-"Bangchan babana karşı saygılı ol."
-"Sana 'BABA' diyecek kadar yüzsüz değilim. Ama sen bana kendi aileni öldürüp, bana saygılı ol ben senin babanım diyecek kadar iki yüzlüsün."
Artık ağlamıyordum, onun için değil annem ve kız kardeşim için gözyaşı döktüğümden emindim.
-"Ama artık kaçamazsın."
-"Ah öylemi Bangchan."
O adam birden çok hızlı bir hareketle Mi Roo'nun elindeki silahı aldı. Mi Roo'yu kendine çekti başına silahı dayadı ve yanında birden beliren adamın elinde de Jae-hyun'a dayanmış bir silah vardı.
-"Mi Roo, Jae-hyun."
Bağırmanın anlamı yoktu yine o adam konuştu:
-"Seçimini yap Christopher Bang."
Hem erkek kardeşim hemde sevdiğim kızın başına silah dayatılmış ve benden seçim yapmamı istiyordu. Ayrıca onların ikiside çocukluk arkadaşıydı, ben şaşkınlık içinde sadece olan biteni izliyordum. Be yapacağımı bilmiyordum. Mi Roo konuştu:
-"Bangchan eğer Jae-hyun'u almayıp beni alırsan seni kendi ellerimle öldürürüm."
Hemen ardından Jae-hyun konuştu:
-"Abi eğer Mi Roo'yu almayıp beni alırsan ben seni öldürürüm."
Changbin bağırdı:
-"Hyung! Ne yapacağız?"
Hemen ardından cam kırıldı içeri Soo-min ve gizli üyeler girdi. Her şey çok hızlı gelişti Mi Roo ve Jae-hyun kurtulmuştu koşarak onlara sarıldım. Soo-min yanında polislerde getirmişti sonunda o adam tutuklanmıştı. Herkes birbirine sarıldı hatta Mi Roo mutluluktan ağladı. Hepimiz aşağı indik ve o bir zamanlar baba dediğim adamın polis arabasına binmesini izledik. Annemi öldürmesi, kız kardeşimi öldürmesi ve daha birçok kişiyi öldürmesinden dolayı içimdeki hırs hala geçmemişti ama başarmıştık.
Mi Roo'nun dediği gibi elimiz boş dönmemeliydik elimizde büyük bir zafer vardı.




