Sonraki birkaç gün boyunca her şey garip bir şekilde normaldi.
Bu durum Tom'u rahatsız etmeye başlamıştı.
Malek'in onu sorgulamasını bekliyordu.
Şüphelenmesini bekliyordu.
Hatta bir hata yapıp yakalanmayı bile bekliyordu.
Ama hiçbir şey olmuyordu.
Malek sabahları kahvaltıya geliyor, gün içinde işlerine gidiyor ve akşamları konağa dönüyordu.
Sanki hiçbir şey değişmemişti.
Bu da Tom'un daha dikkatli olmasına neden oluyordu.
Bir akşam bahçede güvenlik turu atarken yağmur başladı.
Önce birkaç damla.
Sonra şiddetli bir sağanak.
Tom koşarak içeri girmeye çalıştı.
Tam konağın girişine ulaştığında bir ses duydu.
"Islanacaksın."
Malek.
Merdivenlerin altında durmuş ona bakıyordu.
Tom omuz silkti.
"Fark ettim."
Malek'in elinde siyah bir şemsiye vardı.
Kısa bir sessizlik oldu.
Sonra şemsiyeyi Tom'a uzattı.
Tom şaşırdı.
"Al."
"Size lazım değil mi?"
"Ben zaten içeri giriyorum."
Tom birkaç saniye duraksadıktan sonra şemsiyeyi aldı.
"Teşekkürler."
Malek başını salladı.
Ve hiçbir şey söylemeden içeri girdi.
O gece Tom odasına çıktığında huzursuzdu.
Malek'in davranışları mantıklı gelmiyordu.
Dosyadaki bilgiler.
Şüpheli bakışlar.
Ve şimdi de bu.
Bir mafya lideri neden çalışanlarından biriyle bu kadar ilgilensin ki?
Ertesi gün Elena mutfakta çalışırken Tom'a baktı.
"Bay Sinner'ın yanında uzun süre kalan insan sayısı pek fazla değildir."
Tom kaşlarını kaldırdı.
"Bu ne demek?"
Elena hafifçe gülümsedi.
"Yıllardır burada çalışıyorum."
"Ve ilk kez birini bu kadar dikkatle izlediğini görüyorum."
Tom'un içi istemsizce gerildi.
"Belki sadece işimi yapıp yapmadığıma bakıyordur."
"Belki."
Ama Elena'nın bakışları pek de öyle düşünmediğini söylüyordu.
Aynı akşam Malek kütüphanede tek başına oturuyordu.
Tom koridordan geçerken içeriden ses geldi.
"Tom."
Tom durdu.
Kapı açıktı.
Malek masanın başında oturuyordu.
"Bir şeye ihtiyacınız mı var?"
Malek birkaç saniye ona baktı.
Sonra önündeki kitabı kapattı.
"Hayır."
Tom şaşkınlıkla kaşlarını çattı.
"O zaman neden çağırdınız?"
Malek'in yüzünde belli belirsiz bir ifade oluştu.
"Sadece merak ettim."
"Neyi?"
Bu kez cevap vermeden önce birkaç saniye geçti.
"Senden neden hoşlanmaya başladığımı."
Tom'un nefesi bir anlığına durdu.
Malek ise sanki çok sıradan bir şey söylemiş gibi sakin görünüyordu.
Ve Tom ilk kez ne cevap vereceğini bilemedi.
Tom birkaç saniye boyunca ona baktı.
"Senden neden hoşlanmaya başladığımı."
Bu cümle kulağında yankılandı.
Ama Malek'in yüzünde romantik bir ifade yoktu.
Daha çok bir bilmeceyi çözmeye çalışan biri gibiydi.
"Nedenmiş?" diye sordu Tom.
Malek koltuğundan kalktı.
Yavaş adımlarla ona yaklaştı.
"Çünkü diğerleri sıkıcı."
Tom kaşlarını çattı.
"Bu iltifat mı?"
"Sayılır."
Malek durdu.
Aralarında yalnızca birkaç adım kalmıştı.
"Buraya gelen insanlar genelde ne düşündüklerini belli eder."
"Sen etmiyorsun."
Tom dikkatlice konuştu.
"Belki de özel biri değilimdir."
Malek'in dudaklarının kenarı hafifçe kıvrıldı.
"İşte buna inanmıyorum."
Kütüphanede kısa bir sessizlik oldu.
Sonra Malek tekrar konuştu.
"İnsanları izlemeyi sever misin, Tom?"
Bu soru beklenmedik gelmişti.
"Neden sordunuz?"
"Çünkü sen sürekli etrafını gözlemliyorsun."
Tom cevap vermedi.
Malek ise sanki cevabı çoktan biliyormuş gibi görünüyordu.
Bir süre sonra başını salladı.
"Gidebilirsin."
Tom odadan çıkarken omuzlarındaki gerginlik hâlâ geçmiş değildi.
Ertesi gün Malek onu şehir merkezine giderken yanında istedi.
Bu ilk kez oluyordu.
Tom şaşırmıştı.
"Ben mi?"
"Evet."
"Neden?"
Malek ceketini düzeltti.
"Birinin bana eşlik etmesi gerekiyor."
Tom bunun gerçek sebep olmadığından emindi.
Ama itiraz etmedi.
Gün boyunca Malek'in yanında kaldı.
Toplantılar.
Telefon görüşmeleri.
Kısa ziyaretler.
Her şey normal görünüyordu.
Fakat Tom bir noktada önemli bir şey fark etti.
Malek fırsat buldukça onu izliyordu.
Uzun uzun değil.
Kısa kısa.
Sanki tepkilerini ölçüyormuş gibi.
Akşam konağa döndüklerinde Tom odasına çıkmak üzereydi.
Tam merdivenlere yönelmişken Malek'in sesi duyuldu.
"Tom."
Tom durdu.
"Evet?"
Malek birkaç saniye sustu.
"Sence insanlar değişebilir mi?"
Tom sorunun neden sorulduğunu anlayamadı.
"Bilmiyorum."
"Ben de bilmiyorum."
Malek gözlerini ondan ayırmadı.
"Ama öğrenmek ilginç olabilir."
Tom bu sözlerin ne anlama geldiğini çözemedi.
Ve bu durum onu her geçen gün daha fazla rahatsız etmeye başlıyordu.
Çünkü ilk kez görev sırasında şunu düşünmüştü:
Belki de Malek'in oynadığı oyunun kuralları, onun sandığından çok farklıydı.
Eve geldiler Malek odasına döndü Tom mutfağa gidip birşeyler atistirip odasına geçti.
Mike rapor dedi Tom da rapor vermeye başladı ama kapı ısrarla sert bir şekilde çaldı. Gelen Elenaydi ."Bay Sinner sizi çağırıyor "
"Yine mi?"
"Bu sefer çok sinirliydi dikkatli ol"
Tom'un kalp atışları hızlandı neden bu kadar sinirlenmişti herşeyi öğrenmiş miydi? Tom kapının önüne vardı derin bir nefes aldı ve içeri girdi . Malek koltukta oturmuş sinirden damarları belirginleşmişti.
"Beni çağırmışsınız bir sorun mu oldu?"
"Evet Tom bir sorun oldu"
Malek masasından kalktı ve Tom'a doğru yürümeye başladi ne olduğunu anlamadan boğazından tuttu ve duvara sert bir şekilde yasladı
"Ah kıymetlim başından beri bilmediğimi mi zannediyordun? Bu kadar aptal olmazsın."
Ne diyeceğinii bilemedi en başından beri belliydi bu adam tehlikeliydi boğazındaki eli Tom'un çenesine doğru gitti çenesinii sıkıca kavradı ve kendine çekti çok yakındılar.
"Birşey söylemeyecek misin kıymetlim?"
Bir süre konuşmadı tam konusacakken Tom'un kolundan tutup yukardaki odalara götürdü oradaki odalar kilitliydi ama bu sefer kilitli değildi kapıyı açtı ve Tom'u direkt yere savurdu .
Tom'u kolayca kavradı ve yataktaki zincire bağladı karşı koymaya çalıştı ama yapamadı.
"Şimdi n'olacak beni hep burda mı tutacaksın?"
"Evet kıymetlim benim olana kadar seni burda tutacağım."
"Ne demek istiyorsun bırak beni ."
Dudaginin kenarı hafif kıvrıldı ve Tom'un hiç beklemediği bir anda yumruğunu sert bu sekilde yüzüne yapıştırdi ve onu bayiltana kadar dövmeye başladı.

