Ben ve Başak, Müdür Murat Bey'in odasında girdik. Hemen ardından Onur ve Dilek geldi.
Müdürümüz dirseklerini masaya koydu. Ardından ellerini birleştirdi ve çenesini oraya yasladı. "Başak Hanım, Onur Bey ve Dilek Hanımın sevgili olduğunu söyledi. Biliyorsunuz ki mağazamız bu gibi durumları hoş karşılamaz." Derken sesi oldukça ürkütücü geliyordu. Normal zamanda çok nazik bir beyefendiydi ama konu mağazanın kuralları olduğunda çok katı birine dönüşüyordu.
"Ben-" Dilek kendini savunmak için bir hamle yapmıştı ama Onur bir anda öne çıktı.
"Onunla benim aramda o türden bir ilişki yok." Dedi sertçe. "Bunu size kanıtlayabilirim. Ben açmasam bile arıyor, ben cevap vermesem bile mesaj atmaya devam ediyor.",
"Pekala. Bir bakalım telefonunuza." Onur telefonu Müdür Bey'e gösterdi. Adam hızlıca kontrol etti.
"Teşekkürler Onur Bey." Dediğinde Onur telefonunu geri aldı. "Durumu şimdi anladım. Dilek Hanım kendinizi savunmak istiyor musunuz?"
"Savunacak bir şey yapmadım ben. Sadece onu beğendiğim için onunla iletişim kurmaya çalıştım."
"Dilek Hanım, sizin yaptığınızı bir erkek çalışanımız bir kadın çalışanımıza yapsaydı şu an benim karşımda olmazdı. Mahkemede olurdu." Bu sözlerin üzerine Dilek'in gözleri doldu. Ama Murat Bey onun ağlamaklı haline kanmadı. "Dilek Hanım yaptıklarınızın bir izahı yok. Davranışlarınız mağazamızın kurallarına uymuyor. Bugünden itibaren yollarımızı ayırıyoruz."
"Siz beni kovamazsınız! Ben istifa ediyorum!" Dilek ağlayarak odadan çıktı.
"Dilek..." Başak üzgün görünüyordu. İkisinin buraya birlikte başvurduğunu duymuştum. Uzun zamandır yakın arkadaşlarmış. Başak onu teselli etmek için Dilek'in arkasından çıkacakken Müdürün seslenmesiyle durdu.
"Başak Hanım! Böyle bir olaya şahit olmanıza rağmen sessiz kaldığınız için sizi uyarıyorum. Bir daha benzer bir olayın içinde olursanız sizi de kovarım."
"Gerek yok. Buraya Dilek'i tek bırakmamak için gelmiştim." Dedi ve kapıyı çarparak çıktı.
Müdür derin bir iç çekti. Çok sinirliydi ama kendini sakinleştirmeye çalışıyordu. "Siz ikinize gelince... Beni hayal kırıklığına uğrattınız. Eğer başınıza tekrar bu tarz bir olay gelirse veya başka bir çalışanımızın bu tür bir mağduriyet yaşadığını fark ederseniz lütfen kendiniz çözmeye çalışmayın. Lütfen direkt bana haber verin. Ben onları derhal kovarım."
"Öyle yaparız. Teşekkürler Müdür Bey!" Dedim sevinerek. Dilek gerçeği kabul ettiği için Onur da kovulmamıştı. Gerçi sevgili olduklarını iddia etselerdi bile Onur'un telefonunda yeterli kanıt vardı.
"Kusura bakmayın. Ve teşekkür ederim." Dedi Onur.
"Tamamdır gençler. Hadi işinizin başına. Bu arada ben de işten çıkan personellerin çıkış işlemlerini halledeyim." Hepimiz odadan çıktık. Çalışmaya dönerken Onur'un yüzünde güller açıyordu.
"Nasıl oldu bu?" Sesindeki neşe kalbimi ısıtmıştı.
"Lale ile yemekten döndüğümüzde Başak önümüzü kesti. O ara müdür duydu."
"İyi oldu aslında. Ben de dersler başlayana kadar nasıl idare edeceğim diye kara kara düşünüyordum."
"Senin adına sevindim." Dediğimde birbirimizin gözlerine baktık. Onun derin mavi renkli gözleri sanki dipsiz bir okyanus gibiydi. Bir kere baktıktan sonra bir daha çıkamıyorsunuz.
"Şey..." Dedi gözleri hala bendeyken. "Çalışmaya dönsek iyi olur."
"Tamam. Görüşürüz o za-" Cümlemi bitirmeme izin vermeden arkasını dönüp hızlıca uzaklaştı. Belki yarım bıraktığı bir iş vardır diye düşünüp bu duruma takılmadım. Onunla daha yakınlaşmıştık. O yüzden artık daha sık vakit geçiririz diye varsayıyordum.
Tabii ki düşündüğüm gibi olmadı...