İçeriğe geç

Gümüş Ayın Varisi

Bölüm 17 · 2 dk okuma

Gümüş Ayın Varisi

Bölüm 17

BÖLÜM 17 — BİRLİKTE

“ARAS!”

Kaan’ın sesi kulenin duvarlarında yankılandı.

Aras olduğu yerde dondu.

O sesi duyduğu anda içindeki korku biraz olsun azalmıştı.

Çünkü Kaan gelmişti.

Onu bulmuştu.

Ve Aras, nedense Kaan’ın yanında olduğu sürece hiçbir şeyden tamamen korkamayacağını hissediyordu.

Kulenin kapısındaki askerler hareketlenirken Kaan içeri girdi.

Bakışları önce Aras’ı buldu.

Sonra Aras’ın yanında duran yabancı adama çevrildi.

En son Baran’a baktı.

“Onu bana ver.”

Baran başını iki yana salladı.

“Bu kadar kolay olmayacak.”

Kaan kılıcını kaldırdı.

“Ben de kolay olmasını beklemiyordum.”

Kısa süre sonra askerler dağıldı.

Kaan, Aras’ın yanına koştu.

“İyi misin?”

Aras başını salladı.

“İyiyim.”

Kaan birkaç saniye onu inceledi.

“Sana bir şey yaptılar mı?”

“Hayır.”

Kaan derin bir nefes aldı.

Sanki bütün gece tuttuğu nefesi yeni bırakmıştı.

Aras bunu fark etti.

“Benim için çok mu korktun?”

Kaan ona baktı.

“Sandığından daha fazla.”

Aras’ın yüzünde küçük bir gülümseme oluştu.

“Ben de seni merak ettim.”

Kuledeki gizemli adam sonunda konuştu.

“Burada kalırsanız ikiniz de tehlikeye girersiniz.”

Kaan ona döndü.

“Aras hiçbir yere tek başına gitmeyecek.”

Adam şaşırdı.

“Sen onun koruyucusu değilsin.”

Kaan bir an sustu.

Sonra Aras’a baktı.

“Hayır.”

Aras’ın kalbi hızlandı.

Kaan devam etti:

“Ben onun yanında olmak isteyen kişiyim.”

Aras bu sözleri duyunca ne söyleyeceğini bilemedi.

Kuleyi terk ettiklerinde gece çoktan ilerlemişti.

Sarayın koridorlarında yürürken Aras sessizdi.

Kaan bunu fark etti.

“Bir şey mi oldu?”

“Hayır.”

“Yine yalan.”

Aras gülümsedi.

“Sen de sürekli bunu söylüyorsun.”

Kaan hafifçe güldü.

“Çünkü seni artık tanıyorum.”

Aras durdu.

“Gerçekten tanıyor musun?”

Kaan da durdu.

“Sanırım.”

“Ben bile kendimi tanımıyorum.”

Kaan’ın yüzündeki ifade yumuşadı.

“O zaman birlikte öğreniriz.”

Aras’ın gözleri doldu.

Bu cümle basit görünüyordu.

Ama onun için çok şey ifade ediyordu.

Bahçeye çıktılar.

Ay gökyüzünde parlıyordu.

Aras çimlerin üzerine oturdu.

Kaan da yanına oturdu.

Uzun süre konuşmadılar.

Sonunda Aras sessizce sordu:

“Kaan…”

“Hm?”

“Bir gün seçim yapmak zorunda kalırsan…”

“Ne arasında?”

“Klanınla benim aramda.”

Kaan hiç düşünmeden cevap verdi.

“Seni seçerim.”

Aras’ın gözleri büyüdü.

“Bu kadar kolay mı?”

“Hayır.”

Kaan başını gökyüzüne kaldırdı.

“Hiç kolay değil.”

Sonra ona döndü.

“Ama seni yalnız bırakmak daha zor.”

Aras’ın gözlerinden bir damla yaş süzüldü.

Bu kez üzgün olduğu için değildi.

İlk defa birinin onu gerçekten seçebileceğine inanıyordu.

“Ben de seni seçerim.”

Kaan şaşkınlıkla ona baktı.

Aras gülümsedi.

“Ne olursa olsun.”

Kaan’ın yüzünde küçük ama gerçek bir gülümseme belirdi.

“Anlaştık.”

“Anlaştık.”

İkisi de birbirlerine baktılar.

Artık aralarında yalnızca kaderin kurduğu bir bağ yoktu.

Kendi seçimleriyle oluşturdukları bir bağ vardı.

Ve ikisi de bunun kolay kolay kırılmayacağını biliyordu.

O gece Aras odasına dönerken kapının önünde durdu.

Kaan hâlâ koridordaydı.

Aras arkasını dönüp ona baktı.

“İyi geceler.”

“İyi geceler, Aras.”

Aras kapıyı kapatmadan önce gülümsedi.

“Yarın eğitim var mı?”

Kaan başını salladı.

“Var.”

“Bu kez seni yeneceğim.”

Kaan güldü.

“Bunu görmek isterim.”

Kapı kapandı.

Kaan koridorda tek başına kaldığında yüzündeki gülümseme hâlâ kaybolmamıştı.

İlk defa geleceği düşündüğünde savaş aklına gelmiyordu.

Aras geliyordu.

Ve bu düşünce…

Ona huzur veriyordu.

Devam edecek…

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.