İçeriğe geç

Gömülü Mühür

Bölüm 1 · 5 dk okuma

Gömülü Mühür

Bölüm 1

Mektup

Merhaba Miko, beni özledin mi?

Bu defter eline geçer mi, bilemiyorum fakat ben yine de eski adresine senin adına postalayacağım. Bunu yazmak istememdeki en büyük neden bir zamanlar gerçekten, bütün samimiyetinle arkadaşım olduğunu düşündüğüm için. Senden sonra bir daha kimseye güvenemedim ve kimse ile aynı samimiyette arkadaş olamadım, hep kendi içimde birden fazla kişi olarak yaşayıp yine tek kişi olarak acılar çektim.

Bir gün, bir gün olsun bana yazacağına inancım tamdı fakat sen beni bir daha arayıp sormadın, beni görmedin, beni hep vurdukları yerden vurdun ve bir gölge gibi davrandın bana. Lise bittiği gün yepyeni bir hayata başlayacağımı ve her şeyi unutup yoluma devam edeceğimi düşünmüştüm ama lisedeki hatalarımın tekrar karşıma çıkabileceğini düşünememiştim. Aslında şu an fark ettim ki bu deftere bunları yazmak istememin en büyük nedeni birilerine anlatmak istediğim şeyler olduğu için ve benim kimsem yok, senden başka. Bir zamanlar kimsemdin fakat şimdi aramıza tonlarca zaman girdi, beni hatırlıyor musun?

Ben seni hiç unutmadım, belki deli olduğumu, çıldırdığımı ve tamamen geçmişe takılıp kaldığımı düşünüyorsundur. Aslında bana yapılan haksızlıkları ve senin bütün bunlara sessiz kalmalarının canımı nasıl acıttığını ve beni yüzüstü bırakmanı nasıl unutamadığımı anlatmak istedim. Gerçekten bana bunu nasıl yaptın? Unutamıyorum Miko, ben böylesine kötü biri olurken bana nasıl yardım etmezsin?

Ben sevilmek uğruna böylesine uğraşırken beni sevdiğini bana neden hiç söylemedin, buna çok ihtiyacım vardı. Sende beni diğerleri gibi görmezden geldin, beni görmedin. Beni gördüğünü düşünürdüm, canımı yaktıklarında bile yanımda olmayan sen tarafından görüldüğümü zannederdim. Çok acınası öyle değil mi?

Ama sen bana, beni anladığını ve beni gördüğünü söylemiştin, ne yani insanların ağzından çıkana da mı inanmamalıyım? Ben kötülükler ettim Miko, en büyük kötülüğü de kendime ihanet ederek yaptım. Ben Miko, kendine zulmedenlerden oldum, beni affetmedi kimse, benim kendimi affedebilmem için başkalarının da beni affettiğini bilmeye ihtiyacım var. Hatırlıyor musun seninle ilk kez oturacak sıra bulamayıp yanıma oturduğunda ve eve dönüş yolunda evlerimizin yan yana olduğunu fark ettiğimizde iletişime geçmiştik.

Annelerimiz aynı okula ve sınıfa gittiğimizi öğrenince birlikte gidip gelelim diye bizi her sabah birlikte gönderemeye başlamıştı. Bir keresinde sen futbol oynamak için arkadaşların ile gittiğinde ben de eve sen dönene dek dönmemiştim ve seni iki saat beklemiştim yolun başındaki otobüs durağında. galiba o gün seni beklediğim için bana acımış ve benimle arkadaş olmuştun. İlk kez seni orada gördüm, futboldan dönerken yüzünde mutlu, huzurlu bir ifade ile bana neden orada oturduğumu ve neden hala okul üniforması ile olduğumu sormuştun ben de sana seni beklediğimi söylemiştim.

Şaşırmıştın ve ben yıllarca o şaşkın suratı unutamadım. Neden seni bekleyip durduğumu sordun, annenden izin alamadığını biliyordum, ben ise kendi annemden kütüphane için izin almıştım ve annene benimle kütüphaneye geldiğini söyleyebilirdik, ben her şeyi düşünmüştüm. O kadar dersten sonra iki saat arkadaşların ile takılmak kötü bir şey değildir diye düşünüyordum. Ama Dünya sandığımızdan daha kötü ve insanlar kötülüğün temsilcileridir, ebeveynlerimiz bize bunu örtülü bir şekilde anlatmaya çalışsa da asiliği çekici bulan bizler onlara pek kulak asmazdık ve her şeyi olduğundan daha abartılı gösterdiklerini düşünürdük.

Ama büyüdükçe onlara hak vermeye başladım çünkü insanların ne kadar acımasız ve ne kadar içindeki kötülüğe boyun eğdiklerini gördükçe onlardan utanç duymaya ve sanırım çıldırmaya başladım. Bir zaman sonra asıl şeytanın insanlar olduğunu düşünmeye başladım, ehlileştirilememiş her insan içinde büyük bir şeytan ile yaşıyormuş Miko, bunu birinci elden öğrenmeyi istemezdim.

Öfkeliyim, kırgınım ve bütün insanlığı hem seviyor hem de nefret ediyorum. Miko, sen hiç haksızlığa ve iftiraya uğradın mı? Benimle o futbol gününden sonra daha yakın olmaya ve sanırım biraz olsun beni sevmeye başladın, yani bilmiyorum, öyle düşünüyordum o zamanlar. Seninle arkadaş olmak lisedeyken yaptığım en havalı şey olsa gerekti çünkü kızlar seninle arkadaş olduğum için benimle arkadaş oldular Miko ve ben bunu çok geç anladım. Kızlar beni sevsin diye neler neler yaptım, beni görsünler ve daha fazla ilgi versinler diye kendimi boşuna heba ettim, bilseydim ki bu hatalar karşıma tekrar tekrar çıkacak asla o hataları yapmazdım. Bir keresinde kızlar senin benden hoşlandığını söylemişlerdi, onların oyununa kandım ki zaten daha sonra anladım ki arkamdan epey alaylar edilmiş. Onların oyununa kandım çünkü başka birinin daha beni sevmesi hatta beni büyük bir tutku, koşulsuz bir sevgi ile ben olduğum için sevmesi kibre kapılmama ve hayallere dalmama neden olmuştu. Ben de oyunlarına ayak uydurup biraz ileri gittim ve senin bana aşık olduğunu söyledim, hatta bana itiraflarda bulunduğunu da. Seni kolladığım için beni sinemaya götürmüştün hatırlarsan, ben bunu kızlara bana aşkını itiraf etmek için sinemaya götürdüğünü söylemiştim.

Kendi kafamda bir senaryo yazdım ve ona göre oynadım ama sonra bu senaryo kızlara sıkıcı gelmeye başladı. Seninle sevgili olduğumuzu hiçbir zaman söylemedim bizim aramızda olan şeyin arkadaşlıktan öteye geçemeyeceğini söyleyip o huysuz kibrimle etrafta kasılarak dolaşıyordum ve senin bunlardan hiç haberin bile yoktu. Kızların artık bu senaryodan sıkıldığını anlayınca onlara dışarıda bir sevgilim olduğunu ve okuduğumuz kitaplardaki kadar çekici ve hayranlık uyandırıcı olduğunu söylemeye başladım. Her nasılsa bu iş rayından çıktı ve kızlar benim hem seni hem de anlattığım hayali çocuğu idare ettiğimi söylemeye başladılar. İkinizi bir arada yürüttüğümü ve yüz kızartıcı şeyler yaptığımı söylemeye başladılar. Aslında meselenin kıskançlık olduğunu çok sonra fark ettiğim için beni ezip üzerimden geçmelerine izin verdim. Çünkü kıskançlığı hiçbir şekilde aklıma ve mantığıma oturtamıyordum. Kendimi tekrar kızlara nasıl sevdirebileceğimi hatta tekrar onlara havalı gelen kız olacağımı bilemiyordum. Ama sonradan fark ettim ki insanlar sana seni havalı buldukları için yaklaşırlar, onlara farklı geldiğin için ve aynı zamanda sen olmak istedikleri için fakat bir süre sonra seninle birlikte vakit geçirdikçe seni de kendileri gibi görüp kendilerine yapmadıkları kötülükleri bile sana yapmaya başlarlar.

Seninle vakit geçirdikçe kendilerini de senin seviyende görüp 'ah, tamam artık onu yok edebilirim, onu ezebilirim çünkü ben de onunla aynı yerdeyim,' demeye başlarlar. Kızlar beni her ortamdan dışlayabilmek için hakkımda yalan yanlış bir sürü şey paylaşıp durdular. Neler söylediklerini bir üst sınıfımızda olan kızdan öğrendiğimde günlerce evde ağlamıştım ve okula gelmek istememiştim. Orada bir hata daha yaptım Miko, kızların bana üst sınıfımız olan kız hakkında söylediklerini kıza söyledim ve oradan sonra her ne olduysa herkes beni kötü görmeye ve dedikoducu olduğumu söyleme başladı. Senin beni asla terk etmeyeceğini düşünmüştüm ama sen de arkamdan söylenenlere inanmış, onları haklı bulmuştun. Benimle birlikte eve yürümeyi utanç verici bulmuş olmalısın ki seni beklesem bile benden gizlenerek eve gittin, yanımdan kalktın ve beni görmezden geldin. Farkında olmasaydım bütün bu yaptıklarının belki canım bu denli acımazdı ama insan cehennemin içinde cehennemde olduğunu fark edince daha çok hırçınlaşıyor sanırım. Bana yaptığın tavırdan ötürü canını yakmak istedim sanırım.

Keyifli okumalar, yeni hikayeme hoş geldiniz >

Sonraki bölümde görüşmek üzere sevgi ve sağlıkla kalın >

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.