Gönül yavaşça füsun'un yanına oturdu. Onu cok iyi anlıyordu. Gönül 5 yıldan fazla hapiste kalmıştı. Daha ne kadar kalacağını da bilmiyordu. Gönül'e hapiste kalmak değil, suçsuz yere hapiste kalmak zor geliyordu. Tıpkı diğer mahkumlar gibi. Gönül hapise girince bazı acı gerçekleri anlamıştı. Orada bulunan çoğu kişi yaptıkları suçları mecbur kaldığı için yapmıştı.
Füsun ise onlardan farklı değildi. Anlaşılan o da masum bir mahkumdu.
Gönül bir müddet onun yanında oturdu. Sakinlesmesini beklemişti. Füsun'un sakinleştigini gören Gönül onunla konuşmaya karar verdi.
Gönül,
"Sana ne diyeceğimi nasıl teselli vereceğimi bilmiyorum. Ama inan seni çok iyi anlıyorum. Bende tıpkı senin gibiydim. Buraya geldiğimde çok korkuyordum. Çocuğum için endişeleniyordum. Ama bi şekilde alıştım işte. İçindekileri dökmezsen rahatlayamazsin. Tabi şimdi demiyorum sen ne zaman istersen. Her ne kadar sorunlarına çözüm bulamasam da seni dinler,inanırım. Şimdi kendini toparla. Bak ben 5 yıldan fazla buradayım. Hiç ümidimi kaybetmedim. Elbet kurtulacağım. Asla pes etme. Kendin için degilsede çocuğun için.
Füsun göz yaşlarını silerek, hemen lafa daldı.
"Ben bir anda neye uğradığımı şaşırdım. Kendimi öyle bir oyunun içinde buldum ki, asla kurtuluşu yok.
Her şey kafama dank ettiğinde çok geçti. Şu an buraya hiç bir suçum olmadığı halde girdim. Ve bunu ispatlayamiyorum. Çünkü elimde hiç bir delil yok. Eşimin kardeşini öldürmekle suçlanıyorum. Eşim beni suçluyor. Daha doğrusu bana iftira atıyor. Çünkü kardeşini kendi öldürttü. Belki de kendi öldürdü. Aslında benide öldürürdü ama suç atacak biri lazımdı. O da ben oldum.
Gönül,
"Bi dakika benim kafam karıştı. Senin eşin kardeşini öldürdü . Ve eşin senin üstüne suç attı. Benim anlamadığım senin üzerine neden suç attı? Başkası yokmuydu? Birde insan kardeşini neden öldürür anlayamıyorum.
Füsun,
"Çünkü benden de kurtulmak istiyordu. Hemde iftira atacak biri lazımdı. Bir taşla iki kuş vurdu anlayacağın. Benim eşim zengin bir iş adamı. Bir sürü şirketi var. Bu şirketleri de işletiyor. Ama asıl işi kaçakçılıkmış Her türlü kaçakçılık yapıyormuş. Uyuşturucu, silah, insan daha bunun gibi her türlü kaçakçılık Ben bunları öğrenince ne yapacağımı bilemedim . Ona yapmaması için ısrar ettim. Ama o tabi beni mi dinleyecek devam etti. Bir gün insan kaçakçılığı yapacakken bunu öğrendim polise şikayet edeceğimi söyledim. O da eğer öyle bir şey yaparsan seni öldürürüm dedi. Sonra aklıma kardeşi geldi. Onunla araları çok sıcak değil ama sonucta kardesi belki bana yardım eder diye düşündüm.
Ve Osman ile konuştum. Osman eşimin (mahmut' un)kardeşi. Beni (ben abimi ikna ederim) diyerek geciştirmis gibi yaptı.
Bir gün Osman beni aradı. Benden bir kagit bulmamı istedi. Eğer o kagidi bulup ona verirsem eşimin bir daha böyle işler yapamayacağını söyledi. Bende hemen o kağıdı buldum. Ve Osman 'a verdim . Aradan bir kaç gün geçti. Bana Osman'ın telefonundan (Hemen acil benim eve gel )diye bir mesaj geldi. Ben eve geldiğimde kapı acıktı. İçeriye girdigimde Osman kanlar içerisinde yerde yatıyordu. Yanında da bir silah vardı. Ben daha ne olduğunu anlamadan polisler geldi.
Osman benden istediği kağıt ile bir kaç şirketi üstüne geçirmiş. Yani Osman da tam şerefsizin tekiymis. Mahkemede Mahmut ifadesinde (ikisi bir olup benim şirketlerimi elimden almaya çalışıyorlardı. Ben bunu farkettim ama çocuğum için sesimi çıkarmadım. Evraklarımin bulunduğu odaya kamera taktirmıştım. Bütün kayıtlar vardır isterseniz bakabilirsiniz . Eşim resmen benim evraklarımı kaçırmış. Diğer günde Osman bana bir kağıt imzalattı. Ben ona güvendiğim için kağıdı okumadan imzaladım. Sizin işinize karışmak gibi olmasın ama muhtemelen ikisinin bir planı vardı. Plan tutmayınca Füsun osmani vurdumustur.) Dedi.
Esimin soylediklerine inanamadim resmen sucu benim ustume atmak icin uğraşıyordu. Ben bildiğim her şeyi anlattım ama bana hiç inanan olmadı.
Gönül
"Vay pislik herif sen her şeyi öğrendin diye senden de kurtulmak istemiş demek. Peki eşinin kardeşini oldurdugunden nasıl eminsin. Ya o öldürmediyse ?
Füsun,
" Eminim çünkü Osman ölmeden bir gün önce benden dolabında ki silahı istedi Ben silahi ona getirince eline almadı. Bana sehpaya birakir misin? Çıkarken alacağım dedi. Osmanin ölüsünün yanında ki silahta benim parmak izlerim vardı. Sanki eşimin silahini alip osmani vurmus gibi gostertti.O silah mahmut'un silahiydi. Zaten silahta benim parmak izlerimin çıkması da benim yalancı olduğum anlamına gelmişti. Bütün deliller benim öldürdüğüm üzerineydi . Ben yapmadım desemde inanmadilar.
Füsun "ben ne yapacağım şimdi. Nasıl kurtulacağım" diye tekrar ağlamaya başlayınca Gönül onu biraz hava alması için bahçeye çıkardı.
O sırada Gulperi ile yağız kaynaşmaya başlamıştı. Yağız, Gulperiye dışarıdan geldiğini söyleyince, gulperi biraz Mahsun olmuştu. "Biliyor musun yağız ben dışarıyı hiç bilmiyorum doğduğumdan beri buradayım" demişti
Yağız buna çok üzüldü. Ve çocuk aklı ile bahçede bulunan masanın üzerine sandalye koyarak ona dışarıyı göstermek istedi. Ama çocuk olduğu için duvarın çok yüksek olduğunu ve Gulperinin genede boyunun yetmeyeceğini düşünememişti.
Gulperi biraz korkuyordu. Gulperiye cesaret veren yağız, tam masanin uzerine nasıl çıkacağını gosterirken bahçeye gelen annesini görünce dikkati dağılarak yere düştü.
Eli yüzülen Yağız ağlamaya başladı. Hemen annesi koşup yanına geldi. Biraz yüksek sesle "senin ne işin vardı masanın üzerinde " deyince Gulperi de ağlamaya başladı. Ama Gulperi sesli aglamiyordu. Çünkü o sessiz ağlamaya alışmıştı.
Hemen annesi onu içeriye götürüp bir bez parçası ile elinin yüzülen yerini kapattı. O esnada yağız Gulperiye bakınca onunda gözlerinden yaşlar aktığını gördü. Çok şaşırmıştı. Cunku eli acıyan, azar işiten kendisiydi. Onun neden ağladığını anlayamamıştı.
Annesi elini sardıktan sonra Gulperi'nin yanına giderek ona neden ağladığını sordu.
Gülperi küçük olmasına rağmen çok ince fikirliydi. Bazen büyüklerden daha iyi düşünebiliyordu. Ve yağız"a şöyle bir cevap verdi.
"Sen benim yüzümden düştün ve benim yüzümden azar işittin. O zaman elin açıyor diye ağladım çünkü çok üzüldüm. Bide bana kızıpta buradan gideceksin diye çok korktum.
Yağız, Gulperi kadar olgun olmadıgı icin birde tabi kucuk oldugundan dolayi tam olarak ne diyeceğini bilememisti. Sadece
"Annem buradayken ben bir yere gitmem " deyip geçmişti. Sonra tekrardan Gulperi ile oynamaya başladılar.
Gulperi ile yağız çok iyi anlaşıyorlardı. Yağız geldiğinden beri Gulperi çok neşeliydi. Yagiz'a çok alısmişti.
Gulperi yağız bir şey hediye etmek istiyordu. Aklına mahkumların boncuklardan yaptığı süsler gelmişti Gulperi annesine ısrar ederek yağız üzerinde G ve Y olan bi bileklik yaptırdı.
Gönül kızının istediğini yapmıştı. Hemen biter bitmez bilekliği koşup yağız'a vermişti. Verirken de " Bu bilekliği kaybetme hep sakla. Sana hep uğur getirsin . Hem benden de bir hatıra olur" diyerek gülümsedi.
Yağız hemen koluna taktı. Ve ömür boyu saklayacağını söyledi.
Aradan 2 hafta geçtikten sonra koguşun kapısı açıldı. Polisler Füsun ile yağız'ı çağırdı.
Gulperi, yağız giderken ağlamıştı. Çünkü onun geri gelmeyeceğinden korkuyordu.