İçeriğe geç

Guerre du vent

Bölüm 2 · 9 dk okuma

Guerre du vent

Bölüm 2

2.bölüm:“o gün içimde bir şeyler öldü; ben o günden sonra hiçbir şey hissedemedim”

6 Haziran 2024 [15:02]

“o gün içimde bir şeyler öldü;

ben o günden sonra hiçbir şey hissedemedim”

bir kabustan uyandıktan sonra ilk yaptığınız şey neydi?

yataktan çıkıp su içmek mi? Ya da yüzünüzü yıkamak mı?

ben kendimi şu an kabustaymış gibi hissediyorum ama nasıl uyanacağımı ve uyandıktan sonra ne yapacağımı bilmiyorum.

kabus’u kabus yapan nedir? Size kötü hissettiren şeyler gördüğünüz için mi kabus olur?

iyi bir şeyler görünce neden adı rüya olur?

her ikisini görürken neden yaşadığımız şeye hayat denir?

önümdeki kitapları toplarken düşündüğüm tek şey buydu.

edebiyat dersinden çıkıyorduk, derslerimiz bitmişti.çantama bütün kitapları yerleştirdim ve sınıftan çıkmak için yürümeye başladım.

sınıfın yarısı çıkmıştı.

okulun kapısına doğru yürüyordum,telefonumu çıkardım ve kulaklığımı taktım,kulaklıkları ise kulağıma taktım.

müzik açıp kütüphaneye doğru yürümeye başladım.

okulum hem eve hemde kütüphaneye yakındı o yüzden yol 15 dakika sürüyordu.

okulun kapısından aşağı doğru yürümeye başladım ve bir süre sonra sola döndüğümde kocaman cadde ve deniz manzarası beni karşılamıştı.

insanlar eşyalarını toplamış sahilde oturuyorlardı. Çocuklar ortalıkta koşuyor birbirleriyle oynuyordu.yaz mevsiminde olduğumuz çok belliydi.yol üstündeki bir kafeye girdim.

bir bardak kahve aldım ve kafeden çıkmak için kapıya yöneldiğimde tam kafenin karşısında siyahlar içindeki silüeti gördüm güneş arkadan vuruyordu o yüzden yüzü belli olmuyordu.

gözlerimi kaçırdım ve kafeden çıkarak kütüphaneye doğru yürümeye başladım.yaşadığım anlık değişik duygu rüzgarın esme şekline yansıtmıştı. Hafif yaz esintisi varken bir anda sert soğuk bir rüzgara dönüşmüştü.

Arkama dönüp baktığımda arkamdan gelmiyordu benden tamamen ters tarafa gidiyordu.farketmeden tuttuğum nefesimi serbest bıraktım,İçime su serpilmişti.önüme döndüm ve rüzgar yaz esintisine dönmüştü.

Kulaklığımı çıkardım ve cebime koydum ve kütüphaneye giriş yaptım. Kütüphanenin girişinde olan kayıt yerine eşyalarımı koydum.

amcamın odasının kapısını tıklattım ve “gel” sesi gelince içeri girdim.

“ amca ben okuldan geldim şimdi kayıt yerindeyim,haberin olsun diye söyleyeyim dedim”dedim sakin bir ses tonuyla,amcam kafasını masadan kaldırıp bana baktı ve hafif tebessüm etti.

tebessüm ederek ve kafasını sallayarak konuşmaya başladı.

”tamam yeğenim,kolay gelsin” dedi,kafamı sallayarak katıldım ona ve odadan çıktım.

kayıt yerine oturdum ve bilgisayardan birkaç şey bakmaya başladım.

o sırada kütüphaneden çıkan kişiler kullandıkları kitapları teslim ediyorlardı.bu kitaplar dünden fazlaydı işim biraz uzun sürecek gibi duruyordu.

parmağımdaki yüzüğe baktım,diğer elimle yüzükle oynuyor,döndürüyordum.

yüzük,iki tarafa ayrılan bir yüzüktü,bir tarafında küçük bir çiçek diğer tarafında uzun gelen bir bitki vardı,yüzük altındandı ve mor rengindeydi,elmas detayları vardı.

parmağımdan çıkardım ve incelemeye başladım.

annemin çok güzel bir zevki varmış.

”merhaba” diye bir ses duyduğumda kafamı kaldırdım ve beklediğim birini gördüm.Yüzüğü masaya bıraktım.

karşımda yine aynı kişi vardı,siyah silüeti olan kişi,gerildim.

“buyrun ne istemiştiniz?”diye sordum güler yüzlü olmaya çalışarak ancak gerginliğimin yüzüme vurduğuna emindim.

siyah bir şapka.

siyah bir maske.

siyah bir kapüşonluydu.

sadece gözleri gözüküyordu ama çok detaylı bakamadan gözlerimi kaçırdım.

”ben kitap bağışlamaya gelmiştim.” Dedi normal bir sesle,kitap bağışlamak mı?,öyle bir şey mi yapıyoruz? Göz göze geldiğimizde anlamaz gözlerle bakmıştım. amcama sormalıydım,gözlerimi kaçırmadan konuşmaya başladım.

”bir dakika bekleyin lütfen” diye konuştuğumda anladığını belirten bir şekilde kafa salladı.

ayağa kalktım ve amcamın odasının kapısını tıklattım ve “gel” sesi gelince içeri girdim.

“amca,dışarda kitap bağışlamak istediğini söyleyen biri var,ne yapayım? Kitap bağışlamayı kabul ediyor muyuz?”diye sordum.

amcam kafasını kaldırıp bana baktı ve konuştu.

”kitap bağışlayanları kabul ediyoruz rüzgar,kitabı aldığında kitabın içine not kağıdıyla veren kişinin ismini yaz ve depoya götür”dedi amcam,kafamı salladım ve kapıdan çıkmak için kapı kolunu indirirken amcam tekrar konuştu.

”kitabı hemen depoya koymana gerek yok,akşam çıkmadan koyarsın yeğenim”dedi.

”peki amca” dedim ve odadan çıkıp kayıt yerine geldim.

orda duruyor,naptığıma bakıyordu,kafamı kaldırıp konuştum.

”kitabınızı alabilir miyim?” Diye sordum,hemen elindeki kitabı bana uzattı.

elindeki kitabı aldım,masaya koydum,yan taraftan bir yapışkanlı kâğıt aldım ve kitabın ilk sayfasına yapıştırdım,elime bir kalem aldım ve bana bakan kişiye baktım.

anlamamış gözlerle bana bakıyordu.

”isminizi alabilir miyim?” Diye sordum ona bakarak,bir süre öyle bana baktı bende ona baktım, bir süre sonra gözlerimi kaçırıp kağıda bakmaya başladım.

“guerre du vent” diye konuştuğunda duraksadım. Ne dedi tam olarak anlayamadım bile.

kafamı kaldırıp baktım.

”isminiz bu mu?” Diye sorduğumda kafasını salladı.

”yabancı mısınız?” Diye sordum tekrardan kafasını salladı,sadece kafa sallamayı mı biliyor bu adam,kağıda geri bakmaya başladığımda nasıl yazılcağını bile bilmiyordum.

”isterseniz ben yazabilirim” diye sorduğunda ona baktım, kafamı salladım.”çok iyi olur” diyerek kitabı uzattım.

kalemi de uzattığımda eli elime değmişti,eli çok sıcaktı.

hava o kadar sıcak değilken nasıl bu kadar sıcak eli olabilir?

Kalemi alıp ismini yazdıktan sonra bana uzattı.Kitabı aldım ve yanıma koydum.

”teşekkürler bağışınız için iyi günler dileriz.” Dediğimde cevap vermedi ama gözleri kısıldı,sanki tebessüm etmişcesine ve kafasını saygı göstergesi olarak eğdi ve kütüphaneden çıkmak için çıkışa yürümeye başladı.

masaya döndüğümde yüzük yoktu. Düştü mü?

masanın altına baktım,etrafına baktım, bilgisayarın altlarına baktım ama yoktu.

o çocuk mu aldı?

arkama baktığımda hala çıkmamıştı,hızlıca arkasından gittim.Kolunu tuttum ve yolunu kestim,ne olduğunu anlayamamıştı,şaşırmıştı,gözlerine baktığımda hafif bir tebessüm ettim.

“bir şey soracağımda sorabilir miyim?” Diye soru sordum. Çok saçma bir şey demiştim direkt yüzüğü sorabilirdim ama çok sert olur diye yapamadım.

”buyrun ne istemiştiniz” diye beni tekrar etti,hafif gülümsedim.

“yüzüğümü gördünüz mü acaba? Masamın üzerindeydi” diye sorduğumda biraz düşündü.

”hayır,görmedim” dediğinde yüzümdeki gülümseme düşmüştü. Kafamı salladım.

”anladım,teşekkürler yardımınız için,yolunuzu kestiğim için kusura bakmayın,iyi günler.” Dedim ve hafifçe eğildim.

”sorun değil,size de iyi günler” dedi ve kütüphaneden çıktı.

arkamı dönerek kayıt yerine oturduğumda,kafamı sandalyeye yasladım. Masanın üzerindeki yüzüğü nasıl kaybettim?

annemin yüzüğüydü.

olmayan anılarımdı.

değerlimdi.

derin bir nefes aldım ve nefes verdim.Önüme baktım ve işime odaklanmaya çalıştım.

~~~

bir kaç müşteri geldiğinde,kayıt yaptım veya kitap teslim aldım. Yaklaşık 3-4 saat bunlarla uğraşmıştım ve herkes yavaş yavaş çıkıyordu.Yarım saatte kimse kalmazdı.

Yanımdaki teslim edilen kitaplara baktığımda içimde bir ağrı hissettim,ayağa kalktım ve teslim edilen kitapları yerlerine yerleştirmeye başladım.

her kitap birbirinden tamamen farklı yerlerdeydi.

~~~

[20:58]

normalde çıkmam gereken saati 1 saat aksatmıştım ama bütün kitap yerleştirme işi anca bitmişti. Amcam çoktan eve gitmişti bile koskoca kütüphanede tek başıma kalmıştım.

kayıt yerine geldiğimde,iş bitiş saatimi kaydettiğimde sadece bağışlanan tek kitabı depoya koymak kalmıştı.

onu bırakınca koşa koşa eve gidecektim.

kitabı elime aldım ve depoya doğru yürümeye başladım.

kitabın kapağını açtım ve isime baktığımda kaşlarım çatılmıştı. Hayatımda böyle isim görmemiştim.İsim olduğuna emin bile değildim.

deponun kapısını açtığımda bir toz kokusu boğazıma ve gözlerime dolmuştu. Işığı açmak için odaya girdim ama ışığı bulamamıştım.gözlerimi açtığımda ne olduğunu anlamamıştım.

çünkü karşımda ne bir depo ne karanlık bir oda vardı.

koskoca orman vardı.

ne yapacağımı bilmeyerek etrafa baktım ama ormanda olduğuma emindim. Ay dolunay zamanındaydı,hava kapkaranlık sadece ay ışığı ormanı aydınlatıyordu.

etrafa bakarak herhangi bir yapay ışık aramaya çalıştım ama bütün dikkatimi bir hırıltı sesi durdurmaya yetmişti.

sesin geldiği yere baktığımda,kırmızı gözlü bir şeyin ağaçların içinden bana bakarak geziyordu.ağaçların arasından geçiyordu.

elimdeki kitap yere düştü.

ağaçların arasındaki hayvan çıktığında bir adım geri gitmek zorunda kaldım.

karşımdaki kırmızı gözlü şey bir kurttu.

ay ışığı gözlerine yansıdığı için kırmızı gözüküyordu.

ne yapacağımı bilmiyordum. Bana bakarak hırlıyordu ve bana doğru yavaşca yürüyordu,onun birlikte bende geri yürüyordum.

kanıma karışan adrenalinle birlikte aklıma bir fikir düştüğünde yapmak zorunda olduğuma emindim yapmazsam ben,yaparsam kurt ölürdü.

“her canlı kendi canı için başka canı alabilirdi.”

kurt bana biraz daha hızlı gelmeye başlayınca, iki elimi onu sıkıştırırcasına birbirine yapıştırdığımda, gözlerimi kapatmıştım.

yüzümde ve ellerimde hissettiğim sıcak sıvı gözlerimi açmaya yetmişti.

önümdeki kurta baktığımda vücudunun paramparça olduğunu gördüm.

düşündüğüm gibi hava ile baskı yaparak sıkıştırdım. Vücudu bunun sonucu parçalanmıştı.

ellerimde ve yüzüme sıçrayan kanı sildim,üstümdeki hırkayla gizlemeye çalıştım.Yerdeki kitabı alarak hızlıca ordan uzaklaşmaya başladım.

ormanın içinde dolaşırken gördüğüm küçükte olsa sarı ışıktı.

Oraya doğru yürümeye başladım.

~~~

kaç dakika?kaç saat?kaç saniye geçmişti? Hala oraya varamamıştım. Gözlerim ağrımaya başlamıştı. Vücudumdaki adrenalin gitmişti.

ormanın içinde dikenler,bitkilerden kurtulmaya çalışmak bile zor gelmeye başlıyordu.

en sonunda ışığın nerden geldiğini anladığımda yaklaştığımı anlamıştım. Hızlıca yürümeye çalıştım,ışığın geldiği yere vardığımda, evin dışını aydınlatıyordu.

sola doğru gidecekken, sağ taraftan telefon çağrı sesi duydum.o tarafa gitmeye başladım.Geldiğim yer bir dağ eviydi büyük ihtimal,baya büyüktü.

bir dağ evi bahçesine doğru yürüdüğümü gördüm.

evden dışarı çıktığında bir platform vardı ve bir kaç merdiven basamağı sonra havuzun önüne iniyordu.

platforma çıktığımda bir ses oluşmuştu.

kafamı kaldırdığıma önümdeki kişi anında arkasına dönmüştü.

boğazımda hissettiğim keskin bıçak hissiyle donakaldım.

”sen kimsin?” Diye konuştuğunda karşımdaki kişinin yüzüne baktım.Ne diyeceğimi bile bilmiyordum,elimdeki kitap yere düştü.

iki elimi kaldırıp ona baktığımda ne yaptığımı sorgulayan gözlere bakıyordum.

”tekrar ediyorum kimsin?” Diye tekrar sordu.

”rüzgar ben rüzgar karayel ner-“ diye konuşurken cümlemi yarıda kesti.

”nerden geliyorsun? Nerden buldun burayı?” Diye sordu ona baktığımda tamamen ciddi bir yüz takınmıştı. Bıçağı boğazıma bastırıyordu.

karşımda duruyordu.

”kendimi ormanın içinde buldum nasıl geldiğimi bilmiyo-“diye konuşurken tekrar cümlemi kesti.

”kimin adamısın sen açıkça söylesene?” Diye bağırdığında vücudum titredi, bir adım geri gittiğimde o da bir adım ileri geldi.

az önce gördüğüm kurt gibiydi.

”noluyor dışarda?” Diye bağırarak biri geliyordu,kadın sesiydi.

”üstündeki kan ne? Birini mi öldürdün? Kimi öldürdün? Söyle!”diye peş peşe soru yönlendirmeye başlıyordu.

yan tarafa baktığımda içerden gelen kızı gördüm ne olduğunu anlamaya çalışıyordu. Karşımdaki adama tekrar baktım.

”bıçağı indir lütfen,bıçağı boğazıma bastırarak bütün cevapları alamazsın” dediğimde hafifçe alaycı bir şekilde güldü.

”karşımda tanımadığım,üstü hep kan olan,burayı nasıl bulduğunu ya da kim olduğunu söylemeyen birisin bıçağı çekmem için bir sebep yok” dedi sert bir ses tonuyla ve bıçağı biraz daha sert bastırmaya başladı.

”ne olup bittiğini bile bilmezden boğazıma bıçak dayıyorsun? Bıçağı indirirsen daha rahat konuşabiliriz,seni de öldürecek değilim 2 katımsın farkedersen” diye hızlı hızlı konuştum.

boğazımdaki bıçak bazı kötü anıları hatırlatmaya başlıyordu.

bu olmamalıydı.

”hiçbir şey bilmediğim için boğazına bıçak dayıyorum zaten,beni öldürebilcek bir gücün yok zaten dediğim gibi 2 katınım.” Dediğinde gözlerimi kaldırıp ona baktım.

yan tarafıma baktığımda kız bizi izliyordu.

”aynı şeyi söylüyorsunuz farkındaysanız” diye konuştu o kız,doğru söylüyordu.

”ne farkediyor ki? Sorduğum sorulara cevap vericek misin?yoksa bıçağı boğazına mı geçiriyim? Tercih senin” dediğinde gözlerimden korkumu görmüş olmalıydı.

Gözlerimin önünde canlandı,içimde bir şeylerin öldüğünü gördüğüm, ses tellerim kopmaktan son anda kurtulduğu o gece,o geceden sonra hiçbir şey hissedemediğim o olay canlandı.

**

*FLASBACK*

25 Eylül 2023 haber bülteni

”son dakika haberlerdeyiz, 24 Eylül 2023 gece saatlerinde eski terkedilmiş bir depoda kaçırılmış iki kız bulundu.

kızlardan biri yerde baygın bir şekilde bulundu.

ses telleri kopmaya yakın ve vücudu darp edilmiş R.K hastanede yoğun bakımdayken;

diğer kız ağır darp edilmiş,saçları yakılmış ve boğazına saplanmış bir bıçakla ölü bulundu.

suçlu olan kişileri polis ve savcılık yoğun araştırmayla bulmaya çalışıyorlar,genç kızların ailelerine haber verildi.

aileler büyük acı çekiyor ve bunu yapan suçluların hızlı bir şekilde bulunmalarını talep ediyorlar. Kızları ölen ailenin acısı çok büyük allah rahmet eylesin”

**

Hatırladığım o gece, içimdeki acıyı ortaya çıkarmıştı.

midemde hissettiğim sıcaklık ve kusma hissi vardı.

vücudum dayanılmaz bir acıyla kaplandı.

başıma şiddetli bir ağrı girmeye başladı.

ellerim titremeye başladı.

dilim tutuldu.

karşımda ki adama baktığımda gözlerim kapanmak üzereydi.

Gözlerimizi birbirimizden ayırmıyorduk.

En son gözlerime karanlık bir perde indiğini ve kendimi boşlukta hissettiğimi hatırlıyordum.

~~

selammm 2.bölümle geldimm.

nasılsınız?

bende idare eder işte.

bölümü nasıl buldunuz?

yorumlarınızı ve desteklerinizi bekliyorumm.

iyiii akşamlarrrr:)

Bölüm sonu

2 yorum

  • Kitap akıyor ve okudukça daha da okuyasım geliyorr. Yeni bölümü heyecanla bekliyorum:)

  • Uykudan uyanıp ilk bu bölümü okudum ve bunun devamı nerde acabaaa harika olmm

    2Yanıt