Tüm gün bir daha Reece'yi görmedim zaten birlikte dersimizde kalmamıştı son saatlere ulaşırken Bay Torres derse gelmemişti bende fırsattan istifade Reece'nin baktığı kitaba bakmak için kütüphaneye gitmeye karar verdim.
Kapıya geldiğimde içeriden sesler geldiğinden gerildim bu saatte hâlâ ders mi vardı.? Neyse ki ders işlenen bölüm kapının görüş alanına girmiyordu bu yüzden kapıdan yavaşça ses çıkarmadan sıyrılarak geçmek zorunda kaldım hızlı ve minik adımlarla F bloğa doğru ilerledim geldiğim an içimde büyük bir ümitsizlik çukuru oluştu o raftaki neredeyse bütün kitaplar haki rengindeydi o zaman kitabı nasıl bulacaktım.? Hem içinde ne yazıyordu ki.?

Bir ipucu yakalama umudu ile Reece'nin durduğu yeri hatırlamaya ve kitap sayfalarını kurcalamaya başladım neredeyse bütün rafı bitirmiştim zil sesini duyunca panikledim ve öğrenciler çıkana kadar görünmemek için rafların arasından kütüphanenin dibine doğru ilerledim fark etmeden kütüphanenin arşiv bölümüne geldiğimi gördüm tepemde kirden artık sarı görünen ve garip ritimlerle yanıp sönen ışık altında hâlâ bilgisayara geçirilmeyi bekleyen arşivler vardı. Aklıma şu soru takıldı Reece son zamanlarda kitap kaydı yaptırmış mıydı.? Dosyaları kurcalamaya başladım sıra sıra çekmece karıştırırken sonunda R harfini bulmuştum parmaklarım hızla kağıtların arasında kayarken bir anda üzerimden hafifçe bir titreme geçti kulaklarım suyun altına girmiş gibi oldu o an derin bir nefes alış sesi duydum. Sırtımdan bir ürperti koştu birinin keskin bakışlarını üzerimde net bir şekilde hissetmeme rağmen kütüphanede kimse yoktu. Kafamda kör düğüm olmaya başlayan soru yumağı ile birlikte oradan hızla ayrıldım. Kafamdaki o hengamede koşa koşa dışarı çıktığımı fark etmemişim giderken Joe beni kolumdan tuttu
• Ne bu acele, sakin bizide bekle Sally'e gitmek için bu kadar heyecanlı olacağını düşünmemiştim.
Garip bir şekilde kafamı salladım beni omzumdan tuttu ve söğüt ağacının altında bizi bekleyen çocuklara doğru yöneldik.
Bir kaç dakika sonra Sally'nin evinin sokağına döndüğümüz an kapıları kapanan bir ambulans gördük ve Madam Wilson'nın hıkçırıklarla ağlama sesi duyuldu, bedenimi saran bir histeri ve kafamı yere çarptım işte bunlar son hatırladıklarım...
