Ertesi gün Lamina, spor salonunun kapısından içeri girdiğinde adeta bir asker disipliniyle hareket ediyordu. Kyla’nın beklentilerini karşılamak, onun gözünde kaybettiği ciddiyeti yeniden kazanmak istiyordu. Gün boyu ağır setlerin altına girdi, nefes nefese kaldı ama bir an bile duraksamadı. Beklediği gibi, Kyla gün boyunca her zamanki profesyonel tavrıyla yanındaydı. Onu düzeltiyor, motive ediyor ve her zamanki hafif, mesafeli gülümsemesiyle yönlendiriyordu. Kafedeki o tatsız ayrılık hiç yaşanmamış gibiydi; Kyla için iş işti ve Lamina da sadece bir üyeydi.
Antrenman bittiğinde yorgunluktan kasları sızlıyordu. Salonun kapanma saati yaklaşmıştı, içerideki ışıklar birer birer sönmeye başlamıştı. Lamina, günün tüm terini ve stresini atmak için aceleyle kadınlar banyo bölümüne yöneldi. İçeri girdiğinde içerinin oldukça tenha olduğunu fark etti; kabinlerin çoğu kapalıydı. Hiç düşünmeden boş olduğunu düşündüğü en dipteki kabine doğru yürüdü.
Üzerindeki kıyafetleri aceleyle çıkardı ve kabinin kapısını araladı. Ancak o an, donup kaldığı bir sahneyle karşılaştı.
Kabin boş değildi. Kyla oradaydı, suyun altında saçlarını yıkıyordu.
Lamina'nın gözleri fal taşı gibi açıldı. Utançtan yanaklarının yandığını, hatta tüm bedeninin alev aldığını hissetti. "Tanrım, ben... çok özür dilerim! Fark etmedim, hemen çıkıyorum!" diye kekeledi, hemen kabinin kapısını geri kapatmaya çalışırken.
Kyla, suyu kapatıp başını hafifçe yana çevirdi. Islak saçları omuzlarından aşağı süzülüyordu ve her zamanki o sert, mesafeli eğitmen tavrından eser yoktu; aksine, son derece doğal ve rahat görünüyordu. Lamina’nın o kıpkırmızı, mahcup yüzüne bakıp hafifçe gülümsedi.
"Lamina, dur," dedi Kyla, sesi buharın içinde daha da buğulu ve derin çıkıyordu. "Kapı kilitli değildi, suçlama kendini. Ayrıca dükkanın kapanmasına beş dakika kaldı, dışarıda başka boş kabin de kalmadı."
Lamina hala kapının eşiğinde, ne yapacağını bilemez bir halde duruyordu. Kyla, duş başlığını bir kenara bırakıp hafifçe yana çekildi, kabinde ikisine de yetecek kadar yer açtı.
"Boşuna vakit kaybetme," diye ekledi Kyla, bakışlarında Lamina’yı ilk günden beri etkileyen o güçlü, davetkar parıltıyla. "İkimiz de yorgunuz ve evlerimize dönmek istiyoruz. Ne kadar çabuk duş alırsak o kadar iyi, değil mi? Sıkıntı olmaz, gel."
Lamina'nın kalbi göğüs kafesini parçalayacakmış gibi atıyordu. Kyla’nın o rahatlığı karşısında tüm direnci kırılmıştı. Yavaş bir adımla, o utangaç ama bir o kadar da heyecanlı haliyle suyun altına, Kyla’nın yanına doğru attı kendini.