Kütüphanenin ağır ahşap kapılarını açtım, kapıları açtığım gibi içeriden bir toz yükseldi sanırım burayı yüz yıldır temizlemiyorlardı. Hemen elbisemin üzerindeki tozları silkeleyip, mitoloji kitaplarına yöneldim. Bir süre göz gezdirdikten sonra elime rastgele bir kitap aldım,mitoloji ve tarih en büyük tutkum, özellikle normal olmayan paranormal şehir efsaneleri okumaya bayılıyorum. Arasıra ailemden gizli olarak yasaklı bölüme de giriyorum hatta. Yasaklı bölümün neden yasaklı olduğunu pek bilmiyorum oranın sadece bir rafı karabüyülerden oluşuyor yani, koca bir bölümü kapatmaları hep mantıksız gelmişti, mânâsız düşünceleri kafamdan atıp ahşap üzerinde küçük çiçek işlemeleri olan bir sandalye çektim ve etekleğimi iki yanıma savurarak sandalyeye oturdum. Kitabı açtığım gibi yükselen toz bulutuyla öksürmeye başladım "Tanrım! bu kitap kaç yüzyıldır böyle?" diye sinirlice bağırdım ve bir anda kanım dondu arkamdan biri seslendi bir kadın sesiydi fakat kim olduğunu çıkaramıyordum. "Sen açana kadar oradaydı Ophelia" dediğinde daha da şaşırdım bu kadın kim oluyordu da bana yaşadığı ekmeğini yediği krallığın varisine ismiyle sesleniyordu "Sen bana ne hadle ismimle seslenirsin, ben senin kraliçenim ve bana İSMİMLE SESLENEMEZSİN!" diye haykırdım fakat kadın yine ortalıkta görünmüyordu. "Çık ortaya pis köylü, bu saygısızlığın yanına kalmayacak." dedim daha sakin bir tonla fakat o saygısız kadın bu onu eğlendirmiş gibi gülmeye başladı, ve bu benim tepemin tasını daha da attırdı. "Cidden sen bana bunun cezasını, verebileceğini mi sandım küçük kız? O kadar aptaldın ki halkın arasına çıkarken koruman bile yok." dedi ve daha çok kıkırdadı yalan söylemeliyim ürktüm, hem de çok ürktüm, fakat bu korkunç kadın daha fazla ürkmeme izin vermeden ortaya çıktı. Onu gördüğümde cidden ağzım açık kaldı, büyüleyici derecede güzel olan muhteşem bir kadın vardı karşımda. Mavi gözleri, neredeyse beyaz soluk teni, kırmızı dudaklar ve de keskin yüz hatları, fakat saçlarını kafasındaki siyah kapüşonludan dolayı göremiyordum. "Vay canına!" dedim kendimce, fakat kadının gözleri hala benim ürkmüş yüzümü eğlenmiş bir şekilde izliyordu "Tamam, bu iş sıkıcı olmaya başladı. Sanırım artık eğlence vakti,ne dersin?" dediği gibi büyük bir ışık patlaması yaşandı ve o an gözlerim kapandı ve sırtımın soğuk betona çarptığını hissettim, gözlerim kapandı ve göğsümün tam ortasında nefesimi kesecek bir sızı hissettim. *** Uyandım... vücudumdaki soğuk demirleri hissettim "Barbara" diye seslenmeye çalıltım yorgun bir sesle. "Barb üşüyorum yardım et ne olur." dediğim gibi bulanık bir şekilde babamın sesini duydum, fakat söyledikleri şeyleri tam seçemiyordum. Anladığım şey sadece babamın yanında tanımadığım bir kaç kişiyle konuşmasıydı. Hafifçe gözlerimi araladım ve bir yatağa zincirlere bağlı olduğumu gördüm, onlardan kurtulmaya çalıştım fakat o kadar bitkin hissediyordum ki hareket bile edemedim "Baba, ne oluyor? neden zincirlerle bağlandım?" Babamın normalde yüksek ve net olan sesi yerine kısık ve çatlayan sesini duydum "O canavar, benim kızım olamaz!" dedi ve bulunduğum soğuk ve fazlasıyla cansız odadan ayrıldı sonrasında annem gözümün önüne geldi "Şimdi neden seni sevmediğimi, çok iyi anlıyorum Ophelia." dedi o ruhsuz bir şekilde konuşurken benim gözlerim dolmuştu ağlamanın eşiğindeydim, tam konulacakken sözümü böldü "YETER! Onu bulunduğu yere götürün, hak ettiği yere." Ve o da aynı babam gibibeni bıraktı... Ne yaptığımı hala bilmiyordum hatırladığım son şey, bir ışık patlamadı ve büyüleyici güzellikte bir kadındı. "Neden beni burada tutuyorsunuz?" dedim kısık ve çatlamış bir sesle. Karşımdaki cinsiyetini anlayamadığım kişi benimle duygusuz fakat az bile olsa içinde tiksinti vardı "Sen bir cadısın, ve seni hakkettiğin yere götürüyoruz Carol'a." Ne ben nasıl Carol'a gidebilirdim orası sadece cadılar ve büyücülerin tutulduğu yer ben orada olamam BEN MASUMUM!
Bölüm 2
2. BÖLÜM KÜTÜPHANE
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.