İyi okumalar! ⚠️: Bu bölüm şiddet içeriklidir.
Öğle yemeği vaktinin geldiğini haber veren zil çaldığında birşeyler almak üzere kantine indim. Kantinci amcaya tost siparişi verdikten sonra hazırlaması için beklemeye başladım.
" Selam, güzellik " tanıdık gelen sesle arkama döndüğümde kulağına doğru " Süveyda bana güzellik dediğini duymasın, sonuçta onun sevgilisisin" diye fısıldadım.
Yaramaz gülümsemesini gönderirken " benim kimseden bir çekincem yok " diye yanıtladı.
" Bak ne diyeceğim Bartu" bütün dikkatini bana verdiğinde " tehlikeli sularda yüzüyorsun, dikkatli ol " diye uyardım.
" Tostun hazır kızım" tostumu elime aldığımda onu öylece arkamda bırakıp gizli yerime doğru yürüdüm.Gerçi Bartu bulmuştu ama neyse.
Zaten daha bu sabah sessiz kalıp ondan uzaklaşarak tavrımı belli etmiştim. Rahatsız olduğumu anlamış olmalı.
Büyük ağacın yanındaki banka oturduğumda tostumu yemeye başladım. O sırada cebimde unuttuğum ve artık beni rahatsız etmeye başlayan saati hatırladım.
Bir merakla tostu yanıma bırakıp saati elime aldığımda aklıma gelen notla saati boynuma geçirdim. En fazla ne olabilirdi ki? En son gördüğüm şey renkli parıltılar olurken kendimi bilinmezliğin kollarına teslim ettim.
Gözlerimi araladığımda doğrulmaya çalıştım. Başıma giren şiddetli ağrıyla gerisin geri uzandığımda bu sefer acele etmeden kalkmaya çalıştım. Başarılı olduğumda tanıdık gelmeyen odaya şaşkın bakışlarımı gönderiyordum.
Burası benim odam değildi. Acaba birisi bayıldığımda - en azından ben öyle olduğunu tahmin ediyordum - beni buraya mı getirmişti?
" Kimse var mı? " bir karşılık alamadığımda büyük boy aynasının karşısına geçtim. Gördüğüm bedenle inanamayarak gözlerimi birkaç kez kırpıştırdığımda bedenimi - daha doğrusu Süveyda' nın bedenini - taşıyamayarak dizlerimin üzerinde yere yığıldım.
Nasıl olmuştu da Süveyda' nın bedeninin içine hapsolabilmiştim. Şu an yaşadıklarımı aklım almıyordu. Her şey o saati boynuma taktıktan sonra olmuştu. O zaman bütün bunları düzeltmek için saate ihtiyacım vardı ama öncelikle Süveyda ile konuşmam gerekiyordu.
Takvimden tarihe baktığımda bayıldığım günün evvelsi günü olduğunu gördüm. Daha fazla bu saçmalığa dayanamayacaktım. Hemen bu durumu düzeltmem gerekiyordu. Bunun için ise öncelikle hazırlanmam gerekiyordu. Çünkü okul vardı ve üzerimde de pijama.
Okul kıyafetini giyip saçlarımı düzelttiğimde hazır olarak odadan çıktım. Oldukça büyük olan eve yukardan baktığımda aşağıda gördüğüm karanlık ve oldukça gürültülü sessizlikle ürperdim.
Kendi evimde olsaydım annem aşagıdan bağırır kahvaltının hazır olduğunu söylerdi. Ben de hızlıca iner ve abimin gazabına uğrardım. Şimdi ise kimsenin beni kahvaltıya çağırmadığı kocaman bir evdeydim. Gerçekten hayatımızdaki şeylerin değerini kaybettikten sonra anlıyorduk. Tıpkı kışı yaz geldiğinde, yazı da kış geldiğinde özlediğimiz gibi.Hayat gerçekten bazen çok trajikomik olabiliyordu.
Saçımdan tutulup yukarıya çekildiğimde merdiven basamaklarına çarpan belim ve sızlayan saç diplerimle inleyip bağırdım. Sesim yeterince gür çıkmadığında dişlerimi sıkarak ağlamaya başladım.
" Günaydın Süveyda " ben Süveyda değilim ki diyemiyordum. Bu adam da kimdi böyle. " Lanet olsun, bırak beni " ayaklarımı durması için yere çarparken başıma yediğim darbeyle bayıldım.
Yüzüme su püskürtülerek uyandırıldığımda nefes alamayarak sakinleşmeye çalıştım. " Demek uyandınız Süveyda hanım " diyen adamın sesi kulaklarımı tırmaladığında ifadesizce ne yaptığını anlamaya çalışıyordum.
" Bugün yine sinirimi bozdun ama seni bu seferlik affedeceğim. Zaten az kaldı, herşeyi bitireceğim " şaşkınlık bütün bedenimi yavaş yavaş terkederken bu sefer yerini alan korkuydu hem de koca bir korku.
" Okula geç kalmasan iyi edersin " diyerek ikazda bulundu. Hem okula gitmemi geciktiriyor hem de geç kalma diyordu. Demek ki Süveyda' nın bazı günler okula geç kalmasının nedeni buymuş.
Bu adam Süveyda' nın her kimi oluyor bilmiyordum ama psikopat bir manyak olduğu kesindi.
" En son okula geç kaldığın için müdür beni aradığında ne olduğunu biliyorsun, değil mi? " bilmiyordum tabii ki ama yinede korkuyla başımı sallamaktan başka birşey yapamadım.
Herkesin hayatında çözemediği düğümler, içinden çıkamadığı denklemler vardı. Sanırım hayatlarımız hiçbir zaman göründüğü gibi değildi sadece illüzyonun bir parçası maskelerin de devamlı müşterisiydik.
Bölümü nasıl buldunuz?
