O gece Lamina, zihnini tamamen boşaltıp uykuya daldığını sanıyordu. Ancak bilinçaltı, gündüzleri yasakladığı her şeyi geceye davet etmişti. Rüya, spor salonunun tanıdık, ter ve metal kokulu atmosferinde başladı. Lamina yine o ağırlık makinesinin üzerindeydi, Kyla ise tam arkasındaydı. Ancak bu kez ortamda ne spor kıyafetlerinin ciddiyeti ne de antrenör-öğrenci mesafesi vardı.
Nefes nefeseydi. Kyla'nın elleri, antrenmandaki gibi nazik ama bu kez çok daha kararlı hareketlerle belinde, omuzlarında ve boynunda dolaşıyordu. Ense boşluğuna kondurulan sıcak öpücüklerin gerçekliği, Lamina'nın teninde ürpertici bir karıncalanma bırakıyordu. Kyla’nın o güçlü, nasırlı parmakları teninin üzerinde oyalandığında, Lamina kendi bedenindeki yükselen sıcaklığı duyumsuyordu. Tam o an, her şeyin yoğunlaştığı zirve noktasında, odanın içine dolan alarm sesiyle rüya paramparça oldu.
Lamina, nefes nefese yatakta doğruldu. Kalbi, spor salonunda en ağır ağırlıkları kaldırırken olduğundan çok daha hızlı atıyordu. Elleriyle hızla yanaklarını ovuşturdu; sanki rüyasındaki o sıcaklık hâlâ cildinde yanıyordu.
"Aman Tanrım... Bu ne kadar saçmaydı!" diye fısıldadı karanlık odada.
Ama zihni ona ihanet ediyordu. Rüyanın bulanıklığı içinde bile o ellerin sahibinden emindi. O güçlü, damarlı elleri, dokunuşun ağırlığını ve o eşsiz enerjiyi nerede görse tanırdı. Bu kesinlikle Kyla’ydı. Kendi kendine dürüst olma vakti gelmişti; Kyla’dan sadece bir arkadaşlık ya da eğitmen ilgisi değil, çok daha fazlasını, yoğun bir elektrik alıyordu. Rüyasındaki o utanç verici gerçeklik, gündüzleri kurduğu "onu düşünmüyorum" kalkanını bir anda yerle bir etmişti.
Sabahın ilk ışıkları odasına dolarken Lamina artık kaçamayacağını anladı. Zihninde artık dersler veya projeler değil, Kyla’nın salonun ortasındaki o kendinden emin duruşu vardı. Bir karar verdi: Bu belirsizliğe, kendi kendine kurduğu bu hayali engellere bir son verecekti.
Spor salonuna gittiğinde, Kyla'nın yanına gidip her zamanki gibi teknik bir soru sormayacaktı. Bu kez çok daha cesur olacaktı. Belki bugün antrenman sonrası onu bir kahveye davet ederdi. Salondaki o gürültüden ve ağırlıklardan uzak, sadece Kyla'nın kim olduğunu, ona gerçekten neler hissettiğini anlamasına yetecek bir alan...
Lamina yataktan kalkıp aynanın karşısına geçti. Gözlerinde, dünkü kararsızlığın yerine yeni bir kararlılık vardı. Kyla ile tanışma vakti gelmişti; gerçekten tanışma vakti.