İçeriğe geç

Gölge

Bölüm 4 · 3 dk okuma

Gölge

Bölüm 4

" NİLAY "

Başım sallanıyor bu su sesi nereden geliyor, konuşma uğultuları duymaya başladım gözlerimi araladım birbirine girmiş saç tutamları arasından etrafa baktım. Üzerimde paçavralar biri beni eski bir battaniye ile sarmış etrafta koşuşturmacalar var gözlerimi açamadım bir türlü, başımda duran birileri var konuşmaya başladılar.

X: Bu da sonuncusu bu nereye paşam.

Paşam mı ne demek bu hangi devirdeyiz bu nasıl bir ağız. Daha kalın ve ağır bir ses yanıt verdiği an ortamdaki gerginlik arttı

X: Kadın hekim çağırın şanslıysa hizmetkâr olarak saraya alın.

Hafif bir sessizlikten sonra ağır ve silah tutmaktan nasırlaşmış bir el çenemi nazikçe tuttu yüzünü sağ ve sola çevirdikten sonra konuştu.

X: Daha da şanslıysa hareme hediye olarak yollayın.

Harem mi.? O ne demekti ki.? Ve yine gözlerime derin bir karanlık çöktü etrafta dönüp duran uğultular, sonunda kesilen sarsıntı ve sonunda dizgin bir dinginlik, kavurucu sıcağın arasından bazen sızan hafif soğuk serap ve arada bir sıçrayarak uyanmama sebep olan çığlık sesi.

Bilinç akışı kendine geliyor.

Biri narin dokunuşlarla gözlerimde birikmiş ve kurumuş olan çapakları temizlemeyi bitirince beni hafifçe sarstı.

X: Hatun... Hâtûn...

Titreyen göz kapaklarımı yavaşça araladım, karşımda soluk tenli, zayıf, yeşil gözlü zarif bir kadın duruyordu bana tahta bir kase ve bir kaşık uzattı

X: Ye uzun zamandır açsındır hem her derde de devadır.

Elime kase ve kaşığı tutuşturdu. Kalktı ve küçük taburenin üstündeki bezi ve su dolu kaseyi aldı demek ki o serinlik bunun sebebiydi peki çığlıklar da benim miydi.? Neden.? Kafamda oluşan sorulardan kaşlarımı çatmıştım ki hanımefendi sordu.

X: Ne o sevmez misin.?

- Siz kimsiniz.?

X: Hekimim ben yavrucağız.

Yüzümde oluşan anlamsız ifade yüzünden olacak ki kadın devamını şu şekilde getirdi.

X: Yani ben insanları tedavisi ile ilgilenen kişiyim sizin oralarda ne denir... Imm... Hah.! Evet şifacı.

- Hıhım evet...

Kafamı salladım kadın elindekilerle kocaman tahta kapıdan dışarı çıktı.

O an etrafımı fark ettim burada tahtalar ve taşlar vardı, göz yakan ışığın geldiği şapele benzer kocaman pencereler.

Karnımın grurultusu yükseldiğinde açlığımın farkına vardım ve kaseye odaklandım bu yoğurt ve meyve karışımıydı kocaman kocaman kaşıklayarak yemeye başladığımda hekim kadın geri geldi, şiş yanaklı halimi görünce yüzünü ince bir tebessüm kapladı ve bunu narin eli ile kapattı utanmıştım bunu fark edince kendini yavaşlattı ve işine devam etti.

Bitirdikten sonra kaseyi yatağın başındaki komidinin üzerine bıraktım.

Hekim Kadın: Sana bir ilaç hazırlıyorum her yemekten önce bir bardak suya 3 damla ve 2 gün tekrarladıktan sonra kontrole gel anladın mı.?

- Ben nerdeyim.?

Hekim Kadın: Sen bana, ben sana.

- Tamam

Hekim Kadın: Pekâla düzenli kullanacağına söz ver.!

- Söz, herşeyi anladım. Bir bardak suya 3 damla 2 gün sonra kontrole.

Hekim kadın: Ben Nilay Hatun, Barbaros Hayrettin Paşa'nın konağındasın, Seni en son çıktığı deniz seferinden köle olarak buraya getirdi burada sağlığınla ilgilenirdi ve konakta hizmetkâr olmana kanağat getirildi. Ben buranın baş hekimiyim

Her söylediği bir kelimeden sonra ağzım yavaşça açılmaya devam etti.

Bu nasıl bir saçmalık biri bana eşşek şakası mı yapıyor neler oluyor ben buraya nereden düştüm.

Başımı tutup hatırlamaya çalıştım en son ne olmuştu da ben kendimi burada bulmuştum.

Nilay Hatun acele ile yanima koştu

Nilay Hatun: Sıkma kafanı, yine çığlık atmada aman diyim bu sefer paşam kelleni kesin alır zaten zor ikna ettik.

- O çığlıklar benim miydi.!?

Nilay Hatun: Heralde etrafına bak başka hasta görüyor musun.?

Bu cevabı beklenmeyen bir soruydu.

Şimdi ne yapacaktım.? Neden buradaydım.? Geri dönebilecek miydim.? Kendi başımın çaresine burada bakabilecek miydim.? Bu sorular göz yaşını beraberinde getirmişti...

Bölüm sonu

4 yorum