YAZARDAN; Bazı vedalar sessizce gerçekleşir kimsenin duymayacağı görmeyeceği şekilde olur. Veda diyorsam arkasından su döksek bile geri getirecek bir veda değil . Nereye yolculuk derseler kara toprağa dersiniz size öylece bakarlar ama Parise derseniz mutlulukla sarılırlar onlar Pariste mutlu olurlar bizler ise kara toprakta…
***
Saat gece üç civarındaydı telefon çalmaya başladı sanırım Karanın telefonuydu . Kafamı yastıktan kaldırıp Karana baktım kulağında telefon önündeki boş duvara hissizce bakıyordu . Bu halleri en çok endişelendiğim halleriydi . Önüne çöküp gözlerine bakmaya çalıştım nafileydi bakmadı sadece duvarı izledi . Hemen elindeki telefonu alıp kulağıma götürdüm “kimsiniz?” biraz sessiz kaldıktan sonra konuştu telefondaki kişi “ Nil abla abim iyi mi ne olur cevap ver ?” Simay bu Simaydı ne olmuştu ki “abin iyi değil ne oldu Simay çabuk anlat” hıçkırıklar içinde konuşmaya çalıştı “A-A- Akın ölmüş …” son heceler beynimde şok etkisi yaratırken odanın döndüğünü hissettim bir anlık sonrasında telefon kapandı Karan ayaklandı önümden geçerken gördüm her yer bulanıklaşmaya çevremdeki cisimler hareket etmeye başlamıştı. Ama şu an olmazdı Karan ile ilgilenmeliydim ayaklanmalıydım Karan böyle zamanlarda ne yapardı bilmiyordum ama kendine zarar vereceği aşikardı. Hızla ayaklanıp peşinden yürümeye çalıştım zordu ama imkansız değildi . Buzdolabının kapısını açmıştı hayal meyal görüyordum bir şişe çıkardı içkiydi bu ama içmemeliydi kalp rahatsızlığı vardı içerse tetiklerdi onu izin vermemeliydim. Kendimi önüne atıp şişeyi yere fırlattım yalvarır gibi baktı kan çanağı hareleriyle. Ama aldanamazdım bu bakışa “NE YAPACAKSAN YAP BANA AMA LÜTFEN KENDİNE BUNU YAPMAAA” hayır dercesine kafasını iki tarafa salladı ve çaresizce dizlerinin üzerine çöktü. Teslimiyet miydi evet teslimiyetti saatlerdir doldurduğu harelerinden birden yaşlar boşanınca anladım bir şeyleri . Zordu kayıplar acıtırdı can yakardı sonrada hissizleştirirdi Karan daha ilk aşamadaydı hala içinde bir yerlerde bazı duyguları yaşıyordu . Ellerini rastgele yere vurmaya başlamıştı bu yaptığıyla hala kendine zarar veriyordu yerler cam parçalarıyla doluydu çünkü . Elleri kan kırmızısı olmuştu bende yaptım yaptığı gibi beni öyle görünce ellerimi havada tutup kollarını belime doladı ve sımsıkı sarılıp omzumda ağlamaya başladı ve kulağıma bir şeyler fısıldadı “yapma daha çok acıtıyor yapma çilek kız lütfen bugün değil benim ellerim işlevsiz değersiz iki bandajla kapatır geçiririm yarayı seninkiler küçük ve narinler kıyma onlara”
***
Önümüzde bir mezar vardı ve ne yazık ki o mezar aramızdan birinindi. Bunu bilmek bile çok acıydı Karanın ağlamaktan kan çanağına dönmüş hareleri boşluğu izliyordu. Zaten sadece ikimiz vardık burada cenazesine başka kimse gelmemişti Karanın neden onu bu kadar sahiplendiğini şimdi anlıyordum. Annem öldüğünde onun mezarına hiç gidememiştim nereye gömdüklerini de bilmiyordum ama eğer gitseydim onu yalnız bırakmazdım. Şimdi düşünüyorum da korkar mıydı ölüler tek kalmaktan, karanlıktan yoksa hissizleşir miydi buna henüz bir cevap bulamamıştım. Karan ile gece yarısına kadar buradaydık Akını yalnız bırakmak istemedik. Artık Karanın kafasını dağıtması gerekiyordu kendini suçlamaması gerekiyordu . Ben de konuşmaya karar verdim “biliyor musun bence Akın gittiği yerde ailesini buldu ve huzura kavuştu” sadece baktı “ve en önemlisi şu an yanında olduğunu hissediyor” cevap yoktu “belki de kendine iyilik yapmak istedi “ hala konuşmuyordu “hem ben de annem ölünce böyle yap-“ sözümü yarıda kesti “umarım aklından bile geçmemiştir çünkü benimleyken bu imkansız” uzun soluklu bir cümlenin ardından kafamı sallayıp oturduğum yerden ayaklanıp Karanın önüne oturdum ve kollarımı beline doladım. Az sonra yağmur yağmaya başladı Karan da ben de yerimizden kıpırdamadık çünkü biz yağmurun her zerresine aşık o çifttik.
***
YAZARDAN : Yağmur çoğu insan için bir felakettir ama kimisi için huzurun ta kendisidir. Yağmur bence yeni yaşamları simgeler iyileşecek yaraları uzak mesafeleri kaldırmayı simgeler. En güzel yanı ise saf olması fani dünyanın kötülüklerinden pisliklerinden sıyrılıp gelmiş bir saflık. Altında ıslananları da temizler iyileştirir. Herkes yağmuru sevebilir ama herkes o yağmurun altında ıslanmayı göze alamaz. Bir de seviyorum deyip ıslanmaktan korkanlar var bu da şey gibi seni seviyorum ama elini tutamam gibi bir şey .Bu yüzden böyle insanları sorgularım neden derim mış gibi yaparsınız ki milletimiz zaten alışmadı mı mış gibi yapmaya. En güzel örneğimiz de seviyor muş gibi yapanlar önce usulca karşı kalbin kapısını çalarlar ardından kapı açılınca içeri girmek yerine orada o kapıda öylece beklerler.
***
Sırılsıklam olmuştuk ve hava esmeye başlamıştı uykum gelmeye başlamıştı ama direnmeliydim Akına güzel bir veda borcum vardı bunu yerine getirecektim elimdeki buketi mezarına yerleştirdim ardından ıslak toprağa kocaman sarıldım ve “hoşça kal tekrar geleceğiz haylaz çocuk biricik yengen seni çook özleyecek”dedikten sonra doğruldum veda sırası Karandaydı özel konuşmak ister diye ötede ki ağacın altında bekledim yaklaşık 15 dakika sonra yanıma geldi. Arabanın önüne geldik o sürücü koltuğuna oturdu ben dışarda bekledim. Arabanın içinde binmemi bekledi ama binemedim daha sonra inip yanıma geldi “sorun nedir çilek kız ?” bekledim ardından “sensin” şaşkın gözlerle bana baktı ardından “ne yaptım ki bana mı küstün?” kafamı hayır dercesine salladım “bana kızarsın diye binmiyorum” gözleri açıldı bir an “bunu sana düşündüren nedir çilek kız ve sana neden kızmalıyım?” omuzlarımı kaldırıp indirdim “her yerim çamur oldu ve sırılsıklamım yani tam anlamıyla bir pasaklıyım araban kirlenir ve bu benim suçum olmaz mı?” şaşkınlıkla beni izledi ardından sinirle kucağına alıp arabaya bindirdi kemerimi taktı kapıyı kapattı kendi koltuğuna geçti kemerini taktı sonra “bunu sana kim yaşattı “ beklemedim “Oğuz” kafasını olumsuz anlamda salladı ve direksiyona sertçe vurdu “kahretsin it herif kıza tramvalar bırakmış bir de “ diyerek arabayı çalıştırdı tek kelime etmedim belki bazı şeyleri bilmese de olurdu çünkü bilmesi iyi olmazdı aksi halde başına bela açabilirdi . Son sürat eve yol almıştık Karan fazlasıyla sinirliydi olacaklardan ben bile korkmuştum. Normalde Karanı sakinleştirmek isterdim ama içimde Oğuza karşı bir intikam ateşi harlanıyordu ve dinecek gibi değildi o yüzden Karanı daha fazla doldurabilirdim sanırım. Son hız ilerliyorduk ki “Karan biliyor musun o gece bana sırf arabasını kirlettim diye sopayla gelmişti ve-“ “o sopa sana kalktı mı Nil” Nil demişti işler ciddiye binmeye başlamıştı. “Evet kalktı hala omzumda morluk izi var göster-“ “senden şüphe etmedim etmem tek güvencem sözlerin “
