İçeriğe geç

Gümüş Ayın Varisi

Bölüm 7 · 2 dk okuma

Gümüş Ayın Varisi

Bölüm 7

BÖLÜM 7 — BEKLENMEDİK MİSAFİR

Sabah güneşi gölün yüzeyinde parıldarken Aras gözlerini açtı.

Bir anlığına nerede olduğunu unuttu.

Sonra karşı tarafta oturan Kaan’ı gördü.

Genç alfa yine erkenden uyanmıştı.

Elinde küçük bir bıçakla kuru dalları yontuyordu.

Aras istemsizce onu izledi.

Kaan gerçekten yakışıklıydı.

Bunu kabul etmek zorundaydı.

Keskin yüz hatları, koyu saçları ve her zaman ciddi duran ifadesi…

İnsan ister istemez dikkatini ona veriyordu.

Tam o sırada Kaan başını kaldırdı.

Bakışları buluştu.

Aras hemen başka tarafa baktı.

Kalbi saçma şekilde hızlanmıştı.

“Uyandın mı?”

“Evet.”

“Neden yüzün kırmızı?”

Aras neredeyse öksürüyordu.

“Soğuktan.”

“Şu an hava sıcak.”

“…”

Kaan hafifçe gülümsedi.

Aras’ın utandığını fark etmişti.

Ve nedense bu hoşuna gitmişti.

Öğlene doğru yollarına devam ettiler.

Ormanın sonuna ulaştıklarında küçük bir kasaba göründü.

Aras’ın gözleri parladı.

“İnsanlar!”

“Şaşırdım.”

“Neye?”

“Bir haftadır ilk kez mutlu göründün.”

Aras dil çıkardı.

Kaan ilk kez içten içe güldü.

Kasabanın meydanı kalabalıktı.

Tezgâhlar kurulmuş, insanlar alışveriş yapıyordu.

Aras etrafı merakla incelerken bir anda bir ses duydu.

“Aras?”

Genç omega şaşkınlıkla döndü.

Karşısında uzun kızıl saçlı bir genç duruyordu.

Yüzünde büyük bir gülümseme vardı.

“Deniz?!”

Aras heyecanla ona doğru koştu.

İki eski arkadaş birbirine sarıldı.

Kaan olduğu yerde kaldı.

Nedense bu görüntü hoşuna gitmemişti.

Hiç hoşuna gitmemişti.

Deniz kahkaha attı.

“Seni yıllardır görmüyorum!”

“Ben de!”

“Nereye kayboldun?”

“Uzun hikâye.”

Deniz gülerek Aras’ın omzuna vurdu.

Kaan’ın bakışları bu sahneyi izliyordu.

İçinde garip bir huzursuzluk oluşmuştu.

Nedenini anlamıyordu.

Sonuçta Aras’ın arkadaşları olması normaldi.

Ama yine de…

O çocuğun Aras’a bu kadar yakın durması sinirini bozuyordu.

Bir süre sonra Deniz’in dikkatini Kaan çekti.

“Bu kim?”

Aras döndü.

“Bu Kaan.”

“Kaan mı?”

Deniz’in gözleri büyüdü.

“Kuzey Klanı’nın veliahtı olan Kaan mı?”

“Maalesef.”

“Maalesef mi?”

“Çok sinir bozucu.”

Kaan kaşını kaldırdı.

“Sinir bozucu olan ben miyim?”

“Evet.”

“İlginç.”

Deniz ikisinin konuşmasını izlerken sırıtıyordu.

“Birbirinizle evli çift gibi konuşuyorsunuz.”

İkisi de aynı anda döndü.

“Ne?!”

Deniz kahkahaya boğuldu.

Öğleden sonra Deniz onlara kasabayı gezdirdi.

Aras uzun zamandır ilk kez bu kadar eğleniyordu.

Sürekli gülüyor, sohbet ediyor ve eski günleri hatırlıyordu.

Fakat bir süre sonra bir şey fark etti.

Kaan sessizleşmişti.

Normalden bile daha sessizdi.

Akşam üzeri kasabanın çıkışında yürürlerken Aras sonunda dayanamadı.

“Kaan.”

“Hm?”

“Bir şey mi oldu?”

“Hayır.”

“Yalan.”

Kaan sustu.

Aras birkaç adım daha attı.

Sonunda Kaan konuştu.

“O çocukla yakınsınız.”

Aras şaşkınlıkla baktı.

“Deniz mi?”

“Evet.”

“Çocukluğumdan beri arkadaşım.”

Kaan gözlerini kaçırdı.

“Anladım.”

Aras bir anda gerçeği fark etti.

Dudaklarının kenarı yukarı kıvrıldı.

“Kaan.”

“Ne var?”

“Kıskandın mı?”

Kaan durdu.

Aras’ın yüzünde muzip bir gülümseme vardı.

“Hayır.”

“Kesin mi?”

“Evet.”

“Yalan söylüyorsun.”

“Hayır.”

“Söylüyorsun.”

Kaan derin bir nefes aldı.

Aras’ın eğleniyor olması sinir bozucuydu.

Ama aynı zamanda hoşuna da gidiyordu.

Tam o sırada gökyüzünde büyük bir patlama sesi duyuldu.

İkisi de başlarını kaldırdı.

Uzak dağların üzerinde gümüş renkli bir ışık yükseliyordu.

Aras’ın boynundaki işaret yanmaya başladı.

“Ah!”

Kaan anında onun yanına geldi.

“Aras!”

İşaret her zamankinden daha parlak ışıldıyordu.

Ve ışığın içinden tek bir ses yükseldi.

“Varisi bulun…”

Ardından her şey sessizleşti.

Aras şaşkınlık içinde kaldı.

Kaan’ın yüzü ise bembeyaz olmuştu.

Çünkü o sesi tanımıştı.

Bu ses…

Yıllar önce öldüğü söylenen Ay Kralı’na aitti.

Devam edecek…

Bölüm sonu

1 yorum