Arda ve annesi (Sıla) kahvaltı yapıyordur.Arda kahvaltısını çok düşünceli bir şekilde yapıyordur.Sıla farkeder.
Sıla- Oğlum sen iyi misin?
Arda- Bilmiyorum anne. Bu aralar hayatta bir şeylerin eksik olduğunu hissediyorum.Buna da nedense eminim ama bir türlü kimseye kanıtlayamıyorum.
Sıla- Nasıl bir şeyler acaba?
Arda- Sınıfta boş olan bir sırada mesela birinin oturduğunu hatırlıyorum. Yoklama sayılırken mesela daha kalabalık olmamız gerektiğini falan biliyorum ama kimseye bu durum yanlış gelmiyor.Bir yanlışlık var desem de kimse takmıyor.Mesela dün akşam bir karga camımın önüne geldi ve Ece diyerek gitti.
Sıla- Oğlum sen babanın ölümünden sonra çok sarsıldın. Psikolojik tedavi almaya devam ediyor musun?Etmiyorsan bence tekrar bir görün.
Arda çok sinirlenir.
Arda- Psikolojik sıkıntılarım falan yok. Sana yemin ederim ben sana olanları anlatıyorum ama senin bana yaklaşma seviyene bak.
Sıla- Hayır öyle yaklaşmıyorum sana.Sadece şu an amacım sana yardımcı olmak zaten.
Arda bir hışımla ayağa kalkar.
Arda- Aynen kesin öyledir.Bu dediklerim sana şimdi içten içten komik de geliyordur.Psikologa ihtiyacım yok benim.Sadece beni anlayabilecek herhangi bir insana ihtiyacım var.
Arda çantasını alır ve bir hışımla evden çıkar.
SOKAK
Arda çok sinirli bir şekilde yürürken o sırada bir ses duyulur.
Ses- Ardaaaaa.
Arda durur ve etrafa bakar.Ama etrafta kimse yoktur.
Arda- Kafayı yedim ben galiba.
Arda tekrar yoluna devam eder.O sırada yine aynı ses duyulur.
Ses-Ardaaaa..
Arda yine durur ve tekrardan etrafa bakar.Ama etrafta yine kimse yoktur.
Arda(sinirli)- Kimsen çık artık ortaya.Şu an hiç şaka çekecek durumda değilim.O yüzden seni dövmemem için bir an önce ortaya çık.
O sırada önüne bir kağıt düşer.Arda kağıdı alır ve bakar.Kağıtta ' O SİLİNDİ' yazıyordur. Arda hiçbir şey anlamaz.
Arda-Kim silindi be?
Arda kısa bir süre düşünür.
Arda-Ece ve bu mesaj.Bu ikisi arasında bir bağlantı var ama ne?..
GÖLGELER ŞEHRİ / ORMAN
Etraf kapkaranlık.Unutulan 1413 ormanda geziyordur.Bu Ece'nin numarasıdır.Ece'nin de yüzü yoktur ve bir unutulan olmuştur.O sırada birden bazı ayak sesleri duyar.
1413- Kim var orada?
O sırada Unutulan 832 karşısına çıkar.
832- Benim,832 numara.
1413-Ne işin var öyle senin ormanda falan?
832-Senin ne işin varsa benim de o işim var burada?Kafa dinlemeye geldim.
1413- En sessiz ve en güzel yeri buranın.Kurtuluş yok demi buradan?
832 hayır anlamında kafasını sallar.
832- Kimler nasıl kaçış yolları denedi ama hiç kimse kaçamadı.Hatta kaçmayı bırak kaçmaya yaklaşabilen biri olamadı çünkü çıkışı olmayan bir yer.
1413 iç çeker.
1413- Neden böyle bir yerdeyiz?Yani kafamda bir sürü soru var.
832- Ne zamandır buradayım onun amacını bile bilmiyorum ama bildiğim tek bir şey var bu konularla alakalı?
1413- Nedir o?
832- Toplam 1476 tane unutulan'a ihtiyaç olduğu.Sen 1413'sün. Yaklaşık 63 tane daha unutulan gelecek demek.
1413 şaşırır.
1413- 1476 neden peki?Bir ritüel falan mı peki bu?
832- Açıkcası o kadar bilmiyorum.Ama sakın ortalık yerde söyleme. Çünkü bu bir sır ve kimse bildiğimizi bilmemeli.
1413- Hayır tabii ki de kimseye söylemem de 1476 mevzusu neden acaba?Mesela 1500 falan değil de yani 1476.
832- Bende bilmiyorum ama ufak da olsa bildiğim kadarıyla bir ölümü temsil ediyor.
1413 şaşırır.
1413- Ölüm mü?
832 evet anlamında başını sallar.
1413- 1476 ve ölümün alakası ne ki böyle onu anlamlandırmaya çalışıyorum.
1413 kısa bir süre düşünür ve aklına gelir.
1413- Şimdi taşlar yerine oturdu. 1476 ve ölüm arasındaki ilişki...
OKUL/KANTİN
Mert,Yılmaz ve Arda kantinde oturmuş konuşuyorlardır.Arda olanları anlatmıştır.Mert ve Yılmaz güler.
Yılmaz- Yok anasının nikahı. Anlattığın saçmalıklara bak.
Mert- Bugün de camının önüne hayalet Casper falan gelir artık.
Arda- Bu tarz bana inanmayıp dalga geçeceğinizi bildiğim için kağıdı yanıma aldım.
Arda cebinden kağıdı çıkarır ve masanın üstüne koyar. Fakat kağıtta hiçbir şey yazmıyordur. Hiç kullanılmamış gibidir. Arda çok şaşırır ve gözlerine inanamaz. Gözlerini ovuşturur.
Arda- Bu imkansız. Yemin ederim sabah burada yazı vardı.
Mert- Valla yazıyı bilmem de kağıdı hiç kullanmamana sevindim. Buna ben şimdi Fenerbahçe ilk 11'ini yazarım.
Yılmaz- Yarısını da bana ver de bende bir gemi falan yapayım bari.
Mert ve Yılmaz güler. Arda ise hâlâ çok şaşkın bir şekilde kağıda bakıyordur.
Arda- Bu nasıl olabilir ya?
GÖLGELER ŞEHRİ / ORMAN
832 heyecanlı bir şekilde bekliyordur.
1413- 1476 yılında ölmüş olan ve adeta kötülerin prensi olarak anılan birisi var biliyor musun onu?
832- Şu an sen böyle diyince açıkçası aklımda kimse belirmedi ama.
1413- Dracula...Vlad Dracula...
Gökyüzünde üst üste kuvvetli şimşekler çakar. 832 şaşkın bir şekilde gökyüzüne bakar.
832- Ne zamandır buradayım ve ilk defa gökyüzünde bazı hava olayları görüyorum.
1413- İsmini söyleyince bile demek ki bu tarz durumlar oluyorsa demek ki cidden tahmin ettiğim gibi bizim burada olmamızın asıl sebebinin Vlad Dracula...
1413 lafını tamamlayamadan yine kuvvetli şimşekler çakar.
832- O ismi her andığımızda olana baksana.
1413- Sebebini çözdük ama şimdi asıl sorunu çözmemiz lazım. Biz ve o ismin ne alakası var? Ve neden dünyada o kadar insan varken biz unutuluyoruz? Çözmemiz gereken çok fazla soru işareti var.
OKUL / KORİDOR
Arda tuvaletten çıkmıştır. Tam sınıfa doğru giderken birden bir ağlama sesi duyulur. Arda durur ve sesin geldiği yere bakar. Duru bankın içinde oturmuş ağlıyordur. Arda, Duru'nun yanına gider.
Arda- Kusura bakmayın rahatsız ediyorum ama yapabileceğim herhangi bir yardım falan var mı acaba sizin adınıza?
Duru- Sadece beni yalnız bırakmanı istiyorum.
Arda- Peki sen bilirsin.
Arda tam arkasını dönüp gidecekken Duru seslenir.
Duru- Ya da bir dakika durur musun?
Arda, Duru'ya döner.
Duru- Aslında konuşsak sanki bana da iyi gelebilir. Çünkü ben kendimi inanılmaz derecede şu an yalnız hissediyorum.
Arda oturur.
Arda- Yardımcı olmak isterim. Senin gibi güzel ve narin bir kızın böyle okulun ortasında ağlaması hiç güzel değil çünkü.
Duru- Ben ağlamayayım da kim ağlasın? Hiçbir şey yapmadığım halde ben inanılmaz bir suçla suçlandım çünkü biliyor musun?
Arda- Nedir peki bu?
Duru söylemek istiyordur ama söyleyemiyordur.
Duru- Dilim bile varmıyor söylemeye. Çok kötü bir şey. Beni okulun ortasında yatırıp dövseler bu kadar zoruma gitmezdi.
Arda, Duru'nun gözünden akan yaşları siler.
Arda- Öncelikle ağlamayı bırak ve ondan sonra da canını sıkan o olayı anlat.
Duru ağlamayı bırakır.
Duru- Anlatayım...
FLASHBACK(OKUL/KORİDOR)
Duru peteğe yaslanmış telefonuyla uğraşıyordur. O sırada yanına bir erkek (Tufan) gelir.
Tufan- Nasılsın Duru?
Duru- İyiyim Tufan, sen nasılsın?
Tufan- Bende iyiyim.
Kısa bir süre sessizlik olur. Tufan bir şey demek istiyordur ama o cesareti bir türlü toplayamıyordur. Duru, Tufan'ın rahatsız oluşundan bunu anlar.
Duru- Hiç rahat değilsin? Bir şey falan mı söyleyeceksin?
Tufan- Aslında evet, sana ben bir şey söylemek istiyorum. Ve bu sana söylemek istediğim şeyler ise seninle alakalı olacak Duru.
Duru meraklanır.
Duru- Hayırdır inşallah ne söyleyeceksin?
Tufan, Duru'nun önüne gelir ve gözlerinin içine bakar.
Tufan- Belki bu söyleyeceklerim şu aşamada çok doğru değil ama sonuçta bende insanım. İnsanlar bazen bazı duygularına karşı gem vuramayıp çok kötü bir şekilde yenik düşebiliyorlar. Bende yenik düştüm. Senin o güzel gözlerine baktığım her gün ben yenik düşüyorum Duru. Ben senden çok hoşlanıyorum.
Duru çok sinirlenir.
Duru- Ne saçmalıyorsun sen? Sen benim en yakın arkadaşımla sevgilisin ve şu anda bunları gelip bana söylüyorsun Tufan. Kendinde misin sen? Ayça ile uzun süredir birliktesin. O seni çok sevip değer veriyor ama senin bu dediklerin falan ne?
Tufan- Biliyorum ama ben artık Ayça'yı sevmiyorum. Ve duygularım da ağır basıyor. Sen söyle ne yapayım ben ha. Öldüreyim mi kendimi? Sana baktıkça içim gidiyor be Duru. Yanında bir erkek sinek bile görsem kalbim sızlıyor ve bu çok uzun süredir var. Seni ben galiba çok seviyorum Duru.
Tufan, Duru'nın saçını okşar. O sırada bir ses duyulur.
Ses(bağırarak) - Ne oluyor burada?
Tufan ve Duru, sesin geldiği yere bakarlar. Bu Ayça'dır. Çok sinirlidir. Ayça yanlarına gelir.
Ayça- Ne oluyor burada dedim. Neydi o az önce gördüğüm manzara ha.
Tufan ne yapacağını bilemiyordur. Streslenmiştir.
Duru- Gelmen çok iyi oldu Ayça. Ben sana hemen açıklayayım.
Tufan, Duru'nun lafını keser.
Tufan- Evet açıklayalım aşkım. Belki bunu söylemek çok uygun olmayacak ama söylemenin bence zamanı geldi. Duru az önce bana olan aşkını itiraf etti ve senden ayrılıp onla sevgili olmamı söyledi. Duyunca çok şok oldum Ayça. Bende ona olamayacağımızı ve önünün açık olduğunu güzel dille söyledim ve iyi niyet olarak da saçını okşadım.
Duru çok şaşırmıştır ve aynı zamanda çok sinirlidir.
Duru- Ne diyorsun be sen? Ne aşk itiraf etmesinden bahsediyorsun ya? Doğruları anlatsana.
Ayça, Duru'ya çok sert bir tokat atar.
Ayça- Yazık bana ki senin gibi biriyle bunca zaman arkadaşlık yapmışım. Zaten bir iki defa Tufan'a olan bakışlarını görmüştüm. Ama konduramamıştım. Meğer gördüğüm şeyler doğruymuş meğerse.
Duru- İzin verirsen kendimi bir açıklayayım...
Ayça, Duru'nun lafını keser.
Ayça(bağırarak)- Kessssssssssssssss. Hiçbir şey açıklamanı istemiyorum Duru.Yaptığın kaşarlığı örtmek için bir milyon tane cümle söyleyeceksin. Hiçbir şeyini dinlemek istemiyorum senin. Tek istediğim şey benim ve sevgilimin hayatından uzak durman.
Ayça, Tufan'ın koluna girer ve giderler. Duru arkalarından hem üzgün hem de şaşkın bakışlarla bakar. Gözleri dolmuştur. Neredeyse ağlamak üzeredir...
OKUL/KORİDOR
Duru- İşte böyle oldu. Yani kaç yıllık arkadaşım bir erkeğe inanıp beni yüzüstü bıraktı maalesef.
Arda- Artık kim bilir nasıl aşıksa çocuğa yani. İlk söylediği yalandan hemen kandığına göre.
Duru- Artık bu saatten sonra onun mutlu olma ihtimali yok. Çünkü Tufan tamamen kalbinden silmiş onu. Ama yapacak bir şey yok. Çünkü bu hayatta herkes kalbine göre yaşıyor ve gerçekten görüyoruz ki öyleymiş.
Duru kafasını Arda'nın omzuna koyar.
Duru- Çok iyi geldi konuşmak. Kendimi bayağı rahatlamış hissettim. Belki beni tanımıyorsun ama oturup derdimi dinledin. Çok teşekkür ederim.
Arrda- Rica ederim,lafı bile olmaz. Senin gibi güzel bir kızın burada tek başına ağlamasına müsaade edecek kadar odun bir insan değilim ben.
Arda ve Duru göz göze gelirler. Birbirleriyle kısa bir süre bakışlar. Duru birden kafasını kaldırır ve ayağa kalkar.
Duru- Ben en iyisi sınıfa gideyim. Tekrardan her şey için teşekkür ederim.
Arda- Dediğim gibi lafı bile olmaz ama sadece bir şey diyeceğim. Arda.
Duru anlamaz.
Duru- Anlamadım. Arda derken.
Arda- Senin ismini öğrendim ama sen benimkini öğrenmedin. Adım Arda.
Duru- Kusura bakma sormayı unutmuşum. Memnun oldum Arda.
Arda- O memnuniyet en büyük şerefiyle bana ait Duru Hanım.
Duru- Tekrar görüşmek üzere o zaman Arda.
Arda- Görüşürüz.
Duru gider. Arda ise arkasından hayran bakışlarıyla izliyordur. O sırada biraz uzakta duvarın arkasından Ardaları izleyen bir çift göz görürüz. Bu Bihter'dir. Bihter çok sinirlidir.
Bihter(sinirli)- Kimse sevdiğim adamı benden alamaz. Hayatında yapabileceğin en büyük hatayı yaptın Duru.
GÖLGELER ŞEHRİ / SOKAK
1413 bankta oturmuş düşünüyordur. Kısa bir süre sonra ses duyulur.
Ses(bağırarak)- Acilll koşun buraya.
1413- Ne oluyor be?
1413 kalkar ve sesin geldiği yere doğru koşar. Tüm unutulanlar koşarak sesin olduğu yere gelir. Seslenen Unutulan 1200'dür. Yerde ise bir ceset vardır. Kafası kesilmiştir. Bu 832'dir. 1413 yerdeki cesedin 832'ye ait olduğunu görünce gözlerine inanamaz. Çok büyük bir şok ve şaşkınlık içindedir.
1413- Daha az önce konuştuk biz. Nasıl hemen kafası kesildi? Kim öldürdü bunu?
252- Burada yaşıyorsan çok olmasa da maalesef bu tarz ölümler oluyor.
1200- Ve belli ki bunu yapan da Kral. Çünkü bu şehirde kraldan başka hiçbir kimse birini cezalandırmaz. Cezalandırmaya çalışırsa eğer daha büyük cezalandırılır.
958- Kral acaba nasıl bir şey gördü de direk ölüm yolunu seçti.
1413- Arkadaşlar bu kadar kolay mı sindirmek? Birlik olsak ve buradan çıkmaya çalışsak ya. Neden kimse bu konuda mücadele etmek istemiyor? Burada kaç kişiyiz. Bence elele verdik mi bir şeyler yapabiliriz? Neden bu kadar çabuk biz mücadeleyi bırakıyoruz.
1116- Buradan çıkmak tahmin ettiğin gibi kolay değil. Daha önce baş kaldıranlar en büyük şekilde cezalandırıldı. İşkence odalarında neler neler yapıldı biliyor musun? İşkence yapıldıktan sonra tüm unutulanlar öldürüldü. Buradaki herkes belki bir gün olur da evimize döneriz umuduyla duruyor. Bahsettiğin işler öyle kolay değil.
1413- Hiçbiriniz geri dönmeyeceksiniz bunu anlayın artık. Burada olmamızın sebebi bir ritüelin içinde olmamız. Tam olarak nasıl bir ritüelin içinde olduğumuzu bilmesem de inandığım bir şey var. Ölümden başka herşeyin çaresi vardır. Fakat biz böyle boş durarak bu çareyi bulamayız. O yüzden bir şeyler yapıp harekete geçmeliyiz. Yoksa emin olun er ya da geç hepinizin sonu 832 gibi olacak. Ben ölümümü bekleyeceğime en azından kendim için çabalamayı seçiyorum. Ama bakıyorum da hiçbirinizde böyle bir cesaret yok.
133- Biz bile bile ölüme koşmak istemiyoruz 1413. Sana çabanda başarılar dilerim ama şunu çok net söyleyebilirim ki senin de sonun 832 gibi olacak.
133 gider. Peşinden de tüm unutulanlar gider. 1413 tek kalır. Cesedin başına eğilir.
1413- Sana söz veriyorum sana bunu yapandan intikamını alacağım. Belki çok zor olacak ama bu işi tek başıma başaracağım. Senin o bir gün özgürlüğüme kavuşurum ümidiyle atan canına kastedenlerden intikamını almak için çabalayacağım.
1413 dağların ötesinde duran ve şehre çok uzak olan ışıkları açık şatoyu görür. Çok sinirli bir şekilde şatoya doğru bakar.
1413- Belli ki bazı şatoların bazı kişilerin mezarı olması gerekiyor. O halde bizde yapmak için bayağı uğraşırız. Hesaplaşacağız kralım, hesaplaşacağız...
2.BÖLÜMÜN SONU