Martinin mosmor olan yüzüyle bakışıyordum.Etrafımızdaki insanların bu adama bakarak söyledikleri kulak tırmalıcıydı ama ne dedikleri tam anlaşılmıyordu.
Korkumdan kıpırdayamıyordum.Bu adamın ne zaman önümden geçip Martin'in bogazın yapıştığını bile anlayamamıştım.
Vanilya kokulu adamın arkasında durduğum için yüzünü net göremiyordum ancak anlam veremediğim bu koku bir yerlerden tanıdık geliyordu.
Ne yapmam lazımdı, hiçbir fikrim yoktu.
Martin benden yardım istercesine bakıyordu nemli gözlerinden bir yaş süzüldü.
Kendimi tutamayıp vanilya kokulu adamın kolunu tuttum ve kendime çektim aslında bu benim için çok normal bir sahneydi ama Martin bana lazımdı.
Yerinden bile kıpırdamayan adamın bana dönmeden söyledikleriyle afalladım.
Martin'i bırakmayarak konuştu.
"Sana benden izinsiz kimsenin dokunmasını istemiyorum,eğer dokunurlarsa bu sefer dokunan kişiyi öldürürüm anladınmı acımasız güzel?"dedi sanki kendini sakinleştirmeye calışıyordu.
Sanki gerçekten bunu yapacakmış gibiydi,
sesi öfkeliydi ama bana bağırmamıştı.
Bu ses çok tanıdıktı yoksa düşündüğüm kişimiydi?.
Vanilya kokulu adam bana dönmeden kolunu sakince kurtardı ve bir elinle Martin'in boğazını sıkarken diğer elinlede Martin'in yüzüne bir yumruk geçirdi.
Martin'in burnundan ve ağzından çıkan kanlarla bakışıyordum.
Lanet olası!,bu adamı kullanacaktım.
Patronuma ne diyecektim şimdi?Doğru düzgün bilgiler bile alamamıştım.Martin'in en sevdiği renketen bananeydi ki?
Bana sırtı dönük olan vanilya kokulu adam eğildi ve Martin'e bir yumruk daha atacakken boynuna sarıldım adam zaten bayılmıştı öldürmeyemi çalışıyordu?
Onu çekmeye calıştığımda yerinden bile kıpırdamayan adamın alaycı sesini duydum.
"Ne yapmaya calışıyorsun küçük kız?."dedi ve kendini bana bıraktı kafası kucağıma düşen adamın sonunda yüzünü görebiliyordum.
Ne! Darrow burda ne yapıyordu?.
"Asıl sen ne yapmaya çalışıyorsun lanet olası!."dedim tıslayarak çıkan sesimle.
Yüzüm baktı ve çapkınca sırıttı öfkeli halinden eser yok gibiydi.
Sanki daha çok bana öfkelenemiyordu, bana her baktığında öfkesi yok oluyordu.
"Bir tanrıçanın kucağında yatıyorum bırakta tadını çıkarayım küçük kız."dedi sesli bir şekilde.
Aman tanrım rezil oluyorduk herkes bize bakıyordu kahretsin!.
Darrow'un yüzüne dikkatlice baktım.
Dağınık saç tutamları yüzüne düşmüş onu çok çekici gösteriyordu.
Gri tonu ağır basmış büyüleyici gözleriyle beni izliyordu.
Yeni fark ettiğim bişeyle kendime geldim kucağımda yatıyordu kahretsin cidden rezil olmuştuk bütün gözler Darrow'la beni izliyordu.
Ancak bu sahnenin bitmesini hiç istemiyordum.
Darrow'un tek kaşı havaya kalktı onu izlemem hoşuna gitmiş gibiydi kucağımda yakışıklı bir adam varken nasıl izlemeyebilirdim.
"Acımasız güzel?."gülmemeye çalışarak.Utanarak ayağa kalktım ve kendime çeki düzen verdim.
Darrow'da ayağa kalkmıştı."Açıkla Darrow Darkstone."dedim ses tonunu ciddileştirerek.
Bu adam bütün kızların dikkatini çekiyordu sandalyelere oturan kızlar ona büyülenmiş gibi bakıyordu.
Kıskanmak ne kelime kalırdı ki.
Darrow,"Açıkladım."dedi ve ben daha ne olduğunu çözmeye calışırken kendimi Darrow'un omuzunda buldum tek koluyla beni taşıyordu o kadar hafif olduğumu düşünmüyordum.
Beni elbisemin açılmayacağı bir biçimde tutuyordu.
Bu adam çok güçlüydü.
Kendimi kurtarmaya calıştım ancak kurtaramadım,duraksadı.
"Polisler birkaç dakikaya burada olur."dedi ve ben omuzundayken yürümeye devam edince sırtına vurdum.
"İndir beni lanet olası kızmı kaçırıyorsun?."dedim öfkeyle bir an duraksadı.
"Onu da yapacağım merak etme."ne demek istediğini anlayamamıştım ama ses tonu bunu gerçekten yapacağını gösteriyordu.
Kafeden çıkarken bile insanlar ağzı açık bizi izliyordu.
Darrow,"Bu hergele tam olarak neyin?."diyen sesinden tekrar öfkelendigini anladım.
İçimden ne yapacaksın demek geldi ama onun çok öfkelenmesini istemiyordum.
Lüks bir motosikletin önünde durdu ve beni motorun arka koltuğuna oturttu.
Sonunda beni bırakmıştı!.
"Sadece arkadaşım acının kralı!"taktığım lakap hoşuna gitmiş olacak ki güldü gülüşü birkaç saniye sürmüştü,"Bundan sonra erkek arkadaş yapma yoksa hepsinin.."dedi ve sustu iki yanımada ellerini koydu ve duvar ile Darrow arasında sıkıştım.
Nefesi yüzüme çarpacak kadar yakındı gözleri dudaklarımda oyalandı birşeyler için zar zor dayanıyor gibiydi.
Onu çıldırtmak ister gibi,"Hepsi ne?."dedim sanki karşımdaki adam bana hiçbirşey yapamayacak gibi konuşuyordum istese bana herşeyi yapacak bir güce sahipti.
"Ecelleri olurum!"bağırmamıştı ama sesi öfkeli çıkıyordu nefesinin sıcaklığı yüzüme çarpıyordu.
Birkac adım geri gitti ve gidondaki beyaz motorsiklet kaskını alıp benim başıma geçirdi ve diğer gidondaki siyah kaskıda kendi başına geçirdi.
Bu adam yüzü görünmese bile çekiciydi.
Kahretsin ben ne düşünüyordum.
Darrow motora binmeden hemen önce
bakışlarım arsızca onun üzerinde gezindi.
Üstünde tenine yapışık duran siyah bir kısa kollu vardı kollarından taşan kasları onu çok çekici gösteriyordu.
Tişört ona yapışık olduğu için karın kasları görünüyordu sertçe yutkundum ve başımı önüme çevirdim.
Kasktan dolayı gözlerim görünmüyordu ama yutkunuşumu duymuş olacak ki.
" Bir sorun mu var küçük kız?"dedi.
Boğuk sesimi gizlemeye çalışarak."Gidecek miyiz artık?"dediğimde sırıttı ve önüme oturdu,cebinden motorun anahtarını çıkardı.
Motoru tam çalıştıracağı esnada,"Belime tutunman lazım."dedi ve hareket etmeden önce beline tutunmamı bekledi ellerimi uzatamadığımı anlayınca ellerimi aldı ve beline sıkıca doladı.
"Neden bu kadar utanıyorsun küçük kız."dedi eğlenen sesiyle arkası bana dönüktü.
Ellerim onun bedeninde geziyordu bu sefer o sertçe yutkundu.
"Utanmıyorum?"dedim kekeleyerek.
"Tamam acımasız güzel sen kazandın, ellerini vucüdümda gezdirmene gerek yok eğer devam edersen şuurumu yitirebilirim."deyince kendimi o Darrow'un bedenini hissetmek isterken buldum bu adam herşeyiyle etkileyiciydi.
Ben ne yapıyordum
Bunu isteyerek yapmamıştım.
Motoru çalıştırdı ve gülerek önüne dö-
ndü
yeni fark ettiğim bişeyle kendime geldim.
Biz nereye gidiyorduk burasının evimin yolu olmadığına emindim...