Hepinize merhaba arkadaşlar^^
Sizi çok özledim^^
Size yeni bölümle geldim.
Lütfen bölüme oy vermeyi unutmayalım!
Lütfen bölümü şarkıları dinleyerek okuyunuz!
Bölüm şarkıları;
MAW~SEN
JAM~RÜYA GİBİ
Sevmek ve sevilmek arasında küçük bir çizgi vardır. Sevmek; başkasına karşı hissettiğimiz duygudur. Sevilmek; başkasının bize karşı hissettiği duygudur. Sevmek o kadar güçlü bir duygudur ki sevdiğinize bir şey olsun istemezsiniz...
Saatlerce ateş etrafında oturduk, sohbet ettik. Hatta bir ara Ömer şarkı bile söylemeye başlamıştı. Herkes kendine sevgilileriyle birlikte oda tutmuştu. Kuzey ile benim uykum yoktu. Bu yüzden biz ateşin başında oturmaya devam ettik.
''Ateş bizi ısıtmaya yetmiyor. Sanki bedenimiz ısınıyor evet ama ruhumuz...'' Kuzey'in bunları söylerken sesi titriyordu. Onun için üzülüyordum, bu kadar acı çekmesine neyin sebep olduğunu merak ediyordum.
''Kuzey senin bu kadar acı çekmene ne sebep oldu?''
''Hayat beni öyle bir yere sürükledi ki... Bu hafta annem ile babamın boşanacağını öğreniyorum, sonra gözümün önünde senin vurulman, kollarımın arasından kayıp düşmen... Bunlar sence yeterli değil mi?'' sesi titriyordu konuşurken. Ağzımı açıp tek kelime edemedim. Kuzey'le oturduk bir süre sessizce.
''Hadi odamıza gidelim saat geç oldu, sabah ayazı çıkacak birazdan.'' Kuzey ile birlikte odamıza doğru yürümeye başladık. O aklındakilerle savaşıyordu oysa ben kalbimle. Onu üzmek istemiyordum. Eğer benim yüzümden üzülürse o zaman hayat değişirdi. İnsanları kırmak öyle kolaydır ki sonra toparlayamazsınız. Mesela; kağıdı paramparça edersiniz, sonra pişman olup o kağıdı düzeltmek istersiniz ama eskisi gibi asla olmaz. Birbirinizi üzersiniz, kırarsınız ama sonradan barışabilirsiniz. Keşke her şeyi baştan tamir edebilsek... Kuzey'in hissettiklerini anlayabiliyordum. Kuzey bana bir şey olmasından, benim kırılmamdan korkuyordu. Ben de onun için aynı duyguları besliyordum.
''Sen yatakta yat, ben koltukta yatarım.'' ne ara odaya gelmiştik anlamamıştım. İlk önce Kuzey'in ne dediğini idrak edemedim sonradan kafama jeton düştü. Kafamı evet anlamında salladım. Onun koltuğa yatması için dolapta yedek olarak bulunan battaniye ve yastığı verdim. Kuzey odada bulunan erkek gecelik takımını aldı ve banyoya gitti. Odada telefon aradım ama bulamadım sadece otel görevlilerini arayabileceğim bir telefon vardı. Kuzey banyodan çıkınca ben gecelik takımını dolaptan aldım ve banyoya gittim.
Aynada kendime baktım. Perişan bir haldeydim, üstüm başım hep kan içindeydi. Saçım darmadağın olmuş, sanki on yıl yaşlanmış gibiydim. Kendimi o halde görünce gözlerim doldu. Yaşamam gereken, hak ettiğim hayat böyle bir hayat değildi. Biliyorum daha yolun başındaydık ama bu yaşta bu kadar acı olaylar yaşamamalıydım. Tamam arkadaş edindim, sevgilim oldu bunlar güzel bir şey. Bunlar için çok teşekkür ederim ama böyle olmamalıydı. Ortak hedef belirleyerek yola revan olan kimseler, maalesef her menzilde bir bir eksilebilirler. Her zaman böyle olmamış mıydı? Bugün benim için bir silah, başka bir gün hepimiz için bir silah patlayacaktı. Bunu biliyordum...
Banyodan çıktım temizlenmiş bir şekilde çıktım. Sıcak bir duş almam bedenimi rahatlattı ama ruhumu rahatlatmadı. Kuzey'e gülümseyerek yatağa uzandım.
''Temizlenmişiz bakıyorum da.''
''Eeee ne sandın? Bizde de var bir şeyler Kuzey Bey.''
''Eminim ki vardır Yıldız Hanım.'' Kuzey'in sözlerine büyük bir kahkaha attım, sonra ikimiz de deliymişiz gibi gülmeye başladık.
''Yarın buradan gitmeliyiz. Sabah altıda yola çıkacağız, saat akşam üstü gibi İstanbul'da olmuş oluruz. Çocuklarla az önce konuştum evin önünde.''
''Annem merak etmiştir zaten. Ne zaman erken varırsak o kadar annemin çok konuşmasından kurtuluruz.'' Kuzey gözlerini yerdeki halıya dikti. Sonra bir şey bulmuş gibi heyecanla gözlerimin içine baktı.
''Çok güzel kokuyorsun. Odanın içi hep sen kokuyor.'' dediğine gülmeye başladım
''Ben de bir şey diyeceksin zannettim.''
''Yanımda sen olunca aklıma senden başka hiçbir şey gelmiyor.''
''Ooo Kuzey Bey romantizme başlamışız.'' dedim sonra söylediğimin ne kadar saçma olduğunu anlayıp yorganı başıma kadar çektim. Kısa bir süre sonra odanın ışıkları kapandı. Kuzey'in adımları odada yankılandı. Son bir kaç gündür uyuyamıyordum. Bu yüzden çok kısa bir zaman içinde uykuya daldım.
Sabah kalktığım da Kuzey odada yoktu. ''Kuzey!'' diye seslendim ama cevap gelmedi. Yataktan kalktım banyoya gidip elimi yüzümü yıkadım. Saat 05:00 olduğu için hava daha aydınlanmamıştı. Kapı kapanma sesi gelince içeriye gittim ve elinde poşetler olan Kuzey ile karşılaştım.
''Resepsiyon görevlilerinden ikimizi de giyecek bir şeyler istedim. Kahvaltımızı da yola çıktıktan sonra yaparız.'' Kuzey'in elindeki poşetleri poşetleri aldım ve banyoya gittim. Banyodan çıktığım da o da üstünü değiştirmişti. Yattığım yatağı toplamaya başlamıştım ki Kuzey ellerimi tuttu ve ağzını aralayıp konuşmaya başladı,
''Sevgilim kolun daha iyileşmedi, bırak ben toplarım. Sen geç şuraya otur.''
''Kuzey ben gerçekten iyiyim, toplarım yatağı.''
''Lütfen şuraya oturur musun?'' ağzından kelimeler ikna edici bir şekilde çıkıyordu. Bu yüzden toplamış olduğu koltuğun üzerine oturdum ve onun işini bitirmesini bekledim. Kuzey kısa sürede işini bitirdi ve arabaya gittik.
''Sen arabada bekle ben diğerlerini de çağırayım.'' Kuzey'e başımı salladım ve arabadan indi. Beş on dakika öylece yolu izledim. Kısa bir süre sonra görüş alanıma Kuzey, Burçak, Egemen, Ömer, Seyit, Zeynep ve Selin girdi. Arabanın içinden onlara ufak çaplı bir gülümseme gönderdim.
Kuzey şoför koltuğuna oturdu, diğerleri de arabaya bindi.
''Kuzey bu saatte yolculuğa mı çıkılır abi?'' Ömer esneyerek Kuzey'e arka koltuktan laf atıyordu.
''Beni sorgulama Ömer.'' dikiz aynasından Ömer Kuzey'e göz devirdiğin de hepimiz gülmeye başladık.
Erken kalktığımız için hepimizin uykusu vardı ama Kuzey hariç. Arabanın radyosundan gelen hafif müzik sesi ve arabanın camına çarpan yağmur sesleri hepimizin uykusunu getiriyordu. Kısa bir süre sonra arabadaki herkes uyumuştu. Kuzey araba sürüyordu, ben yolu izliyordum. Sanki arabadaki her şey soyutlaşmıştık.
''kolun nasıl biraz daha iyi mi?'' Kuzey'in sesi dikkatimi dağıtmıştı. Başımı ona çevirerek konuşmaya başladım.
''İyiyim! Dünden beri benimle ilgilendiğin için teşekkür .''
''Rica ederim. Kendimi sana karşı sorumlu hissediyorum. O o*rospu çocuklarını bir gün elime geçireceğim ve o gün onların ağızlarına sıçaca-'' Kuzey'in sözünü elimle ağzını kapatarak kestim.
''Kuzey kim olduğunu bilmediğin kişiler hakkında böyle konuşman hiç hoş değil ve bağırma arabanın içinde tek biz yokuz.''
''Seni vuran kişileri koruyorsun yani.'' harika şimdi de beni kıskanıyordu.
''Kuzey benim birisini koruduğum filan yok ama...''
''Ama?'' derin bir nefes aldım ve konuşmaya başladım,
''Ama onların daha kim olduğunu bile bilmiyoruz.'' Kuzey bir şey demedi. Öfkeyle derin nefesler alıp veriyordu, sakinleşmeye çalışıyordu ama başaramıyordu. Aklıma bir fikirle Kuzey'e döndüm.
''Şurada deniz kenarı var oraya gidelim mi? Biraz sakinleşmeye ihtiyacın var gibi.''
''Gidelim ama arkada uyuyan arkadaşlarımız ne olacak?''
Arkama döndüm ve sonra hemen tekrardan önüme döndüm.
''Onları düşünme, zaten uyuyorlar. Beş on dakika otururuz, sen de sakinleşmiş olursun.''
Kuzey direksiyonu sahil kenarına çevirdi. Arabayı durduğun da ikimiz de arabadan indik. Kuzey'in yanına gittim ve sıkıca ona sarıldım.
''Şimdi daha iyi misin?''
''İyiyim! Sen bana sarıldığın da içimde öfke yerine sana olan sevgim büyüdü. Seni çok seviyorum iyi ki yanımdasın Yıldız... Bir şey soracağım?'' yüzümü göğsünden çektim ve başımı kaldırarak yüzüne baktım. -Allah'ım boyu neden bu kadar uzun-
''Hep böyle mi olacak?'' sorusunu anlamamıştım. Yüzün de kendine ele verecek bir ifade de yoktu.
''Nasıl yani?''
''Yani... Senin bana her sarıldığın da biz dünyadan soyutlaşmış mı olacağız?'' yüzüne sırıtarak baktım sonra ben ona bir soru sordum.
''Olmasını ister misin?
''Evet!'' bu sefer o bana sıkıca sarıldı. Onun dediği gibi şuan bu dünyada tek ikimiz vardık benim için...
Ben onu seviyordum, o beni... Hayat böyle değil miydi işte? O kadar çok zor zamanlar yaşarsınız ki iyileşemeyecek gibi olursunuz ama sonra birbirinizin yaralarını yavaş yavaş sararsınız.
Uzun süre orada, sahil kenarında birbirimize sarılı halde denizi izledik.
''Artık gidelim mi hava iyice soğudu.'' Kuzey'in konuşması o kadar güzeldi ki, bütün sorunlarımı kısa bir sürede unutuyordum.
''Gidelim.'' mırıldanarak ona karşılık verdim. Kuzey ayağa kalktı ve elini bana uzattı. Hiç düşünmeden bir kez daha elini tuttum ve ayağa kalktım. Elini benim omzuma koydu. Benim boyum kısa olduğu için ben elimi onun beline koydum.
Sahil yolundan arabaya doğru yürüdük. Arabanın önüne geldiğimizde hâlâ uyuduklarını gördük. Sessiz bir şekilde arabaya bindik ve Kuzey arabayı çalıştırdı. Kısa bir süre sonra ben de uykuya daldım.
.....
Vücudumda hissettiğim acıyla gözlerimi açtım.
''Aaaaa yardım edin!'' arabanın içinde çığlık atarak uyandığım da Kuzey arabayı sert bir frenle durdurdu ve hepimiz öne savrulduk.
''Yıldız n'oldu iyi misin?'' Kuzey emniyet kemerini çözerken benim iyi olup olmadığımı soruyordu. Araba da çığlık attığımdan dolayı arkada uyuyanlarda uyandı.
''Yıldız yaran kanıyor.'' Selin koluma bakmak için ön koltuğa doğru eğildi. Dokunduğun da bir çığlık daha attım.
''Selin lütfen yapma çok canım yanıyor.''
''Tamam tamam çok özür dilerim.''
''İki kilometre sonra hastane var oraya gidiyoruz.'' Kuzey arabayı aceleci bir şekilde çalıştırdı. Acı içinde ufak çığlıklar atarken hastaneye varmıştık bile. Kuzey arabadan indi ve koşarak benim kapımın yanına geldi. Beni arabadan kucağına alıp indirdi.
''Sedye getirin, acil çabuk.'' sanki doğum yapıyormuşum gibi abartıyordu ama ben de kucağında acı içinde kıvranıyordum.
''Dün vuruldu kolundan, dün buraya getirdik serum verdiler.'' Kuzey bir çırpıda doktora her şeyi anlattı. Gözlerindeki korkuyu görebiliyordum.
''Şimdi burada durun onu acil ameliyata almalıyız.''
''Neden durumu ciddi mi?'' bana bir şey olmasından korkuyordu.
''Dün buraya gelmişsiniz ama doktor kolundaki kurşunu çıkarmamış. Kurşun toplar damara baskı yapıyor ve bu yüzden acı çekiyor. Şimdi ameliyata alıp o kurşunu çıkarmalıyız.''
Kuzey'in yüzündeki yıkılmışlık ifadesi her şeyi anlatıyordu. Ona korkma bana bir şey olmayacak demek istiyordum ama konuşamıyordum. Kolumdaki acı bütün vücuduma yayılıyordu. Beni böyle çığlık atarken, acı içinde kıvranırken görmesini o kadar çok istemiyordum ki. Ona yaşattığım acıyı kendi vücudum da hissedebiliyordum.
''Kuzey abi gel şöyle doktorlar işini yapsın. Merak etme Yıldız'a asla bir şey olmayacak.'' Egemen Kuzey'i omzundan tutarken sakinleştirmeye çalışıyordu. Beni ameliyathane sokarken Kuzey'le göz göze geldik. Gözlerindeki acı beni mahvediyordu.
(Yazarın anlatımıyla)
Zeynep, Selin, Seyit, Ömer, Burçak hastane koridorunda duyduklarına şaşırmışlardı. Kuzey yere oturmuş duyduklarına inanmamaya çalışıyordu. Egemen Kuzey'e destek olmak için onu omzundan tutuyordu. Yıldız ise ameliyathanede acı içinde bayıltılmasını bekliyordu.
''Bu nasıl olabilir? Doktor nasıl kurşunu almaz? Kafam almıyor.'' Burçak'ın soruları hepsinin kafasının içinde yankılanıyordu. Yıldız'ı öyle görmek hepsi için kötü olmuştu. Kısa bir süre içinde birbirlerine bağlanmışlardı. Kuzey hızlı bir şekilde yerden kalkarken Egemen yere düştü.
''Ben bunu onların yanına kâr bırakmayacağım. Sakın beni engellemeye çalışmayın, sakın!''
''Kuzey sakin ol abi. Yıldız ameliyattan çıktığında seni isteyecek o zaman ne diyeceğiz Yıldız'a? Sana yemin ediyorum onlardan intikamımızı beraber alacağız. Şimdi Yıldız'ın sana ihtiyacı var, seni hissetmesi gerek onun yanında kal ve bir delilik yapma.''
''Şuan ameliyatta olan kız varya, işte ben o kıza aşığım. Şimdi karşıma geçmiş bana sakin ol diyorsunuz. Ben nasıl sakin olabilirim Allah aşkına!''
''Tamam Kuzey biliyoruz sen o kıza aşıksın ama Yıldız uyandıktan sonra, seni gördükten sonra git intikamını al, beraber alalım ama şimdi olmaz. Sakin olmaya çalış biraz.''
Seyit'in sözleri Kuzey'i durdururken bir yandan da intikam ateşini doğuruyordu. Daha kim olduklarını bilmedikleri bir düşmanları vardı karşılarında. Hepsi biliyordu, bu kurşun onları uyarmak içindi, diğer kurşun birisini öldürmek için olacaktı.
Yıldız'ın anne ve babasına hastane görevlileri haber vermişlerdi. Kısa bir süre sonra Yıldız'ın annesi Gülseren ve babası Miran hastaneye gelmişlerdi.
''Kızım nerede? N'oldu ona?'' hastane koridorlarında ağlayan, bağıran ve acı çeken; Kuzey, Gülseren, Miran, Egemen, Selin, Ömer, Zeynep, Seyit ve Burçak... Şuan ameliyathanede yatan kız Kuzey'in her şeyi, diğerlerinin ise kardeşi olmuştu.
''Abi üç saattir ameliyatta! Niye çıkarmadılar hâlâ?'' Kuzey'in öfkeli sözleri hepsini korkutuyordu. Kuzey'in kalbindeki acıyı ise hiçbiri bilmiyordu. Yıldız'ı o kadar çok seviyordu ki şuan onu ameliyatta olmasını bilmek ona çok acı çektiriyordu... Yaklaşık dört saat sonra ameliyathane kapısının önünde doktor belirdi. Gülseren koşarak doktorun önünde durdu ve doktorun söyleyeceği her bir kelime için kendini hazırladı. Kuzey ve diğerleri ise koşar adımlarla doktorun yanına doğru yürüdüler.
''Yıldız'ın neyi oluyorsunuz?''
''Annesi ve babasıyız.''
''Biz de arkadaşlarıyız.''
''Öncelikle sakin olun. Ameliyat başarılı geçti. Yıldız'ın kolundaki kurşunu çıkardık ama şuan gözetim altında tutmamız gerekiyor, uyanmasını bekleyeceğiz. Bir süre sağ kolunu kullanmayacak. Eğer fizik tedavisine giderse iyileşme süreci daha hızlı olabilir. Size tanıdığım en fizik tedavi doktorlarını söyleyeceğim ve siz de arasından bir tanesini seçip tedaviye başlayacaksınız.''
Doktorun cümleleri ardından hastane koridorunda bir sessizlik oldu. Hepsinin aklında tek bir düşünce vardı, Yıldız kolunu bir daha kullanabilecek miydi? Yıldız'ın annesinin gözleri kararırken ağzından tek bir kelime çıktı ''Yıldız...''. Kocası onu tutmak için öne eğildi.
''Sedye getirin acil!'' sonrası ise koca bir kaos. Yıldız'ın ameliyattan çıkışı, annesinin bayılması derken her şey karıştı ama karışmayan tek bir şey vardı Kuzey'in aklındaki düşünceler...
Hastane polisleri Kuzey'i çağırırken diğerleri onu izliyordu. Hepsini teker teker polis çağıracaktı elbette. Kuzey'in aklındaki senaryo çok basitti, polislere kaçırıldıklarını söylemeyecekti.
''Adın ne?''
''Kuzey'' polisin gözlerine bakmıyordu, masa da duran su dolu bardağa bakıyordu.
''Kuzey çok uzatmaya gerek yok o yüzden direk soracağım. Arkadaşına ne oldu?'' Kuzey kafasındaki cümleleri toparladı ve polisin gözlerinin içine baktı, olması gerektiği gibi.
''Arkadaşlarımla marketten yiyecek alıp arabaya bindik. Polis çevirmesi vardı, arkadaşım ehliyetini unuttuğu için arabaya el koyuldu. Yaklaşık bi yarım saat yürüdükten sonra karşımıza birileri çıktı, bizden para istedi, biz de vermeyince belinden silah çıkardı ve Yıldız'ı kolundan vurdu.''
''Yüzünü görebildiniz mi?''
''Hayır, yüzünde maske takılıydı.'' polis suçlayıcı şekilde bakarken Kuzey soğukkanlılığını korudu. Polis elindeki dosyayı incelerken Kuzey'in aklı Yıldız'daydı.
''Tamam şimdilik bu kadar arkadaşlarının da ifadesini almamız gerekiyor. Çıkabilirsin.''
Kuzey hiçbir şey demeden ayağa kalktı ,
''Haberin olsun gözüm üstünde.''
Arkasından duyduğu sözcüklerle olduğu yerde durdu. Kendini koridora attığında derin bir nefes aldı ve arkadaşlarının yanına gitti.
'' Kaçırıldığımızı söylemeyeceksiniz.''
''İyi de abi neden doğruyu söylemiyoruz?''
''Çünkü bizi kaçıranlar tanımadığımız bir düşmanımız. Benim size dediklerimi anlatacaksınız. ''Arkadaşlarımla marketten yiyecek alıp arabaya bindik. Polis çevirmesi vardı, arkadaşım ehliyetini unuttuğu için arabaya el koyuldu. Yaklaşık bi yarım saat yürüdükten sonra karşımıza birileri çıktı, bizden para istedi, biz de vermeyince belinden silah çıkardı ve Yıldız'ı kolundan vurdu.''
''Ya inanmazlarsa o zaman n'olucak?''
''İnanmak zorundalar, başka çareleri yok. Bir de sizi suçlusunuz gibi konuşacaklar. Sakın panik yapmayın soğukkanlılığınızı koruyun.'' Kuzey fısıldar bir şekilde arkadaşlarına ne söylemeleri gerektiğini anlattı.
Derin bir nefes aldı ve Yıldız'ın odasının kapısını açtı. Odada ilk gördüğü manzara Yıldız'ın yatakta hareketsiz ve kablolara bağlanmış, kolunun kalp atışını gösteren cihazı gördü. O çizgi bir gün dümdüz olacaktı ama bu Yıldız için değil başkası için olacaktı.
''Sevgilim ben geldim...'' Yıldız'ın gözleri kapalı olsa bile onu duyduğunu biliyordu. Konuşmaya devam etti.
''Ben seni çok seviyorum. Sen uyanacaksın ve el ele çıkacağız bu hastaneden.'' eğildi ve Yıldız'ın elini tuttu, dudaklarına götürdü ve uzun bir süre boyunca öptü. Gözlerinden akan yaşlar Yıldız'ın elini ıslatıyordu.
''Biliyorum sen de beni çok seviyorsun... Benim için, ailen için, arkadaşların için, seni seven herkes için o yataktan kalkacaksın. Sen güçlüsün, beni bırakıp gidemezsin daha çok erken...''
Kuzey başını kapıya doğru çevirdiğin de doktor ile karşılaştı. Doktor gülerek ona doğru yürüdü ve
''Şuan size tepki veremez ama eminim ki dediklerinizin her birini hissetmiştir ve sizin için savaşıyordur. Mücadeleci bir kız gibi görünüyor.'' Kuzey doktorun dediklerinden hiçbir şey anlamamıştı. Ne zamandan beri doktor onu dinliyordu? Odaya Zeynep girdi ardından Ömer. Kuzey onları bir süre Yıldız'a bakmaları için bekledi.
''Ömer, Zeynep bi dışarı gelir misiniz benimle?''
''Abi n'oldu gene ya!'' Ömer söylenerek dışarı çıkarken Zeynep onun koluna vurdu.
''Aaaaa kızım niye koluma vurdun şimdi, canım çok acıdı.''
''Ömer sus artık lütfen.'' Zeynep ona uyarıcı bakışlar atarken Kuzey konuşmaya başladı,
''Sorgudalar değil mi diğerleri?''
''Evet de n'oldu?''
''Yıldız'ın anne ve babası burada. Hastane çok kalabalık olmasın ben de buradayım zaten. Siz gidin İstanbul'a.''
''Abi sizi asla burada tek başınıza bırakmayız hele de tanımadığımız bir düşmanımız varken.''
''Ömer sakin ol ben burada tek başıma değilim, zaten hastanenin polisi var ayrıca çok dikkat çekiyoruz.''
''Kuzey Ömer haklı Yıldız bizim kardeşimiz oldu. Onu ve seni yalnız başınıza bırakmayacağız, en azından o uyanana kadar.'' Kuzey derin bir iç çekti. Koridorun başında Egemen belirdi ve o da onlara katıldı.
''N'oldu niye buradasınız?'' Kuzey dediklerini Egemen'ede anlattı.
''Abi saçmalama tabi ki sizi burada bırakmayacağız.''
''Beni neden anlamak istemiyorsunuz. Dikkat çekiyoruz diyorum.''
''Tamam o zaman ben yanınızda kalacağım.'' Kuzey kısa bir süre Egemen'in dediğini düşündü. Eğer birisi onların yanında kalmayacaksa ikna olmayacaklardı. En sonunda pes etti ve ''Tamam.'' dedi.
''Yıldız uyanınca gideriz o zaman biz de.'' Kuzey Zeynep'e kıyamadı ve ona da ''Peki.'' dedi.
Gülseren ve Miran onlara doğru geliyordu. Gülseren Kuzey'i iterek,
''Ne yaptın kızıma, ne yaptın Allah sizi kahretsin. Gidin buradan, rahat bırakın kızımı. Hepsi sizin yüzünüzden, defolun!'' diyordu. Kuzey sendeleyerek yere düştü. Yıldız'ın babası karısını kollarından tutarak sakinleştirmeye çalışıyordu.
''Kuzey kendine gel, Kuzey!'' Kuzey'in kulaklarında kadının dediklerini yankılanıyordu. Hepsi onun yüzündendi, bunları biliyordu. Bir kez daha gerçekler yüzüne çarpmıştı.
''Ömer ve Egemen, Kuzey'i kollarından tutup kaldırın ve boş bir odaya götürün hemen.'' Ömer ve Egemen Zeynep'in dediklerini yaptılar. Kuzey'i yerden kaldırdılar ve boş bir odaya girdiler. Yıldız'ın annesi biraz da olsa sakinleşmişti, kocası onu sandalyeye oturtmuştu. Zeynep Gülseren'in önünde diz çöktü ve elini tuttu.
''Ben Zeynep, Yıldız'ın arkadaşıyım. Her şeyi size anlatacağım fakat şimdi sırası değil. Sadece şunu bilin Kuzey'in ve bizim bir suçumuz yok. Herkes perişan oldu, hâlâ bir kaçımız sorguda. Kuzey şuan çok üzgün, kızınıza aşık oldu, onu en iyi siz anlarsınız. Paramparça oldu, sevdiğini öyle görmemeliydi. Belki kızabilirsiniz ama şimdi sırası değil, lütfen sakin olun ve Yıldız'ı görmeye gidin. Şuan Yıldız'ın annesine ihtiyacı var yani size...''
Gülseren ayağa kalktı ve Yıldız'ın odasına girdi. Kızını öyle gördüğünde bir kez daha ağlamaya başladı. Ağlayarak ve hıçkırıklarla Yıldız'ın yanına gitti ve nefes aldı.
''Kızım ben geldim annecim... Sakın kendini yalnız hissetme olur mu? Sana bunu kim yaptıysa hesabını soracağım merak etme. Sen iyileş ve çabuk aramıza dön olur mu?'' Yıldız'ın başına eğildi ve ona sarıldı. Miran Yıldız'ın başına geldi ve konuşmadı. Çünkü söyleyecek bir kelimesi yoktu. Kızını öyle görmek dilini yutmasına sebep olmuştu ama herkesin bildiği tek bir şey vardı o da Yıldız'ın intikamına alacak olmalarıydı.
Kuzey'in başında beleyen Egemen ve Ömer, Kuzey'i sakinleştirmeye çalışıyorlardı.
''Her şey benim yüzümden, her şey...'' diye bağırıyordu Kuzey. Arabanın anahtarı Egemen'in cebinden düştü ve Kuzey hızlıca anahtarı alıp hızlı adımlarla odadan çıktı.
''Kuzey abi dur, bizi bekle. abi!'' Kuzey arkasında bağıran Egemen ve Ömer'i duymuyordu bile hızlı adımlarla hastanenin kapısından çıktığına her şey çok geçti... Arabaya bindi ve kapıları kilitledi. Egemen ve Ömer hastanenin kapısına geldiklerin Kuzey hastanenin garajında çıkıyordu. Sevdiği kız hastanede uyutuluyordu ve onun kanını yerde bırakmayacaktı, intikamını alacaktı.
Hepinize merhaba^^
Yeni bölüm hakkında yorumlarınızı bekliyorum.
Sanırım oy vermeyi unutuyorsunuz, lütfen bölümlere oy verelim ve yeni bölüm yayınlansın.
Yeni bölümde sizce bizi neler bekliyor?
En kısa zamanda yeni bölümü yazacağım.
İletişim bilgileri;
https://www.instagram.com/svly_3466/
https://www.instagram.com/svly_8389/