İçeriğe geç

GÖLGE VE İNFAZ

Bölüm 4 · 5 dk okuma

GÖLGE VE İNFAZ

Bölüm 4

4. BÖLÜM:TUTSAK

‎Sonraki birkaç gün boyunca her şey garip bir şekilde normaldi.

‎

‎Bu durum Tom'u rahatsız etmeye başlamıştı.

‎

‎Malek'in onu sorgulamasını bekliyordu.

‎

‎Şüphelenmesini bekliyordu.

‎

‎Hatta bir hata yapıp yakalanmayı bile bekliyordu.

‎

‎Ama hiçbir şey olmuyordu.

‎

‎Malek sabahları kahvaltıya geliyor, gün içinde işlerine gidiyor ve akşamları konağa dönüyordu.

‎

‎Sanki hiçbir şey değişmemişti.

‎

‎Bu da Tom'un daha dikkatli olmasına neden oluyordu.

‎

‎Bir akşam bahçede güvenlik turu atarken yağmur başladı.

‎

‎Önce birkaç damla.

‎

‎Sonra şiddetli bir sağanak.

‎

‎Tom koşarak içeri girmeye çalıştı.

‎

‎Tam konağın girişine ulaştığında bir ses duydu.

‎

‎"Islanacaksın."

‎

‎Malek.

‎

‎Merdivenlerin altında durmuş ona bakıyordu.

‎

‎Tom omuz silkti.

‎

‎"Fark ettim."

‎

‎Malek'in elinde siyah bir şemsiye vardı.

‎

‎Kısa bir sessizlik oldu.

‎

‎Sonra şemsiyeyi Tom'a uzattı.

‎

‎Tom şaşırdı.

‎

‎"Al."

‎

‎"Size lazım değil mi?"

‎

‎"Ben zaten içeri giriyorum."

‎

‎Tom birkaç saniye duraksadıktan sonra şemsiyeyi aldı.

‎

‎"Teşekkürler."

‎

‎Malek başını salladı.

‎

‎Ve hiçbir şey söylemeden içeri girdi.

‎

‎O gece Tom odasına çıktığında huzursuzdu.

‎

‎Malek'in davranışları mantıklı gelmiyordu.

‎

‎Dosyadaki bilgiler.

‎

‎Şüpheli bakışlar.

‎

‎Ve şimdi de bu.

‎

‎Bir mafya lideri neden çalışanlarından biriyle bu kadar ilgilensin ki?

‎

‎Ertesi gün Elena mutfakta çalışırken Tom'a baktı.

‎

‎"Bay Sinner'ın yanında uzun süre kalan insan sayısı pek fazla değildir."

‎

‎Tom kaşlarını kaldırdı.

‎

‎"Bu ne demek?"

‎

‎Elena hafifçe gülümsedi.

‎

‎"Yıllardır burada çalışıyorum."

‎

‎"Ve ilk kez birini bu kadar dikkatle izlediğini görüyorum."

‎

‎Tom'un içi istemsizce gerildi.

‎

‎"Belki sadece işimi yapıp yapmadığıma bakıyordur."

‎

‎"Belki."

‎

‎Ama Elena'nın bakışları pek de öyle düşünmediğini söylüyordu.

‎

‎Aynı akşam Malek kütüphanede tek başına oturuyordu.

‎

‎Tom koridordan geçerken içeriden ses geldi.

‎

‎"Tom."

‎

‎Tom durdu.

‎

‎Kapı açıktı.

‎

‎Malek masanın başında oturuyordu.

‎

‎"Bir şeye ihtiyacınız mı var?"

‎

‎Malek birkaç saniye ona baktı.

‎

‎Sonra önündeki kitabı kapattı.

‎

‎"Hayır."

‎

‎Tom şaşkınlıkla kaşlarını çattı.

‎

‎"O zaman neden çağırdınız?"

‎

‎Malek'in yüzünde belli belirsiz bir ifade oluştu.

‎

‎"Sadece merak ettim."

‎

‎"Neyi?"

‎

‎Bu kez cevap vermeden önce birkaç saniye geçti.

‎

‎"Senden neden hoşlanmaya başladığımı."

‎

‎Tom'un nefesi bir anlığına durdu.

‎

‎Malek ise sanki çok sıradan bir şey söylemiş gibi sakin görünüyordu.

‎

‎Ve Tom ilk kez ne cevap vereceğini bilemedi.

‎Tom birkaç saniye boyunca ona baktı.

‎

‎"Senden neden hoşlanmaya başladığımı."

‎

‎Bu cümle kulağında yankılandı.

‎

‎Ama Malek'in yüzünde romantik bir ifade yoktu.

‎

‎Daha çok bir bilmeceyi çözmeye çalışan biri gibiydi.

‎

‎"Nedenmiş?" diye sordu Tom.

‎

‎Malek koltuğundan kalktı.

‎

‎Yavaş adımlarla ona yaklaştı.

‎

‎"Çünkü diğerleri sıkıcı."

‎

‎Tom kaşlarını çattı.

‎

‎"Bu iltifat mı?"

‎

‎"Sayılır."

‎

‎Malek durdu.

‎

‎Aralarında yalnızca birkaç adım kalmıştı.

‎

‎"Buraya gelen insanlar genelde ne düşündüklerini belli eder."

‎

‎"Sen etmiyorsun."

‎

‎Tom dikkatlice konuştu.

‎

‎"Belki de özel biri değilimdir."

‎

‎Malek'in dudaklarının kenarı hafifçe kıvrıldı.

‎

‎"İşte buna inanmıyorum."

‎

‎Kütüphanede kısa bir sessizlik oldu.

‎

‎Sonra Malek tekrar konuştu.

‎

‎"İnsanları izlemeyi sever misin, Tom?"

‎

‎Bu soru beklenmedik gelmişti.

‎

‎"Neden sordunuz?"

‎

‎"Çünkü sen sürekli etrafını gözlemliyorsun."

‎

‎Tom cevap vermedi.

‎

‎Malek ise sanki cevabı çoktan biliyormuş gibi görünüyordu.

‎

‎Bir süre sonra başını salladı.

‎

‎"Gidebilirsin."

‎

‎Tom odadan çıkarken omuzlarındaki gerginlik hâlâ geçmiş değildi.

‎

‎Ertesi gün Malek onu şehir merkezine giderken yanında istedi.

‎

‎Bu ilk kez oluyordu.

‎

‎Tom şaşırmıştı.

‎

‎"Ben mi?"

‎

‎"Evet."

‎

‎"Neden?"

‎

‎Malek ceketini düzeltti.

‎

‎"Birinin bana eşlik etmesi gerekiyor."

‎

‎Tom bunun gerçek sebep olmadığından emindi.

‎

‎Ama itiraz etmedi.

‎

‎Gün boyunca Malek'in yanında kaldı.

‎

‎Toplantılar.

‎

‎Telefon görüşmeleri.

‎

‎Kısa ziyaretler.

‎

‎Her şey normal görünüyordu.

‎

‎Fakat Tom bir noktada önemli bir şey fark etti.

‎

‎Malek fırsat buldukça onu izliyordu.

‎

‎Uzun uzun değil.

‎

‎Kısa kısa.

‎

‎Sanki tepkilerini ölçüyormuş gibi.

‎

‎Akşam konağa döndüklerinde Tom odasına çıkmak üzereydi.

‎

‎Tam merdivenlere yönelmişken Malek'in sesi duyuldu.

‎

‎"Tom."

‎

‎Tom durdu.

‎

‎"Evet?"

‎

‎Malek birkaç saniye sustu.

‎

‎"Sence insanlar değişebilir mi?"

‎

‎Tom sorunun neden sorulduğunu anlayamadı.

‎

‎"Bilmiyorum."

‎

‎"Ben de bilmiyorum."

‎

‎Malek gözlerini ondan ayırmadı.

‎

‎"Ama öğrenmek ilginç olabilir."

‎

‎Tom bu sözlerin ne anlama geldiğini çözemedi.

‎

‎Ve bu durum onu her geçen gün daha fazla rahatsız etmeye başlıyordu.

‎

‎Çünkü ilk kez görev sırasında şunu düşünmüştü:

‎

‎Belki de Malek'in oynadığı oyunun kuralları, onun sandığından çok farklıydı.

‎

‎Eve geldiler Malek odasına döndü Tom mutfağa gidip birşeyler atistirip odasına geçti.

‎

‎Mike rapor dedi Tom da rapor vermeye başladı ama kapı ısrarla sert bir şekilde çaldı. Gelen Elenaydi ."Bay Sinner sizi çağırıyor "

‎

‎"Yine mi?"

‎

‎"Bu sefer çok sinirliydi dikkatli ol"

‎

‎Tom'un kalp atışları hızlandı neden bu kadar sinirlenmişti herşeyi öğrenmiş miydi? Tom kapının önüne vardı derin bir nefes aldı ve içeri girdi . Malek koltukta oturmuş sinirden damarları belirginleşmişti.

‎

‎"Beni çağırmışsınız bir sorun mu oldu?"

‎

‎"Evet Tom bir sorun oldu"

‎

‎Malek masasından kalktı ve Tom'a doğru yürümeye başladi ne olduğunu anlamadan boğazından tuttu ve duvara sert bir şekilde yasladı

‎

‎"Ah kıymetlim başından beri bilmediğimi mi zannediyordun? Bu kadar aptal olmazsın."

‎

‎Ne diyeceğinii bilemedi en başından beri belliydi bu adam tehlikeliydi boğazındaki eli Tom'un çenesine doğru gitti çenesinii sıkıca kavradı ve kendine çekti çok yakındılar.

‎

‎"Birşey söylemeyecek misin kıymetlim?"

‎

‎Bir süre konuşmadı tam konusacakken Tom'un kolundan tutup yukardaki odalara götürdü oradaki odalar kilitliydi ama bu sefer kilitli değildi kapıyı açtı ve Tom'u direkt yere savurdu .

‎

‎Tom'u kolayca kavradı ve yataktaki zincire bağladı karşı koymaya çalıştı ama yapamadı.

‎

‎"Şimdi n'olacak beni hep burda mı tutacaksın?"

‎

‎"Evet kıymetlim benim olana kadar seni burda tutacağım."

‎

‎"Ne demek istiyorsun bırak beni ."

‎

‎Dudaginin kenarı hafif kıvrıldı ve Tom'un hiç beklemediği bir anda yumruğunu sert bu sekilde yüzüne yapıştırdi ve onu bayiltana kadar dövmeye başladı.

Bölüm sonu

2 yorum