İçeriğe geç

Görünmeyen Veliaht

Bölüm 6 · 4 dk okuma

Görünmeyen Veliaht

Bölüm 6

Göz Teması

Sabah kahvaltı yaptıktan sonra çağrılmam üzerine Kral Tan'ın çalışma odasına gelmiştim.

Karşısında Prens Talat ile birlikte ayakta duruyordum.

"Gece çıkardığınız rezillik üzerine konuşmak ister misiniz?" diye soran Kral Tan ile "Beni büyüten adamdan bana kalan tek eşyayı bilerek parçaladı ve benimle dalga geçti." dedim.

"Burnumu kırdın!" diyen Prens Talat'a baktım.

"Abartıyor olabilir misin? O kadar da sert vurmadım."

Vurmuştum.

Hem de çok sert vurmuştum.

Hak etmişti.

Pişman değildim.

"Hekimler baktı." diye homurdandı, Prens Talat.

"Bugün Kral Afşin ve ailesi gelecek. Bir de sizin halinize bakın. Çocuk gibi kavga ettiniz."

İkimiz de sessiz kaldığımızda Kral Tan, "Bir daha böyle bir rezilliğe izin vermem." dedi.

Prens Talat, "Kralım kararlarınız her zaman en doğrusu olur fakat gece bana saldırdı ve burun kemiğimin kırılmasına sebep verdi. Bu kadarıyla cezadan kurtulacak mı?" diye sordu.

"Kızımın evleneceği adam gelecek bugün. Bunun stresine veriyorum."

"Burnumu kırmasını mı?"

Kral Tan cevap verecekti ki sarayın davulları çalmaya başladı.

Bunun anlamı önemli birinin gelmesiydi.

Kral Tan yerinden kalkıp camına yöneldi hızla.

"Erken geldiler."

Kral Tan bana döndü ve "Hareketlerine çok dikkat et." dedi.

"Emredersiniz kralım."

"Şimdi benimle gelin." diyerek odasından çıktığında iki küçük çocuk gibi peşine takıldık.

Diğerleri de davulları duymuş, aşağı iniyordu.

Bahçeye indiğimizde atlı arabaları yenice durmuştu.

Stresten elim titriyordu.

Prens Perk'in eşi Prenses Gaye bana yaklaştı ve fısıldayarak "Sakin ol." dedi.

"Deniyorum."

Gülümsedi.

"İyi olacak her şey."

"Umarım."

Kral Afşin ve Kraliçe Suna, at arabasından indikten sonra Kral Afşin'in üç oğlu ve büyük oğlunun eşi göründü.

Hangisinin Prens Görkay olduğunu anlamaya çalışırken göz göze geldiğim Prens ile duraksadım.

Aralarında en uzun olan, alnından başlayarak gözünün altına kadar devam eden bir yara izi olan yakışıklı bir adamdı.

Stres olmuştum ama göz temasını kesmedim.

Kral Tan ile Kral Afşin selamlaşırken kraliçeler kendi aralarında konuşuyordu.

Prens Soner, "Prens Görkay'a biraz daha öyle bakarsan koca meraklısı sanacaklar seni." diye sessizce beni uyardığında göz temasını kesip ona baktım.

"O bana bakarken üstünlük sağlayıp göz temasını kazanmasına izin veremezdim." diye fısıldadım.

"Bu bir yarış değil, gelecekteki eşin."

"Kesin değil."

Prens Perk fısıldaşmayı bırakmamız için yalandan öksürünce ikimiz de susmuştuk.

Kral Tan, "Prenses Leylim!" diye seslendiğinde ona döndüm.

Yanlarına gitmem için işaret ettiğinde yanlarına gidip Kral Afşin'i selamladım ve "Hoş geldiniz Kral Afşin." dedim.

Kral Afşin ve eşi Kraliçe Suna beni incelerken Prens Görkay'ın gözlerinin hala üstümde olduğunu hissediyordum.

"Senin kızın olduğuna inanmak zor, benzemiyorsunuz." diyen Kral Afşin ile Kral Tan gülerek "Bana benzese bu kadar güzel olamazdı." dedi.

"Haklısın." diyen Kral Afşin de gülüyordu.

Ben ise sadece onlara bakmakla yetiniyordum.

"Sizler için bir ziyafet hazırlattım, buyurun." diyen Kraliçe Fulya ile içeri doğru yürümeye başladıklarında arkalarında kalmıştım.

Bu yüzden Prens Görkay ile aynı hizaya gelmiştik.

Bir şey demeli miydim?

İçeriye doğru yürürken kafamı kaldırıp ona baktım.

Baktığımı hissederek bana dönmüştü.

"Hoş geldiniz Prens Görkay." dedim.

"Hoş bulduk."

Konuşmayı hızlı kesmişti.

Daha fazla bir şey demek uygun olmazdı sanırım.

O kadar eğitim almıştım ve takıldığım kısım burası mıydı?

Hep birlikte büyük salona girdiğimizde Prens Perk bana yanını işaret etti.

Ufak ufak yanına gidip Prens Soner ile arasına oturdum.

"Adam çok suratsız." diye fısıldadım.

"Demiştim." diye karşılık verdi, Prens Soner.

"Hoş geldin diyerek bir sohbet açayım dedim, ruhsuz gibi yanıt verip sohbeti bitirdi."

"Biraz daha ikiniz fısıldaşıp misafirlerimize ayıp ederseniz bir daha sohbet olmaz." diye bizi uyaran Prens Perk ile sustuk.

"Duyduğuma göre küçüklükten beri sert eğitimlerden geçiyormuşsun." diyen Kraliçe Suna ile tebessüm ettim.

"Duyduklarınız doğru, Kraliçe Suna. İnsanlardan izole olduğum bir ortamda özel bir öğretmen eşliğinde eğitildim."

"Kral Tan seni çok methetti." diyen Kral Afşin ile kral babama baktım.

Beni pazarlamıştı.

Ne güzel.

"Kral babama uygun bir prenses olmak için çok çalıştım."

Beni büyüten, öz olmasa da bana babalık yapan adam için çalıştım.

Onun emekleri ve annemin intikamı için çalıştım.

Annemin katilini araştırmayan bir baba ve evlenmek için çalışmadım.

Derin bir nefes aldım.

Kraliçe Suna kendi dillerinde Kral Afşin'e "Güzel ve eğitimli bir kıza benziyor." dediğinde gülümsedim.

"Teşekkür ederim Kraliçe." diye onların dilinde cevap verdiğimde gülümsedi.

"Aksanın hiç sırıtmıyor." diyen Kraliçe Suna'nın gözüne girmek güzeldi.

Arkama sağlam insanları alırsam annemin katilini bulmam kolaylaşırdı.

Her türlü desteğe ihtiyacım vardı.

Kral Tan, "Lütfen hazırlattıklarımızı afiyetle yiyin, sizler için güzel bir gösteri hazırlattım. Bir saat sonra arenada askerlerimizin hünerlerini gösterdiği güzel bir gösteri başlatmayı düşünüyorum." dedi.

Erkeklerin kasları ile bir gösteri...

Aman ne etkileyici!

At binme, ok atma, birkaç savaş aleti kullanma...

Bunları ben de yapabiliyordum.

Hiçbir şey demedim.

Diyemezdim.

Sadece oturup olanları izledim.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.