Lamina, Kyla’nın sözlerinden sonra yüzünde beliren gülümsemeyi saklayarak çantasını topladı ve soyunma odasından çıkış kapısına yöneldi. Spor salonunun çıkışında, ellerini montunun ceplerine sokmuş, hafif serin akşam havasında bekleyen Kyla’yı gördü. O an, salondaki o mesafeli eğitmen gitmiş, yerine Lamina’nın tanıdığı ve sevdiği kadın gelmişti.
Kyla, Lamina’nın yaklaştığını fark edince başını kaldırdı ve yüzünde yumuşak, içten bir gülümseme belirdi. Aralarındaki görünmez duvar, kapının dışına adım attıkları anda tamamen yıkılmıştı.
"Nihayet," dedi Kyla, Lamina yanına ulaştığında gözlerinin içine bakarak. "Seni beklerken resmen paslandım."
Lamina hafifçe güldü, kollarını Kyla’nın boynuna dolamak istediği anı bastırarak etrafa şöyle bir göz attı. "Daha beş dakika bile geçmedi, Bayan Eğitmen."
"Beş dakika bile sonsuzluk gibi geldiğinde ne yapacağız?" diye sordu Kyla alçak ve muzip bir ses tonuyla. Lamina’nın elini kavrayıp parmaklarını birbirine geçirdi. Artık kimin gördüğünün bir önemi yoktu; sokak lambalarının altında, kalabalık caddeden uzaklaşırken sadece ikisi vardı.
Kısa bir yürüyüşün ardından Kyla’nın apartmanına vardılar. İçeri girer girmez Kyla anahtarları tezgaha bıraktı ve arkasını dönmesine bile izin vermeden Lamina’yı belinden tutup kendine çekti. Aralarındaki mesafe tamamen yok olmuştu.
"Şimdi," diye fısıldadı Kyla, alnını Lamina’nın alnına yaslayarak. "Salondaki o resmi tavrı sürdürmek işkence gibiydi. Seni gün boyunca uzaktan izlemek ama dokunamamak... Bir daha asla bu kadar sabırlı olamayabilirim."
Lamina, Kyla’nın kalbinin atışlarını göğsünde hissederken ellerini Kyla’nın sırtına sardı. "Bana salonda o kadar sert bakarken içeriden nasıl titrediğimi bilemezsin," dedi gözlerinin içindeki o yoğun ışıltıyla bakarak. "Ama itiraf etmeliyim ki, o otoriter tavırların... oldukça etkileyiciydi."
Kyla tatlı bir kahkaha attı ve Lamina’nın burnunun ucuna küçük bir öpücük kondurdu. "Demek etkileyiciydi? O zaman akşam yemeği menüsünü hak ettin demektir. Söz verdiğim gibi, mutfak bu gece tamamen benim kontrolümde."
Mutfak masasında geçen neşeli yemek sohbeti, günün tüm yorgunluğunu unutturmuştu. Yemekten sonra kahvelerini alıp oturma odasındaki geniş koltuğa geçtiler. Lamina, başını Kyla’nın omzuna yaslamış, pencereden dışarıdaki hareketli şehri izliyordu.
Kyla, bir yandan Lamina’nın saçlarıyla oynarken, diğer yandan düşünceli bir şekilde konuştu: "Seni temin ederim Lamina, bu gizlilik oyununu sonsuza kadar oynamak zorunda kalmayacağız. Ama ne zaman, nasıl istersen... Adımı senin hızına göre atacağım."
Lamina, Kyla’nın bu anlayışlı ve sabırlı yaklaşımı karşısında içindeki son endişelerin de eriyip gittiğini hissetti. Başını kaldırıp Kyla’ya baktı ve dudaklarına hafifçe uzandı.
"Biliyorum," diye mırıldandı Lamina öpücüğün ardından. "Ve bu bağı kimse bilmese bile, seninle olmak her şeye değer."