Araminta, tırmandığı kulede infaz sonrası kendini toparlarken, şiddetli rüzgar saçlarını savuruyor, ince yağmur damlaları yüzüne çarpıyordu. Gözleri Saray'a dikiliyken, bayrak kulesinde Cornell'in zalim amblemini gördü. Bu görüntü, anlık bir çaresizlikle birlikte, yanan bir öfkeye dönüştü. Dizleri titredi olduğu yere çöktü dona kalmış gibiydi, Avuçlarını sıktı Yağmurla karışan tek bir damla yaş aktı; artık duygular bitmiş, geriye sadece kararlılık kalmıştı. "Geldim. O bayrak inecek. Ve ben her şeyi geri alacağım," diye fısıldadı. Hızla, öldürdüğü askerlerin kıyafetlerini alıp kendine uygun bir zırh ve pelerin giydi, yüzünü sakladı. Gecenin karanlığında, kılık değiştirerek, diğer asker kafile'lerinin arasına karışıp ana kapıdan Krallığa sızdı. Şehrin tenha bir sokağında askeri kıyafetleri çıkarıp halktan biri gibi giyindi. Sabahın ilk ışıklarıyla birlikte şehir canlanmaya başladı. Araminta, kalabalığa karışır karışmaz, Eski Kral William hakkındaki fısıltı'lara kulak misafiri oldu. İki yaşlı adamın konuşmasına yaklaştı: "Kral William'ın Saray hapishanesinde hastalanıp öldüğü" söyleniyordu; Kraliçe Alisa odasında hapsedilmişti, kimse durumunu bilmiyordu. Ailesinden kalan tek kişi, kız kardeşi Aurelia idi. Bu gerçeği öğrenmek, Araminta'da büyük bir acı başlatmıştı Yakındaki bir evin arkasına sığındı ve derin, kontrolsüz bir acıyla ağladı. Gözyaşları durduğunda, intikam planı kesinleşmişti: Artık öncelik, Krallık değil; ikiz kardeşi Aurelia'yı kurtarmaktı. Onu kurtaracak, birlikte iç ve dış bir savaş başlatarak Saray'ı geri alacaklardı.
Bölüm 6
Görevim sensin
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.