İçeriğe geç

GÖNÜL YARASI

Bölüm 16 · 6 dk okuma

GÖNÜL YARASI

Bölüm 16

BÖLÜM-16: HEYCANLI BEKLEYİŞ

Güneşli bir Pazar sabahına uyanmıştık hava çok güzeldi. Karan da kahvaltımızı terasa hazırlamıştı tabi benim için üst kattan aşağıya inmek zordu malum. Hamilelik ilerledikçe büyüyen karnımdan dolayı rahat hareket edemiyordum. Neyse ki canım kocam yardımcı oluyordu. Mesela canım şu an waffle çekmişti mutfakta onunla uğraşıyordu. Bugün çok işimiz vardı önce Simayı hava alanına bırakacaktık Amerikaya geri dönüyordu. Sonrasında minik kızımıza mobilya bakmaya gidecektik. Şimdi terasa iniyordum ki mutfakta savaş veren bir adet telaşlı koca görüyordum. Yanına gidip yaptığı tabağa baktım ama bu krepti waffle değildi. Bir şey demeyecektim sonuçta bana hazırlamıştı emeği vardı. Ne sandınız tabi ki düşünceli bir eştim. Mutfakta ki işleri halledip kahvaltı için terasa çıktık Simay da geldi hep beraber güzel bir Pazar kahvaltısı yaptık bol muhabbetli olanından. Simayı bir anne olarak sıkı sıkı tembihlemeyi ihmal etmedim tabi ki. Kahvaltımızı bitirip hazırlanmak için odalarımıza çekildik. Ben siyah askılı bir elbise giymiştim “nasıl olmuşum aşkım” Karan beni dikkatle inceledi sonra “çok güzel olmuşsun da millet dışarıda kazaklarla geziyor aşkım sen kendini hasta mı etmeye çalışıyorsun” ciddiyim benim kocam fazla incesindeydi işin. “e ama aşkım ne olacak giymeyeyim mi?” içli bir nefes verdi ardından “tamam sen giy ben arabanın klimasını açarım” şapşikti ya hemen koşup boynuna sarıldım “canım kocam ne kadar da düşünceli” bütün derdi tasası gitmişti sanki ama bu bende de oluyordu ona sarılınca ölü bile olsam dirilirim gibi hissediyordum. Tamam kabul kötü bir benzetmeydi ama hamilelik hormonları işte ne yapabilirdim ki. Çıkmadan kızıyla konuşmak istemiş olacak ki eğilip karnım ile aynı hizada durdu. “babacım günaydın nasılsın birtanem” dedi Karan o da sanki hissetmiş gibi beni tekmelemişti “Karan seni tanıyor sesine tepki veriyor “ “sen ciddi misin ?” kafamı onaylarcasına salladım. “madem beni hissediyor o zaman baba seni çok seviyor bunu bil olur mu ?” dedi ve arabaya binmek için aşağı indik Tabi Simay hazır değildi. Birkaç dakika bekledikten sonra geldi ve arabaya bindik. Bugün trafik bir hayli yoğundu zar zor ilerliyorduk. Hava alanına ulaşmamız biraz zaman almıştı ama sonunda varmıştık. Simaya sıımsıkı sarılıp onu yolcu ettik ve gitmesini bekledik. Simay gidince biz de arabaya geri döndük ve çarşıya doğru yol aldık. Gitmemiz çok da sürmemişti. Sonunda ikimizin de hayalini kurduğu o alışverişteydik kızımıza oda takımı bakmaya gelmiştik. Hepsi çok güzel duruyordu ve hepsi çok kibardı. “Karan bunlar çok güzel hangisini seçeceğime karar veremedim “ tamam o zaman” “neye tamam aşkım” “hepsini alacağız başka çaresi yok” ben demiştim bu adam sıyırdı diye beni dinleyen kim. “aşkım iyi misin sen ya hepsi alınır mı ?” durdu sonra “doğru söylüyorsun hepsi alınmaz” “he şöyle aşkım anladın sen de “ “anladım tabi sevgili eşim bunların yarısı erkek bebekler için bizim odağımız kız bebek” elimi alnıma koyup içli bir nefes vermiştim “bir şey mi oldu canım?” “evet oldu canım” “beni korkutma çilek kız ne oldu?” “sen” bekledi ardından “ben derken” “hasta ettin beni” “niye memnun değil misin ?” içli bir nefes tekrar verdim “bu sefer değil aşkım o sefer bu sefer değil yani anladın?” diyip yanından geçip gittim. Peşimden koşarak geldi ve elini belime koyup kendine çekti bütün mağazayı öyle dolaştık. En sonunda ikimiz de beğendiği pembe tüllü beşiği ve dolap takımını alıp çıktık 2 haftaya kadar gelip kurulum yaparız dediler. Şu an içim kıpır kıpır dı ne yapacağımı şaşırmıştım. “Aşkım kızımıza kıyafet almaya mı gitsek elbiseler tokalar falan” “Nil canım karım sen daha dün her yer kıyafet artık almayalım demedin mi ?” omuz siltim.“ dediysem dedim canım ne yapayım aşkım ya aldıkça alasım geliyor çünkü ne bileyim ya farklı hissediyorum” . Ağzına hayali bir fermuar çekip arabanın kapısını açtı oturmam için elbisemin eteğini tuttu uçmasın diye ben de oturunca sırtında ki ceketi çıkarıp üstüme örttü.Sonra kendi koltuğuna geçip aracı çalıştırdı. Bu bölgenin en büyük avm lerin den birine geldik. Katları teker teker gezdik en sonunda bebek ile ilgili kata çıktık. Bu katta her şey çok tanıdık geliyordu sanki önceden bu duyguları yaşamış gibi.

***

Yüklü bir alışveriş yapmıştık bir sürü elbise, toka, tarak ,bebek bakım malzemesi almıştık. Hepsi birbirinden güzeldi aldığımız tüm takımlar avuç içim kadardı. Daha şimdiden sahiplenmiştik hepsini. Hatta Karan aldığı zıbınlardan biriyle uyuyor derken şaka yapmıyordum kızımızı hissederek uyuyordu. Sanırım annelik ve babalık duyguları acayip farklıydı ama ne bileyim hani değişikti işte siz anladınız bence. Şu an bir mısırcının önünde pide sırası gibi kuyruk bekliyorduk. Çünkü küçük prensesimizin canı mısır istiyordu babası da bu kutsal aşermenin kurbanı olmuş ben otururken bitmeyecek o uzun kuyruğu bekliyordu. Ama dur bir dakika o sırada sürekli öne mi geçiyordu umarım yine bir şey yapmamıştır.5 DAKİKA sonunda yanıma gelmişti elinde iki bardak mısırla “Karancığım canım eşim sıradaki insanlara ne teklif ettin?” “hiçbir şey kızım bekliyor yol verir misiniz dedim hepsi yol verdi” sesli güldüm “sen doğmamış kızını oyunlarına alet mi ediyorsun bakayım” o da güldüğü sırada ben mısırımı yemeğe başladım. “aşkım sen niye yemiyorsun alsana şu senin değil mi ?” kafasını olumsuzca salladı “hayır tabi ki kızımın” boş gözlerle Karana baktım bu adam cidden iyi değildi doğmamış çocukla kafayı bozmuştu. Ona aldırış etmeden iki mısırı da bitirip suyumu içtim. Kocam bey de alışveriş paketlerini alıp ayağa kalktı. Ben de ardında ayağa kalktım sonra arabaya doğru yürüyüp arabaya bindik. Ve o her arabaya bindiğimizde dinlediğimiz ninniyi açtı canım kocam. “Karan sence fazla abartmadık mı bu işi ?” “hangi işi aşkım?” “ninni dinlemeyi falan” “ne olmuş ki ?” elimi kaldırıp yeni traş olmuş ensesine bir sille çaktım “bu oldu canım iyi mi ?” sessiz bir inilti çıkarıp “eli ağır kadın mışsın “ sırıttı ardından “severim” diyerek daha da çok sırıttı. Tam dayaklık bir beydi ama yapılacak şey yoktu nasibimizde böylesi vardı. “dikkat et sevdirmesinler” diyip ben de göz kırptım bu onu kudurturdu. Çünkü hamile olduğumu öğrendiğinden beri bana sadece sarılmak için yaklaşıyordu. “Sen var ya fena kadınsın niye böyle laflar ediyorsun söylesene aşkım” güldüm. Dibine kadar yaklaşıp “fenayım evet” diyerek geri çekildim. Sonra içli bir nefes verdi “rabbim sen biliyorsun ben de nefis kurbanıyım 6 aydır çok sabrettim gerçekten” diyerek arabayı şeritin soluna çekti ve el frenini indirip hızla kendi koltuğundan kalkıp benim tarafıma yürüdü. Tam o esnada kapıyı kilitleyip açmasına engel oldum kapıyı yeterince zorlayınca kaybetmişliğin verdiği öfke ile yol kenarındaki taşları savurdu. Çantamdan telefonumu çıkarıp canım kocamı aradım . Telefon çalmadan açmıştı “efendim canım karım pardon kudurtan karım” acayip bir sakinlikle konuşmuştu canım kocam. “ne o arabaya gelmek istemiyorsun herhalde tamam kapatayım o zaman” oturduğu taşın üzerinden ayaklanıp arabaya yürüdü. “isterim aşkım , hayatım, felaket karım, ahu gözlüm” tiksinerek baktım camdan “aşkım sence de abartmadın mı” “delirttin adamı ne yapayım” “delirtirim adamı ne yapayım” “Nil oyunun sırası değil canparem aç şu kapıyı hadi” “tek şartla uslu uslu götüreceksin evimize” kafasını olumlu anlamda sallayıp “tamam uslu olacağım evimin neşesi aç şu kapıyı artık”. Adamı daha fazla delirtmeden açmıştım kapıyı o da bir hışımla arabaya binip çalıştırdı ve yolculuk boyunca tek kelime etmedi.

***

Kazasız belasız eve varmıştık ben her zamanki gibi kendimi koltuğun üstüne bırakmıştım. Karan da aldıklarımızı yıkamaya atmış elinde meyve suyuyla geliyordu. Elindeki meyve suyu paketini bana uzatıp dizime yatmıştı. Gözümde koca bir bebekten farkı yoktu sevimli bir bebek yani tabi biraz da karizmatik. Her neyse saçını okşamaya başladım kumral saçlarının her telini okşadım. O da bana eskiden olduğu gibi masallar anlattı. Kendi uydurduğu gerçek dünyadan uzak masallar… Daha sonra bende meyve suyumu içtim. Yanında huzuru buluyordum saatler dakikalar akıp gidiyordu yani bana iyi geliyordu.

***

YZARDAN: Size iyi gelen insanları sevin tip zamanla değişir, karakter zamanla değişir ama size verdiği değer zaman aşımına uğramaz. Bu değer gerçekten veriliyorsa geçerlidir bu. Bazen bu kişi sizi bulur bazen siz onu bulursunuz. Kimi bir sokakta , kimi bir okulda, kimi bir futbol sahasında rastlar kendine iyi gelebilecek o kişiye. Hem ne demişler amin diyemeyeceğimiz duaları dilimize getirmezmiş rabbimiz. Size tavsiyem kaderinize inanın ve inancınız kaybetmeyin.

Bölüm sonu

Sonraki bölüm kilitli

17. bölümü 5 jetonla uygulamada açabilir, kaldığın yerden devam edebilirsin.

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.