İçeriğe geç

Gözlerden Saklı

Bölüm 2 · 7 dk okuma

Gözlerden Saklı

Bölüm 2

(1) Başlangıçlar

Hızlı adımlarla büyük üniversitenin bahçesine girdim ve etrafta hâlen dolaşmakta olan öğrencileri gördüğümde rahat bir nefes verdim.

Geç kaldığımı düşündüğüm için onca yolu koşarak gelmiştim. Evet, büyükannemden kalan miras olan o koca ev öğrencisi olduğum üniversiteye oldukça uzaktı. Bu da benim her gün derslere yetişemeyeceğim düşüncesiyle kendi kendimi darlamama neden oluyordu.

Seçeneğim de yoktu, garson olarak çalıştığım restorantın verdiği maaş yemek yiyip kendime iki üç şey almama zor yeterken bir de üstüne yeni bir ev kiralayamazdım. Yıllar önce de, yani bu şehre taşınmadan önce bu yüzden büyükannemin mirasında yaşamayı kabul etmiştim. O koca evi satadabilirdim fakat bu işleri yapmayı beceremediğim için hiç o işlere girmeyi denememiştim bile, o uzaktan bakılınca perili olduğunu düşündükleri evde yaşamayı kabul etmiştim.

Yetiştiğim için hızlı adımlarım yavaş adımlara dönüşmüştü. Kendi bölümüme, yani Psikoloji bölümüne doğru giderken arkamdan adımı seslenen birini duyduğumda aniden arkama döndüm.

"Hey, Glora!"

Bana seslenen kişiyi gördüğümde içimdeki umut filizi seslenen kişiyi gördüğüm an da kayboldu. Annem ve babam sanmıştım.

O ikisi yanıma geldiğinde Tess ilk konuşan oldu, "Annen ve baban sandın değil mi bizi?" dediğinde yüzümde buruk bir tebessüm oluştu. Başımı salladım ve elindeki telefonla uğraşan Alex'e döndü bakışlarım.

"Kahretsin, takipçi sayım düşüyor! Kendi bokun da sürünürsün umarım Tess!" dediğinde Alex, Tess dolu dolu bir kahkaha attı. "Ama ne yapsaydım, o gün gerçekten çok sarhoştum ve ne yaptığımı bende bilmiyordum." dedi kahkahası dindiğinde.

Alex çılgın anılarını sosyal medya da paylaşan bir vlogerdı. Açıkçası onu sevenler bayağı bir fazlaydı çünkü onun hayatı çok engebeliydi. Her gün farklı bir şey oluyordu, Alex'te bu yüzden vloger olmaya karar vermişti. Hatta yaşadıklarını ilk kez paylaşacağı zaman, "Bu kadar şeyi yaşamamın sizden başka şahitleri olmalı." diyerek paylaşmıştı.

Tess'e söylenmesinin sebebi ise geçen hafta katıldığımız davette Alex'in sarhoşken saçmaladığı anlarını Tess'in videoya alıp Alex'ın kendi videolarını attığı sosyal medya hesabında paylaşmasıydı.

"Başlayacağım şimdi sarhoşluğuna, sarhoşken kendine hâkim olmalıydın! Senin yüzünden tam olarak beş yüz kişiyi kaybettim bile!" diye bağırdı Alex, Tess'e. Takipçilerini gerçekten çok önemsiyordu.

Tess ise Alex'in söylediklerini yok saydı ve bana döndü. "Sen nasılsın Glora? Tahmin edeyim yine koşarak geldin o perili evden buraya kadar." dediğinde güldüm ve başımı salladım, "N'apıyım, her seferinde geç kalmış gibi hissediyorum kendimi." dedim. Tess bu söylediklerimden sonra başını salladı anlayışla, "O kadar mesafe gelirsen tabii içinde acaba geç kalacakmıyım düşüncesi olur Glora." dedi. "Ki bende de aynı durum geçerli olsaydı ben de böyle hissederdim." dediğinde bahçeye konulmuş üstü açık çardaklardan birine doğru gidiyorduk.

"Tanrı aşkına, takipçilerimin hepsi sanki senin şu lanet olası videoyu atmanı bekliyormuş Tess. Hepsi attığın gibi videoyu izlemiş!" diye söylendi Alex çardağın oturma yerine değilde masa kısmına otururken.

Tess ise Alex'in söylediklerini inatla duymamazlıktan geliyordu. Tess bana doğru döndü ve sırt çantasını oturduğumuz çardağın masasına koyarken konuştu, "Gilbert'la ilişkiniz nasıl gidiyor?" diye sorduğunda bakışlarımı kaçırdım. "İyi." dediğimde ise Tess yalan söylediğimi direkt anladı. "Yalan söyleme Glora. Her zamankinden daha kötüsün şu sıralar. Ayrıca gözlerini kaçırman ve bana verdiğin cevap yalan söylediğini resmen bana haykırıyor." dedi ona bakmam için görüş hizama girmeye çalışırken. En sonunda gözlerimi Tess'in koyu kahverengi gözlerine doğru çevirdim ve konuştum, "Normal gidiyor. O her zamanki gibi işte." dedikten sonra gözlerim üniversitenin girişinin kapısından çıkan üçlüye çarptı. Tess bana birşeyler söylüyordu fakat ben dinleyememiştim çünkü bütün odağım üçlünün ortasındaki adamdaydı.

"Glora? Glora, beni duyuyor musun?" dediğinde Tess en sonunda baktığım yere baktı ve gözlerini devirdi. "Geldi yine şu salak..." diye mırıldandığında onu takmadım ve gözlerimle Gilbert'ı takip etmeye devam ettim. Üniversitenin bahçesindeki herkes o üçlüye döndüğünde rahatsız olmuştum çünkü üniversitede ki bütün kızların neredeyse hepsi Gilbert'a bakıyordu. Evet, o üçlü okulun popülerleriydiler ve üçlünün ortasındaki çocuk benim sevgilimdi, yani Gilbert.

Kızlar aralarında fısıldaşıp Gilbert'a bakmaya başladıklarında daha çok sinirlendim. En sonunda Gilbert'la gözlerimiz kesiştiğinde bana bakıp gülümsedi ve yanıma doğru adım atmaya başladı.

Bunu gören Tess ise anlamadığım bir küfür savurdu ve başını Gilbert'ın geldiği yönden farklı yöne doğru çevirdi, "Tanrım, lütfen şu çocuğu gözümün önünden al." diye mırıldandığında dirseğimle Tess'in sırtına vurdum. Tess Gilbert'tan nefret ediyordu.

Alex'in söylediklerini duyduğumda ise bu sefer gözlerini deviren kişi bendim.

"Evet arkadaşlar şuan üniversitemizin gözde erkeği, aynı zamanda da benim güzel arkadaşım Glora'nın sevgilisi Gilbert geliyor." diyordu elindeki telefonun kamerasını bize doğru tutarken. Ses tonu aynı dedikoducu sabah programı sunucuları gibiydi. "Hem de bizim masamıza!" dediğinde ona omzumun üzerinden ürkütücü bir bakış attığım da Alex, "Tamam be." dedi ve telefonunun ekran kaydını durdurdu.

Ben de Gilbert bizim masanın yanına geldiğinde ayağa kalktım ve ona doğru gittim. Bu sefer de bütün okul bize bakıyordu, ne kadar şahane.

Gilbert'ın yanında durduğum da gözlerim onun gözlerine tırmandı. Gilbert etrafa kısa bir bakış attıktan sonra tekrardan bana baktı ve gülümsedi. "Nasılsın Glora? Şu sıralar meşgulüm seninle ilgilenemedim çok. Umarım bana darılmıyorsun." dedi ve bana her zaman attığı o manipülatif bakıştan attı.

Hep aynı şey, diye düşündüm bir an. Hemen sonra ise kendimi reddettim. Gilbert meşgul bir adam Glora, bilmiyormuş gibi davranma, dedim kendi içimde kendime söylenerek. İçimdeki konuşmam bittiğinde tekrardan Gilbert'a döndüm ve gülümsedim. "Hayır, darılmıyorum. Meşgul olduğunu en iyi ben biliyorum." dedim. Gilbert aynı zamanda şirket patronuydu. Ünlü bir firma şirketinin müdürüydü yani. Üniversite hayatı dışında bütün odağı şirketteydi.

Aramızda çok güçlü bir bağ yoktu, birbirimizi seviyorduk ama birbirimize ayırdığımız vakit çok sınırlıydı, çoğunlukla da olmuyordu.

Bana bir yıl önce, yani üniversitedeki ilk haftalarımda Gilbert çıkma teklifi etmişti. Tabii o zamanlar Gilbert benimle çok ilgiliydi, şirketteki işleri de vardı fakat bana oldukça fazla zamanını ayırıyordu. Şimdi ise Gilbert bana eskisi gibi ilgili davranmadığı için aramız böyleydi. Sanki sevgili olmak için sevgili olmuş gibiydik.

En sonunda Gilbert elini kaldırıp yanağımı okşadı, "İşte seni bu yüzden seviyorum. Tam istediğim gibi, olgunsun." dediğinde yanaklarıma kan hücum etti. Gözlerimi Gilbert'ın gözlerinden kaçırdığım da Gilbert sesli bir şekilde güldü, "Ha bir de, utangaç." dediğinde bende güldüm. Onu seviyordum. Evet, emindim. Gilbert'ı seviyordum.

Hemen sonra Gilbert aniden iki elini iki yanağıma yerleştirdi ve yüzümü kendi yüzüne doğru çekti. Ben daha ne olduğunu anlayamadan Gilbert'ın dudakları dudaklarıma kapandı ve saniyeler sonra dudaklarımız ayrıldı.

Yüzlerimiz birbirinden ayrıldığında şaşkınlıkla Gilbert'a bakıyordum. Gilbert tekrardan güldü ve konuştu, "Niye bana öyle şaşkın şaşkın bakıyorsun?" diye sorduğunda yüzümdeki şaşkın ifade yerli yerindeydi.

"Uzun zaman sonra ilk defa beni öptün." dediğimde sesim oldukça alçaktı. Sanki birisinin konuştuklarımızı duymasını istemiyordum. "Seni öpecek zamanım bile yok maalesef birtanem. Ama şöyle bir şey yapabiliriz," dediğinde heyecanla onu dinliyordum. İçimde günler sonra mutluluk hissediyordum. "İstersen, yani müsaitsen bu haftanın bir günü seninle bir yemek yiyelim." dediğinde mutluluğum aniden yüzüme yansıdı ve Gilbert bu cümleyi kurduğu gibi cevabımı ona söyledim, "Olur."

Gilbert bir yandan gülerken, bir yandan da şaşkın bir ifadeyle bana baktıktan sonra o konuşmadan önce tekrar konuştum, "Yani, çok isterim." dedim.

Gilbert yüzüme bir süre daha baktıktan sonra tekrardan gülümsedi ve tekrardan yanağımı okşadı. "Tamam o zaman. Haberleşiriz." dediğinde heyecanla başımı salladım. Gilbert gitmeden önce, "Görüşürüz." dedi ve ben de ona aynı şekilde karşılık verdim. O giderken arkasından bir süre baktım ve Gilbert gittikten sonra herkesin bana baktığının daha yeni farkına varıyordum.

Aklıma gelen şeyle kan yanaklarıma bir kez daha bu kadar hızlı hücum etti.

Gilbert'la herkesin içinde öpüşmüştüm!

O an telaşla kolumdaki saate baktım ve ders saatimin geldiğini gördüğümde bunu bir avantaja çevirdim ve arkamı dönüp az önce oturduğumuz çardağın oraya gittim. Çardağın yanına gittiğimde kısa bir süre Tess'in beş karış açılmış ağzını ve beni desteklemeyen bakışlarının esiri oldum.

Ben çantamın üstünde oturmuş Alex'in altından çantamı almaya çalışırken Tess söyleniyordu, "Glora sana inanamıyorum! Gerçekten o egoisti seviyor musun?" diye sorduğunda bakışlarımı aniden ona doğru çevirdim, "Tess ben Gilbert'ı seviyorum ve o da beni seviyor. Senden de isteğim bize ve aramızda ki ilişkiye karışmaman." dedim ses tonuma dikkat ederken.

Tess bir süre daha bana inanamaz bir ifadeyle baktıktan sonra zar zor konuşabilmişti, "Tamam Glora, bir daha senin ve Gilbert'ın arasındaki ilişkiye karışmayacağım ama bana sakın demedi deme, senin çok sevdiğin Gilbert aslında seni sevmiyor, sen aşkından kör olduğun için göremiyorsun ama bil ki onun sana gösterdiği bütün yüzleri sahte." dediğinde dediği herşeyi duymamazlıktan geldim.

Yanılıyordu. Gilbert beni seviyordu. Tess hiç mi Gilbert'ın bana olan bakışlarını görmemişti? Ben ona, o da bana aşıktı. Bundan kesinlikle emindim. Aramızdaki ilişkiyi de kimse ikimizden biri olmadığı sürece parçalayamazdı.

Çantamı tek koluma aceleyle taktım ve Psikoloji bölümüne doğru gittim. Üniversitedeki diğer Psikoloji öğrencileri ise benimle beraber sınıflara girmeye başlamışlardı.

Kendi sınıfıma doğru ilerlerken alıştığım o bakışlar üzerimde bu gün daha yoğundu. Bu da Gilbert'la öpüşmemden kaynaklanıyordu. Gilbert'la sevgili olmama rağmen kızlar beni Gilbert'tan kıskanıyorlardı. Bence herşey ters ilerliyordu, benim Gilbert'ı kızlardan kıskanmam gerekmiyor muydu?

Sesimi çıkarmamamın sebebi ise üniversitenin bütün kızlarıyla uğraşmak istemiyor oluşumdu.

Sınıfıma girdim ve her zaman oturduğum arka sıra cam kenarına yerleştim. Bakışlar sınıfta da devam ediyordu. Onları takmayıp çantamı sıramın yanındaki askılığa astım. Birkaç dakika sonra ise Duyum ve Algı öğretmeni Richard girdi derse.

Dersini sıkıcı bulduğum bir adamdı açıkçası. Yaşlı olduğu için çok yavaş konuşup çok yavaş hareket ediyordu. Dersinden kalmazdım ama derslerini de çok dinlediğim söylenemezdi. Kendi yöntemlerimle bu dersin eğitimini alıyordum.

Bu derste de uyuyacağım kesindi, sabahın köründe kalkıp gelmişsem başka yapacağım bir şey yoktu.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.