İçeriğe geç

Gözyaşlarını Kalbimde Sakladım

Bölüm 2 · 3 dk okuma

Gözyaşlarını Kalbimde Sakladım

Bölüm 2

2

Öğle yemeği için sırayla ara veriyorduk. O gün Lale ile yemekte denk gelemedik. Arka tarafa geçtim. Dilek elindeki sandviçi yerken bir yandan boğazını tutuyordu.

"İyi misin Dilek?"

"Boğazım ağrıyor biraz. Yutarken de zorlanıyorum." Sesi de hırıltılı geliyordu.

"Anladım. Geçmiş olsun." Dedim. Hemen sonra reyon şefinden izin alıp markete gittim. Hazır ıhlamur çayı aldım. Ardından Dilek'in yanına döndüm. Yemek yemeye gelmiş olan Onur ile konuşuyordu.

"Nasılsın Onur?" Derken masadaki su ısıtıcısını fişe taktım.

"İyiyim Beren sen nasılsın?"

"Ben de iyiyim. Nasıl-" Cümlemi tamamlayamamıştım çünkü Dilek bir anda ağrıyan boğazına rağmen yüksek sesle konuşmuştu.

"Ben hiç iyi değilim biliyor musun Onur?" Derken dudaklarını büzmüştü. "Boğazım çok ağrıyor."

"Geçmiş olsun Dilek. Çok kötüysen yarın izin alıp doktora git istersen."

"Ama yarın izin alırsam seni göremem ki." İ harfini uzatarak söylemişti. Onur'un yüzündeki ifadeden Dilek'in ona asılmasından rahatsız olduğunu anlayabiliyordum. Onlar konuşurken su ısınmıştı. Sıcak suyu içine ıhlamur koyduğum kupaya döktüm. İyice karıştırıp Dilek'e verdim.

"Senin için bitki çayı hazırladım. Boğazına iyi gelir."

"Öyle mi? Ne çayı bu?" Derken ona verdiğim çayı kokluyordu.

"Ihlamur."

"Teşekkürler Beren." Dedi ve içmeye başladı. Üçümüz birlikte yemek yedik.

Ertesi gün işe normalden biraz daha erken gelmiştim. Üstümü değiştirdikten sonra hala biraz vaktimin olduğunu görüp dinlenmemiz ve yemek yememiz için ayrılan arka tarafa gittim. Birisi benden önce gelmişti.

"Erkencisin." Dediğimde Onur hemen arkasını döndü. Beni görünce rahatlamış gibiydi.

"Günaydın Beren."

"Günaydın. İyi misin Onur? Biraz gergin görünüyorsun."

"Pek değilim..." Derin bir nefes aldı. Bana baktı. Anlatıp anlatmamakta kararsız görünüyordu.

"Eğer anlatmak istersen seni dinlerim. Ama anlatmazsan sana saygı duyarım. Yine de sorunun her neyse inan bana bir gün geçecek. O yüzden bu kadar gerilme."

"Dilek senin arkadaşın mı?"

"Sadece iş arkadaşım. Buradan ayrıldıktan sonra onu bir daha görmeyi planlamıyorum. Seni çok mu rahatsız ediyor?"

"Nereden anladın?"

"Sana dün benim gözümün önünde asıldı. Onunla yakın olmasak bile bir kötülüğünü görmedim. Net bir sınır çizersen seni rahatsız etmeyi bırakacaktır."

Eliyle yüzünü sıvazladı. "Tüm çalışanların olduğu gruptan numaramı almış. Bana mesaj attı. Bilerek görmezden geldim. Bu seferde aradı. Telefonumu sessize aldım. Bir baktım bana sosyal medyadan takip isteği atmış. Kız yapıştı bırakmıyor."

"Onunla iletişim kurarken abicim, hacım falan desen nasıl olur?"

"Bilmiyorum. Denerim."

"Sıkma canını. En kötü işten çıkarsın."

"İşten çıkma demişken sen işi bırakmayı düşünüyorsun galiba."

"Evet. Bu sene liseden mezun oldum. Ama istediğim bölümü kazanamadım. Ben de özel bir kursa gitmek için para biriktiriyorum. Peki sen?"

"Ben de üniversite üçüncü sınıf öğrencisiyim. Bir vakıf üniversitesinde tam burslu olarak yazılım mühendisliği okuyorum. Sen hangi bölümü istiyorsun?"

"Güzel bölümmüş. Tam burslu olduğuna göre yüksek bir sıralama yapmışsındır." Sözlerim üzerine utandı. O hiç Lale'nin dediği gibi biri değildi. "Ben tıp istiyorum."

"Çok güzel bölümmüş. Umarım kazanırsın. Sınav için çalışmaya başladın mı peki?"

"Maalesef şu an burada çalıştığım için derslere pek odaklanamıyorum. Kursa başladığımda ders çalışmaya başlamak istiyorum."

"İstersen sana yardımcı olabilirim." Derken elini ensesine götürmüştü. Ne kadar tatlı göründüğünün farkında mıydı?

"Ciddi misin? Çok minnettar olurum aslında."

"Ciddiyim. Sen çalışmaya başlayınca haber ver. İster anlamadığın konu olsun ister çözemediğin soru... Hiç fark etmez. Hepsini hallederim." Bu sözlerin üstüne güldüm. Benim güldüğümü görünce o da güldü.

Biz gülüşürken kapı aniden sert bir şekildi açıldı. Kapı duvara çarpmıştı.

"Siz ikiniz burada ne yapıyorsunuz. Birazdan açacağız!" Dedi Dilek sinirli bir sesle.

"O zaman kalkalım." Diyen Onur ile birlikte ben de kalktım. "Sonra mutlaka görüşelim Beren." Dedi gülümseyerek. Dilek'e hiçbir şey demeden yanından geçti.

"Onur!" Bağırmasına rağmen Onur Dilek'e dönüp bakmadı. Ben de yanından geçip gidecekken Dilek kolumu yakalayıp beni durdurdu.

"Sen bir dur. Sana yapacağımı biliyorum ben."

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.