Sabah saatin alarmıyla uyandım. Kalkmak istemesem de bugün iş görüşmesinin yemeği olacaktı. İsteksiz isteksiz kalktım yatağımdan. Banyoya gidip elimi yüzümü yıkadım ve tekrar odama gelip yatağımı topladım. Mutfağa geçip kendime bir şeyler hazırladım ve kahvaltımı yaptım. Masayı toplayıp dizüstü bilgisayarlarımı aldım ve salona geçtim. Bir şeyler izlemeye başladım. Sonra mutfağa gidip kendime bir kahve yaptım ve bu sefer de biraz kitap okudum. Bugün hiç bitmeyecek gibi geliyordu. Böyle böyle kendimi oyaladım. Saate baktığımda yemeğe bir buçuk saat kalmıştı. Hızlıca banyoya girip duş aldım banyodan çıkınca saçlarımı kuruladım ve üstümü giymeye gittim. Önceden hazırladığım siyah elbisemi aldım ve giydim. Saçlarıma fön çektim ve saçımı açık bıraktım. Birazda makyaj yaptım sonra çantamı alıp ayakkabımı giydim ve dışarı çıktım. Araba anahtarıyla arabayı açtım ve sürücü koltuğuna geçtim, patronun bana attığı konuma girdim ve yola çıktım. Yolda giderken bir trafik vardı normalde buralarda çok nadiren trafik olurdu. Trafik yoğunluğundan mı yoksa kaza falan mı oldu bilmiyorum. Başımı sağa sola çevirip neler olduğuna bakmaya çalıştım ve görebildiğim tek şey simsiyah giyinmiş sekiz adam. Sanki birisini arıyorlardı. Bütün arabaların bir plakalarına bir telefonlarına bakıp bir birlerine olumsuz bir şekilde kafa sallıyorlardı. Sıra benim arabaya geldi bir adam yanıma gelip camı açmamı istedi. Aslında korkmamışta değildim sonuçta çünkü polise falan da benzemiyorlardı. Dedikleri gibi camımı açtım ve yanıma gelen adama baktım maskesi vardı sadece gözleri görünüyordu. Beni görünce nedense duraksadı yüzümü inceledi. Konuşmadı sesiz kaldı taki ben onu konuşturana kadar:
-"Buyurun?"
-"A-a şey... arabanızı kontrol etmemiz lazım."
-"Siz kimsiniz?"
-"A-a şey biz-"
Tam konuşacaktı ki arkadan başka bir adam geldi ve onun sözünü kesti:
-"Bizim kim olduğumuz seni ilgilendirmez küçük bayan."
Küçük mü? O bana küçük mü dedi? Kendini ne sanıyor bu adam. Ona cevap vermedim. Arkadan bir ses daha geldi:
-"Hyung!"
Sürücü koltuğunun yanında olan adam o tarafa baktı. Ona seslenen diğer adam onay vermişçesine kafasını salladı ve o adam tekrar bana döndü:
-"A şey yanlış anlamayacaksanız isminizi öğrenebilirmiyim?"
-"Mi Roo. Kang Mi Roo." (Mi Ru)
Adam gülümsedi ve karşısındaki adama bakıp başını salladı ve yolu açtı gitmeden önce bana ismimi soran adama ben de onun ismini sordum:
-"Sizin isminiz nedir?"
-"Bangchan" dedi.
Gülümsedim el sallayarak oradan ayrıldım nasıl bu kadar samimi olabilirdi? Ayrıca ağzını fala görmesem de gözleri çok güzeldi. Ne! Ne diyorum ben kendi kendime her neyse birazcık geç kalsam da restorana vardım. Arabadan indim ve içeri ilerledim.
👇🏻Mi Roo'nun giydiği elbise👇🏻

👇🏻Bangchan👇🏻

👇🏻Felix👇🏻

👇🏻Hyunjin👇🏻

👇🏻I.N.👇🏻

👇🏻Seungmin👇🏻

👇🏻Minho👇🏻

👇🏻Han👇🏻

👇🏻Changbin👇🏻





