İçeriğe geç

Gülerin Katliamı

Bölüm 1 · 5 dk okuma

Gülerin Katliamı

Bölüm 1

1. Bölüm | Sessiz Görev

Sabah perdeden sızan güneş ışınları ile uyandım. Ayılmak adına lavaboda elimi yüzümü yıkayıp dişlerimi fırçaladım. Klasik kıyafetlerimi giyip kralın yanına gitmek için odadan çıktım. Uzun koridorlar sonucu kral ve kraliçenin yanına vardım. Önlerinde saygı göstergesi olarak dizimi büküp başımı eğdim. Kraliçe güler yüzle bana baktı.

"Emrinizdeyim efendim." Dedim Krala.

"Günaydın Amy. Bir krallık var. Norclas krallığı. Oraya gitmeni istiyorum." Dedi kral.

"Sebebi nedir efendim?"

"Bu krallık bizim dostluk anlaşması yaptığımız bir krallık. Fakat arkamızdan bir işler çevirdiğini düşünüyorum. Sende oraya sanki yeni başlayan bir suikastçıymışsın gibi gideceksin. Bizim onlara dostluk hediyemizmişsin gibi"

"Anladım efendim. Oradan ne kadar bilgi toplarsam anında sizi haber edeceğim. Ne zaman gidiyorum?"

"Şafak vaktinde."

"Peki kralım. İzninizle." Dedim ve başımı tekrar eğip odama gittim.

Hızlı bir duş alıp giyindikten sonra bir perşömen ile kalemimi alıp çıktım. En sevdiğim yer olan bahçeye gittim. Burada her türlü çiçek vardı ama benim tek gördüğüm beyaz güllerdi. Çocukluğumdan beridir burada eğitim alıyordum. Neden bilmiyorum ama kral bana özel bir ilgi duyuyordu ve onun gözdesiydim.Kendimce bunu elbette başarılarım ve yeteneğimden dolayı olduğunu düşünürüm. Bu güllere de çocukluğumdan beri aşık gibiydim. Beyaz güllerin karşısındaki banka oturup çizeceğim şeyi düşündüm. Aklıma Prens Alex gelince onu çizdim. O sırada başımın üzerinde bir gölge hissettim ve kafamı kaldırıp gölgeye baktım. Prens Alex bana bakıyordu. Eliyle yanımı işaret etti.

"Boş mu?"

"Tabii prensim. Buyurun oturun." Diyerek kenara kaydım. Oturduğunda parşömen baktı.

"Hadi ama Amy. yalnızız resmi formaliteleri kenara bırak. Ne çizdin?"

"Seni çizdim. Sende kalsın istersen, hediyem olsun." dememle tebessüm etti. Nazikçe elimdeki çizimi aldı.

"Sence de bu gideceğin görev biraz zor değil mi?"

"Kralın emri sonuçta. Ne kadar zor olsa da yapmak zorundayım. Sahi Kral Owen'la aran nasıl?"

"Hala aynı babam." Derken yüzünü ekşitti ve devam etti, "Benimle konuşması bir mucize gibi ve sürekli benden bir şey saklıyor."

"Belki de senin iyiliğin için senden saklıyor. ne kadar bilirsen hayat o kadar zorlaşır." Bana hüzünle baktı.

"Senin hakkındaysa bilmeliyim." Anlamaz bir şekilde baktım.

"Ne?"

"Senin hakkında bir şey saklıyor. İkimizden de ve ben senin hakkında her şeyi bilmek istiyorum Amy." Ona baktım sadece ve ardından güldüm.

"Alex eminim yanlış anlamışsındır. Kral Owen benden bir şey saklamaz. Özelliklede benim hakkımdaysa."

"Umarım dediğin gibidir." Dediğinde kalktım.

"Görüşürüz." Sadece başını salladı. Bende oradan uzaklaştım.

Alex'in dediği şeyi anlamaya çalıştım. Kral neden benim hakkımda bir şey gizlerdi ki? "Saçmalık." Dedim kendi kendime. Büyük bir odaya girdim. Burası bizim savaşçıların antrenman yaptığı yerdi. Tahta bir figüre ok atan Lucas'ı gördüm ve yanına gittim. Beni görünce güldü ve ok atmaya devam etti. Ben de bir kutusundan ok alıp yaya taktım.

"Nasılsın? Yeni görevini duydum." Dedi Lucas.

"İyiyim. Dedikodular hızlı yayılıyor desene. Umarım ben yokken hayatta kalırsın." dedim gülerek. Neredeyse her olaydan benim sayemde yırtıyordu.

"Egona bayılıyorum." Dedi Lucas ve devam etti, "Çocukken de aynı böyleydin." Ona güldüm. Lucas'ın annesi burada aşçıydı bu yüzden çocukluğumuz beraber geçmişti.

Atışımı yaptığımda figürün tam kafasından vurdum. Oku bıraktığında ben de bıraktım ve onun anlayacağı bakışları attım.

"Ah hayır Amy." Dedi kafasını iki yana sallarken.

"Niye ya hadi."

"En son yenildiğinde ağlamıştın." Dedi kaşlarını kaldırarak.

"Öküz gibi vurmuştun çünkü. Hem bahsettiğin en son değildi. O sıralar 12 yaşındaydık." Bıkkın bir nefes verdi.

"Tamam." Dedi ve odanın boş kısmına geçtik.

Ardından karşıma geçip gardını aldı. Bense sadece yumruklarımı sıkıp hamleyi bekledim. Yüzüme savurduğu yumruğunu elimle kavradım ve öbür elimle de karın boşluğuna yumruk attım. Sendeleyerek geri çekildiğinde ona güldüm.

"Tanrım. Cidden ben gidince burayı koruyamayacaksın." dediğimde güldü. Ona tekme savurduğumda ayak bileğimden tuttu ve beni kendine çekti. Böylece sırtüstü yere düştüm. Acıyla yüzümü buruşturduğumda Lucas tepemde duruyordu. Onun dizine tekme attığımda yere düştü. Ben de ayağa kalkıp yanına eğildim.

"İyi misin?" diye sorduğumda güldü.

"Harikayım." Ayağa kalkıp su şişesine uzandı. Ben de boş bir mindere oturdum. Benim içinde bir su şişesi kapıp yanıma oturdu.

"Göreve gideceğine emin misin?"

"Hepiniz bugün anlaştınız mı? Herkes aynı soruyu soruyor. Ayrıca reddetme lüksüm olduğunu mu düşünüyorsunuz?"

"Kralın sana olan sempatisini bilmeyen yok. Hem oranın prensi çok gaddar biri olarak anılıyor. Kralı da."

"Bir zamanlar aynısını Kral Owen için dediğini hatırlıyorum."

"Onlar da başta öylelerdi Amy."

"Kral son zamanlarda benim hakkımda bir şeyler dedi mi? Bilmediğim şeyler." Diye sorduğumda kaşları çatıldı.

"Sanmam. Neden bir anda bunu sordun?" dediğinde omuz silktim.

"Kulağıma hoş olmayan duyumlar geldi. Umarım sadece bir saray dedikodusudur. Neyse benim uyumam gerek. Yarın o saçma krallığa gideceğim. Görüşürüz." Diyerek ayağa kalktım.

"Görüşürüz." Dediğinde odama gittim. Beni bekleyen bu yorucu yolculuğa gerçekten hazır mıydım bilmiyordum. ama seçenek yoktu boş yere baş ağrıtmaya değmezdi. Üzerimi değiştirirken gözüm pencereye takıldı. Fazla güzel bir manzara vardı. Gidince çok özleyeceğim bir manzara. Derin bir nefes aldım keyfini çıkararak. Çok geçmeden kendimi uykunun sıcak kollarına bıraktım.

……

İnatla çalınan kapıya bir küfür savurup uyandım. Saçımı düzeltip kapıyı açtım. Karşımda esmer uzun boylu bir genç adam vardı. Benim aksime çok heyecanlı duruyordu.

"Hadi hazırlan suikastçı kız Norclas Krallığına gitmemiz gerek." Dediğinde ofladım. Bir saniye izin isteyip çantamı ve kendimi hazırladım. Ardından yola koyulduk.

"Sen karşı krallıktan mısın?" Dedim adama.

"Evet. Kralın oğlu Mark ben." dediğimde şaşkınca ona baktım.

"Bir prens kendi krallığına ihanet mi ediyor?" dediğimde güldü.

"Prens değilim. Abim Victor, prens. Sırf aramızda bir yıl var diye en beterini prens yaptılar." dedi yüzünü buruşturup.

"Kendi krallığına ihanet eden biriyle ortaklık yapmak ne kadar mantıklı bilemedim." dedim açıkça.

"Merak etme. " dediğinde daha fazla konuşmadım. Krallıktan biraz uzaklaştıktan sonra atlarımıza binerek uzun yola çıktık. Krallığa geldiğimizde saraya adım atarken derin bir nefes verdim. İlk defa böyle bir görev almamıştım ama fazlasıyla heyecanlıydım. Mark beni kralın salonuna götürünce kralın önünde istemesem de saygıyla eğildim. Kralın yanındaki kraliçe bana içtenlikle gülümserken Prens Victor bana oldukça soğuk bakıyordu.

"Kralım." dedim eğilerek. Her kralın gözdesi suikastçısı yanında durduğu gibi onunda tahtının yanında savaşçı bir kadın vardı. Kral gülümseyerek baktı bana.

"Yeni suikastçı. Mark seni çok övdü. Adın ne?"

"Amy efendim." dediğimde çalışanına baktı.

"Kalacağı odayı gösterin." dedi emirle. Hizmetli yanıma gelip beni odama götürdü. Her çalışanın odası gibi eski bakımsız bir odaydı. Hizmetliye teşekkür ettim ve sarayın bahçesine çıkıp çimlerine oturdum. Kafamda saray bilgilerini nasıl alacağımı düşünürken üzerime düşen gölgeye baktım. Kıyafetine ve duruşuna bakılırsa bu sanırım Prens Victor'du.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.