Yusuf, sabaha kadar Kübra’nın evinin önünde bekledi.Ceketini başına geçirdi, sigarasını söndürdü. Ama Kübra kapıyı açmadı. Açmadı çünkü, artık içindeki o eski "bekleyen kız" çoktan ölmüştü. O gece…Kübra annesine dedi ki:“Anne, ben Yusuf’a yıllarca dua ettim. Bir baksa, bir mesaj atsa… diye.Ama şimdi o bakıyor, ben görmüyorum. Çünkü kalbim yoruldu anne, geç kalan sevdaya yer kalmadı orada.”Annesi sustu.Bu sefer kızının kararlılığına bir şey diyemedi. Aynı saatlerde…Fadime, Kadir’in attığı son mesajı okudu:> “Sen haklıydın Fadime… Ben gözümün önündekini göremedim. Ama sen gitme. Çünkü ben ilk defa gerçek bir şey hissediyorum.” Fadime telefonu kapattı.Yatağına uzandı. Tavandaki çatlağa uzun uzun baktı.Ve bir zamanlar o çatlağa bakarak Kadir’i hayal ettiğini hatırladı. Ama şimdi?Artık o hayal, sadece bir yara izi gibiydi.---Ertesi gün, Kadir, babasını alıp Fadime’lerin evine geldi.“Biz oğlumuz için geldik, niyetimiz ciddidir. Elinizi öpmeye geldik.”Fadime'nin babası, sessizce çayından bir yudum aldı.Sonra başını kaldırdı:“Ben kızımın kararına saygı duyarım. Ama unutma Kadir, Yıllarca ona arkanı döndün. Eğer yine bir gün sırtını döneceksen, o kapıdan içeri adım atma.”Kadir’in eli titredi.Ama gözlerinde ilk defa o hafif keko bakışın yerini ciddiyet almıştı.---O gece… Kübra camdan gökyüzüne baktı.Yıldızlar çok uzaktı ama parlıyordu.Kendi kendine fısıldadı :“Bazen bazıları çok geç gelir. Ve bazen... biz gitmiş oluruz.”
Kadir’le Fadime artık birbirlerine bakarken, eskisi gibi değil…İçten, samimi ve gerçekti. Kadir, her gün elinde çiçekle çıkageliyor, Fadime’nin kapısının önüne bırakıp gidiyordu. Ne mesaj atıyor, ne cevap bekliyordu.Sadece telafi etmeye çalışıyordu. Ama köyde bir gölge büyüyordu. Fadime’nin amcası, bu olanlara sessiz kalmamıştı.“Bir kıza yıllarca bakmayacaksın, sonra gelip babasının elini öpeceksin ha?Bizim töremizde böyle şey olmaz. Ya nişan ederler ya da bu iş kapanır!”Kadir’in babası elini masaya vurdu. “Oğlumun niyeti temiz! Kızı seviyor, evlenmek istiyor. Ne var bunda?”Ama mesele artık sevgi değildi…Mesele töreydi.--- O sırada Yusuf da boş durmuyordu. Kübra’nın çevresindeki her adımı takip ediyor, “kimle konuşuyor, kimle gülüyor” diye kafayı yiyordu .Bir gece, Fadime’nin amcasıyla Yusuf kahvede bir köşeye çekildiler. Amcası gözünü kıstı:“Sen o kızı istemiyor musun lan?”Yusuf yutkundu.“İstemedim değil…Ama geç kaldım.”Amca başını eğdi.“Sen geç kaldın da…Benim elimde hâlâ erkek var. Onları biz isteriz.İstemediler mi, görürler o zaman!”---Fadime, akşam eve geldiğinde babasının suratı asıktı.“Seninle konuşmamız lazım,” dedi.Oturduğunda, karşısında Kadir’in değil, amcasının oğlu Mehmet’in adını duydu.“Mehmet seni istiyor. Biz de uygun gördük. Yarın nişan için gelecekler.”Fadime’nin gözleri doldu.“Baba… ben Kadir’i seviyorum.”“Sevgiyle olmaz kızım, töreyle olur. Kadir bir hata yaptı. Bu ailenin hatası onunla aklanmaz.”--- O gece Fadime, sessizce ağladı.Elini kalbine koydu. Ve içinden şu cümleyi söyledi:“Ben kimseye başkaldırmadım. Sadece kalbimi dinledim. Ama töre…Kalp dinlemezmiş.”