İçeriğe geç

Gözyaşıyla boyanan kabuslar

Bölüm 6 · 10 dk okuma

Gözyaşıyla boyanan kabuslar

Bölüm 6

Bölüm 6

Korku dolu kalp atışlarımın yavaşlamasıyla birlikte, minderlerde Bam ve Xin ile derin bir sessizlik içinde oturduk. Saraydan birinin olmaması sevinmem gereken bir durumken, rahatlayamadım.Evimdeki yabancı kızın varlığı beni rahatsız etti. Kim olduğunu öğrenmek ve gitmesini söylemek istememe rağmen, tek dayanağım Bam'ın hatırıydı. Bir süre daha sessizce oturup durduğumuzda, Kimse konuşmaya yeltenmez ise bir yaygara çıkaracak olanın ben olacağımı biliyordum. Üçüncü bir kişi, hem tehlikeli bir durum yaratıyor, hem de istemediğim bir ortama sürüklüyordu beni. Neyse ki, Bam sonunda konuştu. "Burada olduğumu nereden öğrendin?" Gözlerindeki öfkeyi görmek beni şaşırttı; sanırım rahatsız olan tek kişi ben değildim. Kız, kafasını hiç kaldırmadı. Uzun, simsiyah saçları ve kahkülünün ardında, ufak bir yüz vardı. Zayıf ve uzun boyluydu, çekici bir genç kızdı. Bam gibi bembeyaz tenli olmasına rağmen, Bam'ın ilk geldiği günün aksine oldukça bakımlı ve zengin bir görünümü vardı. Bu durum, akrabalık ihtimalini elememe sebep oluyordu.Bam, kimsesi olmadığını söylemişti. İçimdeki savaşın bir an önce son bulması için araya girmeden konuşmalarına izin verdim. "Bilmiyordum, günlerce seni aradım ve ormanda odun toplarken gördüm. Sonra takip ettim ve bu eve girdiğini gördüm, evde olmadığını anladım ve gelmeni bekledim" dedi kız. Bam şakaklarını ovarak sıkıntılı bir nefes verdi. "Xin, burada kalmamalısın, zaten beni-" ilk defa kafasını kaldırıp Bam'ın gözlerinin içine baktı kız, yalvarır bir tonla konuştu. "Size hiç rahatsızlık vermem, söz veriyorum. İki erkek olarak kalıyorsunuz zaten, ev işlerinizi ben yapar, size yardımcı olurum." Bam, sert ses tonuyla yanıtladı onu. "Sana seni istemediğimi daha kaç kez dile getirmem gerekiyor? Senden daha nasıl uzak kalabilirim?" O an, sebebini bilmediğim bir duygu hissettim. Sanki bir denizin ortasında savrulan bir gemi gibi, duygularımın fırtınası içinde kaybolmuş gibiydim. Bam'ın gözlerindeki öfke ve Xin'in sessiz çaresizliği, içimde karmaşık bir dansa davet etti beni. Kelimelerim, duygularımı anlatmak için yetersizdi. O gece, sadece susmayı tercih ettim ve dudaklarımın arasından çıkmayı bekleyen kelimeler bir bir intihar etti uğultulu sessizliğimde. Sadece anlamayı bekledim. Neler dönüp bittiğini anlamak ve bundan nasbimi almak...

"Bu adam kim peki, o bir soylu mu neden burada kalmana izin veriyor?" Bam sinirle ayağa kalktı ve kızın kolundan tutup çekiştirmeye başladı. Müdahale etmedim. Nasılsa odada bir hayalet gibiydim. Üçüncü bir şahıs olma duygusunu iliklerime kadar hissederken kanımda oluşan hızlanmayı da damarlarımdan kalbime kadar duyuyordum. Çok ama çok sinirlenmiştim ama neye olduğunu tam olarak çözemedim. Kız çaresiz bir şekilde bağırmaya başladı. "Bam, ne yapıyorsun? Bu saatte gidecek bir yerim yok" çırpınışları işe yaramış olacak ki Yoo Bam da vaz geçip onu serbest bıraktı. Gözlerine kilitlenip onunla konuşmaya başladı. "Bak Xin, bizim saklanmamız gerek. Bu gördüğün adam, Gyun ve evet o bir soylu. Kralın özel emri ile burada tek kalması gerekiyor. Ama o bana acıyıp beni yanına aldı, sense gelip herşeyi mahvedip hala beni sevdiğin zırvalıklarıya saçmalıyorsun. O yüzden şimdi nereden geldiysen oraya dön. Hem amcam senin burada olmana nasıl müsade etti?" Bam'ın ona anlattığım şeyleri tam olarak doğru olmasada Xin'e anlatmasına inanamıyordum. İçimden bir ses ikisini de dışarıya atıp yalnız kalmam gerektiğini bağırıyordu ama ben sabrımın son damlalarını da kullanıyordum. Bir amcası vardı, onu seven bir kız vardı sanki bana söylediği herşey yalandı ve bu kızın varlığı onu rahatsız ediyordu. Ya benden sakladığı çok daha şey varsa? Ona olan güvenim bu gece oldukça azalmıştı tekrar eskisi gibi olacak mıydı da bilmiyordum. İstemeden en soğuk sesimle yanıtladım onu. "Bırak kalsın." Kafasını hızla bana döndürdü. Yüzünde dehşete kapılmış bir ifade vardı. Böyle bir şeye müsade etmeyeceğimi düşünüyordu biliyorum ama bu kız belki de bana onun bütün kapalı kutularını açacaktı. "Ama Gyun bunun ne kadar tehlikeli olduğunu bilmiyor musun?" Odada daha fazla durursam ağzımdan iyi şeyler çıkmayacağını biliyordum. Ayağa kalktım ve kendimi odama atmak için hızla ilerledim. Arkamdan geldiğini anlamam zor olmadı. Sürgülü kapımı suratına kapatmak isterken ayağı ile engel oldu ve odama girdi. Bu sefer kapıyı üzerimize kapatan oydu. Mumları yakmaya bile yeltenmedim, yüzü şuan görmek istediğim en son şeydi. Karanlık odada sinirle alıp verdiğim nefesler ve içimdeki karmaşık duygular ile Bam'la birlikte başbaşa kaldım. Bam'ın öfkesi ve Xin'in çaresizliği arasında sıkışıp kalmıştım. İçimde bir fırtına kopuyordu, ama dudaklarımın arasından sadece suskunluk geçiyordu. Kızın varlığı beni rahatsız etmişti, ama neden olduğunu tam olarak anlayamıyordum. Bam'ın söylediklerine inanmak istemiyordum.Uzanıp kolumu tuttu. Hızla elinden kurtulup ondan bir adım uzaklaştım. "Gyun, biliyorum herşey çok karmaşık geliyor ama inan açıklayabilirim." Gözlerimi yumdum ne bir şey duymak nede birşey söylemek istemiyordum. "Gyun lütfen böyle yapma konuş benimle" "Ne konuşayım Bam, mesela aslında yalnız biri olmadığın yalanını mı yoksa benden sakladığın diğer şeyler hakkında mı konuşmak istersin?" Kaşlarını çattı. Karanlık odada bunu görmesem bile tahmin edebiliyordum çünkü o hep böyle yapardı. Benim aksime oldukça sakin bir ses tonu vardı ve bu beni daha da sinir ediyordu. "Sana yalnız olduğum konusunda asla yalan söylemedim. Evet, bir amcam var ve Xin, onun kızı. Amcam, beni sadece bir yük olarak gördü ve bu hissi sürekli olarak hissettirdi. Babam ölmeden önce beni ona emanet etmişti. Keşke o anda ben de ölseydim ve yaşadığım tüm acıları görmeseydim. Küçük yaşta bile olsa evden kovdu beni. Kendi başıma ayakta kalmaya çalıştım ama her seferinde beni bulup, elinden ne gelirse aldı. İstememe rağmen karşı çıkmadım çünkü ona olan tek bağım oydu. Onu yok sayarsam, geriye kimsesiz ve amacı olmayan biri kalırdım, ve maalesef öyle oldu. Bir gün dayanamayıp karşı gelmeye cesaret ettim ve ondan uzaklaştım. Ne kadar uzaklaşabilseydim, o kadar uzaklaştım. En sonunda seni buldum, perişan halde. Xin ise, benim için bir kız kardeşten farksız. Beraber büyüdük diyebilirim. Ona defalarca söylememe rağmen, peşimi bırakmadı. Ben onları unutmaya çalışırken, o hala beni takip ediyor. defalarca kez söylememe rağmen peşimi bırakmamayı seçti, oysa ben onları sileli uzun zaman oldu. Lütfen Gyun, daha yeni kurduğumuz bağları hemen koparıp atma. Benim için gerçekten yoktular bu yüzden kimsesiz olduğumu söyledim sana. Beni affedebilir misin?" Bu gerçekten büyütülecek bir olay değildi. Ama sadece duygularımla hareket etmek istiyordum. Bu yüzden uzun zamandır alışık olduğum bu hissi tekrar istedim, sadece yalnız kalmak istedim. "Bam, sabah konuşabilir miyiz, şuan sadece biraz uyumak istiyorum. Xin için minderlerden bir yatak hazırla ne yapacağımıza sonrası karar veririz." Başıyla onayladı beni ve odamdan çıktı. Sonra Xin ile ne konuştular ne kadar uyanık kaldılar bilmiyorum. Sadece yatağa girip uyudum. Benim için en iyi kaçış yolu buydu. Hiç cesaretim yoktu, uzun zaman sonra bulduğum arkadaşımı paylaşmaya hiç niyetim yoktu. Onun benden başka birilerinin olması düşüncesi beni yiyip bitiriyordu ve ben bu çaresiz duygudan nefret ediyordum. Elbette Bam'ın birgün gideceği gerçeğini biliyordum ama bunu zihnimde bir yerlerde rafa kaldırmıştım. Bu olasılığı hiç yokmuş gibi düşündüm hep. Şimdi böyle bir tehtid ile karşı karşıyayken bile saraydan birilerinin beni yakalaması oldukça kolay olmuşken bile bu umursayacağım en son şeydi şuan.

Sabah uyandığımda epey geç olmuş herkes çoktan uyanmıştı. Hala üzerimde olan hanboku değiştirip daha rahat birşeyler giydim ve birbirine karışan uzun saçlarımı fırça ile tarayıp topuz yaptım. Odamdan çıktığımda Bam'ı göremedim. İçeriden duyduğum seslere doğru yöneldiğimde genç kızın kazanda yemek yaptığını anladım. Daha dün gece ormanda sadece ikimiz varken hissettiğim huzur birdenbire terk etmişti bedenimi. Geldiğimi görünce yüzüne büyük bir gülümseme yerleştirdi. "Demek uyandın genç efendi, açıkmış olmalısın yemek birazdan hazır olur." Birde şu genç efendi olayı vardı... Neden soylu olduğumu söylemişti ki? "Bam nerede?" Yemeği karıştırdığı kepçeyi sertçe kazana vurarak içindekilerin kazana girmesini sağladı. Burnuma daha önce yemediğim bir yemek kokusu geliyordu. Çok açıkmıştım evet, ama o yemeği yemiyecektim. Hiç iştahım yoktu. "Bahçede sebzeleri suluyor." İlerleyip testiden bir bardak su doldurdum kendime. "Size afiyet olsun, ben yemiyeceğim." Odama doğru yürümeye başladım. Niyetim hiç çıkmamaktı çünkü kimseyle konuşmaya hazır değildim. Arkamdan seslendiğini duydum."Ama genç efendi üçümüz için yapmıştım." Üçümüz...

Odamın içinde, bomboş bir şekilde tavanı izlerken, varoluşumun yankılarını duyarcasına uzanmıştım. Zaman, sessizliğin kollarında akıp giderken, kapının sürgüsünün hışırtısıyla gerçekliğe geri döndüm. Gözlerimi içeri giren Bam'a çevirdim. Nefes alıp vererek, içsel fırtınaları yatıştırmaya çalıştım. Karşımda durdu, yüzünde donuk bir ifade vardı, oysa benim çabalarımın yüzünde gülümsemeleri çağrıştırmak için olduğunu bilmeliydi. Toprak kokusu, onun varlığının odamı doldurduğunu hissettiriyordu. Söyleyecek bir şeyi olduğuna dair hiçbir işaret vermiyordu. "Seni dinliyorum," dedim, sesimde belirgin bir mesafe ve soğukluk vardı. "Xin yemek yemeyeceğimi söyledi." Yüzüne bakmaktan kaçındım. "Xin, aç olmadığımı da söylemedi mi?" Üstten konuşmayı bir kenara bırakıp yer yatağımın ucuna oturdu. Ben ise sırtımı ona dönerek, o yokmuşçasına kendimde kaybolmaya devam ettim. Ondan yaşça büyük olabilirdim, ama şu an içsel dünyamda bir çocuğun çaresizliğini yaşıyordum. Ancak içimdeki isyan ateşi, her ne pahasına olursa olsun istediklerimi yapmamı sağlıyordu. Ona hızla güvenmiş olabilirim, ama bu güvenin temelleri geçmişteki yabancılığını unutmuş olamazdı. Benden sakladığı olası gerçekler konusunda belirsizlik içindeydim, ancak yine de ona olan inancımın sarsılmaz olduğunu hissediyordum. Ona öfkelendiğim kadar kendime de öfkeliydim. Hala, ağzından çıkacak herhangi bir kelimeye kolayca kanacakmışım gibi hissediyordum ve bunu engellemek için biraz mesafe koymam gerektiğini biliyordum. Aramızdaki bu duvar, belki de gereksizdi, ama şu anda ihtiyacım olan tek şeydi. "Hyung..." Kaskatı kesildim. Bana ilk kez bu şekilde sesleniyordu, aramızdaki iki yaşa rağmen ismimle seslenme konusunda anlaşmıştık şimdiyse saygı ifadesi kullanıyordu. Sanırım hatasının farkındaydı. İstemsizce vücudumu ona döndürdüm. Benden olumlu bir hareket alınca oda sözlerine devam etti."Bana olan sinirini kendinden çıkarma. Bana kız, bağır hatta rahatlayacaksan vur, alışığım zaten ben itilip kakılmaya. Yeter ki böyle soğuk olma bana. Sana söz veriyorum en kısa zamanda halledicem bu durumu." Gözlerindeki endişeyi hissedebiliyordum, sanki kalbini dinlemeye çalışıyordu ve benim soğukluğum onu incitiyordu. Başımla 'tamam' der gibi onayladım onu. Tekrar ayağa kalktı. Sanırım gitmek için beni bekliyordu. "Gerçekten aç değilim Bam." Elini uzatıp ayağa kalkmam için destek vermeye çalıştı. Ne kadar inatçı olduğunu biliyordum bu yüzden elini tuttum ve ayağa kalkıp yemek yemek için onu takip ettim. Xin, geleceğimi öngörmüş olmalı ki üç tabaki yemeği önceden hazırlamış, bizi beklerken sessizce yerlere çökmüştü. Kendi tabağımı alıp bir kaşık yemeğe uzandım, lezzeti dilimde dans ederken, her hücresiyle bir kadının özenli dokunuşunu yansıtıyordu."Genç efendi, Bam'a sordum ama yanıt vermedi. Nasıl tanıştınız bana anlatabilir misin?" Onu daha geç cevaplamak için yemeğimden bir kaşık aldım. Bam kızgın bakışlarını ona yöneltti. "Açıkçası değişik bir şey yok, tesadüfen evime geldi ve bende onu kabul ettim bu kadar. Peki siz, ilişkiniz nasıl?" Bam gözlerini yumup iç çekti. Bu konuşma onu hiç mutlu ediyor gibi değildi ancak beni buraya getiren kendisiydi bende bunun tadını çıkarıcaktım elbette. "Biz mi? Biz aslında amca çocuklarıyız. Çok iyi anlaşırdık, Bam beni bütün köyün erkeklerinden uzak tutar üzerime titrerdi." Bam öksürmeye başladı, yediği yemeğin boğazına dizildiğine emindim. Bense yapmacık bir şaşırma ifadesi takınıp tepki verdim Xin'in dediklerine. Hafif olduğunu düşünmediğim yumruğumu Bam'ın sırtına vurdum. Kötü bir niyetim yoktu sadece boğazına takılan yemeğin çıkmasını istedim, yani sanırım. Eliyle durmamı işaret etti. "Biraz daha kibar olamaz mısın?" Keyifle yemeğimi yedim ve omuz silktim. "Genç efendin seni düşünüyor, iyilikte yaramıyor sana." Alayla konuştum, bunun çok farkındaydı. Xin onu umursamayıp anlatmaya devam etti. "Babam Bam'a çok iyi davranmadı açıkçası, bu yüzden ona olan aşkımdan korkuyor ve karşılık vermiyor. Ama içinde bir yerlerde beni sevdiğini biliyorum." Yüzüne takındığı gülümsemeyle kendinden emin görünüyordu güzel kız. Kendi gerçeğine sıkı sıkıya tutunmuştu. Ben de ona aynı gülümsemeyle karşılık verdim. "Öyle mi?" diye sordum, yemeğimi sofraya bırakarak. Bam, artık katlanamayacağını düşündüğü bir an gelmiş gibi söze girdi "Öyle falan değil, defalarca reddetmeme rağmen bana aşık olduğunu söyleyen sensin Xin. Daha duygularından bile emin değilsin, sana kardeş gibi olduğumuz için böyle hissettiğini söyledim. Lütfen, gerçekleri çarpıtmadan anlat." Normalde olsa bu sözler karşısında üzülmesini beklediğim kız sanki duymaya alışmış gibi omuz silkti ve yemeğini yemeye devam etti. Sonra aklına bir şey gelmiş gibi heyecanla bana yöneldi. "Genç efendi, peki senin hoşlandığın biri var mı?" Ağzımı bile açmadan Bam benim yerime keskin bir ses tonuyla yanıtladı onu. "Yok" Xin yüzünü astı, keyfi kaçmış gibiydi. "Yazık olmuş, Bam olmasaydı kesin senden hoşlanırdım. Oldukça yakışıklısın, soylusun, bir evin bile var. Ah hangi kız seninle olmak istemez ki?" Bam yemek çubuklarını sertçe sofraya vurdu. "Yeter Xin, yine zırvalamaya başladın." Genç kız ben ne yaptım der gibi ellerini havaya kaldırdı. "Ne o,kızını çalacağım diye kıskandın mı? Hem hoşlandığım biri olmadığını nereden biliyorsun, bana sordu sana değil." Xin'e olan sinirli bakışların hedefi bu defa ben olmuştum."birincisi hayır kıskanmadım ve ikincisi varmı yani?" Xin oldukça sevinmişti, sonuçta Bam onu benden kıskanmıştı. Daha fazla ikisinin boş muhabbetlerine katlanmak istemediğim için ayağa kalktım. "Yemek için teşekkürler Xin, yemeğini yedikten sonra konuşmak için odama gel Bam."

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.