İçeriğe geç

Gölgenden Daha Yakın

Bölüm 1 · 3 dk okuma

Gölgenden Daha Yakın

Bölüm 1

Yeni bir başlangıç

Tıp fakültesinin tuğla duvarları, akşamüzeri güneşi emerken renklerini kaybederdi. Gündüzleri kalabalık ve gürültülü olan bina, saatler ilerledikçe kendi içine çekilir, sanki nefesini tutardı. Pencereler yavaş yavaş karanlık camlara dönüşür, koridorlar floresan lambalarının soğuk, acımasız ışığıyla yıkanırdı. Bu ışığın altında her şey biraz daha gerçek, biraz daha çarpık ve biraz daha kırılgan görünürdü. Adrian Blackwood bu koridorları bir organ gibi tanıyordu. Nazını, ritmini, sessizliğini ezbere bilirdi. Yirmi bir yaşında olmasına rağmen, bakışlarında yaşından büyük bir karanlık taşıyordu. Yüz hatları tuhaf bir uyumla şekillenmişti; elmacık kemikleri belirgin, çene hattı kararlı, dudakları ise neredeyse fazla kusursuzdu. Gözleri griye çalan ela bir renkteydi — loş ışıkta daha koyu, gün ışığında ise neredeyse şeffaf görünüyordu. Saçları kahve, ensesinde hafifçe kıvrılır, alnına gelişigüzel düşerdi. İnsanlar ona öyle bir bakardı ki. İstemeden. Refleks gibi. Ve çoğu zaman yakışıklılığını bağıran bir tür değildi. Aksine, sessiz bir çekim gücü vardı. İnsanların gözleri ona takılır ve orada kalırdı fakat sessizliğe gömülür Noah ile diyalog kurmaya çekilirlerdi. Adrian Blackwood bu sessizliği seviyordu. Sessizlikte insanlar kendileri olurdu; maskeler düşer, adımları yavaşlar, bakışlar ağırlaşırdı. Yürürken insanların ona baktığını hissederdi. Fakat artık bu durma alışmıştı. Bu bakışlar rahatsız edici değildi. Daha çok… doğal bir sonuç gibiydi. Ders başlamak üzereyken Adrian sınıfa girdi ve en arkadaki masalardan birine oturdu. Her günü aynı geçiyordu. Onu gören kızlar aralarında fısıldaşıyor, bazı erkekler ise ondan gözlerini kaçırmaya çalışıyordu. Ama Noah bu duruma hiçbir zaman karşılık vermez, kafasını masaya yaslardı. Ta ki… Noah Wightsoon kürsüde konuşana kadar. Dersler genelde sessizdi geçerdi. Öğrenciler not alıyor gibi yapıyor, ama aslında sosyal medyada geziniyorlardı. Adrian ise ilk kez gerçekten bir sesi dinliyordu. “İnsan zihni,” demişti Noah “bilmediği şeylerden korkmaz. Yarım bildiklerinden korkar.” Profesörler genelde Adrian’ın dünyasında birer arka plan figürüydü: bilgi aktaran, gelip geçen sesler. Ama Noah… varlığıyla mekânın ağırlığını değiştiriyordu. Otuz yaşlarında, ortalama bir erkekten kısa, bedeninde taşıma biçiminde kendine has bir otorite vardı. Yüzünde hep hafif bir yorgunluk ifadesi taşıyordu; uyumaya vakti olmayan insanlara özgü o sessiz, bastırılmış yıpranmışlık. Sesi Adrian’ın zihninde garip bir etki bıraktı. Ne yüksek. Ne sert. Ama kalıcı. Ders bitiminde Adrian onu uzaktan izledi. Sadece birkaç saniye. Ama bazı saniyeler… uzun yıllar gibi yer ederdi. İşte o an kapının ucunda Clara’yı gördü. Noah’ın yanına doğru yürüdü ve Kolunu hafifçe kavradı. Uzun, sarıya boyattığı saçları ışıkta parlıyordu. Adrian, onun hareketlerini tek tek kaydetti: Nuah’a doğru eğilişi, onun omzuna fazla uzun süren dokunuşu, gülüşünün zamanlaması…İçinde açıklayamadığı bir duygu hafifçe kıpırdadı. Bu kıskançlık değildi. Bu… ayarlama isteğiydi. 2 saat sonra Adrian akşam yurt kütüphanesinde yalnız kaldı. Tıp kitaplarının bulunduğu rafta parmaklarını kapakların üzerinde gezdirdi; damar sistemleri, sinir ağları, kalp diyagramları… Hepsi anlamlı geliyordu. Her şey bağlantılarla ilgiliydi. Tıpkı insanlar gibi. Noah’la diyalog kurmaya karar verdi fakat bi öğrencinin öğretmeniyle saimibir diyalog kurması okulda yanlış anlaşılabilirdi ve en sonunda mesaj yazmaya karar verdi. Fakat kendi kişiliği ile yazarsa okuldan atılacağını biliyordu. Bu yüzden başka biri olmalıydı. Yeni hat. Yeni kişilik. Yeni bir bağ. Hemen kütüphaneden çıktı ve yakınlardaki telefoncuya gitti. Kendine yeni bir hat alıp yurda gittiğinde hemen yatağının ucuna oturdu ve ellerini telefonun ekranında gezdirdi. Bilinmeyen Numara: “Bazı insanlar düşündüğün kadar sadık değil profesör.” (21.47) Mesaj gitti. Ve Adrian ilk kez bir şeyi gerçekten geri almak istemedi.

Bölüm sonu

18 yorum

  • Şimdi okudum ama gözüme birşey çarptı aşırı şekilde cümle ayrımı kullanmışsın. Mesela örnek olarak "insanlar ona öyle bir bakardı ki. İstemeden refleks gibi." Bu birinci ikinci olarak çok geçmeden "noah whitmore bu sessizliği seviyordu. Sessizlikle insanlar kendileri olurdu..." Diye devam ediyor cümleleri çok kısa kısa yazıp bir sonraki yere geçmişsin hatta bunların hemen arkasına da "ne yüksek ne sert ne kalıcı" diye yine bir kısaltma yapmışsın bunları düzeltmen gerekiyor kesinlikle böyle yapmak yerine daha çok bölüm le ilgili olan kısımları ayrı yaz geri kalan yerleri birleşik yaz çok boşluk koymuşsun oumrım anlatabilmişimdir 🍂 nam yinede güzel kalemine sağlık ☺️

    1Yanıt
  • Karakterlerin betimlemesi olsun, ortamdaki duygunun anlatımı olsun gerçekten dikkat çekici ve etkileyiciydi. Kaleminize sağlık.

  • Karakterlerin betimlemesi olsun, ortamdaki duygunun anlatımı olsun gerçekten dikkat çekici ve etkileyiciydi. Kaleminize sağlık.

  • Karakterlerin betimlemesi olsun, ortamdaki duygunun anlatımı olsun gerçekten dikkat çekici ve etkileyiciydi. Kaleminize sağlık.

    1Yanıt