Bu ses... O olmaması için dua ediyordum. Yavaşça arkamı döndüm. Bu... Bu oydu.
Herkes silahını ona doğrulttu. O konuştu:
-"Bangchan, oğlum. Babana böylemi davranacaksın?"
Gözyaşlarımı durduramıyordum. Hala şokun içersindeydim. Onun olduğuna inanamıyordum, nasıl? Nasıl bu kadar kalpsiz, duygusuzdu? Nasıl? O... benim üvey babamdı.
-6 YIL ÖNCE-
Baba... gözyaşlarım her saniye akıyordu. Babam... o ölmüştü. Tabutun önünde ben, kız kardeşim, erkek kardeşim ve annem.
-"Baba... bizi bırakmayacağına söz vermiştin" dedim, hala göz yaşlarım akarken.
✨️
Babamın mezarının önündeydik, elimdeki çiçekleri bıraktım mezarına. Benim adım Christopher Bang.
-Şimdiki Zaman-
-"Sen..."
-"Evet, Christopher Bang. Ben senin üvey baban ve ayrıca katilin gerçek kimliğiyim."
-"Bana asla o adımla seslenme bana o ismimle sadece babam seslenir" dedim burnumdan soluyarak.
-"A-a ben senin baban değil miyim?"
-"Gerçek Babam."
-"Her neyse Bangchan, buraya benim tarafıma katılmak için mi geldin?"
-"Asla."
-"Neden buradasın o zaman?"
-"Sonunu getirmek için."
O babam dediğim adam sinir bozucu bir şekilde kahkaha attı.
-"Ahh Bangchan ah. Acaba senin mi sonun gelecek, benim mi?"
-"Seni gebertmeden önce birkaç soru soracağım."
-"Ne soracaksın?"
Tekrar gözlerimden yaşlar akmaya başladı ne zaman bu olayı düşünsem hep ağlıyordum. O pislikle sanırım son konuşmamızdı o yüzden ona her şeyi soracağım.
-"Neden... baba neden annemle kardeşimin canına kıydın?"
Hızla elimin tersiyle göz yaşlarımı sildim. Mi Roo'nun elindeki silahı hala babama doğru tutuyordu. Yavaşça yanıma geldi ve konuştu:
-"Bangchan iyi misin?"
-"Mi Roo bu seferlik siz karışmayın. Aile meselesi."
Mi Roo başını olumlu şekilde salladı. Herkes yavaşça silahlarını Babamın üzerinden çektiler. Bağırdım:
-"Konuşsana be adam. "
-"Bangchan benim işim bu insanları öldürmek."
-"Neden hala hayatta olduğunu anladım."
-"Bangchan babana karşı saygılı ol."
-"Sana 'BABA' diyecek kadar yüzsüz değilim. Ama sen bana kendi aileni öldürüp, bana saygılı ol ben senin babanım diyecek kadar iki yüzlüsün."




