşünceli hareketiyle afallarken Evren hiçbir şey olmamış gibi elleri ceplerinde, başı ise önüne eğik biçimde ilerlemeye devam ediyordu.
Genç kadın adamın üzerindeki bakışlarını yere indirirken sessizliği bozmak ihtiyacıyla sordu.
" Ne olacak şimdi? Sonsuza kadar böyle mi devam edecek bu düzen? "
Evren işittiği soruyla başını kaldırmış ve yanındaki kadının güzel profilini incelemeye başlamıştı. Sonra birden omuz silkti.
" Kendimi bildim bileli bu iş için yaşıyorum ben. " dedi sanki çok olağan bir şeyden söz ediyormuş gibi düz bir tınıyla.
Cansu bunun üzerine başını çevirmiş ve adamın karanlıktan koyulaşan kahvelerine bakmıştı.
" Emekli olmak da mı yok sizin meslekte? " diye sordu bu kez.
Halbuki biliyordu olduğunu, insan yaşlandı mı koruma diye tutmazlardı onu. Fakat zaten sorusu da bu değildi. Aralarındaki ilişkiden söz ediyordu genç kadın. Korumalıktan emekli olunca ne olacaktı? Boşanacaklar mıydı? Evren de kadının kast ettiği şeyi anlamış ve dudak bükmüştü.
" Nihat Beye sormak lazım. "
Cansu bu cevaptan tatmin olmamıştı. İç çekerken önüne döndü.
" Aramızda hiçbir şeyden haberdar olmayan kişi benim. Beni yeme. " diye homurdandı.
Evren onun bu kabullenmiş haline hafifçe gülümsedi. Sonra sesli bir iç çekti o da önüne dönerken.
" Bazen bir şeye başladığımızda sonunu düşünmeyiz. "
Cansu bunun üzerine kaşlarını çatmıştı belli belirsiz.
" Yani baban bir şeye kalkıştı ama sonunu o da bilmiyor mu diyorsun? "
Adam bir süre sessizleşti bunun üzerine. Kadın da bir kez daha ona bakmak ihtiyacı hissetti. Sonra düşünceli bir sesle konuştu yeniden. Bu esnada kaşlarının arasında minik bir çukur oluşmuş, kahveleri ileride bir noktaya dikilmişti.
" Benim sonum belli. "
Cansu bu yanıt üzerine kafasının daha da karıştığını fark ettiğinde çekinmeden sordu.
" Neymiş? "
Evren ise başını yeniden kadına çevirmiş ve onun meraktan ziyade endişeli çehresini yavaşça süzmüştü. Sonra yarım bir tebessüm etti. Fakat yanıtlamadı ve yeniden önüne döndü. Kadın onun bu esrarengiz tavrı karşısında huzursuzlanırken yüzünün asıldığını hissetti. Kendi hayatının merkezinde sürekli bir şeyler olup bitiyordu fakat hiçbir şeyden haberi bile yoktu. Bu artık tahammül edemeyeceği kadar can sıkıcı bir hal almaya başlamıştı. Buz mavileri adamın çenesini sarmalayan sakallarına takıldığında titrek bir nefes çekti içine. Bu adam kimdi? Basitçe bağımlı kişilik bozukluğuna sahip, yaralı ve mahcup bir çocuk mu? Yoksa daha fazlası mı? Gözleri kısılırken adamın gerilen çenesine çıktı bakışları. Dişlerini sıktığını, kasılan çenesinden rahatlıkla anlayabiliyordu. Fakat şu an ne düşündüğünü okuyamıyordu. Gözleri bu kez de gözlerine kalktığında düşünceli bir tavırla kumlara baktığını fark etti. O esnada ışıklarla donatılmış olan mekana yaklaştıklarını, etrafı saran boğuk müzik sesinden anlamıştı.
Derin bir iç çekerek yeniden önüne döndüğünde bakışları parıldayarak ilerideki mekana kaydı. Sonra ansızın gülümsedi.
" Biraz eğlenelim. " dedi kendi kendine.
Evren de duymuş ve sesini çıkartmamıştı. Hiç bu tarz mekanların insanı olmasa da Cansu için buradaydı ve onu geri çevirmekten imtina ediyordu. Birkaç dakika daha yürüdükten sonra nihayet taşlık zemine geçmiş ve terliklerini geri giymişti genç kadın. Ellerindeki kokteylleri içerek dans eden kalabalığın arasından geçip bara doğru yaklaştılar. Evren de o esnada etrafı kontrol ediyordu, her zamanki gibi. Cansu onu görmezden gelmeyi tercih etti. Çünkü gerçekten gevşemek, eğlenmek ve kafa dağıtmak istiyordu. Barmenle göz göze geldiklerinde hemen önündeki bar taburesine oturmuştu.
" Selam! " dedi yüksek tuttuğu sesiyle.
Yirmili yaşlardaki barmen de şirince gülümsedi.
" Selam. "
" Viski kola istiyorum! "
Barmen başını sallayarak arkasını döndü.
" Hemen! "
Evren de kadının yanında tabureye hafif arkayı da görecek bir açıyla oturmuştu. Boyu o kadar uzundu ki yaptığı şey oturmaktan ziyade hafifçe yaslanmak gibi görünüyordu. Kadın önüne uzatılan viski bardağını eline alırken Evren'e yandan bir bakış attı.
" Sen de al bir şey. "
Fakat Evren bu defa kararlıydı, içmeyecekti.
" İstemez. "
Cansu ise omuz silkip önüne döndü. Dakikalar sonra Cansu istediği kafaya ulaşmışken Evren bunalmış gözlerle dans edenleri izliyordu. Neyse ki Cansu bu gece dans etmek için bir hamlede bulunmamıştı da bir nebze daha rahattı. Kadın ise elindeki yeşil kokteyle soktuğu pipeti dudaklarının arasında ezerken yanındaki çiftin sırnaşmasını seyretmekle meşguldü. Belli ki ikisi de fazlasıyla çakırkeyifti fakat kadın adamdan biraz daha gidikti. İkili bir kez daha derin bir şekilde öpüşmeye başladığında Evren kadının kulağına eğilmiş ve fısıldamıştı.
" Telefona bakmam gerek. "
Cansu başını salladı geçiştirir bir tavırla.
" Gel sen de. " dedi adam bu kez.
Bunun üzerine kadın başını çevirmiş ve neredeyse burun buruna geldiği adamın farkındalığıyla irkilmişti. Kirpiklerini kırpıştırdı birkaç kez ve sonra yavaşça yutkundu. Neyden söz ettiklerini bile unutmuştu. Adam ise ondan farklı sayılmazdı. Kadının kulağına eğildiği için, başını çevirmesiyle çok çok yakın bir pozisyonda kalmışlardı. Kadının heyecandan tuttuğu nefesini sabırsızca bırakması ile yüzüne vuran alkol kokusu gözlerini kapamasına neden oldu. Fakat başını çekmemişti. Cansu da hiçbir şekilde hamle yapmıyor öylece adamın sus çizgisini seyrediyordu. Ne kadar güzel bir çizgiydi o öyle? Birden ona dokunmak isteğiyle parmak uçlarının karıncalandığını hissetti ve gayriihtiyari alt dudağını dişledi. Bunu gören adam da daha fazla dayanamamış ve kararan bakışlarını kadının dolgun dudaklarına indirmişti. İkisi de yutkundu aynı anda. Ve bunu fark etmeleri daha da iyi olmadı. Cansu bir kez daha nefesini tuttuğunda Evren'in kımıldanan adem elmasını seyrediyordu. Evren ise daha fazla bu şekilde kalırlarsa kendine hakim olamamaktan korkuyordu. Sonra aniden çekti kendini ve ağzının içinde geveleyerek ayağa kalktı.
" Ben.. şu telefona... cevap vereyim... "
Cansu da hızla başını salladı bunun üzerine.
" Evet.. ver sen... yani cevap... "
Ve sonra adam sersem adımlarıyla uzaklaştı kadından. Kendine görece sessiz bir yer bulana kadar da sarsak adımlar eşliğinde kumda ilerledi. Soluk alışverişleri düzensizleşmiş, nabzı yükselmişti. Ve bunlar Evren için hiç tanıdık hisler değildi. O yıllardır tek bir an dahi nabzının kontrolden çıktığını, aklının böylesine bulandığını anımsamıyordu. Kaşları derince çatılırken gözlerini yumdu sıkıca. Sinirlenmişti kendine. Berat'a diyordu, iradesiz diye fakat şimdi... Burnundan derin bir nefes çekti içine ve sakinleşmeye çabaladı. Hayır, buna izin veremezdi. Onun kendisini böyle etkisi altına almasına izin veremezdi. Gözlerini yavaşça açarken sertçe yutkundu. Evet, çok güzel çok nefes kesici bir kadındı Cansu. Kesinlikle zorluydu. Adeta bir sanat eserinden farksızdı. İnsanın baktıkça bakası, saatlerce hatta günlerce seyredesi geliyordu fakat hayır. Evren bu değildi. Evren aptal bir zaaf uğruna kontrolünü kaybedecek biri değildi. Hiçbir zaman olmamıştı. Hiçbir zaman, hiçbir kadının etkisi altına girmemiş; kendini kimseye kaptırmamıştı. Avcunun içinde sıkıca tuttuğu telefon bir kez daha titreşmeye başladığında boğazını temizledi ve derin bir nefes alıp aramayı yanıtladı.
" Efendim? "
" Evren? "
" Söyle. " dedi adam gergin bir tınıyla.
" Bulduk galiba. "
Adamın kaşları daha da çatılırken sessizce bekledi kadının söyleyeceği şeyi.
" Hamza, Hamza izinliymiş o gün. "
Evren'in kaşları mümkünmüş gibi daha da çatılırken aklından milyonlarca şey aynı anda geçti. Kafasını toparlamaya çalıştı, beceremedi. Onun sessizleşmesiyle karşı hattaki kadın duyup duymadığını teyit etmek istercesine seslendi yeniden.
" Evren? "
Boğazını temizledi yeniden ve boğuk bir sesle yanıtladı onu.
" Duydum. "
Kadın iç çekti hafifçe.
" Şimdi ne yapacağız? "
" Sen değil, " dedi Evren " Ben yapacağım. "
Kadın itiraz etti birden.
" Yardımcı olabileceğimi biliyorsun. Bak... dahası da var. "
Evren huzursuz bir şekilde başını önüne iyice eğerken konuştu.
" Söyle,"
" Şu arama çalışmaları... Hamza ilgilenmiş onunla. "
Evren dişlerini gıcırdatarak burnundan sert bir soluk bıraktı.
" Şimdi anlaşıldı. " diye mırıldandı kendi kendine.
Kadın ona yardımcı olabileceğiyle ilgili bir şeyler söylemeye devam ederken düşündüğü tek şey şüphelerinde ne kadar haklı olduğuydu. Aniden kesti sözünü kadının.
" Gözde, şu raporlara ulaşmaya çalış. "
Sonra telefonu kapattı. Boşta olan elini yumruk yapmış sıkarken koca bir yalanın içinde olduğunu iliklerine kadar hissetmişti. Bir şeylerin sahteliğinin daima farkındaydı fakat her şey ilk kez bu kadar netti. Telefonunu cebine atıp sakalını kaşırken hızlı ve sert adımlarını mekana yöneltmişti. Kafasında dönüp duran binlerce hatıranın hangisi kendi hayal ürünüydü, hangisi gerçekti ve hangisi sahteydi? Bilmiyordu. Bildiği tek şey gerçeğe çok yaklaştığıydı. Çatık kaşlarıyla kalabalığa daldığında tek arzusu kadını alıp odaya dönmek ve gece boyu düşünmekti fakat gördüğü manzara olduğu yere çakılmasına sebep oldu.
▪️Nasılsınız, bölümü nasıl buldunuz?
▫️Evren ve Cansu'nun gerçek anlamda ilk yakınlaşması yaşandı diyebilir miyiz?
▪️Evren sizce neyin peşinde?