⸻
Mesajdan sonra uzun bir sessizlik oldu.
Ama bu sessizlik,
öncekilere benzemiyordu.
Ne Asel'in içini kemiren bir bekleyiş vardı,
ne Bulut'un kaçmaya hazır hâli.
İkisi de
ilk kez sessizliği
düşman gibi görmüyordu.
⸻
İki gün sonra Asel yazdı.
"Kahve içmek ister misin?"
Altına bir şey eklemedi.
Açıklama yapmadı.
Bir beklenti de yüklemedi.
Bu bir davetti.
Ama geçmişe değil.
Şimdiye.
Bulut mesajı okuduğunda
gülümsediğini fark etti.
Uzun zamandır
ilk kez savunmaya geçmedi.
"İsterim," diye yazdı.
"Konuşmak için değil.
Sadece oturmak için."
Asel'in cevabı gecikmedi:
"Bu bana iyi geliyor."
⸻
Küçük bir kafede buluştular.
Cam kenarı.
Gürültüsüz.
Aralarında masa vardı.
Ama mesafe yoktu.
İlk dakikalar
hava durumundan,
kahvenin tadından,
önemsiz şeylerden bahsettiler.
Ve bu,
hiç de önemsiz değildi.
Çünkü ilk kez
birbirlerine bir şey kanıtlamaya çalışmıyorlardı.
⸻
Bulut sustu bir ara.
Sonra konuştu:
"Ben eskiden,
konuşursam düzelir sanırdım.
Meğer bazı şeyler
yaşanmadan düzelmiyormuş."
Asel başını salladı.
"Ben de eskiden,
beklersem değişir sanırdım," dedi.
"Şimdi beklemeden de sevebildiğimi görüyorum."
Bu cümle aralarında
yumuşak bir boşluk bıraktı.
Ama bu boşluk,
tehlikeli değildi.
Gerçekti.
⸻
Bulut derin bir nefes aldı.
"Benden bir söz beklemiyorsun,
bunu hissediyorum," dedi.
"Bu beni korkutmuyor.
Aksine...
ilk kez kendim gibi hissettiriyor."
Asel gözlerini kaçırmadı.
"Ben de ilk kez,
birinin yanında
kendimi küçültmeden durabiliyorum."
⸻
Bir süre sessiz kaldılar.
Ama bu sessizlik,
ikisini de kaçmaya itmedi.
Sonra Asel gülümsedi:
"Belki biz,
ilişki dediğimiz şeyi
yanlış yerden tutmuşuzdur."
Bulut kaşlarını kaldırdı.
"Nasıl yani?"
"Belki mesele
birlikte olmak değil," dedi Asel.
"Birlikte büyüyüp büyüyememek."
Bulut başını salladı.
"Ve belki de," dedi yavaşça,
"aynı anda değil."
⸻
Bu cümle bir kapı açmadı.
Ama bir pencere araladı.
Acele edilmedi.
Plan yapılmadı.
Sadece orada kalındı.
⸻
Bu hikâye de tam burada
başka bir tona geçti.
Artık mesele
dönmek ya da gitmek değildi.
Mesele,
aynı masada oturabilmekti.
Aynı sessizliği paylaşabilmekti.
⸻Tamam 🤍
Aynı ritimde, aynı sakin anlatıyla devam ediyorum. Hikâye evlilik ihtimalinin eşiğine geliyor ama yine acele etmeden; anneler dâhil, planlar konuşuluyor ama her şey hâlâ insan kalıyor.
⸻
O buluşmadan sonra görüşmeler sıklaştı.
Ama adı konmadı.
Ne "yeniden başladık" dediler,
ne "kaldığımız yerden devam ediyoruz".
Çünkü artık ikisi de biliyordu:
Kaldıkları yer,
geri dönülecek bir yer değildi.
⸻
Bir pazar günü Asel annesinin yanına gitti.
Mutfakta çay demleniyordu.
Ev, çocukluğundan tanıdığı o güvenli sessizlikteydi.
Annesi ona baktı.
Uzun uzun.
Sonra sordu:
"Bulut'la konuşuyor musunuz yine?"
Asel kaçmadı bu kez.
"Evet," dedi.
"Ama eskisi gibi değil."
Annesi gülümsedi.
"Zaten doğru olan da odur," dedi.
"İnsan ya eskisi gibi devam eder
ya da büyüyerek."
⸻
Aynı gün Bulut'un evinde de benzer bir konuşma vardı.
Annesi sofrayı toplarken
hiç beklemediği bir cümle kurdu:
"Asel'i geçen gün rüyamda gördüm."
Bulut şaşırdı.
"Ne yapıyordu?" diye sordu.
"Olduğu gibiydi," dedi annesi.
"Bu yaşta insanın en zor bulduğu şey."
Sonra ekledi:
"Eğer bu kez yanına gitmeye niyetin varsa,
yarım gitme."
Bu bir baskı değildi.
Bir temenniydi.
⸻
Akşam Asel'le buluştular.
Yürüyüşte.
Yan yana.
Bulut bir süre sustu.
Sonra konuştu:
"Anneler bizden önce
bazı şeyleri görüyor galiba."
Asel gülümsedi.
"Belki de
bizim söyleyemediğimizi
onlar kalplerinden okuyor."
⸻
Bir banka oturdular.
Bulut derin bir nefes aldı.
"Ben evlilik kelimesini
eskiden bir kaçış gibi duyuyordum," dedi.
"Şimdi...
bir ihtimal gibi."
Asel başını çevirmedi.
"Ben de," dedi.
"Bir kurtuluş gibi değil.
Bir ortaklık gibi."
⸻
Bir süre sustular.
Sonra Asel ekledi:
"Ama bilmeni isterim...
Bu bir zorunluluk değil benim için.
Bir hedef de değil."
Bulut başını salladı.
"Ben de plan yapmak için değil," dedi.
"Gerçekten konuşmak için söylüyorum."
⸻
Günler sonra anneler tanıştı.
Önce mesafeli.
Sonra şaşırtıcı derecede sıcak.
Çaylar içildi.
Küçük gülüşler oldu.
"Çocuklar" kelimesi
aynı cümlede söylendi.
Kimse tarih sormadı.
Kimse acele etmedi.
Ama herkes şunu hissetti:
Bu, bir hayal kurma anıydı.
Zorla değil.
Umutsuzca hiç değil.
⸻
Asel o akşam defterine şunu yazdı:
"Evlilik,
iki insanın birbirini tamamlama çabası değil;
birbirini bozmamaya söz vermesi."
⸻
Bulut ise balkonda annesinin sesini düşündü:
"Yarım gitme."
Ve ilk kez
bir yere tam gitmeyi
gözünde büyütmedi.
Çünkü yanında
kendisi olarak durabileceği biri vardı.
⸻
Bu hikâye artık
"olur mu?"dan
"nasıl olur?"a evriliyordu.
Ama yine de
her şey net değildi.
Ve belki de
en güzeli buydu.
⸻
Sence onlar evlensin mi?
Yoksa bu hâliyle,
plan yapmadan ama birlikte durarak
devam etmeleri mi daha gerçek?
Bu hikâye yine sana soruyor.
Ve cevabını sakince bekliyor.
Eğer bu satırlar sana da
tanıdık geliyorsa,
belki bu hikâye
seninle de konuşuyordur.
Yeni bölümler, devam eden hikâyeler ve özel paylaşımlar burada:
Watsappp kanalım https://lnk.bio/sevipgidenbirisiii
⸻
Yazar Notu 🤍
Bazen hikâyeler
ani bir kırılmayla değil,
yumuşak bir yön değişikliğiyle ilerler.
Bu da onlardan biri.
⸻
Sevgili Okur 🤍
Eğer hâlâ buradaysan,
hikâye seni bırakmadı demektir.
Takipte kal 🤍
Çünkü bazı bağlar
tam konuşulmaya başlandığında
gerçek yönünü bulur.