Gardrobumdan beyaz yırtmaçlı bir elbise ve bir bornoz aldığım gibi banyoya koştum aldığım bornozla beyaz elbiseyi küçük banyonun peteğine astım.
Üzerimdekilerden kurtulduğum gibi kendimi ılık suyun altına bıraktım.
Çabucak banyoya girdiğim için Sophia'yı görememiştim.
Birkaç dakika sonra banyodan çıktım ve aldığım bornozla kendim kuruladım.
Gardrobumdan aldığım beyaz yırtmaçlı elbiseyi giydim.
Havlumu tekrar peteğe astım ve saçımı kurutmak için banyodan çıktım alt kattaki odama gittim.
Çekmecedeki cekmecedeki kurutma makinesini aldım,fişe taktım ve saçımı kurutmak için düğmesine bastım saçım kuruduktan birkaç dakika sonra aynanın karşısına geçtim ve saçımı taradım.
Saçlarıma hiç olmadığı kadar değer veriyordum.
Gardrobumdan beyaz bir çanta ile beyaz bir topuklu ayakkabı aldım.
Bu elbise ve kıyafetler bana annemden kalmıştı.
Annemi çok özlemiştim.
Telefonumu gardrobumdan aldığım beyaz çantama attım ve Sophia'yı uyandırmak için üst kata çıktım.
Sophia'yı yatağında göremeyince telaşlandım hemen alt kata indim ve mutfağa girdim.
Sophia'yı orada görünce derin bir iç çektim,rahatlamıştım.
Sophia'nın karnı guruldayınca kıkırdadım çok acıkmış olmalıydı.
Sophia beni fark edince oturduğu masadan kalktı ve yanıma geldi bana öfkeli bakışlar atıyordu ama midesinin çıkardığı ses çok komikti.
"Abla karnım acıktı birşeyler hazırlarmısın?"Sophia'nın söylediği şeyden sonra içime bir ürperti geldi sanki birileri bizi izliyormuş gibiydi...
Telefonuma gelen bildirimle kendime geldim bildirime daha sonra bakıcaktım bakmadan önce kardeşime bir şeyler hazırlamalıydım.
"Sandalyeye otur ve biraz bekle."dediğimde sandalyeye oturdu ve beklemeye başladı.
Buzdolabından aldığım sucukları bir bir
kestim çıkardığım yumurtayı çırptım ve sucukları içine attım.
Aldığım tavaya biraz yağ döktüm ve çırptığım yumurtalı sucukları içine attım.
Piştikten bir kaç dakika sonra Sophia'nın önüne koydum ve onun tam karşısındaki sandalyeye oturdum.
Telefonundan gelen bildirime baktım adını bile bilmediğim patronundan bir mesaj gelmişti patronumla nasıl tanıştığımı bile hatırlamıyordum.
Hala onun işine devam edebilirdim çünki daha Darrow'un asistanı olmamıştım olacak mıydım onu da bilmiyordum.
Bildirimi açtım ve yazanları okudum.
Bu gün saat 12:40 civarlarında C-2 caddesindeki Martin adında bir 24 yaşındaki bir çocukla buluşacaksın ve bilgi almaya çalışacaksın bu çocuk mafya lideri için çalışıyor olabilir ve mafya liderini yakalama şansını arttıracaksın.Bu görevi kabul ediyor musun?
Bir kaç dakika bu görevi yapıp yapamayacağımı düşündüm.
Benim yapamayacağım bir şey yoktu.
Cevabı geciktirmeden;
Gönder gelsin.
Mesajı yolladığımda saat 12:20'ydi telefonu çantama geri koydum ve kardeşimin sesini duydum.
"Neden yemiyorsun?"dedi,ağzı doluyken söyledikleri çok komikti gülmemek için yanaklarımın içini ısırdım.
"İşim çıktı gitmem lazım."dedim ve onun konuşmasına izin vermeden dışarıya çıktım.
Biraz yürüdükten sonra C-2 caddesine doğru ilerledim ve sokağa girdim.
Nedense burnuma dün geceki vanilya kokuları geliyordu...
Darrow
Küçük kızın evinden çıkmasını beklerken canım çok sıkılmıştı ama en sonunda çıkmayı başarmıştı.
Üstündekiler her zamanki olduğu gibi ona çok yakışmıştı.
Onu izlediğim yerden çıktım ve beni göremeyeceği biçimde onu takip ettim.
Dün gece evlerine kamera taktırmam iyi olmuştu.
Tüm gece küçük kızı izlemek iyi hissetmemi sağlamıştı evet yerimde duramayıp evlerine gitmiştim.
Bütün gece onun lavanta kokusunu hissetmek çok hoşuma gitmişti.
C-2 caddesine girince bende oraya girdim nereye gidiyordu bu kız?
Bir kafenin önünde durdu ve içeri girdi belkide kız arkadaşlarınla buluşacaktı.
Arkasından bende içeri girdim.
Küçük kıza farkettirmeden boş bir masaya oturup onu izlemeye başladım.
Bir hergelenin karşısına oturmuştu!.
Kimdi o adam.
Sevgilisi olabilir miydi?
Öfkem damarlarımdaki kana karıştı, nefes alışlarım hızlandı,şakaklarım belirginleşti.
Bu kadar önemli ne konuşuyorlardı?
Bu hergelede bende bulamadığı ne vardı?
Onlar her konuştuklarında öfkem kat kat artıyordu.
Küçük kız ayağa kalkınca istemsizce ayağa kalktım.
O hergele küçük kıza elini uzatmıştı.
Artık dayanamayacağım kadar öfkelenmiştim...
Darcy
Martin elini uzatınca tebessüm ettim.
Elini tutacaktım ki burnuma gelen vanilya kokularıyla birlikte Martin'in boğazına yapışan adamın sesini işittim.
"Benim olana dokunmaya
bile cüret etme hergele!."diyerek etrafına korku saçan adamın sesini duyunca irkildim.
Bana benim olan mı demişti?...