
Dağın tepesindeki yaratık hareket ettiğinde dünya sanki nefesini tuttu.
Arven gözlerini kırpmaya cesaret edemiyordu.
Siyah siluet kanatlarını açmıştı. Kanatlar öylesine büyüktü ki ay ışığının yarısı karanlığa gömülmüş gibiydi. Yaratığın gözleri ise iki kızıl kor parçası gibi gecenin içinden parlıyordu.
Köydeki köpekler ulumaya başladı.
Evlerin kapıları açıldı.
İnsanlar meydanda toplanmaya başladı.
Kadın küfür etti.
"Geç kaldılar."
"Kim?"
"Karanlığı fark edenler."
Arven ona baktı.
Kadının gözlerinde korku vardı.
Gerçek korku.
Bu durum Arven'ın içini daha da ürpertti. Çünkü karşısındaki kişi birkaç dakika önce başka bir dünyadan çıkmış gibiydi. Böyle birinin korkması iyiye işaret değildi.
Gökyüzünde yeni bir gürültü yükseldi.
Bu kez yıldırım sesi değildi.
Kanat çırpışlarıydı.
Dağın zirvesindeki yaratık havalandı.
Yeryüzünün üzerine devasa bir gölge düştü.
Kadın Arven'ın kolunu yakaladı.
"Koş."
"Ne?"
"Şimdi!"
Tam o anda yaratığın ağzı açıldı.
Ama ateş çıkmadı.
Gökyüzünden siyah bir ışık indi.
Köyün dışındaki tarlalar ışığın değdiği yerde kül oldu.
Ağaçlar çürüdü.
Toprak parçalandı.
İnsanların çığlıkları geceyi doldurdu.
Arven donup kalmıştı.
Kadın onu sürüklemeye başladı.
"Bu bir Gölge Ejderi değil. Daha kötüsü."
"Kötüsü mü olur?"
Kadın cevap vermedi.
Meydanın kenarına ulaştıklarında yaşlı köy reisi karşılarına çıktı.
Elinde eski bir av tüfeği vardı.
"Sen de kimsin?" diye bağırdı yaşlı adam.
Kadın onu görmezden geldi.
"Arven, dinle."
"Ne?"
"Birkaç dakika sonra burada hiçbir şey kalmayacak."
"Annem..."
Kadın sustu.
Arven'ın gözleri büyüdü.
"Annem evde."
Kadın gözlerini kapattı.
"Gitmeye çalışırsan ölürsün."
"Onu bırakamam!"
Kadın bir an tereddüt etti.
Sonra elini Arven'ın alnına koydu.
Bir anda görüntüler zihnine doldu.
Yanan şehirler.
Parçalanan dağlar.
Karanlık ordular.
Gökyüzünde yürüyen devler.
Ve siyah bir taht.
Tahtın üzerinde oturan yüzsüz bir kral.
Arven dizlerinin üzerine çöktü.
Nefesi kesilmişti.
Kadın elini çekti.
"Ben bunları yaşadım."
Arven başını kaldırdı.
"Ne?"
"Üç bin yıl önce."
Sessizlik oldu.
Köyün üzerinde ölüm çığlıkları yankılanıyordu.
Ama Arven sadece kadına bakıyordu.
"Üç bin yıl önce mi?"
"Benim adım Lyra."
Kadın derin bir nefes aldı.
"Ve ben son Ölümsüz Muhafızım."
On dakika sonra köy yanıyordu.
Avelor artık yoktu.
Arven son kez arkasına baktı.
Duman gökyüzüne yükseliyordu.
Çocukluğunu geçirdiği ev.
Babasının mezarı.
Annesinin bahçesi.
Hepsi alevler içindeydi.
İçinde büyüyen boşluk tarif edilemezdi.
Lyra sessizce yürüyordu.
Sabaha kadar konuşmadılar.
Güneş yükselmeye başladığında karşılarına devasa bir orman çıktı.
Ağaçların boyu yüz metreyi aşıyordu.
Gövdeleri taş kadar sert görünüyordu.
Dalların arasında altın renkli sis dolaşıyordu.
Arven ürperdi.
"Burayı biliyorum."
Lyra başını salladı.
"Hayır. Bildiğini sanıyorsun."
Ormanın girişinde kırılmış bir taş kemer duruyordu.
Üzerinde unutulmuş bir dilde yazılar vardı.
Arven yazıları okuyamıyordu.
Fakat tuhaf bir şekilde anlamlarını hissedebiliyordu.
Buraya giren geri dönemez.
"Bu yer neresi?"
Lyra gölgelerin içine baktı.
"Bütün krallıkların korktuğu yer."
"Adı ne?"
Kadın cevap verdi.
"Yasak Orman."
Tam o sırada ağaçların arasında iki ışık belirdi.
Sonra dört.
Sonra onlarca.
Arven önce ateş böcekleri sandı.
Sonra ışıkların göz olduğunu fark etti.
Yüzlerce göz.
Karanlığın içinden onları izliyordu.
Derinlerden hırıltılar yükseldi.
Lyra kılıcını çekti.
Mavi ışık saçan uzun bir kılıçtı bu.
"Arkamda dur."
Arven'ın kalbi hızlandı.
Ormanın içinden devasa bir yaratık çıktı.
Kurt görünümündeydi.
Ama normal bir kurttan beş kat büyüktü.
Gümüş kürkü vardı.
Gözleri ise insan gibi zekiydi.
Ardından bir tane daha çıktı.
Ve bir tane daha.
Kısa süre içinde yirmiden fazla kurt onları çevreledi.
Arven yutkundu.
"Kaçacağız mı?"
Lyra'nın yüzünde beklenmedik bir ifade oluştu.
Şaşkınlık.
Çünkü kurtlar ona değil...
Arven'a bakıyordu.
Lider olan kurt yavaşça yaklaştı.
Ve herkesin duyabileceği şekilde konuştu.
"Efsaneteki işaret geri dönmüş."
Arven'ın dizleri titredi.
Çünkü konuşan bir kurt görmek yeterince korkutucuydu.
Ama kurdun söylediği şey daha korkutucuydu.
"Tahtın Varisi sonunda ortaya çıktı."