Geri yerlerimize döndüğümüzde Prens Talat'ın bana öfkeyle baktığını fark ederek sırıttım.
Sırıtmamı büyütense yırtılmış gömleğiydi.
"Gömlek borcum olsun."
Prens Soner gülmemek için kendini tutarken geri yerime oturdum.
"Dönmen baya sürdü." diye fısıldayan Prens Soner ile Prens Görkay'a baktım.
"Biriyle karşılaştım da... Beni sohbete tuttu."
"Nasıl bir sohbetmiş bu?" diye soran Prens Soner'e döndüm.
"Kesinlikle bir abinin bilmemesi gereken türden sohbet."
Ona hafifçe yaklaştım ve "Biraz arsızca ve temaslı." diye fısıldadım.
Prens Soner, abi dediğim için tebessüm etmeye yeni başlamasına rağmen suratı ciddileşti.
Tek kaşı havalanırken gülümsememi tutamadım.
"Kesinlikle bir abinin bilmemesi gereken bir sohbetmiş."
Başımla onu onayladım.
"Yakında yüzük takılır." diye mırıldandım.
Prens Soner ve Prens Perk dediğim şeyin üzerine kendi aralarında bakışmaya başlarken Kral Afşin, Kral Tan'a elini uzattı.
"Tüm yaptıklarınız için teşekkür ederiz, güzel bir gündü. Uzun zamandır yaşadığımız sorunlar ve onca anlaşmazlıkların kenara atılması iyi oldu." dedi.
Kral Tan, Kral Afşin'in elini sıkarken "Ee ne diyorsunuz? Kızım ,Prenses Leylim, ile oğlunuzun izdivacına gönlünüz var mı?" diye sordu.
Kral Afşin yavaşça Prens Görkay'a baktı.
Kararından emin olmak istiyordu.
Prens Görkay başını olumlu anlamda salladığında Kral Afşin geri kral babama döndü.
Yüzü gülüyordu.
Bu evlilikten o da epey yararlanacaktı.
Onlar askeri alanda ileri bir devlet olabilirdi fakat bizim ülkemizin ekonomisi ve zengin kaynaklarına yaklaşamazlardı.
"Oğlum birkaç gün burada kalsa iyi olur. Böylece sizinle daha iyi tanışır ve kaynaşır. Aynı zamanda evlilik hususundaki detayları görüşürsünüz." diyen Kral Afşin ile herkes ayağa kalktı.
Evlilik olacaktı.
Prens Görkay'a baktım.
Ülkemizin çıkarları üzerine evlenip iyi bir evlat olmam için onlarca sene eğitim almamı istemişti kral babam fakat bu yaşıma kadar onlar ne istediğimi düşünmemişlerdi.
Annemin katilini istiyordum.
Yıllarca hapsedilmemin bedelini istiyordum.
Sırf cinsiyetim yüzünden annemi kaybetmiştim. Sırf cinsiyetim yüzünden örselenmiştim. Sırf cinsiyetim yüzünden uzaklarda tek başıma büyümüştüm.
Bu cinsiyet ayrımının nasıl beni daha çok güçlendirdiğini onlara gösterip bu saçma düşüncelerinden dolayı onları pişman etmek istiyordum.
Mutlak gücün sahibi olmak istiyordum.
Aynı beni büyüten adamın istediği gibi...
Kral babamın oturduğu tahtta beni görürdü.
Onu utandırmayacağım.
Kral Tan, bana döndü ve "Kızım siz saraya doğru gidin. Biz biraz konuşalım Kral Afşin ile." dedi.
"Emredersiniz kralım." diyerek ona selam verdim.
Prens Görkay ile yanlarından ayrıldığımızda diğerleri de arkamızdan yavaşça yürümeye başladı.
Prens Görkay'a usulca yaklaştıktan sonra sessizce "Doğru seçimi yaptın." dedim.
"Sadece kendi çıkarlarım için bunu yapacağım. Belki kim bilir çıkarlarım hiç bitmez."
Ona baktım.
"Efendim?"
"Diyorum ki çıkarlarımın ne kadar süreceği belli olmaz."
"Benden etkilenmeniz çok normal Prens fakat unutmayın, annemin katilini eğer ben cezalandırırsam bu öylece son bulmaz."
Annemi öldürenlerin sarayda yetkili insanlar olduğu belliydi.
Öylesine biri olsaydı çoktan bulunup öldürülmüşlerdi.
Ben katilini veya katillerini bulup ortalığı karıştırdığımda kral babam bunun cezasını benden kesecekti ya da kesmeye çalışacaktı.
"Siz de unutmayın ki benim karşıma geçip kazanan kimse olmadı."
Kendine olan güveni hoşuma gitmişti.
"Yani?"
"Bir savaş veya bire bir mücadele gerekirse seninle ortak olduğum için ben hallederim."
Korumaya hazırdı.
"Böyle devam edersen atmam yüzüğü." dediğimde hafifçe güldü.
"Bana fark etmiyor. Sen olmazsan Kral Afşin beni geç olmadan evlendirir."
"Benim gibi iyi bir adayı kaçırmak da istemezsin."
Dudağı kıvrıldı.
"Bilemem."
Arkamızdaki sesler yükseldiğinde göz ucuyla arkamızdan gelen prenslere baktım.
"Sence neyi konuşuyorlar?" diye sordum.
"Kararımızı."
"Muhtemelen."
Saraya girdiğimizde durup arkamızdakilerin bize yetişmesini bekledim.
Prens Perk geldiklerinde bize baktı ve "Şimdiden tebrik ederim." dedi.
Ben tebessüm ile "Teşekkür ederim." derken Prens Görkay tüm ciddiyeti ile "Eyvallah." dedi.
Az önce gülerek sohbet eden adam kaybolmuştu.
"Kralımızın bugün planları var. Sizinle şu an ilgilenebileceğini sanmıyorum. Bu yüzden keyfiniz ne istiyorsa onu yapın." diyen Prens Behram'a "Bunu Kral Tan'dan duymak için beklemeyi tercih ediyorum." dedim.
Bana doğru bir adım attı.
Sinirlerine zor bela hakim olduğu belliydi.
"Bak şanslısınız ama bu şansını zorlama. Bugün ve gece yaptıklarının bir bedeli elbet olacak."
Prens Behram'ın bu tehditkar konuşması sinirlendirmişti.
Ben de ona doğru bir adım attım.
"On dokuz senenin bedelini kim ödeyecek Prens? Eğer sen gönüllüysen güçsüz kardeşinin kendisini koruyamamasının bedelini gönder bana."
Prens Talat bana öfkeyle saldıracaktı ki Prens Pers, "Prens Yıldıray abine giderken eşlik et." dedi.
Prens Yıldıray ve Prens Talat giderken Prens Behram gözlerimin içine bakarak "Geceleri kapını kilitle." dedi.
Söylediği çok farklı yerlere çekilmeye müsaitti.
Ona ne cevap vereceğimi bilememiştim ama çok düşünmeme de gerek kalmamıştı.
Prens Görkay, "Geceleri Prenses Leylim'e eşlik ediyor olacağım. Bir sürpriz yapmak istiyorsanız beni de hesaba katın." dedi.
Göz ucuyla ona baktım.
Prens Behram'a kitlenmiş öfkeyle bakıyordu.
Prens Behram ona karşılık verecekken sarayın kapısında nöbet tutan asker, "Kral Tan geliyor!" diye bağırdı.
Hepimiz kendimizi düzeltirken Kral Tan ve Kraliçe Fulya saraydan içeri girdi.
Kralın geldiği duyururken yanındaki kraliçenin söylenmemesi sinir bozucuydu.
Kral Tan hepimize baktıktan sonra ortamdaki gerginliği fark etmiş olmalı ki neler olduğunu bile sormadan bizi dağıtmak için "Sohbetinize dahil olmak için vaktim yok. Şimdi hepiniz şahsi işlerinize dönün, akşam yemeğini ortak yiyeceğiz. O zaman konuşuruz." dedi.
Hepimiz onun emrine boyun eğerken tek eğilmeyen Prens Görkay'dı.
Babamdan emir almayacağını şimdiden belli ediyordu.
