Gülperi üzerine, hemen eline ne geçtiyse giymişti. Aşağıda Yağız'ın gelmesini beklerken tek düşündüğü çantada ki dolarlardı. Onlara bisey olur da başı belaya girer diye aklı çıkıyordu. Bu yüzden yağız ile dışarı çıkmak o an için hiç istemiyordu. Seda'yı seviyordu o çok iyi birisiydi. Ama yinede bir anlık şeytana uyar da paraları alıp giderse diye düşünmeden duramıyordu. Bir yandan da kendine kızıyordu. " Aptal misin Gülperi senden başka biri yok muydu o paraları alacak? Milyonlarca çalışandan içinden başkasını bulamaz mıydı ? Ne diye hemen kabul ettim ? Keşke almasaydım. Bir şey de diyemedim. İnsan geri cevirmeye korkuyor. Öldürecek gibi bakıyor insana. Offf kafayı yiyeceğim şimdi. Diye kendi kendine konuşurken yanında duran Yağız'ın arabasını bile farketmemişti.

Yağız Gülperi'ye seslenerek
- Gülperi , ne yapıyorsun? Gelsene. Dedi
Gülperi o kadar dalgındı ki bir anda korkarak,
- Yağız bey acaba eve çıkıp orada mı konuşsak ben biraz kendimi yorgun hissediyorum. Dedi. Eğer evde olursa paranın daha güvende olacağını düşünüyordu.
Yağız,
- Olur benim için farketmez. Diyerek arabadan çıktı.
İkisi birlikte kapıya geldiler. Gülperi kapıyı çalınca içeriden Seda kim o diye bağırarak kapıya dogru geldi. Gülperi,
- Benim Seda Gülperi. Diye cevap verdi ve,
Seda şaşkın bir şekilde kapıyı açtı,
- Ne oldu Gülperi. Aaa Yağız beyde gelmiş. Siz gitmiyor musunuz? Dedi.
Gülperi,
- Burada konuşacağız Seda. Dedi
Seda,
- Tabi tabi buyrun geçin içeriye Yağız bey. Dedikten sonra ikiside içeri geçti.
Seda,
- ben diğer odadayım. Siz rahatça konuşun. Diyerek diğer odaya geliyorken Yağız,
- Gerek yok konuşacağımız şeyleri sen de biliyorsundur zaten. Dedi.
Seda,
- Tamam o zaman diyerek Gülperi'nin yanına oturdu.
Yağız Gülperi'ye dönerek söze girdi.
- Gulperi benim merak ettiğim bir şey var. Partinin olduğu gün babamla dans ederken babam sana bir şey dediği için mi gittin partiden? Dedi.
Gülperi ona babasının söylediklerini söylemek istemiyordu. Babası hakkında yanlış düşünerek üzülmesini istemiyordu.
Biraz duraksayarak,
- Şeyy... Bir şey söylemedi. Yani öyle kötü bir şey demedi. Deyince,
Yağız,
- Çekinme Gülperi bana söyleyebilirsin. Ben babama söylemem. Seni partiden mi kovdu? Dedi.
Gülperi,
- Hayır hayır kovmadı da... deyince Seda araya girdi.
Ve Seda şöyle söyledi.
- Aman Gülperi bir söyleyemedin burada ben fıtık oldum resmen. Diyerek Yağız'a döndü.
- Şimdi Yağız bey söyle olmuş. Tabi size babanızı şikayet etmek istemeyiz ama o gün Mahmut bey Gülperi'yi bir anda dansa kaldırdı. Biz biraz şaşırdık açıkçası. Daha sonra dans ederlerken de Gülperi'ye bir kaç güzel şey söyleyip seni daha yakından tanımak istiyorum diyerek şey yapmış işte.
Yağız,
- sarkıntılık mı?
Seda,
- Hah çaktınız davayı. Gülperi de tabi bir şey diyemeyince musade isteyip dansı bırakmış. Sonra da yattan birlikte ayrıldık işte konu bu. Dedi
Yağız,
- Şey Gulperi ben babamın adına senden özür dilerim. Ne diyeceğimi bilemiyorum.
Gülperi,
- Onemli degil zaten daha sonra alkolün etkisi ile olduğunu söyledi. Yani bazı şeyleri istemeyerek yapmış. Dedi.
Ama Yağız babasının her şeyi bilinçli yaptığını anlamıştı. Gülperi'ye belli etmedi. Çünkü babasının saçma sapan fikirleri ile Gulperi'nin üzülmesini istemiyordu.
Yine Seda lafa dalarak,
- Ha bide şu para işi var. Bu gün Gülperi'ye Mahmut bey bir çanta dolusu dolar emanet etti. Sizin belki haberiniz vardır. Sattığınız kumaşlardan toplu miktarda para kazanmışsınız ve Mahmut bey saklayacak yer bulamayınca Gulperiden kimse şüphelenmez diye ona teslim etmiş.
Yağız yüzünü buruşturarak,
- Bankaya neden yatırmamış. Ben doğru mu anladım şu an sizde sirketin parası mı var?
Seda,
- Evet. Bankalar kapanmış akşam olunca ondan. Dedi
Yağız,
- saçmalığın daniskası. Bizim kendi bankamız var ya . İstediği her saat oraya yaptırabilir. Dedikten sonra bir anda Seda ile Gulperi birbirine şaşkın bir şekilde baktılar.
Gülperi,
- O zaman neden bana bu paraları emanet etti. Benim kafam karıştı. Dedi anlam veremeyerek.
Yağız babasının amacını anlamıştı. Bu babasının bir oyunuydu. Yoksia şirketin parası bu şekilde bir çanta ile ortalıklarda asla dolaşmazdı. Direkt sirketin hesabına yatardı.
Daha sonra
- Bakabilir miyim paralara? dedi Yağız
Seda çantayı getirerek,
- Tabi işte burda diyerek sehpanın üzerine koydu.
Yağız bozuntuya vermeden,
- Babam bu sıralar ne yaptığını bilmiyor. Bazen saçma şeyler yapabiliyor. O yüzden onu ben idare etmeye çalışıyorum. Yaşlanıyor işte. Neyse siz çok kafanıza takmayın ben bu dolarları alıp gideyim hem sizde büyük bir yükten kurtulmuş olursunuz. Dedi.
Gülperi gülümseyerek,
- Cok tesekkur ederim Yağız bey. Gercekten beni büyük bir yükten kurtarmış olursunuz . Yoksa ben sabaha kadar uyuyamazdım. Bu arada babanızın durumuna üzüldüm. Umarım iyileşir. Dedi.
Yağız,
- Teşekkürler. Ben kalkayım o zaman yarın işte görüşürüz. dedikten sonra ayağa kalktı.
Gülperi ile Seda yağız'ı ugurladıktan sonra, Yağız'ın ilk işi hemen babasının yanına gitmekti. Çünkü babasına çok sinir olmuştu. Hemde elindeki çantayı babasına verecekti.
Kısa bir süre sonra babasının evinin önüne gelen Yağız, sinirli bir şekilde çantayı eline alarak hızlıca kapıdan içeriye girmişti.
O sırada babası Hasan ile birlikte çalışma odasında dış ülkeye yapacak oldukları, milyon dolarlık hacimde uyuşturucu madde ticareti hakkında konuşuyorlardı. Yağız'ın bir anda içeriye dalması ile korkmuşlardı.
Mahmut bey,
- Ne yapıyorsun Yağız. Kapıyı çalmadan benim çalışma odama girilmeyecegini biliyorsun. Ahıra girer gibi neden geliyorsun ? Diyerek kızdı. Daha sonra Hasan'a dönerek,
- masada ki kağıtları topla Hasan. Diyerek tekrar Yağız'a döndü.
- Dışarıya çık Yağız hemen. dedi sert bir şekilde.
Yağız,
- Ne o baba benden sakladığın bir şey mi var? Bu kadar korkmanın sebebi ne? Dedi imalı bir şekilde.
Mahmut bey,
- Senden ne saklayabilirim Yağız tam işe odaklanmışken sen bir anda içeriye girince korktuk işte. dedi. Ve odadan dışarıya çıktılar.
Yağız elindeki çantayı sehpanın üzerine koydu.
- Bu ne baba bunca işinin arasında bir de Gülperi ile mi uğraşıyorsun. Ne yapmaya çalışıyorsun? Senin derdin Gülperi değil bence, senin derdin benim. Asla bana güvenmiyorsun. Ben sana gore ne yaparsam yanlış yaparım. Hatta bazen benim gibi bir oğlun olduğuna utanıyorsundur degil mi baba?
Dedi.
Mahmut bey,
- Saçmalama Yağız. Ben sadece o kıza güvenmiyorum. Ve bunu sana ispatlamak istedim. Hem senin ne işin vardı Gülperi'nin yanında? Ben sana gitme onun yanına demedim mi?
Yağız,
- Senin yüzünden gittim. Bana herseyi net söylemiyorsun sürekli benden bir şeyler saklıyorsun. O gün partide ona ne söylediğini sormaya gittim. Hem sen bütün çalışanları bu şekilde sınıyor musun? Bütün çalışanların çok mu güvenilir. Deyince
Mahmut bey
- Diğer çalışanların sana bir ilgisi yok ama bu kız seni avucuna almaya çalışıyor. Ve anladım ki ben çok geç kalmışım seni coktan ele geçirmiş bile. Yakında seni soymaya başlarsa bu söylediklerimi hatırlarsın. Dedi.
Yağız,
- Düşündüğün gibi bir şey yok baba. Hem o gerçekten iyi birisi. Merak etme ben bir kere düştüm o hataya bir daha düşmem. O zamanlar daha şirket işlerini anlamiyordum beni kandırmak kolaydı ama şimdi beni kimse kandıramaz baba. Birine aşık olsam bile sirketi zarara sokacak bir şey yapmam. Ben büyüdüm bunu artık kabullen. Bana küçük çocuk gibi davranmayı bırak baba. Dedi.
Mahmut bey,
- Akıllı ol Yağız. Bizim paramız olmasaydı etrafımızda ki kimse yanımızda olmazdı. Bunca insan seni sevdiği için mi bizimle sanıyorsun. Herkes para avcısı bu dünyada. Diyerek para çantasını sehpanın üzerinden alarak ayağa kalktı.
- Benim şu an çok işim var. Bunlarla uğraşacak vaktim yok. Zamanla benim ne demek istediğimi anlayacaksın Yağız. Tamam sen ne istersen öyle yap ben karışmıyorum. Dedi.
Yağız,
-Anlaştığımıza sevindim baba. Diyerek sinirli bir şekilde arkasını dönüp gitti
Mahmut bey Hasan ile tekrardan çalışma odasına döndü.
- aç bakalım Hasan valizede ki paralar tam mi? 20 demet olması lazım. Dedi.
Hasan valizi açarak saymaya başladı.
Bir demet yoktu.
- 19 demet var Mahmut bey burada. Deyince.
Mahmut bey ,
- Ne! Doğru saydığına emin misin Hasan? Deyince Hasan bir daha saydı ve
- Evet eminim efendim. Dedi.
Mahmut bey,
- Biliyordum ya . Benim sezgilerim çok kuvvetlidir. Diyerek hemen cebinden telefonu çıkararak Yağız'ı aradı
Yağız telefonu açınca,
- Alo Yağız getirdiğin çantada paralar eksik. Dedi imalı bir şekilde.
Yağız,
- Dikkatli sayın. Ya koyarken yanlış saydiysan. Dedi.
Mahmut bey,
- Ha o kadar güveniyorsun yani. Gözünü aç Yağız insanlar zamanla değişebilir. Buna en büyük örnek annen. Biz annenle birbirimizi severek evlendik ama o ne yaptı sonra benim malıma göz dikti. Dedi.
Yağız çok uğraşmak istemeyerek,
- Tamam baba haklısın. Ben şu an araba kullanıyorum sonra konuşalım. Deyip telefonu kapattı.
Yağız'ın canı çok sıkılmıştı. Babası bu söylediği şeyleri Gulperi için değilde başkası için söylese babasına katılacak ama Gulperiye çok güvendiği için babasına katılmıyordu. Gülperi'nin parayı çaldığına asla inanmıyor hatta şüphe bile etmiyordu. Ama paranın nereye gittiğini de merak etmişti.
Yağız karmaşık düşünceler içerisinde boğulurken Ömer onu aramıştı.
Hemen telefonu açıp,
- Hah Ömer aramakla çok iyi ettin. Musait misin? Seninle bir şey konuşmak istiyorum. Dedi
Ömer,
- Evet müsaitim gel. Ben de ne yaptın gulperi ile konuştun mu onu merak etmiştim. Gelince anlatırsın o zaman. Dedi.
Yağız,
- Tamam geliyorum o zaman görüşürüz diyerek telefonu kapattı.
Ömer'in evine hızlıca gelen Yağız hemen içeriye geçip anlatmaya başladı.
- Ömer babam Gülperi'yi denemek istemiş. Güvenilir mi değil mi diye. Partide onunla dans ederken ona iltifatlar ederek çıkma teklifi gibi bir sey yapmış. Hani eger maksadi para falansa hemen kabul eder diye düşünmüş. Tabi Gülperi bir anda şok olmuş ve o yüzden partiyi terk etmiş. Neyse dahası var. Birde babam bu gün Gülperi'ye para vermiş emanet. Güya sattığı kumaştan yüksek miktarda para kazanmış akşam olduğu içinde bankalar kapanmış, çalınmaması için Gülperiye emanet etmiş.
Ömer,
- Ee gulperi de inanmış mi safım. Dedi
Yağız,
- Tabi inanmış. Kafasına ağrılar girmiş. Yazık nasıl saklarım ben bunları diye düşünmekten. Ne bilsin Ömer daha önce böyle işler de çalışmamış ki. Babam parayı tam getirecek mi diye denemek istemiş. Dedi
Ömer,
- Tövbe yarabbim kafayı takmış Baban.
Yağız,
- Evet benim yine birine kapılıp sirketi zarara sokacağım diye aklı gidiyor. Ben de Gulperiden paraları alıp babama geri götürdüm. Yalnız kafama takılan bir şey var para eksik çıkmış. Babam öyle söyledi. Nereye gitti bilmiyorum. Dedi.
Ömer,
- Eksik mi çıkmış. Gülperi'nin yapacağını sanmıyorum. Düşürmüş olabilir misin? Dedi
Yağız,
- Olabilir giderken sinirli gittim. Çantayı yamuk falan tuttuysam düşmüş olabilir. Dedi.
Ömer,
- Yağız. Ya Baban haklıysa. Tamam biz Gülperiyi az bir zaman bile olsa tanıdık. Asla böyle bir şey yapacak birisi değil. Ama nasıl bu kadar emin olabilirsin. İnsanlar zamanla değişiyor. Dedi.
Yağız,
- Yok ya ben yine de şüphelenmiyorum . O yapmaz. Gözümle görsem de inanmam. Dedi.
Ömer,
- Tamam neyse ya inşallah Baban da fazla uzatmaz. Dedi.
Diğer gün her zaman ki gibi Yağız işe gitmek için hazırlanmaya başlamıştı

Bir yandan da Umarım babam Gülperi'ye bir şey deyipte ortalığı karıştırmaz. Diye düşünüyordu.
Üstünü giyinip hazirlandiktan sonra hemen şirkete gelmişti. Hemen Gözü resepsiyonda Gülperi'yi aramıştı. Gülperi olması gereken yerdeydi. Ve yağız'ı görünce yüzünde ufak bir tebessüm oluşmuştu. Yağız onun tebessüm ettiğini görünce çok mutlu olmuştu.

Demek ki babam ona bir şey söylememiş. Gülperi ile uğraşmayı bıraktı galiba. Babam bir şey söylemiş olsa moreli bozuk olurdu diye düşünüp derin bir nefes alarak odasına geçti.
Seda yağız'ın Gülperi'ye bakıp gülümsediğini görünce Gülperi'yi durterek,
- Kapıdan girer girmez gözü seni aradı. Ve seni görünce de yüzünde tatlı bir tebessüm oluştu. Bu iş bitmiştir nokta. Diye gulperiye güldü.
Gulperi,
- Buna kendi kendine gelin güvey olmak denir Seda. Diyerek güldü.
Seda,
- Tabi tabi canım. Göreceğiz bakalım. Dedi
O sırada Mahmut bey odasında Hasan ile kendilerine yüklü miktarda kâr getirecek olan ugusturucu maddesini nasıl hiç bir hata yapmadan sınır dışına çıkaracaklarını planlıyorlardı. İtalya'da yeni bir şirket açmaları için yüklü miktarda paraya ihtiyaçları vardı. Türkiyede bulunan şirketlerden kazanılan kâr ile İtalya'ya yeni bir şirket açmaları biraz zor olacaktı. Tabi Mahmut bey zorlanmadan yeni bir şirket açmak istiyordu. Bunun tek yolu da kara işler ile mümkündü. Zaten yapmadığı bir şey de değildi.
Bu sefer her zamankinden daha fazla satacaktı. Hem de dış ülkeye geçirecekti. O yüzden biraz riskli ama kâr yönünden daha iyiydi.
Mahmut bey,
- Hasan eksik bir şey yok değil mi?
Hasan,
- yok efendim her şey hazır bu gün gece maddeler çıkacak yola. Dedi
Mahmut bey,
- Umarım olmaz ama şayet yakalanırlarsa suçu kim üstlenecek?
Hasan,
- Onu da ayarladım efendim. Sabri üstlenecek şayet işler planladığımız gibi gitmezde yakalanırlarsa, her şey sabri'nin üstünde. Sizin ile hiç bir ilgisi yok. Dedi
Mahmut bey,
- Güzel. diyerek başını salladı.
- İş bitince Sabri'ye karşılığını verirsiniz. Başka zaman yine işimize yarar. Dedi.
Hasan,
- Tamam efendim. Diye cevap verdi.
Mahmut bey,
Ha hasan Yan şirketten Yağız'ın bana göndereceği dosyalar vardı. Onları da getirir misin? İncelemem gerekiyor. Dedi.
Hasan Tamam Mahmut bey dedikten sonra tam gidiyordu ki, Mahmut bey,
- Dur dur Hasan dosyaları bana Gulperi getirsin. Onunla da yeri gelmişken bi konuşalım bakalim dedi.
Hasan Yan tarafta ki şirkete geçip Yağız'dan dosyaları almıştı. Ve Gülperi'nin yanına giderek.
- Bu dosyaları Mahmut beye götürür müsün? Mahmut bey özellikle senden rica etti.
Deyince, Gulperi tedirgin bir şekilde Seda'ya baktı. Seda da en az Gulperi kadar şaşırmıştı.
Gülperi dosyaları alarak Mahmut beyin odasının kapısının önüne gelmişti. Kapıyı tıklatarak içeriye girdi.
Mahmut bey Gülperi'yi görünce,
- Oo Gülperi hoş geldin. Dedi imalı bir şekilde.
Gülperi biraz tedirgin olmuştu.
- Dosyaları getirdim Mahmut bey. Dedi ve masanın üzerine bıraktı.
Gülperi,
- Gidebilir miyim Mahmut bey. Deyince
Mahmut bey,
-Tabi tabi gidebilirsin. Ama önce bi iki muhabbet edelim ne dersin? Dedi.
Gülperi ciddi bir şekilde,
- Ne hakkında Mahmut bey. Dedi.
Mahmut bey,
- Eee ne yaptın bakalım dolarları harcamaya başladın mı? Dedi.
Gülperi alnını buruşturarak,
- Ne doları Mahmut bey. Dedi anlam veremeyerek.
Mahmut bey,
- Hadi ama Gülperi daha ne kadar saf ayağına yatacaksın. Benim sana verdiğim dolarlardan bir demet eksik çıktı. Bunu bilmiyor olamazsın. dedi.
Gülperi,
- Ben bilmiyorum Mahmut bey. İnanın ben almadım. Dedi.
Mahmut bey,
- Anlaşılan sen inkar etmeye devam edeceksin. Bana bak ben kaçın kurasıyım. Senin ne yapmak istediğini gözünden anlarım. Dün Yağız gelip paraları senden almasaydı hepsini alıp kaçacaktın Ama Yağız aniden gelince sadece bir demet alabildin değil mi? Dedi sertçe.
Gülperi,
- Hayır Mahmut bey, Yağız bey benimle dün dışarıda konuşmak isredi. Ama ben paralara bisey olur diye korktuğum için evde konuşmak istedim. Daha sonra da bir şekilde Yağız bey dolarları öğrendi. Ve sonra alıp gitti. Her şey bu kadar. Ben dolar falan almadım. Dedi
Gulperi'nin sinirden elleri titremeye başlamıştı. Kendisinin doğru söylediğini bir türlü ispatlayamıyordu.
Mahmut bey sinirli bir şekilde,
- Gevelemeyi kes. Benim bu yalanlara karnım tok. Oglumu kandırabilirsin ama beni asla kandıramazsın. Senin gibi ben çok gördüm. Para kokusu olan yerde hemen bitersiniz. Seni şu an uyarıyorum. Ama ileride asla uyarmam . Güzelce çalışacaksan çalış yoksa başına geleceklerden ben sorumlu değilim haberin olsun. Dedi.
Gülperi duydukları karşısında şoka uğramıştı. Kendini ne kadar tutsada gözünden yaşlar akmaya başlamıştı bile. Boğazında hıçkırıklar düğümleniyordu. İstese bile konuşamazdı.
Mahmut beye cevap vermeden odadan çıkmıştı. Hemen lavaboya gidip kendini sakinlestirdikten sonra Mahmut beyin odasına geri gitti. Çünkü ona içinde kalanları söylemek istiyordu.
Gözlerini kapatarak derin bir nefes aldı. Ve Mahmut beyin kapısını tıklattı. İçeriden GEL sesini duyunca içeriye girdi. Gülperi'yi gören Mahmut bey,
- Ne var Gülperi söylediklerimi anlamadın galiba neden geri geldin? Dedi.
Gülperi ciddileserek
- Öncelikle şunu iyi anlayın ben kimsenin parasına göz dikecek kadar alçak biri değilim. Sizin o paranıza da asla elimi sürmedim. İster inanın ister inanmayın. Ben sizi inandırmak için asla uğraşmam. Hani az önce dediniz ya ben senin gibi çok gördüm diye. Siz benim gibilerini göremeyecek kadar körsünüz. Siz anca nerede namussuz, nerede alçak, nerede paragöz insan varsa anca onları görürsünüz. Çünkü onlar da tıpkı sizin gibi.. dedi.
Mahmut bey,
- Ne demek istiyorsun sen? Bana bunları söyleyecek cesareti nereden buluyorsun? Dedi bağırarak
Gülperi,
- Siz nereden buluyorsanız ben de oradan buluyorum. Dedi.
Mahmut bey,
- Çabuk defol git gözüm görmesin seni pis terbiyesiz . Deyince Gülperi daha fazla uzatmayıp odadan çıktı.
Hemen bir taksi tutarak eve gitmişti. Lavaboya gidip ağlamaktan kıpkırmızı olan yüzünü yıkayıp yatağının üzerine oturarak düşünmeye başladı.
" O parayı kim aldı acaba. Yoksa... yok yok Seda almaz. Offf ama ya kendini tutamayıp aldıysa. Eğer aldıysa buralara bir yere saklamıştır." Diye düşünerek seda'nın dolabını karıştırmaya başladı. Her tarafı kurcalamıştı ama bulamamıştı.
Sonra yine yatağın üzerine oturarak. " Oyle ortalığa koyacağını mi zannediyorsun? Elbet iyi bir yere saklamıştır." Diye kendi kendine konustu. Daha sonra kendine kızarak " Ben ne yapıyorum ya resmen arkadaşımı suçluyorum. Seda benim böyle düşündüğümü duysa ne kadar üzülür. Halbuki ki ben bu gün onun yaşadığı bir şeyi yaşadım. Hırsız olmadığım halde hırsızlık ile suçlandım. Ve hiç bir şekilde hırsız olmadığıma inandıramadım. Ve ben buna çok üzülüp ağladım. Benim bu yaşadıklarımı Seda kim bilir kaç kez yaşamıştır. Şu an Seda'yı daha iyi anlıyorum. Diye düşünerek sedadan şüphelenmeyi bırakmıştı.
Gülperi işe tekrar geri giderek istifa etmeyi düşünüyordu. Çünkü Mahmut beyin kendisini bu kadar dert ettiğini yeni öğrenmişti. İstenilmediği yerde zorla çalışmak istemiyordu.
İş yerine geldiğinde hemen istifa kağıdını doldurup Mahmut beyin odasına gelmişti. Kapıyı çalıp içeriye girerek,
- Bu benim istifa kağıdım. Artık sizinle çalışmak istemiyorum. Diyerek masasının üzerine bırakıp çıkmıştı.
Gülperi ile koridorda karşılaşan Seda
- Ne oldu Gülperi nereye gidiyorsun. Dedi
Gülperi,
- istifa ettim. işten çıkınca evde anlatırım. Şimdi burada beklemek istemiyorum. Diyerek oradan ayrılmıştı. Dedi.
Seda,
- Nee! Diyebilmişti sadece.
** Bölüm sonuna geldik **
** Diger bölümde görüşmek üzere **
** sizce diğer bölümde ne olacak?**