Bazı sabahlar vardır, insan uyanır ve hiçbir şey olmamıştır.
Ama yine de bir şeylerin değiştiğini bilir.
Asel o sabah tam olarak böyle uyandı.
Telefonuna uzanmadı. Saat kaç diye bakmadı. İçinde acele yoktu. Bu sakinlik ona iyi mi geliyordu, yoksa bir şeyleri bastırıyor muydu, emin değildi. Sadece şunu fark etti: Bulut'un varlığı artık gününün merkezinde değildi. Kenarında duruyordu. Görünür ama belirleyici olmayan bir yerde.
Bu fark ediş, onu ürküttü.
"Böyle mi olmalı?" diye sordu kendine.
"Yoksa böyle olmaya başladığında, bir şeyler eksilmeye mi başlar?"
Bulut ise tam tersine, gününü Asel'in adıyla açtı. Bir şey anlatmak istemiyordu. Bir şey sormak da. Sadece onunla aynı anda nefes alıyormuş gibi hissetmek istiyordu. Ama bunu nasıl yapacağını bilmiyordu. Çünkü artık mesaj atmak bir refleks değil, bir seçimdi.
Ve her seçim, bir risk taşıyordu.
Gün içinde Asel yoğunlaştı. Toplantılar, işler, kahkahalar... Hayatın akışı ona şunu fısıldıyordu:
"Bak, tek başına da iyisin."
Bu cümle bir zafer gibi gelmedi.
Daha çok bir uyarı gibiydi.
Akşamüstü Bulut yazdı.
Bulutyaman:
Bugün seni özlediğimi söylemek için yazmıyorum.
Sadece günümden bir parçayı seninle paylaşmak istedim.
Asel mesajı okudu. Bu kez gülümsedi. Çünkü bu mesaj, bir beklenti taşımıyordu. Bir boşluğu doldurmaya çalışmıyordu. Sadece oradaydı.
Aselsoykan:
Bunu sevdim.
Ben de bugün kendimle iyi olduğumu fark ettim.
Bu cümleyi yazarken duraksadı. Yanlış anlaşılmaktan korktu. Ama silmedi. Çünkü dürüstlük, yanlış anlaşılma ihtimalini de göze almaktı.
Bulut mesajı okuduğunda kalbi sıkıştı. Kıskançlık değildi bu. Korkuydu. Onun kendisiyle iyi olmasına değil... kendisine ihtiyaç duymamasına.
Ama sonra başka bir düşünce geldi:
"Belki de bu, birlikte olabilmenin tek yoludur."
Bir gün daha geçti. Sonra bir gün daha. Aralarındaki bağ kopmadı ama gevşedi. Ve gevşedikçe, her ikisi de kendi ağırlığını hissetmeye başladı.
Cuma akşamı Asel, Bulut'u aradı. Sesli aramak, mesajdan daha cesurcaydı artık.
"Yarın görüşelim mi?" dedi.
"Konuşmak için değil. Hissetmek için."
Bulut bir an sustu. Sonra, "Tamam," dedi.
Ama sesi eskisi kadar emin değildi.
Buluştular. Bu kez kalabalık bir yerde. Gürültünün içinde, yalnız kalmamak için seçilmiş bir mekân. Yan yana oturdular. İnsanlar etraflarında akıyordu. Hayat, onları beklemiyordu.
Asel konuştu. "Sana bir şey itiraf edeceğim," dedi.
Bulut dikkat kesildi.
"Ben seni hayatımda istiyorum," dedi Asel.
"اما merkezinde değil. Yanında."
Bu cümle Bulut'un içinde yankılandı. Yanında...
Ne arkasında, ne önünde.
"Ben de," dedi Bulut yavaşça.
"Ama bazen merkezde olmayınca, kaybolacakmışım gibi hissediyorum."
Asel başını salladı. "Belki de kaybolması gereken şey, bu korkudur," dedi.
"Çünkü korkuyla kalınmaz. Korkuyla tutulur."
Bulut bu cümleyi içine aldı. Kolay değildi. Ama gerçekti.
Bir süre sustular. Bu sessizlik rahatsız etmedi. Ama rahatlatmadı da. Düşündürdü.
Ayrılırken Asel şunu söyledi:
"Bir noktada karar vermek zorunda kalacağız.
Bu ilişki, iki güçlü insanın yan yana duruşu mu...
yoksa yavaş yavaş birbirine tutunan iki yorgun kalp mi olacak?"
Bulut cevap vermedi. Çünkü bu soru, cevaplanacak bir soru değildi. Yaşanacaktı.
Eve döndüğünde Bulut ilk kez şunu düşündü:
"Onu kaybetmekten değil,
kendimi değiştirmekten korkuyorum."
Asel ise ışığı kapattığında şunu fark etti:
"Onu sevmekten vazgeçmiyorum.
Ama kendimi geri plana atmıyorum."
Bu ikisi aynı anda mümkün müydü?
Belki de hikâyenin kırılma noktası tam buradaydı.
Çünkü bundan sonra atılacak her adım,
bilinçli olacaktı.
Ve bilinçli adımlar,
en çok iz bırakanlardır.
⸻
Yazar Notu 🤍
Bu bölümde denge artık konforlu olmaktan çıktı.
Çünkü gerçek denge, insanı biraz rahatsız eder.
Asel merkezde olmayı bırakıyor.
Bulut merkezde olmamayı öğreniyor.
Ama bu öğrenme süreci,
herkesi aynı yerde tutmaz.
⸻
• Sizce Asel'in "yanında ama merkezde değilim" demesi bir özgürlük mü, mesafe mi?
• Bulut'un korkusu size tanıdık geliyor mu?
• Bir ilişkide ihtiyaç duyulmamak, sevgiyi azaltır mı?
• Güçlü iki insan birlikte yürüyebilir mi, yoksa biri mutlaka yorulur mu?
• Bu hikâye sizce nereye gidiyor: derinleşmeye mi, çözülmeye mi?
Yorumlarınızı merak ediyorum 🤍
Çünkü bazı soruların cevabı,
yazarın değil okurun kalbinde saklıdır.