Herkes avuç içleri parçalanırcasına alkış tutarken ben o alkışların arasında boğuluyordum. Sanırım artık gözlerim de kan çanağı olmuştu ama üzüntüden değil sinirdendi lakin ne olursa olsun ağlayamayacaktım çünkü maskaram onlardan daha pahalıydı ve bu gece parlamalıydım . Bu yüzden omuzlarımı dikleştirdim aklıma güzel şeyler getirdim ve hafif bir alkış tuttum . Yanımda oturan Karan da bana ayak uydurarak alkış tutmaya başladı ikimizde yüzümüze en güzel gülümsemelerimizi yerleştirmiş sahneye bakıyorduk . Ve Oğuz konuşmasına devam etti “öncelikle bu güzel gecede yanımda parlayan bu iki bayana minnettar olduğumu belirtmek isterim ve tabi ki bu özel günde yanımda olan sevgili davetlilerim sizlerede ne kadar teşekkür etsem az. Bugün burada olmamızın asıl sebebi sevgili ortağım Yade Öztürk ün çıkarmış olduğu kitabın tanıtımıdır “ kalabalık tekrar alkış tutmaya başlamıştı. Sıra Yadenin olmalı ki platformun üzerine çıkıp elindeki kitabı havaya kaldırdı . Ama bu olamaz imkansız bu benim tasarımım ve bu giriş cümlesi eser benim eserimdi burada tanıtamazlardı yasalara aykırıydı bu yaptıkları benim emeklerim orada duruyordu nasıl ki bir annenin çocuğu esir tutulunca anne perişan olur ama bir şey yapamazdı benimki de öyle bir meseleydi ama ben birşeyler yapıp bu kitabın tanıtımını engelleyebilirdim . Öncelikle sakin kalacaktım bu ilk kuraldı dışına çıkmamalıydım , sonrasında bir mikrofona ihtiyacım vardı Karandan bunu isteyebilirdim kulağına eğilip isteğimi söyledim ve dakikalar içinde mikrofon elime ulaştı şimdi yapacağım tek şey doğru zamanı beklemeliydim ki sesimi duyurabileyim . Yade konuşmasına başladı “iyi akşamlar öncelikle burası çok farklı hissettiriyormuş cidden konuyu fazla dağıtmayacağım geceyi kitabımın parıltısı sürdürecek .İşte karşınızda Çilek kız romanı “ ismi duyunca Karan daha dikkatli dinlemeye başladı oda daha kitabın benim olduğunu bilmiyordu. Ve devam etti “kitabımızın konusu-“ ayağa kalktım ve sözü devraldım “öhöm sevgili davetliler kitabımızın konusu küçük bir kızın yaşam mücadelesi nerden bildiğimi sorgulayan gözler var sanırım ben şöyle açıklayayım” olduğum yerden sahnedeki platforma yürüdüm “bu kitap benim şu an burada kitabın kendi şahsına ait olduğunu söyleyen şirket asılsızdır ve açılalı sadece bir hafta olmuştur sizde bilirsiniz değerli dostlar ilham öyle herkese uğrayan bir dürtü değildir sadece gerçek yazarlara uğrar sorsak romanın r sini bilmeyecek adamlar burada kitap tanıtımı yapıyor ne gülünç sizleri buraya toplaması ise fazla küçük düşürücü şimdi sadece tek bir şey istiyorum telif hakkımı kullanarak kitabımın tüm haklarını savunmak ve bu asılsız şirketi kapattırmak bu mağdur genç kızı yalnız bırakmayacağınızı düşünüyorum eğer destek vermek istiyorsanız önce salonu terk etmekle ardından bu şirketi linç etmekle başlayın saygılar.” Herkes salonu terk etmişti karşımda tek bir isim oturuyordu Karan Kalender ellerini parçalamak ister gibi beni alkışlıyordu ayağa kalkıp yanıma geldi alnıma minik bir buse kondurdu ardından koluma girip çıkışa ilerletti.
***
Yorucu bir gecenin ardından ofise gelmiştik merdivenleri zorlukla çıkıyordum dün giydiğim topuklular ağır gelmiş ama yapacak bir şey yoktu . Beklemediğim bir anda herkes alkışlar ile karşıladı beni. Ellerinde pasta ve mumlar yanlış görmediysem pastanın üzerinde 10. Yıl yazıyordu . Kızlardan biri beni ortalarına aldı ve bir dilekle birlikte mumları üflememi söyledi gözlerimi sıkıca kapatarak en güzel dileği diledim ve gözlerimi açıp pastadaki mumları tek seferde üfledim böyle olursa dileğim çabuk gerçekleşirmiş ananem öyle derdi . Ardından patlayan birkaç konfeti girdi görüş açıma yerde dizlerinin üzerine çökmüş bir Karan vardı onların hemen altında yavaşça yürüdüm ona doğru topuk seslerim tekrar başroldeydi tam önünde durdum ve elimi tuttu “benimle bir ömür geçirmek istermisin Çilek kokulu güzel kız ?” ben ettiği teklifin etkisinden bir türlü çıkamamıştım ama bir cevap vermem gerekiyordu “EVETTT” ayağa kalkıp bana sıkıca sarıldı ardından tektaşı parmağıma yerleştirdi ve kendi cebinden bir alyans çıkarıp kendi parmağına taktı açıkça bana güven veriyordu normalde evlilik teklifinde erkekler yüzük takmazdı nedendir bilmem ama öyle olurdu mesela benim babam ve gördüğüm tüm erkek çiftlerinin sadece eşlerinde yüzük olurdu ve bu da erkeklerin eşlerini önemsemediği anlamına gelirdi bence ama Karan en başından takmıştı o alyansı parmağına ve bence bu gerçekten etkileyiciydi .
***
Saatlerdir odasında çalışan Karanı izliyordum aşk böyle bir şeydi sanırım . Sanırım diyorum çünkü daha evvelinde böyle bir şey başıma gelmemişti ama çok güzel hissettiriyormuş bunu öğrenmiş oldum . Ofisin kapısının açıldığını görmüştüm içeri giren Simaydı yüzünde mahcup bir ifade ellerinde koliler vardı güvenliğe bırakabilirdi ama bırakmamıştı kendi getirmişti abisini görmek istediği aşikardı ama ben Karanın onu görmesini ve moralini bozmasını istemiyordum o yüzden gidip ben konuşacaktım sonuçta nişanlımdı onu ilgilendiren her şey beni de ilgilendirirdi . Oturduğum yerden kalkıp Simayın yanına ilerledim ve önünü kestim “burada ne işin var Simay ?” mahcup ifadesini koruyordu “kitaplar onları getirmiştim “ bu cümleleri söylerken abisinin odasına bakıyordu “kapıda görevli var oraya bıraksaydın alırdık , eğer başka bir şey varsa söyle “ sabırla bekledim en sonunda konuştu “abim yani şey çok kızdı mı bana sadece onu merak ettim yani bu kadar “ beklediğim cevap çok da gecikmemişti . “abin sana sinirlendi ama seni suçlamadı yanındaki o ucuz adamı suçladı seni yanına alabildiği için ve bence sen akıllı bir kızsın sağlıklı kararlar verebilirsin bu kararlarından ilki o pislik adam dan ayrılmak olsun “arkasını dönüp giderken durdu arkasını döndü ve gelip boynuma sarıldı bende ona sarıldım belli ki böyle bir konuşmaya ihtiyacı vardı .
***
Akşam olmuştu eve gelmiştik hemen mutfağa yemek hazırlamaya gittim salata hazırlıyordum ve Karan mutfak tezgahına yaslanmış beni izliyordu . Hep hayal ederdim işte gerçekleşti hani böyle filimler de dizilerde olur ya kadın yemek yapar adam hayranlıkla onu izler ben tam olarak o anı yaşıyorum işte ve çok mutluyum . İçimden Karana teşekkür etmek geldi neden yapmayacaktım ki yapmalıydım bıçağı elimden bırakıp ellerimi yıkadım ona doğru yaklaştım yanağına kocaman bir öpücük bırakıp kulağına eğildim “bana bu güzel hisleri yaşattığın için teşekkür ederim Karan Kalender “ diyerek geri çekildim . Etkilenmiş bir şekilde tekrar bana bakmaya devam etti açıkça söylemiyor olabilirdi ama gözleri her şeyi anlatıyordu önemli olan gözler değil mi zaten bir yerde okumuştum gözler kalbin aynası diyordu yürekte ne varsa aynı şekilde göz de öyle görürmüş . Bunu şimdi çok daha iyi anlıyordum Oğuz hiç böyle bakmamıştı mesela bana ama Karan her an parıldıyormuşum gibi bakıyordu aralarındaki fark buydu onları ayıran ve Karanı bana çeken şey bana olan aşkıydı yani ilişkinin yapı taşıydı bizi birbirimize bağlayan . Salata hazırdı sofrayı kuracaktım ki elimdekileri alıp kendi dizdi bu sefer keyif yapma sırası bendeydi ben doyana kadar onu izleyecektim ama bir sorunumuz vardı ben karana doyamazdım bu nedenle bu keyif olayı sonsuza dek sürecek gibiydi . Ne demiş Cemal Süreya “'BENİMSİN' demeden önce 'SENİNİM' diyebilmeli insan...”
umarım beğenmişsinizdir bölümü mutlu huzurlu güneşli günlerrrr