YAZAR NOTU:
hepiniz hoş geldinizzz
Çoğumuz okuduğumuz kitapların heyecanını mutluluğunu duygularını paylaşacak bir arkadaş bulamıyoruz hepimiz neredeyse aynı sorunu yaşıyoruz. Ama yalnız değilsiniz, kendinizi üzüp kötü hissetmeyin Yorumlarda buluşalım ve duygularımızı hissettiklerinizi paylaşabilirsiniz çünkü sevgi dolu bir topluluğuz. Keyifli okumalarr dilerimm seviliyorsunuzzz\(^w^)/
Asher, çıplak ayaklarının altındaki nemli toprağı, ezilen kuru yaprakların çıtırtısını hissettikçe daha da hızlanıyordu. Vücudu o kadar ince, o kadar narin ve çelimsizdi ki, dışarıdan bakan biri onun rüzgarda kırılacak bir kibrit çöpü olduğunu düşünebilirdi. Omuzları dardı, köprücük kemikleri her nefes alışında tenini yırtacakmış gibi dışarı fırlıyordu. Ancak bu kırılgan, zayıf bedenin içinde, rüzgarı bile kıskandıracak bir hız saklıydı.
Gümüş gri saçlarının arasından dikilen, yumuşak tüylü iki kurt kulağı arkaya doğru yatmıştı. Uzun, tüylü kuyruğu havayı bir dümen gibi keserek onun keskin dönüşler yapmasını sağlıyor, dengesini koruyordu. Asher, özgürdü. Dünyayı insanların göremediği bir gözle, duyamadığı seslerle ve en önemlisi, alamadığı kokularla görüyordu. Havada çam reçinesinin keskinliği, yaklaşan yağmurun nemi ve toprağın canlandırıcı kokusu vardı. Birden, koşmayı bıraktı.
İnce bacakları titreyerek durdu. Burnunu havaya dikti, iri kömür karası rengi gözleri dehşetle kısıldı. Kulakları hızla ileri geri hareket ederek etraftaki en ufak çıtırtıyı yakalamaya çalıştı. Havaya berbat, mide bulandırıcı bir koku karışmıştı: Barut, paslı demir ve insan teri.
"Burada! Canavar bu tarafa kaçtı!"
Sesin geldiği yöne doğru dönüp kaçmak istedi ama vücudu aldığı ani korku sinyaliyle kilitlenmişti. Arkasını döndüğü an, ağaçların arasından fırlayan üç iri yarı adam gördü. Ellerinde kalın, gümüş zincirler ve ağır silahlar vardı.
Asher, kibrit çöpü gibi duran o narin bacaklarına tüm gücünü verdi. Hızla ileri atıldı, neredeyse bir gölge gibi ağaçların arasından sıyrılacaktı. Ancak avcılar hazırlıklıydı. Havada ıslık çalan bir ses duyuldu. Üzerine doğru fırlatılan devasa, ağır bir ağ havayı kapladı. Ağın iplerine yerleştirilmiş gümüş teller, Asher’in hassas tenine değer değmez havada bir çığlık yankılandı.
"AAAHHH!"
Asher, acıyla yere kapaklandı. Ağın içindeki elektrik akımı, zayıf bedenini sarsmaya başladı. Gümüş teller, o narin cildini adeta dağlıyor, yakıyordu. Kurt kulakları kafasına yapıştı, kuyruğu acıyla altına kıvrıldı. Çırpınmaya çalıştı ama ne kadar hareket ederse, ağ o narin bileklerine ve boynuna o kadar çok batıyordu.
"Şuna bak, ne kadar da çelimsiz bir şey,"
dedi avcılardan biri, Asherin saçlarından tutup kafasını sertçe yukarı kaldırırken. Asher, acıyla inledi, gözlerinden yaşlar süzülüyordu.
"Vursak kırılacak gibi ama kafasındaki kulaklara bak... Karaborsada buna bayılacaklar."
Bir diğeri gülerek
"Oğlum küçük bir balık avlayalım derken balina yakaladık lan bizdeki şans kimsede yok!"
Bir diğer adam, Asher’in hassas kuyruğunu sertçe kavrayıp çekti. Asher, hayatında hiç hissetmediği bir acıyla çığlık attı. Omurgasından beynine giden o korkunç sızıyla bilincini kaybetmek üzereydi. Adam botunun tabanıyla Asher’in zayıf göğsüne bastırdı.
"Bağırma lan! Artık bir maldan farkın yok."
Onu gümüş zincirlerle sıkıca bağladılar. Narin bilekleri, o ağır demirlerin altında eziliyor, morarıyordu. Asher’i dar, karanlık ve paslı bir demir kafesin içine fırlattılar.
Günlerce ne yemek verdiler ne de su. Asher, kafesin köşesinde, bacaklarını göğsüne çekmiş bir şekilde titriyordu. O kadar zayıflamıştı ki, kaburgaları teker teker sayabiliyordu. Ne zaman su istese, parmaklıkların arkasından ona kırbaçla vurdular. O yumuşak sırtı, şimdi kanlı kırbaç izleriyle doluydu.
İlk alıcısı, şişman ve pis kokulu bir köle tüccarı oldu. Asher’i karanlık, rutubetli bir bodrum katına kapattı.
"Eğer uslu durmazsan o kulaklarını keser, acımam,"
diyerek onu tehdit etti. Asher kaçmayı denedi; zayıf ve esnek bedenini kullanarak parmaklıkların arasından sıyrılmaya çalıştı başardı bodrumun pis paslanmış kapısını açmaya çalıştı elleri tir tir titriyordu etrafına bakındı ama bu paslanmış kapı dışında ne pencere ne de fare deliği kadar delik bile yoktu ağlamaya başladı hiç bu kadar kötü bir duruma tekrardan düşmemişti kapı bir anda sertçe açıldı gelen tüccardı Asher hareket dahi edemedi kaskatı kesilmişti. Adam bir anda pis bir şekilde kahkaha atmaya başladı
"Başaramadın mı zavallı"
Adamlarını odaya çağırdı ve Asheri bir sandalyeye bağladılar. Adam eliyle işaret etti ve bir yardımcısı elinde bir sürü kesici alet kırbaç keser getirdi Asher korkudan kaskatı kesilmişti. Sesi titrek bir şekilde sordu.
Adam pis bir şekilde sırıtarak
"Sana uslu durman gerektiğini söylemedim mi uslu durmuyorsan katlanman gerek."
Adam tekrar işaret ederek yardımcısından metal kesiciyi istedi
"Bırakın beni lütfen!"
diye hırladı Asher, sesi boğuk ve acı doluydu.
Asher'in yanına geldi, bıçağın ucunu onun çenesinin altına dayadı. Metal soğuktu, Asher'in sıcak derisine değdiğinde buğu yapıyordu.
"Kurt doğan seni gururlu yapıyor. Ama gurur zayıflıktır. İtaat güçtür."
Bıçağı hafifçe kaydırdı, Asher'in boynunun yan tarafına, köprücük kemiğinin üstüne getirdi.
"İlk ders: acıyı kabul etmek."
Bıçak bastırıldı.
Asher'in nefesi kesildi, gözleri açıldı. İlk anda acı yoktu, sadece basınç vardı. Sonra keskin, yakıcı bir his boynuna yayıldı. Bıçak deriyi yardı, altındaki Kan hemen fışkırmadı, önce sızıntı oldu, koyu kırmızı damlalar bıçağın kenarından süzüldü, Asher'in göğsüne doğru aktı.
"Görüyor musun?"
diye sordu, bıçağı çekmeden.
"Derin değil. Ölümcül değil. Ama acı verici."
Bıçağı biraz daha bastırdı.
"Ve hatırlatıcı."
Asher dişlerini sıktı, köpek dişleri dudaklarından taştı. İçinde bir şey kükredi, vahşi bir şey, zincirlere karşı çekmek istedi. Ama yapmadı. Sadece dayandı. Nefes almayı sürdürdü.
Adam bıçağı çekti, kanayan kesiği inceledi.
"Çok iyi kusursuz asil bir kanın var neden değerli olduğun belli."
yardımcısına dönerek temizle emrini verdi.
yardımcısı yaklaştı, elinde bir bez parçası vardı. Kesikten akan kanı silmeye başladı, hareketleri hızlı ve becerikliydi. Kan hemen durmadı, ama yavaşladı. Asher'in derisi kendi kendini iyileştirme yeteneğine sahipti, ama bu kadar hızlı değildi.
Adam bıçağı temizlemek için başka bir bez aldı.
"İkinci ders: sabır."
Bıçağı Asher'in soluk bembeyaz sol koluna, pazısının üst kısmına getirdi.
"Bu sefer daha derine ineceğim. Kas dokusuna. Acı daha yoğun olacak. Ama önemli olan tepki vermemek. Sabretmek."
Asher gözlerini kapattı, nefesini kontrol etmeye çalıştı. İçindeki kurt uluyordu, kaçmak için çırpınıyordu. Ama zincirler vardı. Ve gerçek vardı: satın alınmıştı. Bir maldı artık. Bıçak indi.
Bu sefer acı aniden geldi, yıldırım gibi. Asher'in vücudu istemsizce gerildi, zincirler şiddetle sarsıldı, metalin taşa sürtünme sesi odada yankılandı. Ama ağzını kapalı tuttu, çığlık atmadı. Sadece derin, hırıltılı bir nefes verdi bu işkencenin son bulmasını istiyordu.
Adam bıçağı döndürdü, kesiği genişletti. Kan bu sefer daha hızlı aktı, kolundan aşağı süzüldü, dirseğinden damladı, taş zeminde küçük bir birikinti oluşturdu.
"hiç böyle bir şaheser görmemiştim"
diye mırıldandı sırıtarak sesinde bir memnuniyet vardı.
"Çok çok iyi."
Bıçağı çekti, tekrar temizledi. Asher'in kolu titriyordu, kaslar seğiriyordu, ama hâlā direniyordu.
"Üçüncü ders,"
diye devam etti bu sefer Asher'in yüzüne döndü.
"Korkuyu kabul etmek."
Bıçağın ucunu Asher'in sol yanağına dayadı.
"Gözlerini aç."
Asher gözlerini ilk başta açmamaya karar verdi ama soğuk metal etki yapıyordu sonunda açtı. yüzü sadece birkaç santim ötedeydi. Soğuk, ifadesiz gözlerini gördü. Profesyonel bir ilgi vardı bakışlarında, merhamet değil.
"Korkuyorsun değilmi zavallı."
Asher yutkundu, boğazında bir yumru vardı.
"Evet bunu söylediğim için ne değişecek"
diye kısık bir sesle fısıldadı gözlerinden yaşlar akıyordu.
Adam sırıtarak
"Korku akıllıcadır. Korku seni hayatta tutar. Ama kontrol edilmezse seni zayıflatır."
Bıçağı hafifçe bastırdı, deriyi çizdi. Kan hemen sızladı, yanağından aşağı süzüldü.
Asher nefesini tuttu. Yanağındaki acı keskindi, ama dayanılabilirdi. Gözlerini adamın gözlerinden ayırmadı. İçindeki kurt hâlā uluyordu, ama sesi daha uzaktaydı artık.
bıçağı çekti, bir adım geri attı ve adamına işaret ederek temizleme emri verdi.
adamı yaklaştı, sepetinden sargı bezleri ve merhem çıkardı. Asher'in boynundaki, kolundaki ve yanağındaki kesikleri temizledi, merhem sürdü, sargılarla kapattı. Hareketleri hızlı ve etkiliydi, acıyı en aza indirmeye çalışıyor gibiydi.
adam bıçağı bir kenara koydu, Asher'e baktı.
"Yarın devam edeceğiz. Farklı aletlerle. Farklı derslerle."
Yaklaştı, Asher'in yüzüne baktı.
"Her gün biraz daha ilerleyeceğiz. Ta ki itaat etmeyi öğrenene kadar."
Asher başını dahi hareket ettiremiyordu, konuşamıyordu. Sadece yorgundu. Acıyordu.
yardımcı işini bitirdi, sargı bezlerini topladı zincirleri çözdü, Asher'in kollarını serbest bıraktı. Asher ayakta durmaya
çalıştı, bacakları titriyordu. Kan kaybı onu zayıflatmıştı.
Okuduğunuz için teşekkürlerrr devam edecekkk( ◜‿◝ )♡