İçeriğe geç

Gün Masalı

Bölüm 8 · 6 dk okuma

Gün Masalı

Bölüm 8

6.Bölüm:GELSİN HAYAT BİLDİĞİ GİBİ

Hepinize merhaba arkadaşlar:)

Bundan sonraki bölümü 100 beğeni gelirse paylaşacağım!

Lütfen bölümü şarkıları dinleyerek okuyunuz!

Bölüm Şarkıları;

MADRİGAL~DİP

CEZA&SEZEN AKSU~GELSİN HAYAT BİLDİĞİ GİBİ

Evren belki de bizim birlikte olmamızı istemedi. Bunu kabullendik mi? Hayır! Çünkü biz birbirimiz için yaratıldık.

Konser devam ediyor, şarkılar çaldıkça biz dans etmeye devam ediyorduk. Ömer bir anda ortadan kayboldu ve sahneye çıkarken gördük onu. Konser görevlilerine hararetli hararetli bir şeyler anlatıyordu. Sonra adamla konuşmayı bitirip mikrofonu eline aldı ve konuşmaya başladı;

''En öndeki yedili! Hiç ayrılmayalım olur mu?'' diye sordu bize bakarak. Hepimiz bir ağızdan;

''Evet!''

''Evet!''

''Evet!''

''Evet!''

''Evet!''

''Evet!''

''Evet!'' diye bağırdık. Sonra Ömer konser sahiplerine ve görevlilerine teşekkür edip bizim yanımıza geldi.

''Oğlum! Sen tam bir manyaksın bunu biliyorsun değil mi?'' diye sordu Seyit. Egemen Seyit'e destek çıkarken Kuzey konuşmaya başladı,

''Konser bitmek üzere. Bugün cuma yani yarın okula gitmeyeceğiz. O yüzden ailerimizden izin alıp takılsak mı?'' diye sordu. ''Benim annem ve babam şehir dışında o yüzden biz de takılabiliriz.'' dedi Seyit sonra Egemen konuşmaya başladı, ''Ben olur diyorum Ömer'de olur diyecek büyük ihtimalle. Bir de kızlara soralım.'' dedi. ''Ben annemi arayım size söylerim olur mu?'' dedim ve onlardan uzaklaşmayı başladım. Telefonumu cebimden çıkarıp annemi aradım. Annem üçüncü çalışta telefonu açtı.

''Alo saat kaç oldu senin haberin var mı?'' dedi annem kızgın bir ses tonuyla. Onu sakinleştirmeye çalışarak,

''Anne yedi arkadaşımla konsere geldim. Senden özür dilerim haber vermediğim için. Şimdi senden bir şey isteyebilir miyim?'' diye sordum cici kız ses tonuyla. Annem ''Tamam ne isteyeceksin?'' diye sordu, yumuşamaya başlamış bir ses tonuyla. ''Yarın hafta sonu ya bugün bir arkadaşımın evin de kalsam olur mu?'' diye sordum yine cici kız ses tonuyla. Annem ilk önce itiraz etse de bana kıyamadı ve izin verdi. Diğerlerinin yanına gittiğim de onların da anneleri izin vermişti. Hepimiz arabaya bindik ve yola koyulduk. Kuzey benim yanımda oturuyordu. Kafasını benim kafamın üstüne koydu, ben de kendi kafamı onun kafasının ütüne koydum. Herkes sohbet ederken sadece Kuzey ve ben susuyorduk arabanın içinde.

Hiç tatmadığım şeyi tadıyordum, Aşkı... Biliyorum bir gün başımıza çok kötü şeyler gelecekti ama biz oradan çıkacaktık. Belki kalbi çok yıpranmış şekilde belki de sapasağlam... Hayat bizi sürükleyecekti hiç istemediğimiz yere. O an kalbimden o kadar çok şey geçiyordu ki... Ben hep negatif düşünen bir insan oldum. Olaylara kötü yerinden bakan kişiydim ben hep. Sanki biz birlikte olacaktık ama evren bizim her birimizi başka bir yola sürükleyecekti. Hayat sevdiğim insanları teker teker öldürecekti gözlerimin önünde. Ben ise tanımadığım bir dünya da tek başıma kalacaktım...

''Yıldız iyi misin? Titrediğinin farkında mısın?'' Kuzey bana bakan korkmuş gözlerine baktım sonra gerçekten titrediğimi fark ettim. Aklımdaki düşünceler yüzünden titrediğimi biliyordum. Kuzey'in aklımdan geçenleri bilmesini istemediğim için etrafıma bakındım ve Ömer'in camı açık olduğunu gördüm.

''İyiyim. Sadece üşüdüm.'' dedim Ömer'in yanındaki cama bakarak.

''Ömer camı kapa.'' dedi Kuzey sert bir sesle sonra montunu çıkarıp bana verdi. Ömer camı kapattı ve tekrar önüne dönüp Egemen ve Seyit'le konuşmaya devam etti. Kuzey'in gözleri hâlâ benim üstümdeydi bunu hissediyordum. Konuyu dağıtmak için ''Ben acıktım.'' dedim. Ömer hemen konuşmaya başladı. ''Abi benim bildiğim çok iyi çiğköfteci var. Yanına da atıştırmalıklar alırız.'' dedi Sonra Seyit'e döndü ve yolu tarif etmeye başladı. İlk önce çiğköfteleri aldık ve sonra marketin önünde durduk. Kuzey'in gözleri hala benim üstümdeydi bu yüzden ''Ben hemen gidip bir şeyler alıp gelirim siz beni burada bekleyin.'' dedim. Sonra Kuzey durur mu tabi ki oda indi peşimden. Cipsi, kola tarzı bir şeyler aldıktan sonra kasaya gittik. Aldıklarımızın parasını ödeyip arabaya gittik. Kuzey'le ben hiç konuşmuyordum. Sanki içimde düşündüklerimi o da hissetmişti. Yalan söylediğimi anlamıştı belki de. Yolda ilerlemeye devam ederken polis çevirmesi vardı. Polisler bizi çevirdi ve Seyit'in ehliyet ve ruhsatını istedi. Seyit arabanın içini aradı ve ehliyet ve ruhsatını bulamadı.

''Çocuklar arabadan inmenizi ve beklemenizi istiyorum.'' dedi polis. Seyit ne kadar itiraz etse de hiçbir şey işe yaramadı. Hepimiz arabadan indik. Kuzey benim elimi tutuyordu, sanki bana bir şey olmayacak der gibi sıkıca tutuyordu elimi. Ona iyi olduğumu göstermek için gülümsedim. Seyit polisle konuşup geldikten sonra.

''Arabaya el koyacaklarmış. Arabanın içindeki yiyecekleri alalım, taksi çağıralım.'' dedi. Egemen telefonunu çıkarıp taksi çağırırken biz de arabanın içindeki yiyecekleri çıkarıyorduk. yaklaşık yarım saatten sonra siyah renkte büyük bir araba geldi. Hepimiz arabaya bindiğimiz de şoför kendini tanıttı,

''Bu saatlerde boş taksi olmadığı için ben geldim.'' dedi adam şüphelendirici bir tavrı vardı. Nedense ona inanmıyordum. Seyit evini tarif etti ve yola çıktık. Adam orman yoluna girdi. Diğerleri derin bir sohbete daldıkları için fark etmemişlerdi. Adam durdu ve ''İnebilirsiniz!'' dedi. Hepimiz arabadan indik. Kafama sert bir darbe yedim ve yere düştüm. Gözlerim karanlığa gömülürken bir yere sürüklendiğimi hissettim.

(Saatler Sonra)

Gözlerimi açtığımda boş bir odada Kuzey ben vardık. Ellerimiz ve ayaklarımız bağlıydı. Kuzey yerde tepkisiz yatıyordu. Onun yanına yaklaştım ve kalbinin üstüne kafamı koyup kalbini kontrol ettim. Yaşıyordu. Büyük ihtimalle onu da bayıltmışlardı. Sonra aklıma diğerleri geldi, Selin, Seyit, Egemen, Zeynep, Burçak ve Ömer... onlar neredeydi? Onları da bayıltmışlar mıydı? En önemlisi onlar iyi miydi? Ben bunları düşünürken Kuzey gözlerini araladı. Sersemlemiş bir şekilde etrafı inceliyordu. Gözleri beni bulunca ''Yıldız İyi misin?'' diye sordu korkmuş ve öfkelenmiş bir sesle. ''İyiyim ama diğerleri yok.'' dedim ürkek bir sesle.

''Merak etme onları bulacağız. Onları bulabilmemiz için ilk önce buradan çıkmalıyız.'' dedi sakin bir sesle. Ona doğru, tam gözlerinin içine bakarak ''Ne yapacağız?'' diye sordum. Gözleri hızlıca odayı taradı. ''Şurada meyve bıçağı, tam ayağının dibinde. Onu al ve arkama gel.'' dedi. Hemen dediğini yaptım ve zorda olsa meyve bıçağını alıp onun yanına gittim. Tam arkasında, açtığı ellerinin üstüne koydum meyve bıçağını. Kuzey bıçağı aldı ve benim ellerimiz bağlı olduğu ipi kesmeye başladı. Meyve bıçağı olduğu için beş dakikada kesmişti ipi. Yere bırakmış olduğu meyve bıçağını alıp onun ipini kestim. Sonra ayağımızda bağlı olan ipleri. Kuzey bana sıkıca sarıldığında bende ona sarılıp sessiz bir şekilde ağlamaya başladım.

''Merak etme buradan çıkacağız, sana bir şey olmasına asla izin vermeyeceğim. Ağlama lütfen.'' Kuzey bunları söylerken o sakinleştirici ses tonu beni susturmuştu. Kuzey ayağa kalktı odanın içinde bulunan havalandırma boşluğunu gösterdi. Havalandırma boşluğuna ilerledim. Havalandırma boşluğu çok büyüktü, iki kişi rahatlıkla yan yana yürüyebilirdi. Sanırım büyük bir binanın içindeydik. Kuzey havalandırma boşluğuna bir adım attı ve bana döndü,

''Korkacak bir şey yok güzelim. Sana bir şey olmasına asla izin vermeyeceğim.'' dedi ve elini uzattı. Hiç tereddüt etmeden elini tuttum. Kuzey benim elimi tutuyordu. Yaklaşık on dakika yürüdük ve Selin ve Seyit'in sesini duyduk. Seyit tam önümüze çıkınca küçük çığlık attım. Hemen arkasından Selin geldi.

''Diğerleri nerede? abi her yere baktım yoklar. Delireceğim yemin ederim.'' Seyit'in sesi öfkeli çıkıyordu. Selin onu sakinleştirmeye çalışırken Kuzey araya girdi,

''Sen nasıl baktın? Sizi kilitlemediler mi?'' diye sordu Kuzey.

''Bizi kilitlediler ama kapıyı kolayca kırdım. Sizi aramaya çıktık Selin'le binanın her yerine baktık. S*çtığım binasına görevli bile koymamışlar. Sonra havalandırma boşluğunu görüp buraya girdik, sonra karşımıza siz çıktınız zaten.'' dedi Seyit sakinleşmeye çalışırken.

''Şimdi hepimiz bir sakin olalım. Onları bulacağız elbet.'' dedi Selin. Yaklaşık yarım saat havalandırma boşluğunda yürüdük.

Hayatımın dönüm noktasındaydım sanki. Göz göre göre karanlığa doğru adım atıyorduk. Biz adım attıkça karanlık bizi içine çekiyordu sanki. Elimle Kuzey'in koluna sarıldım. Kulağıma fısıldayarak ''Korkma güzelim, ben yanındayım.'' dedi. Ona gülümseyerek baktım. Ben ona güveniyordum. Korkma diyorsa korkmayacaktım, yanındayım diyorsa yanımdaydı. Hep dediğim gibi ''Gelsin hayat bildiği gibi''...

Havalandırma boşluğunda yankılanan bir silah sesi geldi kulaklarıma ardından vücudum da hissettiğim acı... Gözlerim kararırken Kuzey'in kucağında bayıldım. Gözlerim artık hiç açılmıyordu. Kulaklarım da son bir ses Kuzey'in sesi dolduruyordu. Ne dediğini anlamıyordum. Karanlığın ardından hiçbir şey duymamaya başladım, karanlık beni içine çekiyordu ve kazandı...

Merhaba nasılsınız:)

Bu bölümü beğendiniz mi?

Bu bölüme oy vermeyi ve benim takip unutmayın lütfen!

Kitabın başında belirttiğim gibi bu bölüme 100 oy geldiğin de yeni bölümü yayınlayacağım!

İletişim için;

https://www.instagram.com/svly_3466/

https://www.instagram.com/svly_8389/

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.