Üvey annem ile babamın boşanma kararının üzerinden 2 hafta geçmişti. Bir kaç mahkemeye çıkmış ve bir çok evrak imzalamışlardı ama nihayet artık resmi olarak boşanmışlardı.
Babam bana yeniliğin daha iyi geleceğini düşünerek doğu taraflarında farklı bir kasabada yaşama fikrini ortaya attı. Biraz üzülsem de bu fikrini kabul ettim. Zaten üç yıl boyunca kasabamız aynı duracak deil di ya. Sadece anılarımız oradaydı ve onlara da veda etme vakti çoktan gelmişti.
Gideceğimiz kasaba fazlasıyla uzak olduğu için uçak ile seyahat etmeyi tercih etmiştik. Buradaki evimizi ve arabamızı satıp gideceğimiz kasabada yenilerini alacaktık. Uçak bir hafta sonra kalkacaktı.
Bavulumu şimdiden hazırlamaya başlamıştım. Zaten fazla bir kıyafetim yoktu ama diğer eşyalarımla birlikte yirmi beş kiloyu geçmemesi için giymediklerimi elemem gerekiyordu. Babamın maddi durumu iyiydi kasabadan yenilerini alabilirdik. Hem yaz hem kışlık almalıydım. Evinizdeki eşyalar bir kamyon ile kasabaya doğru götürülmeye başlanmıştı.
Dolabımdan turuncu bir kazak aldım. Bu kazağımı çok beğeniyordum. Saçlarımla birlikte bir uyum yakalıyorlardı.
Neredeyse iki saat sonra bavulum kıyafetlerle dolmuştu. İşim bitmişti ama ben de bitmiştim. İlk defa uçakla seyahat etmiyordum. Ama yine de heyecanım doruk noktasındaydı. Bu son bir haftayı nasıl atlatacaktım bilmiyorum ama çok mutluydum.
Evde sürekli eskiden annem ve babamla yaptığımız mutluluk dansını yapıyordum.
Annemi çok özlemiştim. Ben pek hatırlamıyordum ama babamın söylediğine göre kıvırcık turuncu saçlarımı ve çillerimi annemden almışım.
1 hafta sonra:
Uçağımız yarın kalkıyordu ve babamın telefon konuşmalarından anladığım üzere kamyon eve varmıştı. Bavulum tamamen hazırdı. Uçak sabah saat dörtte kalkacaktı. Erken kalkmayı sevmezdim ama bu gece uyuyabileceğime hiç inancım yoktu.
Üzerime pijamalarımı geçirdim ve yatağa girdim. Yarın büyük gündü.
Sabah saat dört civarı:
Babamın ayak sesleriyle uyandım.
"Kızım kalk hadi hazırlan uçağın kalkmasına yarım saat kaldı. Normalde siz olsaydınız muhtemelen bir saat önceden kalkardınız ama babam benim ne kadar hızlı hazırlandığımı ve uykuya olan düşkünlüğümü bildiği için beni yarım saat kala uyandırıyor. Hemen üzerime dün akşam ayarladığım eşofman takımını geçirip yüzümü yıkadım. Saçlarımı taramaya çalıştım ama malum kıvırcık saçlılar beni anlar asla taranmadı. Bende saçlarımı böyle bırakmaya karar verdim. Nasıl olsa dağıtacaktı. Hem bende böyle de çok hoş duruyordu.
Hafif bir kahvaltı yapacaktık. Tabiki günün kurtarıcısı sütlü gevrekti yine. Tadına bayılıyordum o yüzden bizim evde çeşit çeşit mısır gevreği olurdu. Kahvaltıyı hızlı bir şekilde yapıp ayağıma çoraplarımı giydim. Bavulum dışında küçük bir sırt çantası da hazırlamıştım. Sırt çantasını sırtıma atıp babamın yanına indim. O da hazır görünüyordu sadece benim gibi bavulu eksikti.
"Bavulumu alıp geliyorum "
"Bekle ben de alacağım birlikte çıkalım "
Birlikte merdivenlere doğru yöneldik. Odalarımız yan yanaydı.
"Taşıyamıyorsan ben taşırım istersen "
"Gerek yok taşırım "
Arabamız satıldığı için bir taksi tutmuştuk. Taksimiz de tam zamanında gelmişti. Hemen bavulları yerleştirip yola koyulduk.
Hava alanı yakındı. O yüzden hızlı varacaktık. Kolumdaki saate baktım saat daha üçü otuz beş geçiyordu.
"Babaaa"
Beni yine kandırmıştı.
Hava limanına geldiğimizde saat 3.45 ti. Babam aslında her şeyi iyi planlamıştı.
Bismillah diyerek sağ ayağımla girdim içeri. Çocukluğumdan beri bana böyle öğretmişlerdi.
Gideceğimiz yerde fazla kuyruk yoktu. İnsanlar daha çok büyük şehirleri tercih ediyorlardı. 5 dakika içerisinde sıra bize gelmişti valizlerimizi koyup pasaportimuzu göstermiştik. Bizi içeri almışlardı. Sonunda ait olduğum yere dönüyordum.
Bu bölüm bu kadar canlarım bir sonraki bölümü bekleyin öptüm hadi Allah'a emanet olun ⭐😘🫀

